SAHTE ERMENİ SOYKIRIMI-TÜRKÇE

DÜNYANIN VE İNSANLIĞIN
GÜVENLİĞİ-HUZURU-BARIŞI İÇİN

-TARİHİ GERÇEKLERDE ERMENİ SORUNU-

ERMENİLERİN TÜRK,KÜRT VE KAFKASYALI MÜSLÜMANLARA YAPTIĞI KATLİAMLAR
 
VE
GÜVENLİ TEHCİR /GÖÇ OLAYI
 
Hazırlayan :
SERHAT KUNAR -Tarih araştırmacısı /Yazar - ANTALYA
  
Destek veren Kurum ve Kuruluşlar
KÖKTÜRKLER Tarih,bilgi kültür araştırmaları-Gönüllü Düşünce Platformu
Bilgetürkler sivil araştırma platformu(NGO)
 -Antalya Dayanışma Platformu Sivil Toplum Örgütleri
-Kuvva-i Milliyeciler
-TÜRKBİR sivil toplum platformu
 
 
 
 ÖNSÖZ
 
Bu kitap,
Arşiv belgelerinin ışığında – duygusallıktan, propagandadan uzak, Akıl – Bilim ve insani değerlere bağlı olarak,
TARİHİ GERÇEKLERİ,
Tüm insanlığa ve Dünya kamuoyuna duyurmak için hazırlanmıştır.
İNSANLIĞIN HUZUR VE GÜVENİ ADALETLE;
ADALET İSE, DOĞRU VE GERÇEK BİLGİYLE SAĞLANIR.
 
TÜRKLER ;
- Gençlerini sevgi ve adalet hisleriyle yetiştiren,
- Hakkı – Hukuku savunan ve uygulayan,
- Dil – Din – Irk ayrımı yapmayan,
- İnsani değerlere saygılı,
  ERGENEKONDAN BAŞLAYARAK
  Mevlanadan - Bektaşiye,
  İbn-i Sinadan – Ahmet Yeseviye
  Tüm insanları kucaklayan Asil Bir Millettir.
 
Bu eser, ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ ve ASİL RUHLARINA ARMAĞANDIR.
 

ERMENİLERİN TARİHÇESİ
 
A. BAŞLANGIÇTAN GÜNÜMÜZE ERMENİLER
 
Tarihte ermeni adında bir millet yoktur.
 
Batılı tarihçi ve bilim adamlarıyla hatta bazı ermeni yazarlar tarafından da, Ermenilerin etnik kökeni konusunda kesin bilgilerin olmadığı, Kıpçak, Türk, İrani, Arami, Süryani, Gürcü gibi kavimlerin karışımıyla oluştukları varsayılmaktadır. Gürcülere göre Ermeniler, Somehi Deda dan türeyen yani Somehi anadan türeyen güney Kafkasya halkıdır.
Bazı Ermeni tarihçilerin iddia ettikleri Sasuni David türeyiş mitolojisi ise yakın zamana denk gelmekte olup, yöresel bir özellik taşımaktadır.
Ermeni adı Aramice coğrafya adı olup ARMANİA dağlık – platolu bölge demektir. Ermenilerde kendilerini ermeni olarak nitelendirmezler. Ülkelerine HAYASTANİ/HAY ÜLKESİ, kendilerine de HAY derler. Ermeniler hep küçük topluluklar olarak başka kavimlerin coğrafyalarında azınlık olarak bulunup, karıştıklarından Hayastanın sınırları hiçbir dönem belli olmamıştır. Kendilerini mitolojik HAYK soyuna dayandırırlar ve aynı Kıpçak TÜRKLERİ gibi NUH oğlu YAFESin oğlu TOGARMAdan türediklerini iddia ederler.
Bu iddia büyük bir olasılıkla Gürcü tarihi belgelerinde de anlatıldığı gibi Daryal Geçidinden güney kafkasyaya inen ve oradaki halklarla karışan 150.000 kişilik şamanist Kıpçak Türk boylarından alınmıştır.
Bu Kıpçak Türkleri M.S 6.yy dan itibaren Gregoryan Kilisesi tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardır. M.S. 7. yy başlarında ise Türk boylarından Memikoğlu komutasında Avşarlar Erivan bölgesine hakim olmuşlar ve Eçmiadzin Kilisesi tarafından kutsanarak Hıristiyan yapılmışlar, başbuğları Memikiyan adını alarak dağınık ermeni topluluklarını bir araya getirmiş ve ilk ulusal Ermeni kahramanı ilan edilmiştir.
Bugün bile Ermenistanda Memikyan/Memikoğlu ulusal kahraman olarak tanınmaktadır. Günümüzde Ermeni kültür, folklor, müzik, mutfak, töre ve yaşayış tarzında açıkça Kıpçak Türklerinin izleri görülmektedir.
Ermeni dili, Gürcü, Süryani, İrani ve Kıpçak Türk diyalekti özellikleri taşımaktadır. 
Ermeni alfabesinde bulunan 13 adet Göktürk harfi, Gürcü kilise dilinden harfler ile Süryani harfleri onların homojen bir halk olmadıklarının en açık göstergesidir. Bunun dışında Ermenilerin yaşadıkları her coğrafya da, özellikle soyadlarındaki Türkçe kelimelerde dikkat çekicidir.
 
Ermeniler, tarihsel süreç içerisinde yaşadıkları her dönemde komşuları tarafından horlanmışlardır. Önce ARAMİLERin sonra sırası ile Asur, Süryani, Hitit, Kimmer, Makedon, Pers, Yunan, Bizans, Arap ve İranlıların egemenliklerinde yaşamışlar ve adı geçen unsurların kültürlerini alarak sentezlemişler ve böylece günümüz ermeni kültür ve yaşamını ortaya çıkarmışlardır.
 
Tarihe bakıldığında Ermenilerin kendilerini en rahat ve güvenli hissettikleri dönemler Türklerle beraber yaşadıkları dönemdir.
 
ÖNTÜRK boylarından Etrüskler, İskitler, Hattiler, Hititler, Hazarlar, Kıpçaklar, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde Türkler Ermenilerin yaşamlarını güvence altına alarak inanışlarına hoşgörü göstermişlerdir. Hiçbir baskı yapmamışlardır.
Ermenilerde, Urfalı Matheus gibi din adamlarının da belirttiği gibi Türk sultanlarına kiliselerinde şükran duaları etmiştir. Ayrıca Kuzeydoğu Anadoluya gelen Alpaslan komutasındaki Türk ordularını sevinçle ve kurtarıcı olarak karşılamışlar ve Türklerle birlikte Bizansa ve diğer düşman unsurlarına karşı mücadele etmişlerdir.
Tarihsel süreçte Ermenilere en büyük kötülükler kronolojik sırayla önce Persler tarafından uygulanmış ve Ermeniler Zerdüştlük ile ateşperestliğe inanmaları için zorlanmışlardır. Daha sonra Makedon orduları ve büyük İskender, Doğu Anadoluda kendine direnen ermeni gençlerini zorla tutsak alarak asker yapmışlar, halkı sindirmeye ve yok etmeye çalışmışlardır.
 
