GERÇEK EMMOĞLUMUZ KÜRTLER(1.BÖLÜM)

 TARİHSEL GERÇEKLERDE TÜRKLERİN EMMOĞLUSU

KÜRTLER
 
Serhat KUNAR-Tarih Arş-Yazar
Köktürkler Platformu-Antalya
 
kürde fırsat verme yarab,
hainlik onun özündedir,
ayağını çarık sıksın,
başına güneş geçsin,
karnı doymasın,
ol çeşmeden gavur içsin,
tırtat içsin,ermeni içsin,süryani içsin,
kürde nasip olmasın....
 
Yukarıdaki dizeler bizleri şaşırtmasın ve başka düşüncelere sevk etmesin.İlk bakışta bir kürt düşmanlığının güzel bir örneği gibi görününen bu dizelerin arkasında yatan gerçek kürt etnisitesi ,yani dolasıyla türk etnisitesinin realitesinden başka bir şey değildir.Anadoluda başta karamanoğulları olmak üzere türk boyları,kafkaslarda ,Avar ,Kumuk ,Azeri(Oğuzeri),Bayat, Kınık, Bayındır, Akkoyunlu, karakoyunlu ,dodurga,avşar,ahıskalı,terkeme gibi Oğuz türkleri ve ortadoğu ile mısırda hakim tolunoğulları,celayiroğulları,akkoyunları ve memluklu Türklerini(Ed devlet-üt Türkiyya) yok etmek için dönme ve devşirme paşaları komutasındaki sırp askeri tugaylarını ortalığa salan Osmanlı divan yönetimi, kendisi için en büyük tehlike olarak türk,türkmen ve kürt boylarını görmüş ve hepsini topyekün "etrak" olarak nitelemiştir.A.K.Meramın Padişah anaları kitabında da anlattığı üzere;i Dini ve mezhebi duyguları herzaman kıstas yaparak karar veren ve babası 2.Beyazıtı boğdururak tahta çıkan ve annesi Ayşe adında Trabzonlu rum olan Yavuz Sultan Selimin devşirme,İçoğlanları ve dönme rum,ermeni,süryani,gürcü,Arnavut,italyan,rus,polak,sırp,fransız ve diğer milletlerden oluşan adamları paşa,beylerbeyi,sancakbeyi,serasker,sipahiağası,subaşı ve derebeyi olarak Anadolu ve diğer Türk coğrufyalarında ayrı inanış, mezheplere ve şamanist inançlara sahip Türk boylarına karşı sefer açmıştır.
Kafkasyadaki saf oğuz Türklerinden oluşan Azeri Türklerini ve Karamanoğlu Türk boyuna yaptıklarından sonra ,Ortadoğuda kendisine tehlike olarak gördüğü Memluklu Türklerini ve onun birleşik Türk-Türkmen-Etrak cephesini ,ermenilerin,rumların ve süryanilerin de yardımıyla 24. Ağustos.1516 da Halep yakınlarında Merc-i dabık denilen yerde, paralı lejyonleri olarak ordusunda yer alan sırp ve ermenilerin yan kuşatmaları ve hileleri ile yenmiştir.Önceden buradaki kürt boylarının da kendisine yardım edeceğini uman Yavuz sultan selim ,kürtlerin, emmoğluları yani kardeşleri türklerin ve türkmenlerin yanında yer alıp yardım etmediğini görünce çok hiddetlenmiş ve kürtleri devşirme sırp paşalarına lanetletmiştir.Ermeniler ise yaptıkları yardımlardan dolayı büyük hediye ve özerklik hakları ile ödüllendirilmişler ve bizzat Padişah ,kiliselerine büyük miktarda altın bağışlamıştır.Süryaniler de aynı şekilde ödüllendirilmişler altın ve hediye bağışlarının yanısıra Tur-Abidin bölgesinin kutsal mekanlığı onaylanmış ve Deyr-ül Zeferan manastırının büyütülmesi için ayrıca para yardımı almışlardır.Onun bu hiddetini fırsat bilen sırp dönmesi Köle Sinan paşa ve Yunus paşalar Türklere karşı yardım etmediklerinden dolayı lanetledikleri Kürtleri aşağılayan dizeleri, savaşı dönüşünde Kuzey Suriye de inşa ettirdikleri bir çeşmenin kitabesine kazıtmış ve bu dizeler sizlere , benim bu yazımın başında  yorumunuza sunulmuştur.Emmoğulları Türklerin yanında yer alarak sırp tugaylarına ve onların dönme paşalarına itaat etmeyen ve osmanlı adı altındaki süryani,mecusi,kıldani ve ermeni askerlerine yardım etmeyen bu kürt boylarını sevgi ve saygıyla anmak gerekir diye düşünüyorum.
Çünki unutulmaması gereken bir konu da 1517 de kudüsü alan yavuz selim kendisine yataklık yapıp öven yahudilere sonsuz haklar tanımış ve onları ödüllendirerek kudüsün idaresini onlara bırakmıştır.Aynı padişah İstanbulda Hahambaşına İsrailoğularının Osmanlının kadim dostu olduğunu anlatan bir berat vermiştir.Bu berat istanbuldaki Neve Shalom Sinagogunda muhafaza edilmektedir.Ayrıca aynı Padişah annesinin ısrarıyla Trabzondaki Sümela manastıra bağış yapılmasını ve yerli rum ortodoks halkın bölgede her türlü yönetim kadrosunda öncelik verilmesini emretmiştir.
Bütün bunların üzerine Z.Gökalpin şu dizeleri esas olan GERÇEĞİN ta kendisidir;
TÜRKÜ SEVMEYEN KÜRT,KÜRT
KÜRTÜ SEVMEYEN TÜRK DE TÜRK DEĞİLDİR
Emmoğlumuzun dikkatine ;Eğer bir naylon kürt hasbelkader bir belediye başkanı olsa veya arkasında birkaçbin kişilik aşiretinin olduğunu söylese bile,eğer bu kişi Kürt ve Türkü öldüren PKK narko terör ve cinayet şebekesine ,katil ve terör örgütü demiyorsa,çete reisinin önünde diz çöküp talimatlarını yerine getiriyorsa ,Türklüğünden utanıp inkar ediyorsa,kürt kardeşimin yani senin boy kimliğin altına sığınıp kaçakçılık işlerini,avantalarını ve tezgahını yürütüyorsa,Türke düşman ise BİL Kİ;Bu kişi kesinlikle sen Kürt kardeşime de düşmandır.Araştırıp soruşturunca bu kişinin veya aşiretinin,bölgenizde ermeni ,kıldani,süryani,mecusi vs gibi dönme veya devşirme, ya da soysuz bir etnik özürlü insanlar ailesinden olduğu ortaya apaçık çıkacaktır.Kesindir.Aynı yaşta vatani görevini yaparken evine dönen silahsız gençleri kahpece kurşuna dizen,kürt köylerini basarak masım sivil bebek,yaşlı,kadın ve erkekleri ellerindeki silahlarla tarayarak öldüren,kürt kızlarından ve genç erkeklerinden dağlarda harem kuranlar,büyük kentlerde ve Turistik merkezlerde içinde kimin olduğuna bakmadan toplu taşıma araçlarına bomba atarak saldıran,otobüs duraklarına ve hangi insanın önünden geçtiğine bakmadan çöp konteynerlerine rasgele kalleşçe bomba koyan,masum kürt ve türkleri öldüren,
Özel harekat timlerinden tavşan gibi kaçan,onlarla karşılaşıp erkekçe döğüşmektense geceleri onlarca km.lerce yürüyüp aylarca mağaralarda korkakça saklanan,ama masum ve silahsız insanların bulunduğu alışveriş merkezlerini, kime ve kimseye nasıl bir zarar vereceğini dahi düşünmeden bombalayan bir GAYRİİNSAN yani insanlık dışı bu kişiler SİZCE BİR KÜRT OLABİLİR Mİ?BENCE HAYIR.O EĞER KÜRTSE BEN TÜRK DEĞİLİM.ADIM KADAR EMİNİM Kİ ONLAR VİCDANİ VE İNSANİ DUYGULARINI YİTİRMİŞ MAHLUKAT BİR DÖNMELERDİR.VE O ŞEREFSİZLER HALEN EMMOĞLUM KÜRTÜN ADINI KENDİ KİRLİ ÇIKAR İŞLERİNE ALET ETMEKTEDİRLER.YA YABANCI BİR GİZLİ SERVİS DÜĞMEYE BASMIŞ HADİ BÖYLE YAP DİYE EMRETMİŞ ,YA DA NARKO-ÖRGÜT LİDERLERİNDEN BİRİ BÖLGESEL BİR HESAP PEŞİNDEDİR.ARTIK BUNA TÜRK VE KÜRT OYMAKLARININ İNSANLARI KESİNLİKLE MÜSADE ETMEMELİDİR. Çünki gayet iyi bilindiği üzere ,Kürtten nefret edenin Türk olamayacağı gibi,Türk den nefret eden de kesinlikle Kürt olamaz.Bu değişmeyen tek olgudur.
