TÜRKMENİSTAN
TÜRKMENİSTAN CUMHURİYETİ
Ülkenin Özellikleri
Türkmenistan, Orta Asyada yer almakta ve Güneyinde İran, Doğusunda Afganistan,
kuzeyinde Kazakistan ve Özbekistanla sınırdaş olup, Batısında ise Hazar Denizi
bulunmaktadır.
Türkmenistan, Orta Asyada yer almakta ve Güneyinde İran, Doğusunda Afganistan, kuzeyinde Kazakistan ve Özbekistanla sınırdaş olup, Batısında ise Hazar Denizi bulunmaktadır.
Resmi Adı :Türkmenistan
Bağımsızlık Tarihi :27.10.1991
Cumhurbaşkanı :Saparmurat TÜRKMENBAŞI
Yüzölçümü :488.100 km²
Nüfus :5.368.400
Başkent :Aşgabat
Başlıca Şehirler :Aşgabat, Mari (Merv), Türkmenbaşı (Krasnovotsk), Türkmenabat (Çarçöv), Balkanabat (Nebitdağ), Köhne Ürgenç, Atamurat (Kerki)
Komşuları :İran, Afganistan, Özbekistan, Kazakistan
Din :İslam
Dil :Türkmence
Para Birimi :Manat
Resmi Tatil Günleri :1 Ocak Yılbaşı Tatili 1 gün
12 Ocak Göktepe Kalesinde Şehit Olanları Anma Günü
19 Şubat Bayrak Bayramı (Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Saparmurat Türkmenbaşının Doğum Günü)
8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü
21 Mart Nevruz Bayramı
8 Mayıs İkinci Dünya Savaşında Şehit Düşenleri Anma Günü
9 Mayıs Zafer Günü
18 Mayıs Anayasa Günü (Kalkınma ve Birlik Günü)
6 Ekim Aşgabat Depreminde Şehit Düşenleri Anma Günü
27-28 Ekim Bağımsızlık Bayramı
12 Aralık Tarafsızlık Bayramı
Ramazan Bayramı 1 gün
Kurban Bayramı 3 gün
Tarihçe
Türkmen adının tarih sahnesine çıkışı X. yüzyıla rastlar. Bu ad genel bir adlandırma olarak
yerle şik hayata geçmiş Türkler için, ağırlıklı olarak da Müslüman Oğuz boyları için
kullanılmıştır. Türkmen adı bugün dar manada Türkmenistan Cumhuriyetinde yaşayan
Türkmenler ile Irak, İran, Suriye ve Anadoludaki Türkmen boylarına mensup olanlar için
kullanılmaktadır.
Türkmenler, Türklerin Oğuz boyundandırlar. Bazı eski dil özelliklerini korudukları gibi,
Çağatay ve Kıpçak sahası kavimlerinin arasında kaldıklarından, onlarla birlikte gelişmişler,
diğer Oğuz boyu ağızlarında görülmeyen bazı dil hususiyetlerini de benimsemişlerdir.
Bugün Türkistan tarihini ayrı ayrı devletler halinde yazmak oldukça güçtür. Çünkü bu
devletler geçmişte ve yakın zamanlara kadar aynı kaderi paylaşmışlardır. Bu yüzden
Türkmen tarihi, diğer Türklerin tarihinden ayrı tutulamaz.
Teke ve Yamutlar başta olmak üzere Çavdur (veya Çavuldur), Göklen, Sarıg, Salur, Ersarı
gibi kabileleri Türkmenlerin en büyük kabileleri arasında sayabiliriz. Ancak, X. yüzyılda bu
bölgede yaşayan Türkmenler içerisinde bütün Türk kabilelerine rastlanılmaktaydı.
