TÜRKLERİN SOY KÖKENİ

ATATÜRK'ÜN TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK İLE İLİGİLİ SÖZLERİ
 
 
"Ben her seyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacagina inancim vardir. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyalari içinde kapayacağim. Türk birligine inaniyorum, onu görüyorum. Yarinin tarihi, yeni fasillarini Türk birliğiyle açacaktir. Dünya sükununu bu fasillar içinde bulacaktir. Türk'ün varligi bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, günes ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." Atatürk
"Bu memleket, dünyanin beklemedigi, asla ümit etmedigi bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en asagi bir Türk besigidir. Besik tabiatin rüzgarlariyla sallandi. Besigin içindeki çocuk tabiatin yagmurlariyla yikandi. O çocuk tabiatin simseklerinden, yildirimlarindan, kasirgalarindan evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alisti; onlari tabiatin babasi tanidi onlarin oglu oldu. Bir gün o tabiat çocugu tabiat oldu; simsek, yildirim, günes oldu; Türk oldu. Türk budur. Yildirimdir. Kasirgadir, dünyayi aydinlatan günestir. " Atatürk

"Tanri nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adalari geri alacagim. Selanik de dahil Bati Trakya'yi Türkiye hudutlari içine katacagim ! Atatürk

"Istanbul'da çikan bir gazeteyi Kasgar'da ki Türk de anlayacaktir." Atatürk

"Türkiye Türklerindir." Atatürk

"Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk

"Dünya yüzünde, Türkten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlik tarihinde görülmemistir." Atatürk

"Birgün, ressamlar Türk'ün simasini kaybederlerse, yildirimi alsinlar, yapiversinler." Atatürk

""Milli benligini bulamayan milletler baska milletlerin avi olacaklardir." Atatürk

"Türk'lerin yasadiklari her yer misak-i milli hudutlari içindedir." Atatürk

"Hayattaki yegane üstünlügüm, Türk dogmaktir! Muhterem milletime sunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetistirerek basinin üstüne kadar çikaracagi adamlarin kanindaki, vicdanindaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Atatürk

"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagi Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk

"Beni olaganüstü bir kisi olarak yorumlamayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Atatürk

"Türk budur: Yildirimdir, kasirgadir, dünyayi aydinlatan günestir." Atatürk

"Eger bende bazi fevkaladelikler görüyör, buluyorsaniz bunlari sadece ve yanliz Türk olmama, Türklügüme baglayiniz." Atatürk

""Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yasayakcaktir." Atatürk

"Yetisecek çocuklarimiza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herseyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benligine, millî an'anelerine düsman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu ögretilmelidir." Atatürk

"Türk aydinlarinin kendi kendisini bilmemesinden ve baska milletlerde su veya bu sebeple üstünlük oldugunu sanarak, kendini onlardan asagi görmesinden dogmaktadir. Bu yanlis görüse son vermek için Türklügümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanimak ve tanitmak sarttir." Atatürk

"Türkiye bir maymun degildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlasacak, ne de Batililasacaktir; o sadece özlesecektir."

""Yüksek Türk! Senin için yüksekligin hududu yoktur. Iste parola budur." Atatürk

"Türk çocugu ecdadini tanidikça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktir." Atatürk

"Tas kirilir, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" Atatürk

"Türk aleminin en büyük düsmani komünizmdir. Her görüldügü yerde ezilmelidir." Atatürk

"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her seyden önce ve kesinlikle Türkçe konusmalidir. Türkçe konusmayan bir insan Türk kültürüne, topluguna bagliligini iddia ederse buna inanmak dogru olmaz." Atatürk (Bölücü etniklerin, anadilde egitim ve yayin istemlerine çanak tutan sözde Atatürkçüler bu sözü iyi ögrensin!)

"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtulus Savasi'nda benim de milletime ettigim birtakim hizmetler olmustur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapilanin hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa dogrusu da budur. Mazide sayisiz medeniyet kurmus bir irkin ve milletin çocuklari oldugumuzu ispat etmek için, yapmamiz lazim gelen seylerin hepsini yaptigimizi ileri süremeyiz. Bugüne ve yarina birakilmis daha birçok büyük islerimiz vardir. Ilmi arastirmalar da bunlar arasindadir. Benim arkadaslarima tavsiyem sudur: Sahsiniz için degil fakat mensup oldugumuz millet için elbirligi ile çalisalim. Çalismalarin en büyügü budur." Atatürk

"Büyük devletler kuran ecdadimiz, büyük ve sümullü medeniyetlere de sahip olmustur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüge ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur." Atatürk