Güneydoğuda bulunan birçok gayrimüslim ve bazı özürlü etnik kökenliler kişi,topluluk ve aşiretlerin olarak 1920 lerde topluca müslümanlığa geçtikleri kayıtlarda bulunmaktadır. Bugün bunlar kendilerine biraz kürt lehçesinden konuşup, kürt diyerek geçmişin intikamı peşindeki türk düşmanı Naylon Kürtlerdir.Her Nevruz bayramında bir bahane bularak yapılan provakasyonlarda sokakta milletin ve devletin malı olan elektrik trafolarını yakan,yollarını köprülerini ve binalarını yıkan,Bir Belediye başkanı veya bölücü bir partinin il başkanı olarak da halkı proveke ederek Türk düşmanlığına yol açan konuşmaları yapan ve hele hele Diyarbakırda herkesin TV lerde gördüğü gibi yaşlı bir Kürt annemizi ve yaşlı bir amcamızın suratına taş vurarak döven Emmoğlumuz namuslu ve şerefli bir Kürtolabilir mi?Bence kesinlikle HAYIR.Bunlar naylon kürt ve onların dönme etnik özürlü dölleridirler.Bu soysuzlar ne  Kürt ne de Türk töresini bilemeyecek kadar Dönme ve din değiştirmiş etnik özürlü Türk-Kürt düşmanlarıdırlar. Ne Türkde, ne de emmoğlumuz Kürdün töresinde YAŞLI BİR KADINI TAŞLA DÖVMEK YOKTUR.Hani halk arasında bir deyim vardır ya BUNU FİLANCA  BİLE YAPMAZ işte tam bu davranışın karşılığıdır.
Bunu yapan kendini Kürt olarak yutturan şerefsiz ve namussuzlar , dönmelerin çocukları olan bu geçmişin intikamı peşindeki Naylon Kürtlere karşı, Demokrat, vatanını ve milletini seven,Türk bilincinde olan, duyarlı Kürt kardeşlerimizin derhal harekete geçmelidir. Aynı şekilde sürekli Kürt düşmanlığını işleyip Kürtden nefret eden ve her ortamda provakasyon yapan kişi ve topluluklarda aynen kürtler arasına sızmış etnik özürlüler gibi Türklerin arasına sızmış ama ata benliklerini unutmayarak Türklük ile örtmeye çalışan bir hırvat veya sırp veya rus devşirmesidir.Yani o da Naylon bir Türktür.Kürt emmoğlumuza sürekli düşmanlık besleyerek toplumu proveke edenler de kesin Türk değillerdir.Sizlere birkaç örnek vermek gerekirse şunlar denebilir.
Zaza kardeşlerimiz 1896da Erzincanlı Keri isimli kendisinin zaza olduğunu söyleyen ama aslında adı Karabet olan bir Taşnak komitacası ajanı tarafından kışkırtılmıştır.Aynı kişi bu sefer Kerim adıyla Elazığdaki sünni kürt kardeşlerimizi zazalara karşı proveke etmiş ve kısmen başarılı olmuştur.1916 yılında rus ordularına yardım ve yataklık yapan bazı dersimli aşiretlerin başında annesi ermeni olan Alişir,ermeni taşnakların kod adıyla alex isimli sözde bir zaza bulunmaktadır. 1919 yılındaki Paris konferansında Birleşik ve bağımsız Ermenistan-Kürdistantalebinde bulunanlar ermeni Nubar ile yine ermeni dönmesi olan ve sözde kürtleri temsil ettiğini iddia eden ingiliz Noelin ajanı olan Şerif Paşa vardır.1927 de kurulan Hoybun teşkilatı ise kürtçenin hiç bir lehçesinde birşey ifade etmezken ermenice Ermeni yurdu demektir.Yani ermeniler bazı kürtleri kandırmışlar ve kendilerine hizmet ettirmişlerdir.
1930 da Ağrıdaki isyanı örgütleyen ve kürtler tarafından Doğulu Zilan adıyla anılan kişi bir ermeni-taşnak ajanı olup gerçek adı Ardeşir Muradyandır.Diğer kişi ise zilan kürt aşiretini kandıran Ermeni Baron Vahandır.Bunlar daha sonra İrana kaçmışlardır.
1937 deki Dersim ayaklanması ise ermeni adı Marcelo Demirjiyan olan Demirci Mustafa Kahmut köprüsünü yakarak başlatmış ve kardeşlerimiz zazaların bazılarının başını yakmıştır.Bunun yanısıra Hozatlı Horen ve başında ermenice yazılmış bir taç ve haç ile ele geçirilen asıl adı Antranik Zangochiyan olan Seyit Rızadır.1970 lı yılarıda Tunceli bölgesinde faaliyet gösteren TİKKO terör örgütünün içindeki Nubar yalım,Aziz demirel,murad(Ohannes)Saskal, Manver demir,(Orhan Bakır-Hrant Dinkin en iyi arkadaşı idi)Armanek Bakırcıyan gibi yüzlerce militanı ve yöneticisinin Ermeni olduğu tespit edilmiştir.Bunların bazılarının ifadelerinde Atalarının Türk ve Kürtlerden intikamı için savaştıkları söylemişlerdir.Kendilerinin ermeni olduklarından onur duyduklarını ve evde bunun aileleri tarafından kendilerine çocukluklarından itibaren aşılandığını belirtmişlerdir.PKK içindeki sayısız ermeni dönmelerinden oluşan lider ve yönetici kadrosunun bulunduğu Hoffmannın Armenians in Turkey Today isimli eserinde bahsedilmektedir.Bu eserde açıkca Kürt köylerindeki çoluk çoçuk emmoğullarımızın katli emrini veren A.Öcalanın Halfetinin ömerli köyündeki annesinin ermeni yetimi olarak urfada büyütüldüğü,Mahsun Korkmazın Ovannes Hacıyan,Murat Karayılanın Murad Karabetyan, Ş.Sakıkın Apo isimli kitabında Kuzey Irak operasyonunuda yaralı bir şekilde mağarada bekletilen dağa kandırılrak çıkarılmış 17 kürt gencini öldürebilecek vicdana sahip Cemil Bayıkın Gregori Kevorkyan ve ilk kurucuları olan DDKD içindeki Türk isimli kişilerin etnik kökeninin ise ermeni ve süryani oldukları iddia edilerek açıklanmaktadır.Bugün halen sözde manga ve bölge çapulcularının büyük kısmının Ermenistandan, Suriye ve Lübnandn gelen ermeni ,kıldani ve süryani kökenlilerin linde olduğu zavallı aldatılmış kürt kardeşlerimizin gençlerinin bunların emrinde faşistce baskıyla tutuldukları iddia edilmektedir. KÜRT KARDEŞLERİMİZİN SAĞDUYUSUNA SUNULUR!!!!!! 
Yani sözün özü Türk ile Kürt etle tırnak,etle kemik gibidir ayrılamaz,ayrılırsa canlılık özelliğini yitirir. Yaşayamaz.Ailenin kökü kurur,soyu tükenir can damarları zamanla yok olur.Türkle Kürt doğaya hayat veren suyu oluşturan oksijen ve hidrojendirler. Birlikte can verir, canan verir bütünleşir,birleşir,ürer,canlanır ve evrenselleşirler.
Aynı şekilde sürekli Kürt düşmanlığını işleyip Kürtden nefret eden ve her ortamda provakasyon yapan kişi ve topluluklarda aynen kürtler arasına sızmış etnik özürlüler gibi Türklerin arasına sızmış ama ata benliklerini unutmayarak Türklük ile örtmeye çalışan bir ermeni,bir rum,bir mecusi, bir hırvat veya sırp veya rus devşirmesidir.Yani o da Naylon bir Türktür.Kürt emmoğlumuza sürekli düşmanlık besleyerek toplumu proveke edenler de kesin Türk değillerdir.Yani sözün özü Türk ile Kürt etle tırnak,etle kemik gibidir ayrılamaz, ayrılırsa canlılık özelliğini yitirir. Yaşayamaz. Ailenin kökü kurur,soyu tükenir can damarları zamanla yok olur.Türkle Kürt doğaya hayat veren suyu oluşturan oksijen ve hidrojendirler. Birlikte can verir, canan verir bütünleşir, birleşir, ürer, canlanır ve evrenselleşirler.
EMMOĞLUMUZ KÜRTLER KİMDİR
Ünlü Kürt düşünürü ve önderi Emmoğlumuz M:Sekbanın dediği gibi Turani olarak Türklerin bir boyu olan ve su katılmamış bir TürkistanTürkmenistan çıkışlı Türk Töresini halen yaşayan yaşayan emmoğlumuz kürtler , her ne kadar Kurmançi,sorani,lolani,zaza ve yüzlerce de aşiret ismiyle anılırlarsa anılsınlar bile,onlar bizim birincil akrabalarımız olup kadim ortak kaderimizi tarihsel süreçte birlikte yaşadığımız ve yaşayacağımız öz kardeşlerimizdir.