Hıristiyanlığın çıkışından sonra ise kendi Gregoryan kilisesini kuran Ermeniler, en büyük katliamı ayrı bir kiliseye bağlı olan Bizanslılardan görmüşlerdir.
Doğu Roma imparatorluğuna bağlı Yunanlılar, Ermenileri Türkler Anadoluya gelene kadar defalarca katletmiştir ve onları Toros Dağlarının tepeleri, Doğu Anadolu Dağ silsilesinin çorak yamaçlarına, kuzey Kafkasyaya, Kırım Azak Denizi ve kuzey Karadeniz kıyılarına kadar sürmüşlerdir. Ne zamanki 1071 yılında Bizans ordusu Türklere karşı yenilince Ermeniler o günü bayram ilan etmişlerdir.
 
En büyük ermeni katliamı Bizanslıların Malatya ve çevresindeki 150.000 Ermeniye yaptığı katliamdır (9. yüzyıl sonu).
 
Türk Selçuklu ve Türk beylikleri döneminde ise başlayan haçlı seferlerinde zorla Katolik yapılan Ermenilerin dışında direnen Ermeniler Türklerle beraber haçlılara karşı koymuşlardır.
 
Doğu Roma imparatorluğu tarafından Karadeniz kıyıları, İran ve Kuzey Kafkasyaya sürülen Ermeniler Osmanlıların bu bölgelerin fethinden sonra bugünkü Türkiye coğrafyasına getirilmişlerdir.
Anadolunun ücra dağ platolarında yaşayanlar ise 1453 İstanbulun fethinden sonra başta İstanbul olmak üzere bugünkü Türkiyenin büyük şehirlerine getirilmiş ve kendilerine her türlü haklar tanınmıştır. Hatta İstanbuldaki Ermeni Patrikhanesi Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmetin teşviki ve maddi katkılarıyla kurulmuştur. Osmanlı döneminde en iyi vatandaş olarak kabul edilen ve her türlü göreve çekinmeden-güvenle getirilen Ermeniler tarihlerinin en parlak ve huzurlu günlerini bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu tebaası iken yaşamışlardır.
Ancak, Osmanlı da hakim ve yönetici sınıflardan biri olan Ermenilerden bazıları maalesef imparatorluğun çöküş sürecinde bu kadar hak elde ettikleri devlete, millete ve toprağa ihanet ederek emperyalistlerle işbirliği yapmışlardır.
Ayrıca bir kısım Ermeni de bu dönemde gelişen egemen güçlerin mezhebi olan Protestanlığı ve Katolikliği kabul ederek önce kendi Gregoryan Ermenilerini sonra komşuları olan TÜRK – KÜRT ve diğer Müslüman unsurları çete örgütleri kurarak katletmeye başlamışlardır.
 