"Asla süphem yoktur ki, Türklügün unutulmus büyük medeni özelligi ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelismesi ile gelecegin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir." Atatürk

"Yeni Türk yazisi, Türk'ün yaradilistan gelen zeka ve kabiliyetini gelistirebileceginden yeni yazimizi tarlalarinda çalisan çiftçilerimize, sürüleri basinda daglarda dolasan çobanlarimiza kadar en az bir zamanda yaymaya çalismak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur." Atatürk

"Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk

"Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmali. Bu alelade bir intikam degil, hayatina, istikbaline, refahina düsman olanlarin zararlarini dermeyi hedef tutan bir intikamdir." Atatürk

"Bütün dünya bilmeli ki; karsimizda böyle bir düsman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düsmana merhamet, aciz ve zaaftir; bu insaniyet göstermek degil, insanlik hassasinin yok oldugunu ilan eylemektir." Atatürk

""Yurttaslarim! Az zamanda çok ve büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü, temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir." Atatürk

"Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çaliskandir, Türk Milleti zekidir." Atatürk

"Su anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavusmanin, en derin sevinci ve heyacani içindeyim." Atatürk

"Türk, Türk oldugu için asildir. çogumuz, büyük babamizin babasini hatirlamayiz. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanin içinde buluruz." Atatürk

"Türklük, benim en derin güven kaynagim, en engin övünç dayanagimdir" Atatürk

" Mensup oldugum Türk milletinin san ve serefi varsa, benim de bir ferdi olmak sifatiyla sanim ve serefim vardir." Atatürk

"Türk Milleti yüzyillardan beri hür ve müstakil yasamis ve istiklâli yasamak için sart saymis bir kavmin kahraman evlatlarindan ibarettir. Bu millet istiklalsiz yasamamistir, yasayamaz ve yasamayacaktir." Atatürk

Onuncu Yil Nutku'ndan


"Az zamanda çok büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü, temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir." Atatürk

""Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun degerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Atatürk

"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çaliskandir, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmistir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte oldugu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasinda tuttugu mesale, müspet ilimdir." Atatürk

"Asla süphem yoktur ki, Türklügün unutulmus medeni vasfi ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkisafi ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir. " Atatürk

"Bana, insanlar üstünde bir dogus yüklemeye kalkismayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir."
Atatürk

"Türklük, benim en derin güven kaynagim, en engin övünç dayanagimdir." Atatürk

"Ulusal varligimiza düsman olanlarla dost olmayalim. Böylelerine karsi...'Türk'üm ve düsmanim sana, kalsam da bir kisi!' diyelim." Atatürk

""Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulundugunu, bütün medeniyetlerin anasi olan ileri bir milletin çocuklari oldugunu göstermeliyiz." Atatürk