Safevi Türk hükümdarı Nadir Şahdan sonra, İranlılar ile Hivelilerin hücumlarına maruz kalan
Türkmenler, 1835den itibaren Merv bölgesine doğru yayılmaya başladılar. İranlılarla değişik
zamanlarda yapılan savaşlardan sonra Türkmenler, Kuşid Hanın önderliğinde Farsları
yenilgiye uğrattılar ve bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Haziran 1880de Ruslar Türkmen topraklarına girdi, 1881de çarpışmalar sona erdiğinde
Türkmenler 26.500 kişi kaybetmişlerdir. Rusyanın bu bölgelerde faaliyetlerini
hızlandırmasının bir sebebi de, 1877 yılında Berlin Kongresinde; Rusyanın Ege Denizine
çıkmasına engel olunması gerektiği ve İngilterenin Afganistanı himayesine aldığını
duyurmasıdır. Bu sebeple Ruslar Asyada İngilizlerle rekabete girmiş oluyorlardı.
Çarlık Rusyasının işgaline karşı bütün Türkistanda olduğu gibi Türkmenistanda da
muhalefet vardı. 1916da başlayan Türkistan Milli Ayaklanması, Bolşevik İhtilalinden sonra
da devam etmiş, bilahare Enver Paşanın önderliğinde yürütülen hareket birliktelikten yoksun
ve dışarıdan da bir destek alamadığı için başarılı olamamıştır.
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri ÖİK Raporu
1924 yılında Türkmenler ile Özbekler birlikte hareket edip bazı başarılar elde ettilerse de,
neticede 1924 yılında Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. 1927 yılında
Sovyet kuvvetleri karşısında son çatışmasını da kaybeden Cüneyd Han, Türkmenistanı terk
etmek mecburiyetinde kalmıştır. SSCB federal bir anayasa çıkararak, Orta Asyayı beş
Cumhuriyete bölmüştür.
7 Ocak 1990 tarihinde Türkmenistanda Parlamento (Yüksek Sovyet) seçimleri yapılmış ve
Komünist Parti kökenli üyeler çoğunluğu oluşturmuşlardır. Mayıs 1990 tarihinde Türkmen
Türkçe‘si Cumhuriyetin resmi dili olarak kabul edilmiş, 27 Ekim 1990 tarihinde de
Saparmurat Niyazov Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
22 Ağustos 1990 tarihinde egemenliğini, 27 Ekim 1991 tarihinde yapılan halk oylamasıyla
aynı gün bağımsızlığını ilan eden Türkmenistanı ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur.
İktidardaki Türkmen Komünist Partisi Aralık 1991de yapılan XXV. Kongresinde parti
Teşkilatının feshine ve yerine Türkmenistan Demokratik Partisinin kurulmasına, yeni kurulan
partinin başına Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşının getirilmesine karar vermiştir.
İdari Yapı
18 Mayıs 1992 tarihinde Parlamento tarafından oy birliği ile kabul edilen yeni Türkmenistan
Anayasası 21 Haziran 1992 tarihinde halkoyuna sunularak onaylanmıştır. Yeni Anayasa
Başkanlık Sistemi öngörmektedir. Cumhurbaşkanına çok büyük yetkiler tanımaktadır.
Cumhurbaşkanı aynı zamanda Bakanlar Kuruluna da başkanlık eder. Cumhurbaşkanı ileride
Meclisin onayına sunmak koşulu ile kanun yapmak hakkında sahiptir. Başbakan Yardımcıları,
Bakanlar, Hakimler (Belediye Başkanı+Vali) ve Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanı
tarafından atanmaktadır. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Meclisi feshetme hakkına
da sahiptir.
Türkmenistan Komünist Partisinin 1991 yılı Aralık ayı içerisinde yapılan 25. Kongresinde
parti teşkilatının feshine, yerine Ulusal Demokratik Partinin kurulmasına, yeni partinin
başına Cumhurbaşkanı Türkmenbaşının getirilmesine karar verilmiştir.
Meclis 12 Nisan 1993 tarihinde, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Kiril alfabesinin terk
edilerek belirli bir geçiş dönemi çerçevesinde Latin alfabesine geçilmesini kararlaştırmıştır.
Türkmenistan, Latin alfabesine geçiş hususunda somut adımlar atan ilk Orta Asya ülkesidir.
Bakanlık ve kuruluşların isim tabelaları kentlerdeki cadde ve sokak isimleri ile görünür
konumdaki tabelalarda Latin harfleriyle Türkmence dilinin kullanımı yaygınlaşmaktadır.