Onlar ,bizimle değişik coğrafyalara göçmüş,bizimle at sırtında Asyadan Orta Avrupaya kadar gitmiş,birlikte ayran ve kımız içip şişlik et kızartıp yediğimiz, birlikte gökyüzüne bakıp tanrıdan istekte bulunduğumuz,Çolpan yıldızını geceleni beraberce takip ettiğimiz ,At-Avrat-Ok isimli Oğuz Han yasasını birlikte uyguladığımız,Ok ve yay ile At ve Avratın ne kadar hayatımız en önemli parçası olduğuna karar verdiğimiz,Aynı destanları anlattığımız,aynı ninnilerle çocuklarımızı büyüttüğümüz,aynı Köktürk alfabesiyle anılarımızı kazıdığımız taş anıtlarımızı ve balballarımızı, Elegeş nehri kenarına, orhun, selenga ve Tanrı dağları etekleri ile kafkaslara , Tuna boylarına ve Orta Avrupa steplerine diktiğimiz ,Aynı su kaynağının ve Kayın ağacının kutluluğuna inanarak dilek bezi bağladığımız, toyumuzda,doğumda,ölümde ve nice özel kutlu günlerimizi birlikte kutladığımız,ayrı ve gayrı tanımadığımız,kolkola girerek coşkuyla halay çektiğimiz,kopuz çaldığımız, yapılan savaşlarda ve yeni coğrafyalarda et ile kemik gibi birbirine yapışık olan,nice devletleri birlikte kurduğumuz ve en sonunda emperyalistleri son vatan toprağından birlikte kovduğumuz ve bugün emperyalizmin kucağına oturmayan şerefli, namuslu,bayrağını,tarihini ve devletini seven bu yurtsever birincil akrabalarımız yani emmoğullarımız , artık tüm dünya coğrafyalarında her alanda ve her çeşit somut kanıtlarla, hem bizimle birlikte benliklerini savunan ve emperyalizme hayır diyen,hem de emperyalizmin hizmetinde olmaktan gocunmayan benliksiz hainnaylon turnusol kürtlere ve onların organizasyonlarına karşı mücadele edenlerdir.
kürt adının geçtiği orhun-elegeş anıtı
 Onların bu şanlı mücadelelerini biz Türkler destekliyor,yanlarında omuz omuza durup sevgiyle selamlıyor,dünya durana kadar emmoğullarımızla bizi kimsenin birbirimize düşüremeyeceğini haykırıyoruz. Nitekim 2006 yılında Dicle üniversitesince yapılan bir araştırmada Güneydoğu Anadolunun çeşitli illerdeki halkın yarıdan fazlası Türk üst kimliğinie sahip olduğu ve Türkçe konuştuğunu söylemiş, az bir kesim kürt alt boyundan olmasına rağmen ,kürt lehçesini bilmediğini ve Türkçe konuştuğunu bildirmiştir.AB ve Emperyalistler ile onun işbirlikçilerine duyurulur.
Türkün olmadığı hiçbir yeryüzü coğrafyasında Kürte de raslanmamıştır.Nerede Türk varsa orada Kürt de vardır
NAYLON VE TURNUSOL KÜRTLER İLE KÜRTÇÜLER KİMLERDİR
Turnusol Kürtler her Emperyalist devletin, kişinin ve kuruluşun çıkarları için birbenbire onların menfaatlerinin somut rengine bürünen alan kimliksiz ve şırınga edildikleri ölçü kadar renk tutanlardır.Naylon Kürtler ise kürtçe konuşan ama ataları ermeni,süryani,kıldani,mecusi ve binbir bilmem ne olan dönmeler olup,bunlar kesinlikle kürt olmadıkları konusunda açık vermez ,biraz kürt lehçemizi konuşur,kürt imiş gibi davranır , keskin ve ıslah olmaz bir Türk düşmanıdırlar. Türklere karşı olduklarını her otamda dile getirip ,gizliden gizliye de Kürtlere karşı nefret dolu olup geneli okumuş,eğitimli,mevki sahibi ve zengindir.Ayrıca içlerinde karacahillerden bir sürü de vardır.Bunlar İflah olmaz bir kesimdir ve Türklerin aynı zamanda da kürtlerin yılmaz düşmanıdırlar ve her ortamı, ya demokrasi ,ya AB,ya da insan hakları adına iyi kullanırlar ve Yurtdışı bağlantıları çok sağlamdır.Bir veya birkaç genç Türkü asker bile olsa öldürebilen ve ölünün başında halay çekebilen işte bu hain grupdur. Dünya literatüründe yapılan bu hareketin kelime karşılığı olmayıp,Zulu kabilesinde bile bu kadar insanlık dışı ve vicdansızlık görülmemiştir.Hatta Naziler bile yahudileri öldürürken kilise çanların çalar ve sessizliğe bürünürlerdi.İşte bu Naylon ve Turnusol Kürtler daha doğrusu dedeleri kürt olmayan bu dönme insanlar Kürt halkıadına partiler kurmakta ve korku ve tehditle bazı belediye başkanlarını bile kendi emirleri altına almakta ve her vesileyle emmoğlumuz kürtlere eziyet etmekte,onların çocuklarını ve kadınlarını provake ederek dağlara kaçırmakta ,kızlara ve genç erkeklerden haremler kurmakta, Türk ve kürt kardeşlerinin ülkemizi savunan ortak oluşturdukları güvenlik güçlerine saldırtmaktadırlar. Bunlar Nevruz,Ramazan ve kurban bayramları ile Dünya kadınlar gününü bile kutlamaya izin vermeyerek her ortamda terör yaratmakta ,o günlerin içeriği ile değil Türk ve Kürtlerin nasıl kötü duruma düşmesi zorunluluğunu hesaplamaktadırlar.Bunların içinde her türlü yabancı servis ajanı olduğu gibi AB ülkelinde iltica ve çalışma izni gibi vaadlerle kandırılanları da mevcuttur.
Bu ülkelerin başında Almanya,Hollanda,İtalya,Avusturya,İsveç ve Danimarka ile Norveç gelmektedir.Tüm Naylon Kürtçü Ayrılıkçı terör medya ve TV kurumları Danımarka ile iskandinav ülkelerinde,islamcı şeriatçı Naylon kürt örgütleri ise Almanyada toplanmışlardır ve legal olarak bunlara müsamahalı olarak hem izin verilmekte hem de o ülkelerin gizli servislerince desteklenmektedirler. Bunlar Türklerin olduğu kadar emmoğullarımız kürtlerin de kesin düşmanıdırlar ve onların yani kürtlerin bariz kötülüğünü istemektedirler. Emmoğlumuz kürtlerin bunlara bir gün gerekli dersi vereceğine inanarak bu emperyalist uşaklarının tasfiyesinin yakın olduğunu umud ediyorum. 
Ne yazıkki, Kürt emmoğlumuzun ve Türklerin ortak düşmanı olan işbirlikçi narko -terörcüler.Bunların patronlarının kim olması önemli değildir.Yeterki onlara maddi ve manevi destek sağlansın, herkese kul ve köle olan benliksiz ve bizim Türklerin kürt kardeşlerimize ve onun şerefine kurban olması gerekenlerdir.Bunlar pazarda sebze ve meyve satan,inşaatta çalışıp namusuyla başlık parası biriktiren ve kimsesiz mücadele eden emmoğlumuzun çocuklarını, Bakan, milletvekili, Vali vs yapacağım vaadleri ile veya sürüsünü otlatan çobanları zorla kaçırarak dağlarda mağaralarda Türklere ve ülkeye düşman olarak yetiştirmekte,Örgütten kaçanların anlattıklarına göre genç kürt erkek kardeşlerimize tecavüzedilmekte, dağlarda sapıkca kullanılmakta, emmoğlumuzun genç kızları ise örgüt liderleri tarafından haremlere alınmakta,bunlara karşı çıkan ve uyanıp kaçmak isteyenler ise Ajan suçlamasıi ile yargısız olarak infaz edilmektedir.
Bu durumda Örgüt hemen o kişinin ailesiyle irtibata geçerek çocuğunun TC güçlerince öldürüldüğü yalanını anlatmakta ve böylece Türk-Kürt düşmanlığı yapmayı denemektedir.Böyle bir kahpelik ve kalleşlik tarihte yoktur.Ama başarısızlar.Çünki hem Türkler hem de Kürt kardeşlerimiz artık düşmanın kim olduğunu çok iyi bilmektedirler.Türk Kürdü ,Kürt de Türkü sevmeye devam etmektedir ve dünyanın sonuna kadar da bu böyle sürecektir.22 Mart 2006 tarihinde Nevruz gününü ve sonrasını anlatan Diyarbakır Dicle Üniversitesi bir Türk öğrencinin aşağıdaki tespit ve feryatları ne kadar doğru düşündüğümüzü göstermektedir.Olayları yaratanlar bir avuç kişi olup dönme ve din değiştirmiş şerefsiz birkaç aşiretin çocuklarıdır.