"TÜRK çetin isler basarmak için yaratilmistir!" Atatürk

"Muhtaç oldugun kudret damarlarindaki ASIL kanda mevcuttur!" Atatürk

KÖKTÜRKLER
 
 
*************************************************************************
Serhat Kunar    
Köktürkler Platformu-Antalya 
          ATALARIMIZI UNUTMAYALIM
Bilindiği gibi Türkler çok eski ve köklü bir ulustur. Bütün dünyaya, insan türünün nasıl uygar olacağını göstermiş, uygulamış ve nice milletleri yönetmiştir. Binlerce senedir, (bilindiği kadarıyla yedi bin yıl öncesinden beri) Orta Asyadan, dünyanın çeşitli yerlerine göç etmiş ve her gittiği yere, insan türüne yaraşır uygarlık götürmüştür. Bu hafta sizlere, küçük sayılabilecek bir Türk boyu olan PEÇENEK atalarımızdan özet bilgiler vereceğim:
Peçenekler; Göktürk Başbuğluğuna (İmparatorluğuna) bağlı, Oğuzların ÜÇ-OKlar kolunu oluşturan on iki boydan biriydi. Göktürk Başbuğluğunun çöküşünden sonra, önce batı Sibirya taraflarına göç ettiler. Sonra; MS 860 ile 880 yılları arasında, daha batıya doğru gitmeye başladılar. 893 yılında, Macarları yurtlarından çıkardılar ve Don-Kuban civarına yerleştiler. Sonraları, Özü Nehri (Dinyeper)nin batısına kadar uzanan bozkırlara yayıldılar. Peçenekler, sekiz boy halinde yaşıyorlardı. Bu arada; yakın komşu haline geldikleri, Kief Rus Knezliği ile aralarında çatışma eksik olmuyordu... 968 yılında Ruslar, Hazar Türk Devletini yıktılar. Soydaşlarına ait devletin Ruslar tarafından yıkılmasını içlerine sindiremeyen Peçenekler, Kiefi kuşattılar ve Hazar Türk Devletini yıkan Kief Knezi Svyatoslavı ağır bir yenilgiye uğrattılar. Peçenek atalarımız müthiş savaşçılardı ama sayıları az olduğu için, büyük ölçüde toprakları olan ülkeleri tam olarak yönetimleri altına alamıyorlardı. Peçenekler, 1036 yılından itibaren yönlerini Balkanlara çevirdiler; Makedonya, Bulgaristan ve Trakyaya akın ettiler. Bu sırada çok kötü bir şey oldu: İki Peçenek büyüğü arasında iktidar kavgası başladı. Turak, başbuğ olmak istiyordu. Aynı şeyi Kegen de istiyordu. Kegen, taraftarlarıyla birlikte Bizansa sığındı. Bunun üzerine Turak Bizans üzerine yürüdü. Asker sayısı çok azalmış olan Turak yenildi ve esir düştü. Bu olaydan sonra, Peçeneklerin bir kısmı Bulgaristana yerleşti. Savaşabilecekler ise Bizans ordusuna katıldı. Artık Bizans ordusunun en önemli vurucu gücü Peçeneklerdi.
Bizans, doğudan Selçuklu Türklerinin baskısı altındaydı. (henüz Malazgirt savaşı daha olmamıştı ama Türk baskısı sürekli artıyordu) Bizansın devlet adamları, Türklere, ancak onlar gibi cesur ve savaşmasını iyi bilen birilerinin karşı koyabileceğini biliyorlardı. Bu konuda Peçenek süvarilerine çok güveniyorlardı. (Peçenekler de diğer Türkler gibi, hepsi atlı askerlerdi.) Bizanslı yöneticiler, on beş bin Peçenek süvarisini gemilerle Üsküdara geçirdiler. Onlara: Doğuya ve güneydoğuya gidin! Oralarda karşınıza çıkacak bütün düşmanları öldürün! Bunu demişlerdi ama düşmanın kim olduğunu söylememişlerdi. Peçenek askerleri daha Anadolunun içlerine bile varmadan, doğu ve güneydoğudaki söz konusu düşmanların, kendi soydaşları olduğunu öğrendiler. Başlarındaki komutan şöyle dedi:
Ya il kazanmak için savaşırız, ya da kudretimizi artırmak için savaşırız. Kime il kazandıracağız? Kimin kudretini artıracağız? Soydaşlarımızla savaşmamalıyız.
Böylece on beş bin Peçenek savaşçısı geri dönmeye başladı. Bunu haber alan Bizanslı yöneticiler; Üsküdar tarafındaki bütün gemileri ve salları karşı yakaya çektirdiler. Böylece Peçenek süvarilerinin İstanbula dönüşünü engellemek istediler. Peçenekler ise, Rumeliye geçmeye kararlıydılar. Fazla düşünmediler. O zamana kadar her nehri, ne kadar geniş ne kadar coşkun olursa olsun, atlarıyla geçebilmişlerdi, hem de atlarının üzerinden hiç inmeden. Atlarını o şekilde yüzdürmesini biliyorlar, öyle eğitiyorlardı. Boğazı, geniş bir nehir gibi farz eden, on beş bin Peçenek süvarisi, atlarını denize sürdü. Karşı tarafta sadece Bizans yetkileri yoktu, büyük bir halk kalabalığı; kadını, kızı, yaşlısı genci toplanmış durumdaydı. Peçenekler, halkın şaşkın bakışları arasında, at sırtında yüzerek Rumeli yakasına geçtiler! Askerlerin, atları yüreklendiren naraları ve at kişnemeleriyle Boğaziçi, tarihte bir daha görülmeyecek bir gün yaşadı. Halk, giyimleri, yüzleri, konuşmaları ve atları bambaşka olan bu savaşçıları, adeta dilleri tutularak seyretti. Tarihte, Boğazı at sırtında geçen başka bir millet veya ordu görülmedi.
Bizans yöneticileri, istediklerini Peçeneklere yaptıramamışlardı ama onlardan da vazgeçmediler. Çünkü, Bizans ordusunun en vurucu gücü onlardı.
Bizans ordusundaki savaşçı Peçenek atalarımız; 1071 yılında Malazgirtte, toplu halde Bizans ordusundan ayrılarak, Alpaslanın yanında yer almış ve savaşın kaderini belirlemişlerdir.
Tanrı hepsinden razı olsun!