TÜRK MİLLETİ/ULUSU DİKKAT
Avrupalı-İngiliz basınında Atatürkün ölümü!

9, 10 ve 11 Kasım 1938 tarihli İngiliz gazeteleri Atatürkün ölümüne çok geniş yer ayırdılar. Yazılanların tamamını, Londranın ünlü Britanya Kütüphanesinin Gazeteler bölümünde okudum, bazılarının foto kopyalarını aldım. Sizlere burada, bunlardan ancak çok kısa alıntılar ve çok kısa özetler sunabiliyorum. Bu yazıları okurken, göz önünde tutmanız gereken en çarpıcı gerçek şu olmalıdır: Atatürk, başını ünlü Churchillin çektiği gururlu İngilizlere, Çanakkalede yenilgiyi tattıran askerdir. Kurtuluş Savaşını, İngilizlerin temsil ettiği Emperyalizme karşı vermiş olduğunu ilan eden devrimcidir. Aşağıda da göreceğiniz gibi, Atatürk, İngilizlerin eski düşmanımız dediği kişidir.
The Times, 11 Kasım 1938
Başkan Atatürk başlığı altında, 1919dan başlayarak Atatürkün başarılı hayatı anlatılmakta ve Türkiyenin tarihi, onun hayat öyküsüdür denilmektedir. Cesareti, vatanseverliliği, kararlılığı, ilkelerinden ödün vermeyişi vurgulanmakta, dine dayalı eski yönetimi yıkarak laiklik ilkesine dayanan çağdaş Türkiyeyi nasıl kurduğu ve devrimleri nasıl gerçekleştirdiği uzun uzun anlatıldıktan sonra şöyle denilmektedir:
O, Avrupanın Hasta Adamının cenaze hazırlığı içinde olan çok sayıda Avrupa devletine, nasıl büyük bir yanılgı içinde olduklarını gösterdi. Türk halkının içinde, bir liderin işaretini bekleyen patlamaya hazır bir volkanın bulunduğunu tüm dünyaya kanıtladı. O, İngiltere ve Yunanistan gibi eski düşmanlarıyla sonradan dost olmayı da başarmış bir liderdi.Onun liderliğinde Türk diplomasisi başarı üstüne başarı kazandı. Bir zamanlar Avrupayı rahatsız eden bir devleti, Avrupanın değerli ve ilerici bir üyesi konumuna getirdi ve Avrupanın temel politikalarının saptanmasında söz sahibi yaptı. Türk halkı, bu herkesi şaşırtan liderinin yerini dolduracak kişiyi kolayca bulamayacaktır.Yazı, daha sonra şöyle devam ediyor:Latin harflerinin kabulü, kadınların medeni haklarına kavuşması, devlet yönetim biçiminin temelden değiştirilmesi, yepyeni tarım yöntemlerinin uygulamaya koyulması ve toplumun tüm hayatını etkileyecek çağdaş hukuk sisteminin getirilmesinde hep halkın desteğini aldı.Atatürkün bu büyük devrimlerini gerçekleştirirken, zaman zaman yıkıcı bir muhalefetle karşılaştığı ve bu muhalefeti bir savaşçı liderin acımasızlığı ve kararlığıyla bastırdığı da doğrudur. Bazı Batılı liberallerin, onun uygulamış olduğu dayatmacı yöntemlerden ve kurup liderliğini yaptığı tek parti sisteminden hoşnut olmadıkları da doğrudur. Ancak, uygulamada bazı ayrıntıları ve yöntemleri hedef alan bu eleştiriler, şu büyük gerçeği asla gölgeleyemez: Atatürkün uyguladığı devrimler, kadını ve erkeği ile tüm Türk halkına, nesiller boyu tadamadığı özgür, güvenli, sevinçli ve coşkulu bir hayatı sağladı.