Bu hem ermeni milletinin hem de Türk ve Kürtlerin düşmanı olan bir kısım Ermenilerin, İngilizlerin ve Fransızların teşviki ile kendilerini, güya ermeni milletinin öncü savaşçıları olarak ilan ederek Ki bu Anadoludaki Ermenilerce onaylanmamıştır TAŞNAKSUDYUN çete örgütünü kurmuşlar ve işgalci emperyalist kuvvetlerle birlikte onların üniformalarını giyerek insanların etnik kökenine bakmaksızın KATLİAMLARA ve YAĞMALAMAYA başlamışlardır.
Çarlık Rusya etkisindekiler ise HINÇAK çete örgütü etrafında toplanmışlardır. Bu örgütlerin işbirlikçi Ermenileri vatanını savunan Türk, Kürt ve Müslüman orduları sabotaj ve taktiklerle arkadan vurmaya başlamış, Türk köylerinde çocuk, yaşlı ve kadınları öldürüp, katletmişlerdir.
Bu unsurlar, Emperyalist kuvvetlerin yenilerek Türkiyeden geri çekilmesi üzerine kendileri de emperyalistlerin savaş gemilerine binerek Fransa, İngiltere, İtalya, A.B.D. Rusya ve Latin Amerika ülkelerine kaçmışlardır. İşte bugün feryat – figan ederek Türklere saldıran, uzlaşmayan, yalan ajitasyonlarla soykırım iddia ve bahanesi ortaya atan ermeni diasporası bu HAİN, kaçak, vatanı satan, işbirlikçi bir kısım Ermenilerin torunlarıdırlar.
Bu hainlerin atalarının yaptıkları vahşetten sonra insanlık adına söyleyecek haklı hiçbir sözleri yoktur.
 Günümüzde ise ; Dünyaya yayılmış hain Ermenilerin torunlarının bazıları aklıselime gelmelerine rağmen, bir kısmı dedelerinden aldıkları genetik hainlikleri devam ettirmektedirler.
(Eşcinsel bir ingiliz gizli servis ajanı.Eşcinsel ilişki teklif ettiği kudüs komutanından ret cevabı alınca bu arzusunun araplarca karşılanması üzerine -Azılı bir Türk Düşmanı-olan ve kadınlık yaptığı arap şeyhlerini ve bedevilerini Türklere karşı bir maharetmiş gibi kışkırtan ve bugün bile ortadoğu ile arap ülkelerinin açmazının sorumlusu olan Lawrance adlı kişi.Daha sonra Londra da sapıklıklarına devam ederken bilinmeyen kişilerce işkence edilerek öldürüldü!!!)
Bu hain, uzlaşmaz ve emperyalizmin işbirlikçi uşağı Ermeniler, bulundukları ülkelerde her fırsatı değerlendirerek geldikleri konumları Türkler aleyhinde kullanıp Arabistanlı Lawrance (Gece Yarısı Ekspresi) (Ararat) gibi Türk aleyhtarı filmler yaparak insanları yalan haber ve hayali uydurma senaryolarla yanlış bilgilendirmektedirler.
 Bu işbirlikçi hainler başta A.B.D., Fransa, İngiltere, Latin Amerika ülkeleri olmak üzere Ortadoğu ülkeleri, İran ve Almanyada siyasi partileri, Devlet Başkanlarını, bakanları, milletvekillerini, valilerini ve diğer görevlileri çeşitli yöntemlerle kandırıp, etkileyerek parlamentolarından Türklerin aleyhine kararlar aldırmışlar ve aldırmaya da devam etmektedirler (örnek ; Fransada –CRDA-,Papazyan,Toranyan,Kebadjian,Deveciyan ve ABDde faaliyet gösteren ANCA Taşnak Sutyunun ABD kolu).
Dün olduğu gibi bugünde Ermenileri kendi çıkarları için kullanmaktan çekinmeyen ve Ermenileri Türklerin karşısına çıkaran maskeli emperyalist sömürgeci devletler gerek kendi ülkelerinde gerekse işbirliği yaptıkları ülkelerde Ermenileri destekleme adına geçmişte kendilerinin yapıp uyguladıkları katliamları unutarak insanlığın yüz karası YALANCILIK ANITLARI yaparak yüzsüzlüklerini, sahtekarlıklarını şehirlerinin meydanlarında sergilemektedirler.
Ermeni diasporası ve Ermenistan ;
1862 yılından itibaren başta Çarlık Rusyası, İngiltere ve Fransa olmak üzere bugünde bu ülkeler ve ABD tarafından YALAN ve SAHTE BİLGİLERLE kandırıldığını, kullanıldığını ve Türklere karşı kışkırtıldığını, en önemlisi de bu ülkeler yerine Türklerle savaş yaptığını ayrıca emperyalist ve işbirlikçi ülkeler tarafından hazırlanıp yayınlanan kitapların propaganda materyali olduğunu, gerçek bilgi ve belgelerle yazılmadığını, kitaplardaki olay-şahıs haberlerinin yalan ve hayal mahsulü olduğunu bildiği için Türk Tarihçilerin yaptığı Belge ve Arşivlerin Karşılıklı Görüşmeye Açılması çağrısını kabul etmemektedir. Yalanla, iftirayla sorun çözülmez.
Türk sivil toplum örgütleri olarak bizler, tarihi gerçekler ve belgelerle konuşuyoruz. Dünya kamuoyu ile uydurma Ermeni soykırımını parlamentosundan geçirip tanıyan devletleri somut belgelerle ispata davet ediyoruz. Aksi halde bunu kabul eden devletlerin insanlık tarihinin en büyük sahtekarlığına ortak olacağı uyarısını yapıyoruz. Ermeniler lehine kasti yalanları bilerek ve isteyerek tanıyıp aksi düşünceleri insanlık hukuka aykırı olarak düşünce cezası uygulayan ülkeler ile bu iftiraları çeşitli platformlarda dile getiren diplomat, siyasetçi, yazar, gazeteci gibi Türk karşıtlarını iddiaları derhal ispatlamaya ve delil göstermeye çağırıyoruz. Aksi halde, kendilerini hangi ülke veya hangi konumda insan olurlarsa olsunlar yalan ve iftira ile katillerle işbirliği ve yataklık suçundan başta Birleşmiş Milletler olmak üzere İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edeceğimizi ve cezalandırılmalarını isteyeceğimizi bildiririz. Ayrıca, Türkiye ile her türlü işbirliğine girmek isteyen ülke, kurum ve kişilerin bazı çeteci Ermenilerin Türklere yaptığı hainlik ve katliamları onaylamasını bekliyoruz. Bu konuda en küçük bir taviz vermemiz söz konusu değildir.
Bugün Türkiyede yaşayan Ermeniler ise; emperyalist işbirlikçi güçlerle işbirliği yapmayan, vatanını işgalcilere karşı Türklerle birlikte savunan ve hatta ermeni Taşnak örgütü tarafından dedeleri – neneleri öldürülmüş olanların torunlarıdırlar. Bu nedenle Türkiyede yaşayan Ermeniler Osmanlı döneminde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti devletinin eşit ve has vatandaşlarıdır.
 T.C. vatandaşı Ermenilerin ataları içinde emperyalist güçlere karşı verilen kurtuluş savaşı sırasında Çanakkalede – Sakaryada Kuvva-i Milliye içinde görev alan gerçek vatanseverler bulunmaktadır. (PANDİKYAN, TERZİYAN, HOGASYAN,Yakın tarihte ABDde hayatını kaybeden ve Türk kolyesini boynundan çıkarmayarak Türk mezarlığına gömülen Edward Taşcıyan ve 1962 de ilk Türk roketini yapan ve Türk olmaktan gurur duyduğunu anlatan Kirkor Divarcı gibi).
 T.C. Vatandaşı Ermenilerin geçmişteki isyan ve olaylarla ve de çeteci Ermenilerin faaliyetleri ile ilgisi yoktur.
Bu vatanın ekmeğiyle büyüyen ve onun hakkını kanlarıyla – canlarıyla işgalci emperyalistlere karşı savaşarak ödeyen her dil – din, renk ve ırktan vatandaşlarımızı takdir ve şükranla anıyoruz.
OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE ERMENİLER
 
B. Osmanlı imparatorluğu döneminde Ermeniler:
19 y.y. endüstri devrimi neticesinde gelişen emperyalist zihniyet dönemin Çarlık Rusya, Avrupa burjuvasının teşviki ve Siyonist Yahudilerin kışkırtması ile Ortadoğunun petrol – zift ve madenlerini ele geçirmek istemiştir. Bunlar Siyonistlere Siyon dağı etrafında bir ülke kurmak için Osmanlının iç işine karışıp, Osmanlı tebaasını kışkırtmasaydı dili – dini ne olursa olsun İNSANLIK eziyet görmez, zulmü, savaş ve ölümü yaşamazdı.
Osmanlı imparatorluğundaki bütün ayaklanma ve isyanların ortak özelliği; Osmanlı ülkesini bölüp parçalamak isteyen başta çarlık Rusyası olmak üzere İngiltere ve Fransa gibi ülkeler tarafından planlanması ve kandırılan, satın alınan işbirlikçilerle birlikte gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Nitekim, işgalci ve emperyalist zihniyetteki güçlerin teşviki ile katliamlara başlayan, TAŞNAKSUDYUN ve HINÇAK Ermeni çeteleri; yalnız yüzlerce yıldır dostluk içinde bir arada yaşayan Türk – Kürt ve Müslümanları öldürmekle topraklarına, el koymakla ve kadınların ziynetlerini almak için onları kesmekle yetinmemiş aynı zamanda kendi soydaşı olan Ermenileri de katletmişlerdir. İşgalcilerle işbirliği yapmayan ve ülkesine ihanet etmeyen Ermenilerin büyük çoğunluğu Türk, Kürt ve diğer Müslüman komşularına katliam yapmadıkları için bizzat ermeni TAŞNAKLAR tarafından vahşice öldürülmüşlerdir.
İsyan ve olaylara Osmanlı toprağında yaşayan Ermeniler katılmamıştır. Edmando de Amicisin Seyahatnamesinde de belirtildiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermeniler, devletin en üst kademelerinde, sarayda ve en önemli görevlerde bulunuyorlardı. Osmanlının has ve eşit tebaası idiler.
Nitekim bir çok Ermeni, Osmanlı Devletinde dışişleri, maliye, ticaret, ulaştırma bakanlığı gibi görevlerde bulunmuş ve valilik, Belediye Başkanlığı yapmıştır.
Ayrıca Ermeniler dinsel, ekonomik, toplumsal ve kültürel baskılardan uzak REFAH içinde yaşıyorlardı. İbadet, eğitim ve içişlerinde tamamen serbesttiler.
Hatta Amicis, Ermenilerin Türkler gibi giyinip, onlar gibi davrandıklarından ve Türklerden ayırt edilemediklerinden bahsetmektedir.
Ermeni asıllı 29 paşa, 22 Bakan, 33 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Başkonsolos ve konsolos, 11 Üniversite öğretim üyesi ve 41 yüksek rütbeli memurun Osmanlı hükümetinde bu makamlara atanması, meselenin Ermeniler tarafından ne denli tek taraflı sergilendiğinin ve de Türk tarihindeki hoşgörü ve adaletin kavranması açısından açık bir göstergedir.
 