BENİM KÜRT KARDEŞİMİNİ KİMLİĞİNİ KULLANARAK AKLINCA KÜRT VE TÜRKLER ARASINDA DÜŞMANLIK KIVILCIMLARI ATMAK İSTEMEKTEDİRLER.BUNLAR BİLDİĞİMİZ GİBİ SÜRYANİ,KILDANİ VE ERMENİ AİLELERİNİN ÇOCUKLARI OLUP KÜRTLÜĞÜ KULLANMAKTA ,NE TÜRKÜ NE DE KÜRTÜ SEVMEKTEDİR.FIRSAT BU FIRSAT DİYEREK TEK KOZLARI OLAN EMMOĞLUMUZU KANDIRABİLMENİN ÇABASI İÇİNDE, SUNİ KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİ KÖRÜKLEMEKTE VE TÜRK DÜŞMANLIĞINI YEŞERTMEK İSTEMEKTEDİRLER.AMA GERÇEK KÜRT AŞİRETLERİ VE GERÇEK KÜRT BOYLU KARDEŞLERİMİZ BUNLARI REDDETMEKTEDİRLER.EMMOĞLUMUZUN BU DÖNME AŞİRETLERİ VE KENDİ İSİMLERİNİ KULLANANLARIA GEREKEN DERSİ VERECEĞİNE BİZ TÜRKLER YÜREKTEN İNANIYORUZ. KÜRT BOYLARININ BİLİNÇLİ VE NAMUSLU FERTLERİ DAİMA BU ŞEREFSİZ DÖNME-AJAN-HAİN PROVAKATÖRLERİ REDDEDECEKLERDİR...........
(DİYARBAKIR) Dicle Üniversitesi öğrencisiyim.Adım............ Bu mesajı olayları anlatmakta çaresiz kaldığımız için size yazıyorum. Çünkü Sesimizi korkmadan duyurabileceğimiz pek fazla insan kalmadı.Konuya gelince: 2 gündür Diyarbakırda çikan olayları az-çok duymuş ya da takip etmişsinizdir. Soruyorum Diyarbakır ili hangi ülkeye bağlı!? Hangi ülkenin sınırlarında?Bu Üniversiteye geleli yıllar oldu ama hemen her gün (abartısız) devlet aleyhine, bölücü başi terörist Abdullah Öcalan lehine eylemler,f orumlar yapılmasın, bildiriler okunmasın. Fakültelerin ortak bahçesinde satılan apo posterli,kürtçe yazılı bölücü dergileri satılması da cabası...
19 yy.ın kürtler arasına sızmış türk düşmanı ermenileri......................bu gün değişen birşey yok!
Tabi bunlara tuvaletlerdeki Türk, Türkçü, Türkçe giremez vs gibi sayısız yazıların varlığını da ekleyecek olursak varın siz durumun ciddiyetini düşünün.Ve ilginçtir bunları yapan sözüm ona ögrencilerin büyük kısmını cümle alem artık biliyor, tanıyor . Çogu defalarca hapse girmiş, çikmis kişiler ve Üniversite yönetimince (nasıl yönetimse artık) hiç bir sakilde cezalandırılmamış insanlar...ve son olaylarda da yine bu insanlar başi çekiyorlardi. Affedersiniz ama azdılar demek daha doğru gelecek sanırım. 2 gündür Diyarbakır da şehir merkezinden tutun, Koşuyolu, Bağlar, Kuruçeşme ve daha birçok semtte birçok noktada devlet aleyhine gösteriler düzenleniyor. Ne var canım bunlar doğal hali Diyarbakırın demeyin. Çünkü bunlar gösteri boyutunu aşmış durumda. Hiç bir şeyi göstermeyen medya dahi sokaklarda polis-provokatör çatismasini defalarca verdi (Bu sadece gösterilen kısım) Şehir şu an da ruh gibi.Emniyet binalarının camları inmiş, bankalar yakılmış, okullar, sağlık ocakları, karakollar basılmış, otobüs durakları darmadağın, yollardaki tabelalara kadar saldırılmış durumda .(Nasıl bir demokrasi arayışıdır ki devletimizin onlara sunduğu bu imkanlara saldıracak kadar küstahça!) Saat 20.00 sularında dışarı çiktim ve eski OHAL zamanındaki görüntüden pek de farklı bir görüntüye rastlayamadım.Sokaklarda sadece panzerler, emniyet birim elemanları ve ara ara çatisan göstericiler var. Bir polisin uyarısı üzerine hemen koşarcasına eve dönmek zorunda kaldık. Olayın bizi en üzen yanı ise bugün Kampüse sıçrayan olaylardı. Üniversite polisinin şehirde görevde olmasını fırsat bilerek şehit namırın, biji serok apo şeklinde sloganlar eşliğinde
YÜZLERİNDE MASKELERLE bir kısmı zaten belli olan ve onlara katılan PKK sempatizanları önce Fen-Edebiyat ve Diş Hekimliği Fakültelerinin ortak bahçesinde toplandılar. Sonra Fen-Edeb.Fakni bastılar. Tehditler ve sloganlarla Bütün ögrencileri zor kullanarak dışarı çikardilar. Daha sonra Bizim fakültemiz olan Tıp fakültesine baskın yaptılar ve yine aynı şekilde Derslikleri ve Kütüphaneyi boşalttırdılar. Karsı koymayı denedikse de 1-2 kişinin böyle kudurmuş bir grup karşisında ne kadar sözü geçer varın siz hesap edin...Mecburen çıktık.Ve sonra Diş Hek. oradan da mimarlık sırasıyla bütün fakülteleri boşalttırdılar ve hiçbirimiz derse giremedik. Çok sayıda arkadaşimız da mağdur oldu ama kimsenin gücü yetmedi bunlara. Nereden cüret edebiliyorlar bilmiyorum ama şöyle bir tehdit eklediler  yarın okula gelmeyeceksiniz!, gelenleri cezalandıracağız! şu an da bütün ögrenci arkadaşlarımız tedirgin ve korkmuş durumda. Okula gidemiyoruz. (Başkasının derdi nedir bilemem ama bizler okumak için memleketlerimizden kalkıp buraya geldik ama durum işte yukarda anlattığım gibiyken

nasıl bunu başarabileceğiz varın tahmin edin) Biz yarın yine de derse gidebilmeye çalisacagiz ama sonuç ne olur kestiremiyoruz...Olay anında bazı TV kanallarını aramayı denedikse de ilgilenen olmadı. Üniversitedeki bu olaylardan şu saat itibariyle hala hiç bir kanal, gazete vs yayın organı tek kelime bile söz etmedi . Bu nedenle sizlere başvurmayı daha uygun gördük. Lütfen,Allah rızası için bu çagriyi duyun, duyurun. Burası neresi? Biz nasıl bir yerdeyiz? Biz de anlayalım milletimiz de anlasın.
Demokrasi,kardeşlik palavrasını atanlarda görsün. Kimseyle bir zorumuz yok. Bari Okuma hakkımıza mani olmasınlar. Lütfen! Türk gençleri olarak bizlerisokaklara dökülmek zorunda bırakmasınlar! İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.
SİYONİZM VE EVANGELİZM DESTEKLİ EMPERYALİST OLİGARŞİNİN NİHAİ HEDEFİ;
HER SİYONİST YAHUDİ-MUSEVİDİR AMA HER YAHUDİ-MUSEVİ SİYONİST DEĞİLDİR.UNUTMAYALIM!SİYONİZM DÜNYAYA VE TÜM İNSANLIĞA HÜKMETME ONLARI KÖLE YAPMA İDEOLOJİSİDİR.......... 