Avrupa, savaşların ve ihtilallerin karmaşası içinden sivrilip çıkan çok sayıda lider görmüştür. Ama bu liderlerin hiçbirisi Atatürkün karşılaştığı güçlüklerle karşılaşmamış, Atatürkün kazandığı başarıları kazanamamıştır. O, halkını yas içinde bırakıp gitti. Şunu Türk halkının bilmesi, belki acılarını bir derece azaltacaktır. Bu ülkenin insanları olarak bizler, eskiden karşısında olduğumuz Türkiyenin bugün dostuyuz. Bizler, yenilmesi imkansız bir düşman olarak gördüğümüz Atatürke hep hayranlık duyduk. Şimdi, böyle büyük bir insanın ölümüyle Türkiyenin ve Avrupanın büyük bir kayba uğradığını derin üzüntüyle ifade ediyoruz.
Bu uzun yazı, şu sözlerle bitiyor:Sonunda, bu şaşırtıcı adam öldü. Kararlılığı, cesareti ve bitip tükenmeyen enerjisi ile önce Türkiyeyi düşmanlarından kurtardı ve sonra öylesine büyük ve köklü toplumsal ve siyasal devrimler yaptı ki; bu devrimleri ancak Büyük Petro ve Leninin Rusyada halklarına dayatmış oldukları devrimlerle karşılaştırabiliriz. Onun bir asker, bir örgütçü ve bir yönetici olarak modern Türk tarihinde bir benzeri yoktur. Hatta, eski Osmanlı Sultanları arasında bile onun bir eşi bulunmamaktadır.Atatürkün başarıları, Türkleri bir Avrupa ulusu konumuna getirdi. Yakın Doğunun tarihini o değiştirdi. Kim bilir, belki İslamın evrim geçirmesinde belirli bir etki yapmış olduğu da ileride kanıtlanacaktır.
Daily Express, 11 Kasım 1938

Haremi Kaldıran Adam başlığı altında, Atatürk sözcüğünün Türklerin Babası anlamına geldiği belirtilerek başlayan yazı şöyle devam ediyor:
Atatürk şimdiye kadar birçok kez ölüm tehlikesi geçirmişti. Yıllar önce yakalandığı bir hastalıktan ölmüş olabilirdi. Bir İngilizin, bir Yunanın, hatta bir Türkün kurşunuyla da ölmüş olabilirdi. Altı yıl önce, İngilterenin Türkiye Büyük Elçisi Sir George Clerk ile ölüm konusunu konuşurken Atatürk şöyle der:
- Eğer ben ölürsem, yerimi alacak bin kişi var!
Sir George Clerk, ince bir diplomasiyle cevap verir:
- Ekselansları, bin kere abartıyorsunuz!
Önümüzdeki birkaç hafta, Türkiyede kimin doğru olduğunu ortaya çıkaracaktır.
Yazının bundan sonraki bölümünde, Atatürkün çocukluğu, okul yılları ve gençliği ayrıntılı olarak anlatılıyor. Birinci Dünya Savaşının başlamasından sonra Mustafa Kemalin yıldızının parladığı belirtiliyor ve yazı şöyle sürüyor:

Çanakkale Savaşlarını o kazandı. Bu savaşlarda Mustafa Kemal, modern savaş yönteminin tüm kurallarını yıktı. Tıpkı ulusunun eski savaşçıları gibi, birliklerinin başında savaşa girdi ve onları İngilizlerin üzerine hücum ettirdi.
The Daily Telegraph, 11 Kasım 1938
Modern Türkiyenin Yaratıcısı başlığı altında Atatürkün ölüm haberi verildikten sonra şunlar yazılmıştır:Bizim neslimiz, birçok ulusun yön ve rejim değiştirdiğine, birçok güçlü liderin çok kısa bir süreçte iktidara yükseldiğine tanık olmuştur. Ancak, tarihteki büyük başarılar gözden geçirilecek olursa, Kemal Atatürkün yeniden bir ulus ve devlet yaratması kadar göz kamaştırıcı bir örneğin bulunmadığı görülecektir.
Atatürkün askeri başarıları ne kadar çarpıcıysa, Türkiyenin doğuşunda gösterdiği başarılar daha da büyük boyutlardadır. Türkiyenin geçmişteki halini bilenler için, Atatürkün köklü reformlarıyla Türk sosyal hayatını temelden değiştirebilmiş olması tam bir mucizeydi.Büyük Petro dahi Rusyada böylesine kökten reformları göze alamamıştı.Atatürkün gerçekleştirdiği en şaşırtıcı reform, Türk kadınını özgürlüğe kavuşturması, ona tüm medeni hakları vermesiydi. Dünyada hiçbir ülkede kadınlar böylesine ani bir ilerleme gösterememişlerdi.Dün İstanbulda 58 yaşında ölen Türkiye Cumhuriyetinin Başkanı Kemal Atatürk, tarihe şöyle geçecektir: Türkiyeyi 1922de Yunan işgalcilerinden kurtaran, ülkesine Büyük Devletlerin yanında moral ve diplomatik eşitlik sağlayan, geçmişteki Padişahların Hıristiyan tabasını Devletten süpürüp atan lider.Yazının bundan sonraki bölümünde, Atatürkün Kurtuluş Savaşı sırasındaki başarıları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu, laiklik başta olmak üzere gerçekleştirdiği devrimler anlatılmakta ve şöyle devam edilmekte:Kemal Atatürk hiçbir zaman kişisel bir çıkar elde etmeyi düşünmedi. Halkının ve ülkesinin çıkarlarına ters düşecek biçimde davrananların amansız düşmanı oldu. Ülkesinin bulunduğu bölgede barışın tartışmasız en büyük önderliğini yaptı. Türkiyeyi kendi ayakları üzerinde kaldırıncaya kadar bir demir yumruk gibi davrandı. Ama, amacına vardıktan sonra eski düşmanlıklar onun ufkun karartmadı. O, hep ileriye baktı. Bir zamanın en büyük düşmanlarıyla, örneğin Yunanlılarla barış yapmasını, onlarla dost olmasını bildi.Yazının sonunda , Atatürkün Çanakkale Savaşlarında İngilizlere karşı nasıl zafer kazanmış olduğu bir kez daha vurgulanıyor ve İngiliz Kraliyet Hanedanından bir dükün, 8. Edwardın, tarihte ilk kez Atatürkün zamanında Türkiyeyi ziyarete gitmiş olduğu anımsatılıyor.