 
İKİNCİ BÖLÜM
ARŞİV BİLGİ VE BELGELERİYLE TARİHİ GERÇEKLER
A. ERMENİLERİN YAPTIĞI KATLİAMLAR
1. 24 Nisan 1915de ne oldu?
Tehcir (göç) kararı neden alındı.
2. Ermenilerin isyan ve olayları.
3. Ermeni HAGOP SİVASLİYANın sözleri.
4. Patrik Şinosık Kalusyanın açıklaması.
5. İngiliz Arnold Joseph Toynbeein açıklaması.
6. Osmanlı – Ermeni nüfusu.
7. Ermenilerce öldürülen Türk diplomatları.
8. Ermeni katliamının fotoğrafları.
 
B. SONUÇ
C. YARARLANILAN KAYNAKLAR
  
24 NİSAN 1915DE NE OLDU?
TEHCİR (GÖÇ) KARARI NEDEN ALINDI?
Çarlık Ruslarıyla işbirliği yapan bir kısım Ermeniler, İngilizlerin ve Fransızlarında desteğini alarak kurdukları dernek – cemiyet ve komiteler vasıtasıyla Osmanlı toprağında refah içinde yaşamalarına rağmen Ermenileri kışkırtarak Osmanlı imparatorluğuna isyan ettiler. Ermeni çete faaliyetlerinin Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak isteyen emperyalist ülkelerin kışkırtmasıyla ve teşviki ile başladığını birçok yabancı yazarlar da ifade etmektedirler.
İşbirlikçi Ermenilerin çıkardığı olaylar ve isyanlar Osmanlı devletinin en zayıf zamanına rastlar. Bunlar, hükümetin güçlükler içinde çırpınmasını fırsat bilmişlerdir. (Rus generali Maslowski kitabında; Türkiyede 1890 yılına kadar bir ermeni eylemi yoktu. Türkler Ermenilerle aralarında hiçbir ayrımı gözetmezler ve asla kötü bir his beslemezlerdi. 1890 yılında Londrada bulunan ermeni ihtilal komitelerinin kışkırtmalarıyla Bitlis bölgesinde Ermenilerden oluşan bir grup, yerli Türk ve Kürt halklarına saldırmıştır.
Böylece ermeni sorunu başlamıştır. Ermenilerin silahlanarak en bunalımlı zamanlarda devlet ve millete karşı gösterdikleri nankörlük, kuşkusuz Türkler ve Kürtler arasında da düşmanlık duygularının doğmasına etken olmuştur. Bunun sorumluluğunu Türk ve Kürtlere yüklemek kesinlikle doğru olmaz. Asıl sorumlular Ermeniler ile Ermenileri silahlandıran ve kışkırtanlardır demektedir.
Ermeniler; 1890 yılı ile 1919 yılları arasında Türk – Kürt ve Müslüman kasaba ve köyleri basarak insanları vahşice katledip her türlü işkenceyi yapmak suretiyle Türkleri ve Müslümanları öldürmüşlerdir. Alınan insani tedbirlere rağmen Türklere pusu kurup, silahsız insanları öldürmeye acımasızca devam etmişlerdir. Devlet nizamına karşı gelmişlerdir. İşbirlikçi Ermenilerin isyan ve vahşice katliamlarına rağmen Osmanlı İmparatorluğu soğuk kanlılığını koruyarak gerek Türk ve Müslümanların gerekse tebaası olan Ermenilerin can ve mal güvenliğini sağlamak ayrıca orduları Çarlık Rusyası ile savaşırken ihanet uğrayıp kendi topraklarında arkadan vurulmayı önlemek için vatanını savunmak ve ülkesindeki tüm sivil halkın can ve mal güvenliğini temin etmek maksadıyla devletin varlığını tehlikeye sokan Ermeni çete ve komite merkezlerinin kapatılması ve komitacıların dağıtılması kararı aldı. 24 Nisan 1915.
Ancak Komitacı çetelerin eylemlerine devam ederek katliam ve yağma yapmaları üzerine Osmanlı hükümeti insani çare olarak savaş bölgelerinde ki halkın yine Osmanlı toprağı olan güvenli bölgeleri gönderilmesi ile ilgili sevk ve iskan kanunu 27 mayıs 1915 tarihinde çıkararak TEHCİR (göç) uyguladı.
Lütfen Dikkat ! Tehcir (göç) kararı, Osmanlı imparatorluğunun birinci dünya savaşına katıldığı 11 kasım 1914 tarihinden ve Ermenilerin düşmanla işbirliği yaparak çıkardığı isyanlardan, yaptığı vahşi katliamlardan sonra ülke güvenliği ile vatandaşlarının canını – namusunu koruması maksadıyla alınmıştır. Bu dönemde 1,5 milyon Ermeni katledildiği uydurma senaryosunun doğru olması mümkün değildir. Çünkü güney Kafkasyadaki Rus orduları generali Minorsky nin anılarında açıkladığı belgelerde o dönemde tüm Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni sayısı 1,3 milyon civarında olup, göç ettirilen Ermenilerin sayısı bu miktarın yarısı kadardır. Göç ettirilen Ermenilerin başında güvenlik için Osmanlı askerleri bulunmaktaydı. Gözlemci olarak ABD Hemşire Örgütü ve İngiliz Kızıl Haçı vardı. Bunların kayıtlarında herhangi bir Türk veya Kürtlerin Ermenilere katliam yaptıkları görülmemektedir. Ancak göç sırasında salgın hastalıklardan (kolera, tifüs v.s.) ve açlıktan bir kısım insanın yaşamını yitirdiği, diğer büyük çoğunluğun ise Irak, Suriye, Lübnan ve hatta İrana canlı olarak ulaştıkları belirtilmektedir. Aynı dönemde doğu Anadolu, Irak çölleri, güney Kafkasya, Balkanlardan göçen Osmanlı tebaası Türk, Kürt ve Müslüman insanların salgın hastalık ve benzeri savaş şartlarından ölen sayısı 2 milyon civarındadır. Bu türlü güvenlik amacıyla yapılan göçlerin ve yer değiştirmelerin dünyada sayısız örneği mevcuttur. Tehcir (göç) uygulaması ilk uygulayan Osmanlı değildir. Türk ve Ermenilerin savaşın cephe şartları, salgın hastalıklar ve açlıktan öldükleri bir gerçektir.
Osmanlı imparatorluğu; din – dil – ırk ayrımı yapmayan insan hakların saygılı dünyanın en hoş görülü ve topraklarındaki dini otorite ve merkezleri koruyan, maddi – manevi destekleyen ve tebaasındaki tüm insanları sevgi ile koruyan bir imparatorluktur.
Ayrıca bilinmesi ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili bir değerlendirme yaparken göz önünde tutulması gereken çok önemli husus ise ; Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki başta Ermeniler olmak üzere Yunan, Yahudi, Sırp, Hırvat, Makedon, Bulgar, Arnavut, Gürcü, Cezayirli, Mısırlı ve diğer milletlerden insanların din ve soy ayrımı yapmadan imparatorluğun en üst kadrolarında görev almalarıdır. Bu insanlar imparatorluk işinde başbakan, bakan, milletvekili, konsolos, vali, kaymakam olmuşlardır. Öyle ki birinci Dünya Savaşı sırasında Anadoludaki vali ve kaymakamların çoğunluğu ermeni idi. Osmanlıya sadık bu Ermeni vatandaşlar bizzat soydaşları olan komiteciler tarafından öldürülmüştür.
1.Dünya savaşı sonrasında gerçekleşen Sevr anlaşmasında Osmanlı imparatorluğunun parçalanması esnasında Ermeni Terör örgütü İŞGALCİLERE YARDIM ETTİĞİNİ VE SAVAŞTA TARAF OLARAK TÜRKLERİ KATLETTİĞİNİ bizzat yazılı bir dilekçe ile İtilaf devletleri komiserliğine sunmuş ve BU ANLAMDA YAPTIKLARI CİNAYET VE KATLİAMLARIN KARŞILIĞINI GANİMET OLARAK İSTEMİŞLERDİR.İlginç olan şudur ki;Hiçbir Ermeni örgütü bu Sevr Anlaşması ve daha sonra yeni Türkiyenin kurulduğu Lozan anlaşmasında HİÇBİR ŞEKİLDE BİR ERMENİ KATLİAMINDAN SÖZ BİLE ETMEMİŞLERDİR.Çünki BÖYLE BİR KATLİAM YOKTUR.Aksine yalnızca ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİ TAŞNAK ve HINÇAKLARIN Türk,Kürt ve Müslümanlara yaptıkları toplu cinayet ve yağmalar vardır.
Yeni Türkiye devletinin de kurulan Ermenistan ile yaptığı Barış Anlaşmasında da herhangi bir katliamdan söz edilmemekte.Sadece tarafların savaşın acıların unutmaları tavsiye edilmektedir.Yani Ermenilerin katledildikleri iddiası temelinden YALAN ve büyük bir İFTİRADIR.Bunun en güzel ispatı Ermenistanın ilk Cumhurbaşkanı olan Ovanes Kaçaznuni 1923 yılında yapılan Taşnak partisi genel kurulunda yazılı olarak ifşa etmiş ve bu raporunda kendilerinin emperyalist güçler tarafından kandırıldırıldıklarını ve savaşın olağanüstü ortamı içinde türk,kürt ve ermenilerden karşılıklı olarak hastalık,açlık ve savaş içinde ölümler olduğunu ve türklere bu ihaneti asla yapmamaları gerektiğini açıklamıştır.