Bu kürtler maalesef yine bizim öz emmoğullarımız arasından çıkmış yoldan ve öz benliklerinden sapmış olan küçük bir azınlıktır.Geçmişte bunlar çıkar ve taht kavgalarından kendilerine çıkar sağlamışlar,bazen de mezhep çatışmalarında kendileri için menfaatler sağlamışlardır.Haçlılar döneminde bazıları hiristiyanların himayesinde paralı olarak bulunmuşsa da diğer emmoğlu kürt boylarımız onların yok edilmesinde Türkmenler ve diğer müslümanlarla biryikte hareket etmeyi bilmişlerdir.19.yy.da İngiliz emperyalizminin tarafına geçen bu küçük bir kısım boylar,kurtuluş savaşından sonra haihliklerinin dersini almışlardır.Bir süre daha isyan şeklinde dışardan maddi destekli eylemler yapmışlarsada türk ve kürtlerin ortak hareketleri ile başarısız olmuşlardır.Son yıllarda bunlar Dünyanın her yerinde her alanda global emperyalizmin maddi desteğiyle her türlü anti yurtsever harekete girişerek hainliklerine devam etmektedirler.Türk ve Kürt boylarının düşmanı olan bunlar,kendilerini kürt olarak nitelemekte ve en büyük katliamı ve zararı yine soydaşları kürtlere yapmaktadırlar. Bunlar ABD,Global Emperyalizm ve AB ayrılıkcılarının maşasıdırlar.Kendilerine maddi yardım yapan herkese hizmet vermekte hatta Ermenistan,Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile birlikte katliam planları yapacak kadar alçaklaşmaktadırlar. Kurtuluş savaşında Türkleri , Kürtleri ve diğer müslümanları katleden bu soysuz ermeni ve yunan subayları ve ajanlarıyla kolkola resim çektirirek hayasızca sırıtabilmektedirler. Bu dönme ve devşirme soysuzlarına kürt demek doğru olmaz kanısındayım.Bunlar insan bile değiller bunlar Turnusol kağıdı gibidirler.Ne tür ve ne kadar ajitasyon verirseniz o renge bürünürler.Yani kimliksiz,benliksiz,gayri insani ve dışardan etkimeyle renk değiştirirler. Bunlar dünyanın her türlü sözde insan hakları ve demokrasi iddasındaki örgütleriyle kolkoladır ve onlardan şefaat görürler,Narkomandırlar.
Eronin ve esrar satmak onlar için peynir ile ekmek satmak gibidir,sattıkları eroin zehirinden ölen dünya gençlerinin arkasından gülerek  bunlar keriz derler ve vicdanları yoktur”,kendi ait oldukları milleti ,aileyi ve akrabalarını sevmeyen bu insanlar,hele yabancı insanları hiç sevmezler, ama işlerini gördürebilmek için onlara dalkavukluk yapar,acındırır ve duygu sömürüsü ile beslenirler. Bunlar özellikle avrupada yalan ve dolan hikayeleri ile iltica ederek köstebekler gibi yaşayan ve o iltica hakkı aldıkları ülkelerin gizli servisleri hizmetindeki vatansızlardır ve hep vatansız kalacakdır.Bunları kürt olarak kabul etmek emmoğullarımız gerçek kürtlere de haksızlıktır.
BİLİNMESİ GEREKENLER
Son yirmi yıldır bazı batılı tarihçiler,Medya kuruluşları,politikacılar, Stalinist ve ayrılıkçı ve her verilen ajital kimyasal sıvıya yani çıkarlarına göre renk değiştiren Turnusol- Kürtçü yazarlar ve onların dostlarının Avrupalı Enstitüleri, tarihsel gerçekleri çarpıtarak senaryosu Birinci Dünya Savaşında tezgahlanmış uluslar arası emperyalist bir oyunun belli amaçlarına hizmet etmektedirler. Bunların çabalarının altında tek amaç olarak , Hazar, Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi arasında kalan üçgen şeklinde coğrafyadaki kültürel zenginlikler, Su kaynakları, doğal yer altı ve yerüstü zenginlikleri ile verimli topraklar , madenler ve petrol yataklarına sahip olmak yatmaktadır. Bu hedefe ulaşmakta batılıları korkutan başlıca faktör ise Türk dünyası ile bütünleşen ve yakın zamanda dünyanın süper güçlerinden birisi olmaya aday Türkiyedir. (Türk ve kürtler akınlarlarda..)
Türkiye devletinin potansiyel kaynaklarının zenginliği, Türkçü-Atatürkçü milliyetçi yapısı ve Küçük zanaatkar yani orta sınıf olarak nitelenen küçük Burjuva dinamizminin güçlülüğü açısından dünyanın en gelişmiş ülkesi olması, Avrasyaya yayılmış Cermen-Latino kökenli milletlerden kurulu ülkeleri ve Ortadoğudaki kadim Türk düşmanlarını müthiş derecede ürkütmektedir. Biraz ayrıntılı baktığımızda Türkiyenin doğal zenginlikleri,dünyanın altı tane Autakt, yani tarımsal ürün olarak kendi kendine yeten ülkelerden biri olması ve de buna paralel gelişen küçük esnaf-zanaatkar sınıfının üstünde yükselen ve Türk dünyası ile bütünleşme yolunda olan ekonomik , siyasi,tarihi ve kültürel yapısı ülkemizin düşmanlarının gerçekten uykusunu kaçırmaktadır. Ekonomik göstergeleri yüksek bir süper bir Türkiye siyasi ve askeri alanda da güçlü olacağından başta Cermen-Latino kökenli batılılar ve orta doğudaki tarihsel Türk düşmanları rahatsızlık duymakta ve bu gelişimi engellemek için Türkiyeye karşı oluşan ve oluşacak her türlü bölücü,yıkıcı ve zayıflatıcı terör,ekonomik ve siyasi cepheleşmeye ayrım yapmaksızın derhal destek vermektedirler. Cermen-Latino kökenli milletlerden oluşan devletlerin bu oyunu ilk olarak Batı Cermenlerinin başında bulunan İngilizler ile Doğu Cermenleri olan Slavların en güçlü milleti olan Ruslar arasında konuşulup anlaşılarak 1802 yılında ortaya atılmıştır. Bu toplantıda birbirlerine karşı olan hakimiyet haklarını ve çıkara dayalı çekişme ve düşmanlıklarını bir kenara bırakarak,imparatorluğun kurucu ve askeri unsuru Türklerden dolayı Osmanlı İmparatorluğunu yıkmak ve parçalamak istemişlerdir. Balkanlarda Rusların Sırp,Arnavut,Bulgar ve Yunanlılara destek vermesi,Doğu Anadolu ve Kafkaslarda Avusturya ,Almanya ve Fransanın ve de Ortadoğuda ise İngilizlerin çalışmalara başlayarak buralara misyoner ve casuslar gönderilmesi konusunda anlaşılmıştır.Doğuda Ermeni, süryani, nasturi ve keldani gibi hiristiyan azınlıklara vaadlerde bulunmuşlar,onları para karşılığı milli Gregoryan kiliselerinden uzaklaştırarak protestan ve katolik yaparak birbirlerine de kırdırmışlardır. Bu arada maalesef Az da bazı çıkarcı ve bilinçsiz emmoğlu Turnusol-Kürt aşiretlerimiz de bunların elinde emperyalist oyunda kullanılmıştır Böylece süreç içinde artarak devam eden olaylar yüz yıl içinde İmparatorluğu parçalamış Balkanlar, Arabistan, Ortadoğu ve Kafkaslar Türklerin elinden çıkmıştır. Buralardaki Türk nüfus ise göçe zorlanmıştır. Daha sonra gerçekleşen Kurtuluş savaşından bileğinin hakkıyla düşmanlarını topyekün yenerek çıkan Türk Ulusunun önüne son kez olarak da Ermeni -Süryani ve Turnusol- Kürtçü ayrılıkçı sorunlarını dayatan Cermen-Latino kökenli Batılılar bunda başarılı olamamışlar ama yıllarca da ümitlerini yitirmeyerek bunlara desteklerini devam ettirmişlerdir.
Pislik asala katillerinin arması 
Nihayet onların çıkarlarına hizmet edecek önce Asala isimli bir Ermeni terör örgütü bulmuşlar ve bunları kendi ülkelerinin toprakları içinde çekinmeden Türk Devletinin şahsında onun kadrolarına saldırtmışlardır.Bu örgütün yakın zamanda Türkler tarafından kesinlikle ortadan kaldırılması üzerine ise aynı kulvarda koşturan PKK isimli Türk ve Türkiye düşmanı ilkel despotik yapılı benzerlerinden daha hızlı ve sunulan çıkarlara göre renk değiştiren bir Turnusol-Kürtçü örgütünü ortaya çıkarmışlardır. Bu örgütün her türlü,sığınma,barınma,iletişim,legal örgütlenme ve lojistik desteği Cermen-Latino kökenli İngiliz , Alman,Belçikalı,Danimarkalı,İsveçli ve Hollandalı kadrolar tarafından sağlanmaktadır. Bunlar, malum emperyalizmin emrindeki ayrılıkçı Turnusol- Kürt örgütünün her alanda savunucusu olup her ortamda insanlık hakkı bahanesiyle terör örgütü mensupları ve sempatizanlarına kucak açarak koruyup kollamaktadırlar. Batılıların kurduğu ve önce tepki çekmesin diye Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak isimlendirilen ve daha sonra Siyasi bir yapıya bürünerek bugün BAB Askeri birliği ile askeri bir yapıya da sahip olan Avrupa Topluluğu Latinolar ve Altay kökenli Finogur-Macarlar dışında tam bir Cermen Birliğidir.
 HEM DE KESİN OLARAK HAYIR!