Ülkede çıkan Türkmence basın organlarının birinci sayfalarındaki resmi haber ve yazılar 1
Eylül 1996dan itibaren Latin harfleriyle basılmaya başlanmıştır.
Türkmenistanın başkenti Aşkabattır. Türkmenistan Cumhuriyeti beş vilayetten oluşmaktadır.
Bunlar; Ahal, Balkan, Daşhovuz, Mari ve Levaptır.
Uluslararası İlişkiler
Çok Taraflı
Türkmenistanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar şunlardır: Birleşmiş Milletler (UN),
Birleşmiş Milletler Çocuk Eğitim Fonu (UNICEF), Uluslararası Para Fonu (IMF), AB, ve
PEACE CORPS.
Türkmenistan aşağıda adı geçen uluslararası kuruluşlara üyedir:
Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Avrupa İskan ve Kalkınma Bankası (EBRD),
Uluslararası Para Fonu (IMF), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği
Teşkilatı (AGİT), AEK, Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu
(ESCAP), Dünya Bankası (IBRD), Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO), İslam
Kalkınma Bankası (İKB), Uluslararası İşçi Teşkilatı (ILO), Uluslararası Denizcilik Teşkilatı
(IMO), İslam Konferansı Teşkilatı (İKT), Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU),
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), Uluslararası Posta Birliği
(UPU), Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO), Dünya Ticaret
Teşkilatı (DTT), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Uzakdoğu Ülkeleri Ekonomik İşbirliği
Özel Organizasyonu (EKTO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO).
İkili ilişkiler
ABD
Türkmenistan ile ABD arasında mesafeli olarak nitelendirilebilecek ilişkiler son dönemde,
gerek ABD şirketlerinin gerek ABD yönetiminin bu ülkeye olan ilgilerinin artmasıyla
hareketlenmiştir. ABD, Hazar geçişli petrol ve doğal gaz boru hatlarına verdiği destek
çerçevesinde Türkmenistan Hükümeti ile de ilişkilerini yoğunlaştırmış, Hazar geçişli
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri ÖİK Raporu
projelerin gerçekleştirilmesine yönelik girişimlerini arttırmış, hatta Türkmenistan ile
Azerbaycan arasında Hazarın statüsünden kaynaklanan ihtilafın çözümlenmesi için
yardımcı bir rol üstlenmiştir.
Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşının 18-25 Nisan 1998 tarihlerinde gerçekleştirdiği
ABD ziyareti iki ülke ilişkilerinin gelişmesinde bir dönüm noktası teşkil etmiştir.
Türkmenbaşının ziyaretinin ağırlık noktasını petrol ve doğal gaz konuları oluşturmuş, iki ülke
arasında enerji konularında diyalog tesisini öngören bir niyet beyanı imzalanmıştır. Söz
konusu beyan, Türkmenistan ile ABD arasında geniş anlamda düzenli bilgi ve görüş alışverişi
yapılmasını öngörmektedir.
Ziyaret sırasında, iki ülkenin Tarım Bakanlıkları arasında işbirliği anlaşması, Hazar geçişli
doğal gaz boru hattı projesinin fizibilite çalışması için Trade and Development Agency
tarafından Türkmenistana 750 bin dolar hibe yardımı yapılmasını öngören anlaşma ile iki
ülkenin olağanüstü acil durumlarda ilgili kuruluşları arasında işbirliği yapılmasını öngören bir
protokol imzalanmıştır.
Afganistan
Türkmenistan, Afganistan sorununda bölgedeki tarafsızlık statüsüiddiası çerçevesinde tüm
Afgan gruplarına eşit mesafede bulunduğunu belirtmektedir. Türkmenistan, Afganistan
sorununun BM aracılığıyla çözüme kavuşturulması ve Afganistanın içişlerine müdahale
anlamına gelebilecek tek taraflı hareketlerden kaçınılması gerektiğini, zira bu tür davranışların
Taliban‘ın karşı tepkisine zemin hazırlayacağını savunmaktadır.