TÜRKLERİ VAHŞİCE KATLEDEN ERMİNİLERİN İSYAN VE OLAYLARI
Ermeni Hınçak Komitesinin kurulması
Ermeni Taşnaksudyun Komitesinin Kurulması
20 Haziran 1890 Erzurumun İsyanı
15 Temmuz 1890 Kum kapı Gösterisi
1829-1893 Merzifon, Kayseri, Yozgat Olayları
8 Ağustos 1894 Birinci Sason İsyanı
16 Eylül 1895 Zeytun (Süleymanlı) İsyanı
18 Eylül 1895 Babı ali İsyanı
21 Eylül 1895 Trabzon Olayı
1895-1896 Birinci Van İsyanı
14 Ağustos 1896 Osmanlı Bankası Baskını
13 Nisan 1904 İkinci Sason İsyanı
21 Temmuz 1905 II. Abdul Hamite Suikast
14 Nisan 1909 Adana İsyanı
30 Ağustos 1914 Zeydun (Süleymanlı) İsyanı
19 Nisan 1915 İkinci Van İsyanı
24 Nisan 1915 Ermeni Komite Merkezlerinin Kapatılması ve Üyelerinin Dağıtılması
27 Mayıs 1915 Güvenlik ve Göç Ettirme Kanunun Çıkartılması
Haziran 1915 Şebinkarahisar İsyanı
1915 Bursa,İzmit,Adapazarı,Adana, Urfa, Fındıkçık,Musa dağı olayları
 
ERMENİ GAZETECİ VE YAZAR HAGOP SIVASLIYANIN SÖZLERİ
(Milliyet Gazetesi, 23 Şubat 1976 gün ve 10166 sayılı nüsha )
 
Ben Anadoluda 1915 yılında meydana çıkan olayların Türklerle Ermenilerin birbirlerini sevmemesinden ileri geldiğine inanmam.Yüzyıllar boyunca birbirleriyle beraber yaşamış, içli dışlı olmuş, yemesi, içmesi, müziği, oyunu aynı olan kişilerin nedenleri ne olursa olsun birbirleriyle geçinememesini doğru bulmam.Olaylara birinin veya ötekinin sebep olduğu tartışmasını da olanaksız bulurum.
Eğer bu iki unsur tek başlarına olsaydı birbirlerine bu kadar fazla kötülük yapmalarına olanak yoktur.Dış güçler, bunların ikisini de zaman zaman aksi yollarda harekete geçirmiş; taraflarda maalesef bu etkinin altında kalmış ve olayları oluşturmuştur.1915teki dış kışkırtıcıların İngiltere, Almanya ve Rusya olduğu söylenebilir. Fakat birinci planda herhalde İngiltere ve Almanya vardır.
İngilizler, Fransızlar ve hatta Amerika Türkiye üzerindeki amaçlarını bir an evvel ulaşmak için, Doğuda bir çok karışıklıklara dayanarak Türkiyeyi itham edici bir hava yaratma çabası içinde olabilirler. Böyle bir hesap yapıldığı zaman dıştaki kuvvetlerin şunun veya bunun yanında olması doğaldır.Bunlar kendi politikalarını yürütmek için bir gün bunun, yarın ötekisinin yanında olabilirler.
Hiçbir zaman Türkiyedeki Ermeni asıllı vatandaşlara baskı yapılıyor diye söylenemez ve düşünülemez. Dışarıdaki Ermeniler ezilmişlik duygusuyla karşı fikirlere sahip oluyorlar.görüldüğü gibi gerçek bilgi ve belgelerle yazan, konuşan her insan ister ermeni olsun ister herhangi bir milletin mensubu olsun doğruları görüyor. Gerçek bilgi ve belgelerle yazan konuşan her insanın söylediği söz şudur ; Türkler Ermenilere KATLİAM YAPMADI. Ermeni diasporası ve işbirlikçi Ermeniler YALAN söylüyorlar. Gerçek, bazı Ermenilerin söylediği gibi değildir. Ermeni diasporası Emperyalistlerin oyununa geliyor. Emperyalist ülkelerin tetikçiliğini yapıyor. Ayrıca Ermenistan dışında ki Ermeniler varlıkları devam ettirmek ve bulunduklar ülkede söz sahibi olmak için Türklere saldırmaktadırlar. Ermeni diasporası varlığı ve yaşamının devamını Türk düşmanlığına borçludur. Ermeniler Türk düşmanlığı yapmak için düşmanımın düşmanı dostumdur diyen bazı Türk düşmanı ülkeler tarafından desteklenmektedir.
Emperyalist ülkelerce hazırlanmış kitaplar YALAN bilgi ve belgeler ihtiva eden propaganda amaçlı SİYASİ kitaplardır.
 