Cermenlerin ilk ataları Orta Asyadan batıya göçetmiş olan Keltlerdir.Bugünki stratejilerini çözebilmek için Cermenlerin geçmişini iyi bilmek gerekmektedir. Tarihsel süreç içerisinde M.Ö.4 binli yıllardan başlayarak anavatanları olan Güney Türkistan Topraklarından yani bugünki Kuzey Hindistan-Pakistan-Afganistan üçgeni arasındaki Bakhtriya topraklarından Hazarın kuzeyinden geçerek batıya göçeden Keltler içerisinde başlarındaki bey ve yönetici Aile adıyla yüzlerce boy bulunmaktaydı. İlk göçlerini Kuzey Karadeniz steplerine Volga ile Dinyeper arasına yapmışlardır.Buralarda yeni gelen boylar ve o yörelerin otokton halkları ile de birleşerek çoğalmış ve Orta Avrupaya Tuna üzerinden sarkmaya başlamışlardır.
KELT HAÇI
Önceleri verimli nehir boyları olan Tuna,Don,Dinyeper ve dinyester bölgelerine yerleşen Kelt boyları M.Ö.3 binlerden itibaren Türk İskitlerin/İskitasların boyunduruğuna girmiş ve zamanla onlarla kaynaşmışlardır.Bu birliktelik Asana,Tek Göktanrı İnançı,destan ve Törelerin ortaklığı şeklinde kendisini göstermiş ve Kelt boyları ile Öntürklerin en güçlüsü olan iskitlerin/İskitasların ortak tarih ve inanç kültürünü ortaya çıkarmıştır.
Hatta bazı Kelt boyları ile Türk İskit/İskitas boyları her yönleriyle birbirlerinden ayırtedilemez durumda tarih sahnesine çıkmışlardır.Bunların en ilginç örnekleri M.Ö.2 binli yıllarda Mısıra geçen Gyksoslar,Güney balkanlar ve Güney Kafkasyaya geçen Alban işkiptareleri ,Orta Anadoluda Ankara bölgesine yerleşen Galatlar,Mezopotamyaya inen Kaskalar,İspanyaya inen Basklar, Orta İtalyaya Etürükaslar ve Kuzey Afrikaya geçerek ilerde tarih sahnesinde Hanibal ile büyük bir imparatorluk kuran Kartagaslardır. Bunlarla karşılaşan komşu kavimler Keltleri ve daha sonra onlarla birlikte imparatorluk kuran Türk-İskitasları genelde Karadenizin kuzeyinden gelen Barbar kavimler olarak nitelemişlerdir.Töre ve inanç birliğine sahip Keltler ve Türk iskitaslar günümüzden 2500 yıl önce yollarını ayırmışlar ve Kelk boyları Atlantık kıyılarına dek uzanarak tüm Avrupayı, Türk-İskitaslar ise Altay –Dinyeper arasını yurt edinmişlerdir.Ancak bu ayrışma yüzde yüz gerçekleşmemiş bazı Doğu Kelt boyları Türk-İskitaslarla birlikte kalmışlardır.Tüm Avrupaya yerleşen Kelt boylarıında aile ve boy benlikleri ön plana çıkmaya başlamış ve böylece, Allemanlar, Franklar,Normanlar,Lombartlar,Saksonlar,Anglalar,Brutorlar,Flamanlar,Danlar v.b.gibi isimler almaya başlamışlar ve kendilerini Tanrı Bir=Tanrı Odin adıyla özdeşleşen yeni bir kimlik ismi olan Got olarak betimlemeye başlamışlardır.
Avrupadaki Gotlar Batı Gotları ,Tuna’nın Doğusundaki Türk-İskitaslarla birlikte yaşamaya devam edenler ise Doğu Gotları”adını almışlardır.Batı Gotları içindeki binlerce boy küçük prenslikler şeklinde yaşamışlar ve bir ortak davranış gösterememişlerdir. Zamanla Roma imparatorluğunda Hiristiyanlığın devlet dini kabul edilmesi ve Papaliğin gücü ile bunlar birer birer hiristiyanlaştırılmış ve Papa’nın daha doğrusu din adına Romanın çıkarlarına hizmet etmeye başlamışlardır.Hepsi birer iyi hiristiyan olarak Şansölye,Derebeyi, şövalye,kont,dük gibi sıfatlara sahip olmak ve böylece ayrıcalık sahibi olmak peşinde koşmuşlardır.Hatta Papanın emriyle öz kardeşleri olan ve Türk-İskitaslarla birlikte yaşayan Doğu Gotlarının üzerine yürümüş ve onları dinsizlikle ve şamanlıkla suçlayarak katletmişler ve böylece papadan dini taltif nişanları ile Asilzade sıfatı almışlardır.Bu duruma çok üzülen Doğu Gotlarının Hakanı Hermanik M.S 4.yy.sonlarında Türklerle vedalaştıktan kalan mahiyetiyle kafkaslara doğru yola çıkmış ve tarih sahnesinden kendi isteğiyle yok olmuştur.
Bu düşüncelerine tarihin her safhasında açıkca ortaya koyan Latino-Cermenler yüz yıl boyunca Türklere ve müslümanlara saldırmak ve onları yok etmek için haçlı seferlerini düzenlemişler ve bütün bu seferler boyunca 4 milyon Türk ve Müslümanı öldürmüşlerdir.Osmanlı imparatorluğunun ilerleme döneminde duraksayan Avrupalılar, imparatorluğunun gerileme ve çökme dönemlerinde imparatorluğu ve Anadoluyu parçalamak için birleşmişler ve istediklerini sevr anlaşması ile kabul ettiremeyince Anadoludaki Ermenilerine soykırım yaptırmışlar ve bu soykırımda Ermeniler ve Batı Devletleri ile Rusya 2 milyon Türk ve Kürt katletmişlerdir.Kurtuluş savaşında derslerini alan Avrupalılar bölüp parçalayarak kolayca yutmak isteklerinden Lozan anlaşması ile bir süre mecburi vazgeçseler bile unutmamışlardır.Hatta Anadoluda kendi emperyalist hegomanyalarında Ermenistan ve Kürdistan isimli iki suni devlet kurmak isteyen ABD ve Başkanı Wilson M.Kemal Atatürk tarafından ciddiye alınmamış ve hatta Lozanda ABD devleti gözlemcisi Atatürkün emriyle salona bile sokulmayarak aşağılanmıştır.Bu yüzden Katil ve sabıkalı Anlo-Saksonyalı Cermenler ile Latinoların bir kolu olan Hispanikler tarafından 250 yıl önce kurulmuş olan ABD Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunu ilan eden Lozan Anlaşmasını halen imzalamamıştır.Yani açıkcası ABD için Türkiye Cumhuriyeti adında bir Devlit yeryüzünde yoktur.Onun için son yıllarda ABD Türkiye dışında her türlü alternatif emperyalist politikaları Türkistanda ,Kafkaslarda ve Ortadoğuda eylem koyabilmektedir. Bugün ,Almanya,Danimarka,İsveç,Norveç,İngiltere,Belçika,İngiltere,
Avusturya,Hollanda ve Yunanistan önderliğinde her alanda türklerekarşı karşıtlıklıklar ve Türkiyeyi Ekümenik Fener Patrikanesi ve Kutsal dini kent İstanbul,Kürdistan,Ermenistan,Keldanistan(Hakkari Bölgesi)Tur Abidin-Mardin Kutsal süryani Metropollüğü,Pontus ve Lazıstan olarak bölmek gayretleri ve konudaki çalışmaları artık apaçık olarak bilinmektedir.Biz Türklerin Avrupa Topluluğu kapısında beklememiz,oyalanmamız ve her defasında bunlardan nasihat işitmemize rağmen körükörüne ısrarcı olmamız , Yüce Kutlu Türk Ulusunun onurunu kırmaktadır.Açıkcası bu karşılıksız tek taraflı sevdadan vazgeçilmelidir. Nitekim 1999 yılı Haziran ayında Avrupa Topluluğu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Spencerin yaptığı Türklerin hiçbir zaman bu birliğe giremeyecekleri açıklaması konuya gerçekci olarak son noktayı koymaktadır.Avrupa Birliği senaryosu yeni bir oluşum olmayıp tarihte çeşitli birlikler şeklinde denenmiştir.Roma-Cermen İmparatorluğu Papanın kutsaması ile kurulmuş ve defalarca bozulup yinelenen eski bir siyah beyaz film olan Avrupa Birliğidir. Yabancıların Karl, bizim ise Şarl olarak tanıdığımız ünlü Alman Kralı bu sürecin en renkli siması ve en güçlü Cermen kişiliğidir.