KÖKTÜRKLER TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR DEMEKTEDİR!GÜNÜMÜZDE BİR DE ÜLKEDE KRALDAN ÇOK KRALCI CİBİLLİYETSİZ YALAKALARA BİR BAKALIM! Yukarıda, Atatürkün ünlü düşmanlarının yetmiş yıl önce yazdıklarını okudunuz.Günümüzde, AB Mandacısı işbirlikçilerin yazılarını okumaktansa, onların sözde belgesel filmlerini izlemektense, Atatürkün düşmanlarının yazdıklarını okumak daha sağlıklı değil mi?İŞTE BİR ÖRNEK;
AB-Avrupa Birliği Mandacısı Bir Savcı!

17 Ekim 2008 tarihli Taraf gazetesinde, Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel şunları yazdı:***Avrupa Birliği sürecinin önünü kesmeye yönelik çabalar gerçek bir irticadır. Bu saatten sonra buna askerin de gücü yetmez hükümetin de.***Eğer Türkiye Cumhuriyeti hükümeti AB sürecini durdurmaya karar verirse, hangi güç sen bu süreci durduramazsın diyebilir?Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisinin içinden çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, sen bu süreci durduramazsın diyebilecek güç, Türkiye Büyük Millet Meclisinden daha güçlü ve yetkili demektir.
TBMM den üstün olan güç, Türk milletinden de üstündür.TBMM den ve Türk milletinden daha büyük güç kimlerin elindedir?Burada aklınıza hemen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) gelebilir.Ama savcı, o olasılığı da hemen ortadan kaldırıyor, askerin de gücü yetmez diyor!Peki, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden, TBMM den, Türk milletinden ve TSKdan daha üstün olan güç nedir, kimlerin elindedir?İşte tüm bu soruları, savcı Ahmet Gündele yazılı olarak sordum.Yanıt vermedi. Aynı sorularımı birkaç gün sonra yine sordum, yine yanıt vermedi.Sözü uzatmaya gerek yok.Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, bir AB/Avrupa Birliği Mandacısı, bir ABD uşağıdır. İçimizdeki okumuş işbirlikçilerinden biridir, bir Truva Atıdır.İçimizdeki irlandalılardandır!Türk vatanına ve milletine en büyük ihaneti, Ahmet Gündel gibi omurgasız aydınlar yapmıştır, ağzı açık Avrupa budalası bazı popüler köşe yazarlarının iddia ettiği gibi göbeğini kaşıyanlar değil!
ANLAYANA!ANLAMAYANA İSE KÖKTÜRKLER AŞAĞIDAKİ DEYİMİ TAVSİYE EDER;

Yılmaz Dikbaş
Yazar
K Ö K T Ü R K L E R