İstanbul Ermeni Patriği Baş Piskopos Şinork Kalusyanın 6 Şubat 1967 ve 4 Nisan 1967 Tarihlerinde devam eden Ermeni Olaylarına Karşılık Dünya Kamuoyuna Yaptığı Açıklama
 
Biz, Türk vatandaşı olarak,Türkiyeyle ilgili her konuda, ancak vatandaşımızın çıkarlarına uygun olarak hareket ederiz,Yalnız Amerikada değil nerede olursa olsun, Türkiye aleyhindeki herhangi bir hareket kuşkusu bizi üzer.İnsanlar bugün, geçmişe değil geleceğe bakmak zorundadır. İnsan olarak kardeşçe yaşamak hepimizin amacı olmalıdır. Gerek şahsen gerek cemaat olarak bizler, vatanımıza bağlıyız.Vatandaşımızın kalkınması ve refahı için dua ederim.Bugün Ermeni sorunu diye bir şey kalmamış olup, olaylar tarihe mal olmuştur. Bu gibi girişimleri hem üzüntü ile karşılar hem kınarım.
Montebello Şehrinde dikilecek anıt için Rusyadaki Ermenilerin Ermeni Patriğine bağlı olan Amerikanın Kaliforniya Ruhani Dairesi Başkanlığına 21 Ocak 1967de bir ikaz telgrafı çektim. Cemaatimde benim fikrimdedir ve böyle bir hareketi uygun bulmamaktadırlar.
Görüldüğü gibi, bütün kötülüklerin yabancı kışkırtmalarıyla Ermeni Komitecileri ve bazı işbirlikçi din adamları tarafından yapıldığını bilen akıl ve mantık sahibi Ermenilerde Türk düşmanlığı yerine Türk dostluğu vardır.
 
 
Gerçekleri gören Ermeniler bütün baskı ve kışkırtmalara rağmen Türkiyeyi, Türkleri ve Türkçeyi sevmekte ve ona gönülden bağlanmaktadırlar. Türkleri T.C.de yaşayan T:C vatandaşı Ermenilerle hiçbir sorunu yoktur. T:C vatandaşı Ermeniler Türklerin kardeşidir. Türkler T:C vatandaşı olan her dil, d,n ve ırktan vatandaşı ile ülkesinin bütünlüğü için birlikte mücadele eden, kederi de sevinci de paylaşan asil bir milletin mensubu olarak LAİK DEMOKRAT SOSYAL hukuk devleti ile bir bütündür.
 
İngiliz ARNOLD JOSEPH TOYNBEEnin Açıklaması:
 Arnold Joseph Toynbee, birinci dünya savaşı sırasında İngiliz istihbaratının (MI 6)talimatıyla yaptığı mavi kitapta yer alan Türklerle ilgili iddiaların yalan olduğunu, Türklerin Ermenilere katliam yaptığını TEHCİR (GÖÇ) uygulamasının ise güvenlik için yapıldığını açıkca beyan etmiştir.
Toynbee, Tanıdıklarının (Acguaintances Oxford Universirty Press 1967) adıyla yayınladığı hatıralarında Mavi Kitabın Propaganda maksatlı olarak kullanılmasından da üzüntü duyduğunu ifade ederek Böyle olacağını bilseydim yazmazdım demiştir.
Toynbee, Hatıralar-Tanıdıklarım Klasik 2005 adlı kitabında Türk halkının Ermenilere asla kötülük yapmadığını belirterek Ermeni meselesinin dönemin siyasi şartları gereği propaganda malzemesi olarak gündeme taşındığını ifade etmiştir.
Toynbee, Ermeni tehciri sırasında Ermeni halkına Türklerin ve Kürtlerin şiddet uygulamadığını, hatta savaş bölgesi dışına çıkarılan Ermenilere yolculuk sırasında ellerinden gelen iyiliği yaptığını belirtmiştir.
 
Arnold Joseph Toynbee Kimdir?
 
1889-1975 yılları arasında yaşayan Arnold Joseph Toynbee uzun yıllar İngiltere Kraliyet Enstitüsü Uluslar arası ilişkiler bölümünde yöneticilik yapmıştır, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı esnasında İngiltere Dış İşleri Bakanlığı İstihbarat Dairesinde görev almış bir akademisyendir.
İtiraflarında MAVİ KİTABI, Birinci Dünya Savaşı sürerken, İngiliz Hükümetinin kararı, avam kamarasının onayı ve asistanı olduğu İngiliz İstihbaratçı Lord Bryce talimatıyla yazdığını (1916 ) belirten Toynbee, kitabın siyasi maksatla kullanılacağını bilmediğini söylemiştir.
Toynbeenin Mavi Kitabında katliamın canlı şahitleri diyerek ağızlarından olayları anlattığı kişiler (150) Ermeni TAŞNAK SUTYÜN komitesi (partisi) üyeleridir.
Ayrıca 04 Ocak 1918 günü BAYBURTa yetimhane sorumlusu olarak gelen tıp öğrencisi TATYANA KARAMELİnin hatıralarında; yöredeki Rus drijan taburunun komutanı POPOFun Ermeni ARŞAK paşa çetesine kendi yetimhanesindeki çocukları ve şehirdeki insanları vahşice öldürttüğüne ve bir kısmının da taş mağara ve tandırlarda yaktırttığına şahit olup nasıl isyan ettiği açıkça anlatılmaktadır.
 