KARL
Nitekim buna bağlı olarak bugünki Avrupa Birliğinin onur ödülünün adı izinde yürünen bu Kral Şarlın anısına verilmektedir. Şarl onur ödülü verilirken göz önünde tutulan tek somut kıstas ödül verilecek kişinin Kutsal Cermen Birliğine verdiği katkıdır.En son ödül Mayıs 2000 sonunda bu Birliğe katkılarından dolayı ABD Başkanı B.Clinton’a verilmiştir. Görüşmeler,Gümrük Birliği ve Müzakere tarihinin alınması gibi AB ile yapılan her türlü konu sonu olmayan Çıkmaz ayın son çarşambasında gerçekleşecek safsata ve aydatmacalardan başka bir şey değildir.Türkler hem genetik hem de tarihsel kültür olarak Latino-Cermen ailesine ait değillerdir ve hiçbir zaman bu aile içinde yer almayacaklardır. Almanyanın, Avusturyanın,Hollandanın,Belçikanın ve Fransa ile diğerlerinin açıkca görüşü böyledir ve doğrudur.
Biz de Köktürkler olarak bu aileye ait olmadığımızı ve hiçbir şekilde de olamayacağımızı heryerde haykırıyoruz.
 
TÜRK BOYLARI NEREDE VE NASIL YOK EDİLDİLER
Tarihsel sürece baktığımızda Türk devletlerinin kaderinde de aynı şekilde olduğunu görmekteyiz.Diğer devlet ve milletlerin hain ve kalleş oyunlarına muhatab olmamış bir Türk devleti yoktur.
hazarlar
Tarihsel süreç içerisinde Orta Asya coğrafyasında 36 Türk devlet ve beyliği ile ikiyüze yakın Türk boy ve oymağı aynı taktiklerlerle çinlilerin ,başta Türkmen boyları olmak üzere İskitler,medler,Aslar(Asanalar), Avşarlar, kaçarlar, Azeri,karakoyunlu,akkoyunlular ve karapapaklar farsilerin,memluklar adı altında Kafkasya Türk boyları olan hunlar, Çeçenler, Balkarlar, Kumuklar, kırgız, kazak, Tolunoğulları, Artuklular, Celayirliler,kürt ve Türkmenler arapların,İskit, ve gökoğuz boyları slavların,kumanlar ve kıpçaklar vatikan katolik devleti ve Sırpların, peçenek, kuman,kıpçak,gökoğuz,Traklar ve Anadolunun öntürk boyları lidya,likya,frigler,urartular v.b. ortodoks yapılarak Bizansların, Hazar karaimleri israiloğullarının,Tatar,Balkar,Yakut,Başkırt,Çuvaş,Kıpçak,Peçenek,altay,çukca,tuluet,tuva,kırım ve sayısız Türk boyları Rusların, Hazar musevi Türkleri 2.Dünya savaşında Alman nazılerinin oyunları ile asimile edilmişler ve katledilerek tarih sahnesinden silinmişlerdir.
Bu gün oynanan ve arzulanan oyununun hedefi de aynen tarihte olduğu gibi Türklerin güçlü olmasının engellenerek yokedilmesidir.Senaryolar yıllarca aynı olup kötü niyetli aktörler de maalesef aynıdır.Tek bir taktik olan içten bölmek parçalamak ve gerekirse öz Türk kardeşleri bile birbirine düşürüp kırdırmaktadır. Yakın tarihte Süryaniler, Keldaniler, Turnusol-Kürtleri ve Ermenileri kullanarak bu topraklara hakim olmak isteyen düşünce, son yıllarda bu emellerine bir Köktürk boyu olan Emmoğlumuz Kürtleri de alet etmek istemektedir. Şu andaki dünya konjüktüründe ve demokrasi anlayışında silahlı mücadele yapan radikal düşüncü yanlılarına mazlum  etiketini yapıştırabilmek ve tepkileri dizginleyebilmek için onlara kültürel ve tarihsel sıfatlar bulmak gerekmektedir. Bu yönde yapılandırılan ve batılı siyasi tarihçilerin eseri olan ve özünde Emperyalizm hizmetinde Turnusol-Kürt çıkarcılığı ekseninde hareket eden Stalin despotluğunu benimsemiş bir grup Turnusol-kürtlere kurdurulan PKK Narko-Terör örgütü, tarihi platformda Anadolu ve Mezopotamya geçmişini,tarihini,kültürünü reddedip çarpıtarak zihin karışıklığı yaratmakta ve sanki özgürlük savaşçıları ve bütün kürtlerin anti Türk yapıya sahip oldukları şeklinde yanlış bir konuma oturtulmak istenmektedir .Yapılan sade ve sadece psikolojik özel harp anlayışının bir parçasıdır ve deşifre edilmiştir.Emmoğullarımız Kürtlerin büyük kısmı , global emperyalizme hizmet eden bu Turnusol- Kürtlerin adı geçen coğrafyanın yerli halk olduklarını ve PKK’nın da (Diğer adlarıyla Kongre-Gel ve PWD) kendilerinin kurtuluş savaşcıları olduğu yalanını reddetmektedirler. Çünki bu Turnusol-Kürtler girdikleri her ülke ile reaksiyonlarda ayrı ayrı renkler göstermekte ve yerine göre birgün AB ülkelerinin,birgün Güney Kıbrısın veya Yunanistanın,birgün ABD nin,diğer bir gün ise bir başka ortadoğu ülkesinin çıkarlarına hizmet vermektedirler.Namuslu ve şerefli emmoğullarımızın böyle bir yapıyı kabul etmemesi çok doğaldır.
Bu konum zaten kesin olarak tarihsel gerçekliklerle bağdaşmamaktadır.
KÜRTLERİN ETNİK KİMLİĞİ KONUSUNDAKİ ÇEŞİTLİ SAVLAR
Kürtlerin etnik yapılarının tarihsel geçmişte Anadolu ve Mezopotamyadaki bazı kavimlere dayandırılmaları iddiaları son yıllarda epeyce artmıştır. Hemen hemen her yabancı ve yerli sözde siyasi tarihçinin veya Turnusol-kürtçü eksendeki odağın ayrı bir savı gündeme gelmektedir.Bu odaklar içindeki yabancı destekli olanlar kendi emperyalıst öngörülerini,sözde(!) naylon kürt aydınları ise ezilmişlikle yoğrulmuş kompleksleri doğrultusundaki çıkarlarını tezlerine katarak iddialarını savunmaktadırlar. Bunların her ikisi de temelden çürük olup insanları yanlış olarak bilgilendirmek ve onları gerçeklerden uzaklaştırmak amacı gütmekten başka işe yaramamaktadır. Bu şekilde iddia edenler ve kamuoyuna kasten yanlış bilgi verenler özünde Bilimsel kitle platformlarında yalnızlığa itilmekte ve sahip olduğu yanlışlıklara daha sıkıca sarılarak aşırı radikal hale gelmektedirler. Kasti olarak bazı kişi veya odaklar tarafından yanlışlarla dolu bir şekilde savunulan ve ancak global emperyalizme hizmet edeceği apaçık belli olan emmoğlumuz kürtlerin sözde etnik kimliği ile ilgili emperyal düşüncenin savları sırasıyla görelim.
KÜRTLERİN ATALARININ KARDUKLARDIR SAVI
Karduk savaşçısı
Bu sav önce Baytar Nuri Dersiminin 1952 yılında Yurduna,Türk ve Kürt halkına ihanet ederek kaçtığı Halep de Suriye gizli servisi Muhaberatın zorlaması ve finansmanı ile yazdığı Kürdistan tarihinde Dersim isimli kitabında ve daha sonra da 1969 yılında Stockholmde Ermeni asıllı İsveç ajanı Garo Sasuninin yazdığı Kürt Ulusal Hareketleri ve Ermeni -Kürt ilişkileri isimli eserde ortaya atılmıştır.Günümüzde ise başta Fransa gizli servisinin kontrolündeki Paris Kürt Enstitüsü ve ingiliz SOAS(Ortadoğu Araştırmaları merkezi) olmak üzere çeşitli Yabancı organizasyonlarca kurulan naylon kürt derneklerince de savunulmaya çalışılmaktadır.
Yanlışlar üzerine kurulu kasdi çarpıtmaları en çok ve en yoğun savunulanı olan bu iddiaya göre , Kürtlerin atalarının , MÖ. 5.yyda Xenephon tarafından yazılan Anabasis yani Onbinlerin Dönüşüisimli kitapta belirtilen ve Doğu Anadoluda Van havzasını kapsayan geniş bir bölgeden geçip Karadenize gitmek isteyen Helen askerlerinin karşısına çıkan Kardukisimli kavim olduğudur.Bu eserde Mezopotamyadan kuzeye doğru çıkarak yola koyulan Helen askerlerinin gerçekten karşılaştığı dağlı- yabani olarak nitelen kavmin adı Karduklardır.Adı geçen kitapda Bunların hayvanlardan farkı olmadığı ve hayvan sürüleri gibi ve içgüdüleri ile yaşadıkları aşağılanarak anlatılmaktadır. Karduk adı fonetik olarak incelendiğinde, M.Ö.İkibinli yıllara ait iki Sümer yazılı taşında geçen Kardaka ismine uyum sağladığı görülmektedir.Bu adın Mezopotamya tarihinde çok eskiden beri var olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda belli odakların amacı kürtleri hem yabanil olarak aşağılamakta ve hem de Anadolunun ile Yukarı Mezopotamyanın yerli halkı imişcesine göstermektir. Ama gerçekte bu sav hiçbir şekilde zaman ve mekanın tarihi kimliklerine uymayan bir çarpıtmacadır. Çünki yukardaki kitabta bahsedilen Karduklar , Prof.C.F.Lehmann Haupt ve T.H.Nöldeke ‘nin de söylediği gibi Gürcülerin güney boyu olan Kart, yani Kartveliler den başkaları değillerdir. Anabasis isimli kitapta adı geçen Doğu Anadolu yöresinde yaşayan yerli halkın adı da Kartuelidir. Aynı dönemde gelişen Pers işgallerinde bu ilginç halkın kimliği ve özellikleri gayet açık bir şekilde anlatılmaktadır. Bu Karduk halkı zamanla perslerle anlaşan Ermenilerin baskıları ve daha sonra ise M.Ö. 3.yy.da ise Makedonların bölgeyi istilası sonucu kısmen kuzey ve kuzeydoğu Anadoluya doğru gerileyerek çekilmişlerdir. Onlardan boşalan topraklara ise Makedonya dan getirilen Mgydon etnik kökenli insanlar yerleştirilmiştir.
Nitekim Van havzasının doğusunda ve Güney Gürcistanda Kaya içi ev yapılarında yapılan prehistorik kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıda Karduk buluntu ve yazıtları halen Tiflis müzesinde sergilenmektedir. Kartlar bugün bile Gürcülerin en büyük boyudur. Kartlvelililer yaşadıklarına ülkelerine Kardukia yani Kardlılar Ülkesi adını vermişlerdir. Tarihçiler ve Araştırmacılar arasında sadece Profesör Marr Kürtlerin Gürcü-Kartveli ulusunun bir boyu olduğu şeklinde bir yanlış iddiada bulunmuştur.
Marr bazı filolojik araştırmalarında kürtçe ve Kartuli-Gürcüce dilinde aynı olan kelimelere rastladığına inanmıştır. Bu gibi bazı fonetik aynılıklara dayanarak ve kürtlerin Gürcü dilinden etkilenmiş olduğunu göremeyerek ortaya attığı kürtlerle gürcülerin etnik köken birliği tamamen bilim ve gerçek dışıdır. Gürcü tarihçiler Niko Berdzenişvili ile Simon Canaşianin birlikte yazdıkları Gürcistan Tarihiisimli eserlerinde Gürcülerin folklorik,kültürel ,dinsel ve töresel motifleri ile mama, deda, eri vsgibi kelimelerin eski Türk-İskit dilinde yani Altaik dillerde de var olması, gürcülerin daha çok etnik köken olarak Ön Türk Boylarından Sabir ve iskit özelliklerine yakın olduğunu göstermektedir.
Karduk-Gürcü antik kent kalıntıları
Aynı esere göre M.Ö.11.yy.da Asur kaynakları Doğu Anadolu yöresinde önceleri Subari - Sabari ülkesinden ve bunların en güçlü boyu Muşkilerden bahsetmektedir. C. Bender gibi bazı AB işbirlikçisi kürt yazarlarının iddia ettiği gibi
Muşkiler ile kürtler arasında bir akrabalık hiç olmayıp Muşkiler Meshi Gürcülerinden başkası değillerdir.M.Ö.9.yy.da ise Fırat suyunun batısındaki 24 beylikten oluşan Tubal-Topallardan bahsedilerek bunların başkenti Melitene -Malatyaanlatılmaktadır. Sabari yani Altaik ön Türk kökenli olarak anılan Tuballar yani Topallar demirci bir halk olup Tevratda kendilerinden ünlü demirci millet Hattiler olarak da bahsedilmektedir. 
Daha sonra Anadolu mitoslarını derleyerek kendi mitolojilerini yaratan Helenler Tanrılar Panteonunda Demirci Tanrı Hephaistosu da taklit edip kopyalayarak aynen topal olarak betimlemişlerdir. Topalların krallarının isimleri ise Topal Kayın ve Sarıkanol olup Kayın kelimesi Kaanın fonetik çeşitlemesidir. Bunlar Kuzey Hazar steplerinden Kafkasları geçerek Anadoluya inen Hititlerden başkaları değillerdir..
Daha sonraları Fırat ve Dicle ırmağı arasında ve Van havzasındaki yörelerde Altaik Sabir oymakları içindeki  Ogur Biaynave  Ogur Manalılar hükmettikleri iki idari bölgeyi birleştirerek kurdukları krallığın adına Urartu ülke halkına ise Kaldeliler denilmiştir.

Ön Göktürklerin Milattan binlerce yıl önce Anadoluya indikleri Erzurumdaki Cunni Mağarasındaki bulunan Orhun alfabesi ile yazılmış harf,damga ve yazılı taşlarda da açıkça görülmektedir. A. Sevim Anadolunun Fethi isimli eserinde belirtildiği gibi M.Ö.6.yy.da Hun Türkleri Kafkasları aşarak başlarında bulunan Kursık ve Basık isimli iki Başbuğlarının komutasında Erzurum üzerinden Malatya ya ulaşmışlardır. Kendilerinden önce buralar gelmiş Türk-İskit boylarıyla karışarak Kuzey Mezopotamyaya kadar ilerleyen Hun Türkleri daha sonra Doğu Anadolu ve Azerbaycan yoluyla Kuzey Karadeniz ovalarına geri dönmüşlerdir. Bu durumda Marrın tezi de kökünden çürümektedir. Kürt ile Karduk isimleri arasındaki fonetik benzerlik ile yapılan yakınlık iddiasında bulunanlar içerisinde en önde gelen kişi V. Minoroskydir. Ona göre eski Kardu yani Urartu yurduna yerleşen İran soylu Kurmanç ve Soraniler ,Karduklarla karışmışlar ve böylece Kürtler türemiştir.
Urartu dili ve alfabesi
Aynı Minorski Kürtlerin irani sayılması etnik olmaktan ziyade dil ve tarih varsayımlarına dayanmaktadır diyerek yaman bir çelişkiye düşmektedir. Buna karşın Prof.N.J.Marra göre ise M.Ö 7.yy.da Doğu Anadolu da devlet kurmuş Urartular da ve daha sonra ortaya çıkan Ermenilerin yazılı ve sözlü tarihsel yapıtlarında ne Doğu Anadoluda ve ne de Van havzasında Kürt, kurmanç, sorani, zaza veya benzeri bir kavimden veya bir topluluktan bahsedilmemektedir.
KÜRTLERİN ATALARI MEDLERDİR SAVI
Diğer bir yanlış sav ise önce Baytar Nuri Dersiminin Dersim Tarihi isimli kitabında ortaya attığı Kürtlerin atalarının Medler olduğu aldatmacadır.Bu yönde batılı gizli servislerin aldatılmış bazı turnusol-kürtlere telkinleri sonucu Med adında TV istasyonu kurdurulmuş ve bir dergi yayınlanmıştır. Coğrafi ortamın isimlendirilmesi dışında dilsel, tarihsel ve kültürel olarak hiçbir şekilde emmoğlumuz kürtlerle bağlantısı olmayan bir tarihi kavme bazı naylon kürt yazarlarının bu denli sahip çıkması çok trajikomiktir. Dünya tarihinde açıkca bilinen sosyal ve kültürel özellikleri yanısıra yazıt ve buluntuların da ispat ettiği gibi Medler, Kafkasya, Azerbaycan ve Nahçivana ait olan ve sınırlarını Kuzey Mezopotamyaya kadar genişleten Öntürklerden Etrüsk = İskit boyu olan Messagetler den başkaları değillerdir. Nitekim Güney Azerbaycan, Nahçivan ve Doğu Anadoluda yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu bulunan Medce yazıtlarda, bunların Türk Kıpçak diyalekti konuştukları tespit olunmuştur.
Öyle ki Med boyunun bugünkü Güney Azerbaycandaki başkenti olan kentin ismi Türkçe Akbatanyani bugünki Hemadan olup, isminden de anlaşıldığı gibi kent adını etrafında çevrili olduğu ak- beyaz kireç taşından surlardan almaktaydı.. Bu kent M.Ö.729.da önceleri azınlık olmaları nedeniyle Asurlulara bağlı beylikler şeklinde yaşayan öncü Medlerin daha sonra Dayakku Kaan etrafında birleşerek Asurluları yenmesinden sonra kurulmuştur. Med krallığını kuran ise ismi Helence Phrhattes olarak telaffuz edilen Ferhat yani Işıkatadır. Daha sonra bu isim Fırat olarak dilimize girmiştir. Bununla ilgili tüm yazılar Rawlinson'un Büyük Doğu İlh