OSMANLIDA ERMENİ NÜFUSU
Ermenilerin yaşadıkları bölgedeki nüfus sayısı hakkında kesin bilgiye sahip değiliz.Çeşitli kaynaklar şu bilgileri vermektedirler.
a-Trunbitenin 1900 yılında yayınladığı Eserde
Memleket Ermeni Nüfusu
Türkiyede (tamamında) 1.300.000
İranda 50.000
Rusyada 1.200.000
Toplam: 2.555.000
 
b-L.de Constenson, 1913 yılında Pariste bastırdığı eserinde Ermeni nüfusu:
Memleket Ermeni Nüfusu
Anadoluda 1.150.000
Rumelide 250.000
Rusya ve Kafkasyada 1.500.000
İranda 150.000
Mısır,Amerika ve diğer yerler 50.000
Toplam: 3.100.000
c-Rus Yazarı Selenoy; Erzurumdaki Rus askeri görevlisi ve konsolosu Korgeneral Tredderdan aldığı bilgiye göre Doğu Anadolunun dokuz vilayetindeki Ermeni nüfusunun 726.750 olduğunu söylüyor.
d-03 Kasım 1869 tarihinde Fransız Parlamentosunda Denis Cochin ve Jauses tarafından verilen gensoruyu hükümet adına cevaplayan Hanotaux şöyle demiştir:Elimizdeki istatistiki bilgilere göre bütün Osmanlı memleketlerinde (Rumeli, Anadolu, Kafkasya gibi) Ermenilerin toplamı KESİNLİKLE üç milyon DEĞİLDİR.Ermeni nüfusun çoğunluk olduğu hiçbir vilayet, bir sancak hatta bir tek kasaba bile YOKTUR.
e-Muhtelif kaynaklara göre Ermeni nüfusu;
İngiliz yıllığına göre 1.056.000
Osmanlı İstatistiklerine göre 1.295.000
Revuede Parise göre 1.300.000
H.F.B. Lynche göre 1.345.000
Ludavic de Constensona göre 1.400.000
Encylopedia Britanicaya göre 1.500.000
Sonuç: Osmanlı İmparatorluğundaki toplam Ermeni nüfusu çeşitli kaynaklara göre (1.056.000 ile 1.500.000) arasında değişiyor.O dönemde bu nüfusun bir kısmı Suriyeye, Rusyaya, A.B.D.ye gittiğine yine bir kısmı olaylara karışmayarak Anadolunun batısında yaşamlarını devam ettirdiğine ve diğer bir kısmı da savaş şartlarında hayatını kaybettiğine göre öldürüldüğü iddia edilen Ermeni nüfusu miktarı tamamen YALANDIR.
GERÇEK DEĞİLDİR. Bugünkü iddialar yalnızca DÜZMECE BİR SENARYODUR, SİYASİDİR.
 
ERMENİ TERÖRÜ VE ERMENİLERCE KATLEDİLEN TÜRK DİPLOMATLARI
1973 ile 1984 yılları arasında ERMENİ ASALA (Ermenistanın Kurtuluşu İçin Gizli Ermeni Ordusu) ve JCAG (Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları) örgütleri tarafından bir çok eylem yapılarak savunmasız Türk Diplomatları öldürülmüştür.
Ermeni terör örgütlerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ve yaptıkları eylemlerin failleri olan teröristler bu cinayetlerin gerçekleştirildiği (Fransa, İsviçre, İtalya, Lübnan, Amerika, İspanya, İran, Belçika, İngiltere, Yunanistan, Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda,Portekiz, Avusturya, Avustralya, Irak, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Yugoslavya) ülkeler tarafından yakalanıp adalete teslim edilmemiştir. Göstermelik yakalananlar da bir süre sonra serbest bırakılmıştır. Serbest bırakılan bu katiller SSCB nin dağılmasından sonra Ermenistan Cumhuriyetine gitmişler ve orada Leonter Petrosyan ile Demirciyan gibi aklıselim, pozitivist Ermeni politikacılarını iktidardan uzaklaştırmışlardır.
(Bu katil ve kalleşler çetesi , yani diplomatlarımızı sadece arkadan vurarak öldürebilen bu soysuzların böyle poz vermelerine bakmayın.En kendilerince yiğit olabilenleri bile dünyanın en ücra köşesinde bulunup temizlendiler.Canlarını kurtaran birkaç katil ise Ermenistanda barınıyor ama yerleri de gayet iyi biliniyor.)
Yüzyıl önceki Taşnak katillerinin torunları olan Asala örgütü katilleri hemen Ermenistan Cumhuriyeti n dede eylemlerine başlamışlar, devlet kadrolarını ellerine geçirerek Karabağda 250.000 Azeri türkünü katletmişlerdir.
(Karabağda sadece kadın ve çocuk azeri türkü öldüren bu katil karabağ ermenisi davidian er bir türk savaşçısı görünce kaçması ile tanınıyor.Azerbaycan Türkleri bu yüzü hiç unutmuyor)
1,2 milyon Azeri türkünü ise sürgüne göndermişlerdir. Bu ideolojinin ve eylemlerin başı olan Koçeryan bugün Ermenistan Devleti nin Cumhurbaşkanıdır.
Diğer Asala örgütü katilleri ise Ermenistan parlamentosunda, devlet kadrolarında ve bakanlıklarda bulunmakta olup, demokratik platformlarda her yere gidip, gelerek aynı yalan ve iftiralarıyla kin kusmaya devam etmektedirler. Eğer insanlık için hesap soruluyorsa ; Dünyadaki insan hakları örgütleri ve insan hakkından yana olan parlamentoların bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti yöneticilerinden hesap sorup, Azeri Türklerine yaptıklarından dolayı İnsan Hakları Mahkemelerinde yargılanmaları gerekir.
Türk Diplomatlarını öldüren Ermeni Teröristlerine karşı (Terörle Mücadele Dünya Demokrasisi için vazgeçilmez temel ilkedir) diyen başta A.B.D. , İngiltere ve Fransa olmak üzere bir çok batılı ülke sessiz kalmakta hatta Ermeni Teröristlerin hamisi olabilmektedir.
Dikkat çeken diğer bir hususta asılsız yalan – uydurma Ermeni iddialarına karşı duyarlı olan A.B.D , İngiltere, Fransa gibi ülkelerin ve diğer devletlerin Ermenistan Cumhuriyeti tarafından KARABAĞ da on binlerce Azeri Türkünün katledilip öldürülmesine ve bir milyon Azeri Türküne TEHCİR uygulamasına sessiz ve seyirci kalmasıdır. Bugün artık tüm gerçekler, dünya kamuoyunun gözleri önünde durmaktadır.
Nerde Adalet! Nerde İnsani Değerler!
SONUÇ
 
Eğer Ermeniler yabancı devletlerin özendirme ve kışkırtmaları ile işbirlikçi Ermeni Komitecilerinin arkasına düşerek memleketin çeşitli yerlerinde karışıklıklar, isyanlar çıkarmasalardı, emperyalist işgalcilerle bir olup yurt içinde sabotajlar yaparak Türk Ordusunu arkadan vurmak hevesine kapılmasalardı, işgal güçleriyle işbirliği yapmasalardı, her cins ve yaştaki Türk-Kürt- Müslümanlara işkenceler yaparak öldürmeselerdi, ne bu isyanların bastırılması için bir askeri harekâta girişilir nede harekât alanındaki azınlıkların başka bölgelere göç ettirilmesi söz konusu olurdu.
Çarlık Rusyası, İngiltere ve Fransa gibi devletlerin kışkırtmasıyla Ermeni Komitecilerce öldürülen suçsuz günahsız çocuk – kadın – genç – ihtiyar Türk-Kürt- Müslümanların sayısı, sözde öldürüldüğü iddia edilen Ermenilerin sayısından çok daha fazladır.
Bugün, propaganda ve yalan – uydurma haber ve iddialara rağmen Türkiyede yaşayan Ermeniler, yıllarca önce olduğu gibi, bir arada karşılıklı sevgi, saygı ve hoş görüyle aynı devletin eşit haklara sahip insanları ve savunucuları olarak huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Kendileri her konuda güven içindedirler. 1890 yılından başlayarak Osmanlı topraklarından dünyanın çeşitli ülkelerine göç eden ve bu ülkelerde sahip oldukları mevkilerini, ilişkilerini ve ticari zenginliklerini kullanarak bulundukları ülkenin ve dünyadaki diğer ülkelerin kamu oyunu etkileyen Ermenistan devleti dışındaki Ermenilerin, Ermenistanda yaşayan Ermenilere yardımda bulunup Ermenistanı kalkındırmak veya yaşadıkları ABD ve Fransa gibi ülkelerden Ermenistana dönüş yaparak Ermenistanda hayatlarını devam ettirmek, Ermenistanı vatan bilip Ermenistanda yaşamak gibi istekleri kesinlikle yoktur.
Ermenilerin amacı, Türk düşmanlığı yaparak varlıklarını bu yolla başlayarak devam ettirmektir.
Türkler asil bir millettir. Türkler, tarihleri boyunca hiçbir dönemde hiçbir millete eziyet yapmamıştır. Yazılı ve kayıt altına alınmış tarihi bilgi ve belgelere göre dünyada soykırım yapan ülkeler bellidir. Ermenilerin taleplerinin gerçekle ilgisi olmayıp siyasi ve politiktir.
Gün gelecek bilgi toplumuna dönüşen dünya insanlığı gerçeği öğrenecek ve siyasilerin-işbirlikçilerin politik söylem ve taleplerinin yalan olduğunu öğrenecektir. Böylece tarihi gerçeklerin politik nedenlerle çarptırarak ülkelerinde YALAN BİLGİ VE BELGE ABİDESİ dikenler, YALANCILIĞIN ANITINI törenlerle açanlar, bir gün bu yaptıkları insanlık ayıbı için TÜRK MİLLETİNDEN ÖZÜR DİLEYECEKLERDİR.
 
Yasaların TARİHİ YARGILAMAYA HAKKI YOKTUR. Parlamentolarından yasa çıkaranlar Türklere haksızlık yapmaktadır. Olayın hukuki ve tarihi yönüne bakmadan siyaseten alınan kararlar kabul edilmez.
Bilinçli her insan ; yapılan propagandalara – yalan – uydurma haberlere inanmaz, somut kanıtlar görmek ister. Kin ve nefret duyguları beslemek insanlık için utanç vericidir. Yeni nesillere kin ve nefreti miras bırakmayalım, sevgi aşılayalım.
Geçmişten ders almak gerekir. Düzmece- yalan haber ve iddialarla insanlığı felakete sürüklemekten vazgeçmek insanlık onurunun gereğidir.
Bir topluluk, azınlık olarak bulunduğu bir devletin toprakları üzerinde hak iddia eder, diğer insanlara tahakküm kurmak ister ve bu yolda emperyalist devletlerin aracılığına başvurursa, bu durum tüm dünya devletlerinde ve milletlerinde aynı tepkiyi görür ve asla hoş görülemez ve kabul edilemez.
Yıllarca birlikte kardeş gibi ve huzur içinde yaşayan Türklerle Ermenilerin arasını açan ve insanların huzurunu bozanları iyi tanımak ve bu gibilerin oyununa gelmemek gerekir.
Taraf tutan sözde bilginler, politikacılar ve yazarlar ne şekilde düşünür ve yazarlarsa yazsınlar, yüz yılardan beri beraber yaşamış, acı ve tatlı olay ve anıları paylaşmış bulunan Türk-Kürt- Müslümanlar ile Ermenilerin dostluk ve bir arada kardeşçe yaşama duyguları yapılan tüm olumsuz tutum ve davranışlara rağmen sağduyunun gücüyle zoru başaracak ve böylece KARDEŞCE YAŞAM devam edecektir.
SÖZÜN ÖZÜ ;
Tarihi süreçte eğer ermeni halkına bir KATLİAM yapılmışsa bu katliamı ; bugün Ermenilere katliam yapıldı diyen ülkeler ve onların askerleri ile bazı hain Ermeniler birlikte yaptılar.
Bizi bize bıraksalar Türklerle gerçek Ermenilerin problemi yoktur. Dün olduğu gibi bugünde HUZUR İÇİNDE kardeşçe yaşayabiliriz. Kimse suni koruyuculuğa soyunmasın esas niyetlerini gizleyerek hiçbir milleti ve ülkeyi BÖLMESİN VE PARÇALAMASIN. 
 
YARARLANILAN KAYNAKLAR
BELGELER
 
1. T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,
Osmanlı Arşivleri
2. Genel Kurmay Askeri Tarih ve Stratejik Edüt
Başkanlığı Arşivi ve Askeri Tarih Belgeleri Dergisi
3. Sovyet Rusya Devlet Arşivi
4. Türk Dünyası Kütüphanesinde Bulunan Araştırmacı
Yazarların Kitapları ;
- Kunar Serhat, Türkiye – Anadolu Tarihi
- Kunar Serhat, Kafkasya ve Orta Asya Derlemeleri
- Sezer Abidin, T.M.G.D – Antalya
 
-Akçora Ergünöz (Van ve Çevresinde Ermeni
İsyanları.İstanbul.1994)
-Akgün Seçil (General Harbordun Gezisi ve Ermeni
Meselesine Dair Raporu.İstanbul.1981)
-Banoğlu Niyazi Ahmet (Ermenin Ermeniye
Zulmü.Ankara.1976)
-Sevinç Necdet (Ermeni İddiaları ve
Gerçekler.İstanbul.2004)
-Arnold Joseph Toynbee (Hatıralar – Tanıdıklarım –
Klasik 2005)
-Edward Taşo (Armenian Allegations, The Truth Must