Türkmenistanın en önemli kaygısının bir an evvel sahip olduğu doğal gaz ve petrol
kaynaklarının Rusyanın denetiminden bağımsız olarak uluslararası pazarlara sevk edilmesi
yoluyla ekonomik bağımsızlığını kazanmak olduğu bilinmektedir. Türkmenistan bu
çerçevede, Afganistanda istikrarın tesis edilmesi halinde Afganistan ve Pakistan yoluyla
doğal gaz ve petrol boru hatlarının döşenebileceğine inanmakta ve Taliban‘ın söz konusu
beklentisini karşılayabilecek bir oluşum şeklinde algılamaktadır. Türkmenistan, Taliban‘ın
radikal İslam söyleminin Orta Asya Cumhuriyetlerinde ortaya çıkabilecek izdüşümüne
dayalı endişelerini geri plana itmektedir.
Taleban ile Kuzey Afganistan İttifakı temsilcileri arasında 10-11 Şubat ve 11-14 Mart 1999
tarihlerinde Aşkabadda bir dizi görüşme yapılmıştır. Söz konusu görüşmeler sırasında
başlıca, ateş-kes, esir değişimi, Taleban ile Kuzey İttifakının ortak geçici hükümet kurmaları
ve seçimlerin yapılması konuları ele alınmıştır. Ancak, görüşmelerin sonunda sadece iki taraf
arasında sembolik esir değişimi (20şer esir) gerçekleştirilmesi hususunda mutabakata
varılabilmiştir.
Öte yandan, görüşmelere Nisan ayının ortalarında tercihen Afganistanda yapılacak
müzakerelerle devam edilmesi hususunda anlaşma sağlanmasına rağmen, daha sonra Taleban
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri ÖİK Raporu
tarafından yapılan açıklamalarda görüşmelere devam edilmesine gerek görülmediği
belirtilmiştir.
6+2 Grubu 19-20 Temmuz 1999 tarihlerinde Taşkentte toplanmıştır. Türkmenistan toplantı
sonunda yayınlanan Deklarasyona imza atmamıştır.
ÇHC
Devlet Başkanı Türkmenbaşı 31 Ağustos-4 Eylül 1998 tarihleri arasında Çin Halk
Cumhuriyetine resmi bir ziyarette bulunmuştur. Basında, Türkmenbaşının 1992 yılındaki
ziyaretinden sonra Çine yaptığı bu ikinci resmi ziyaretin, iki ülke arasındaki ilişkilerin
güçlenmesi ve işbirliğinin geliştirilmesi için olumlu bir zemin yarattığı kaydedilmiştir. İki
ülke heyetleri arasındaki görüşmelerin ana unsurlarını petrol ve doğal gaz konuları ile
Türkmenistan-Çin-Japonya doğal gaz boru hattı projesi oluşturmuştur.
Ziyaret sırasında iki ülke arasında, ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir Dostluk ve
İşbirliği Deklarasyonu ile Hükümetler arası Ticari ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu
kurulmasını öngören bir anlaşma imzalanmıştır. Bu çerçevede, Çinin Türkmenistana 100
milyon yuanlık bir kredi vermesi, ayrıca, Türkmen ekonomisinin ana sektörleri için 3 milyon
yuanlık karşılıksız bir yardım yapması öngörülmektedir.
Dostluk ve işbirliği Deklarasyonunda, iki ülkenin çok yönlü işbirliğini daha da geliştirmek
yönünde siyasi iradeye sahip oldukları, iki ülke yöneticileri arasında temasların
sürdürülmesini destekleyecekleri, bölgesel ve uluslararası sorunlar konusunda danışma
toplantıları düzenleyecekleri belirtilmiş, ekonomik ve ticari işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla
hukuksal zemini oluşturacakları, ortak işletmeler kurulmasını, ortak üretim yapılmasını, ticari
tazminat, kiralama ve kira gibi konuların düzenlenmesini ve geliştirilmesini teşvik edecekleri,
gümrük uygulamalarında işbirliğini geliştirecekleri kaydedilmiş, enerji kaynağı olan
maddelerin işlenmesinde, üretiminde ve dünya piyasalarına sürülmesinde işbirliği yapılması
konusunda anlaşmaya vardıkları, transit ulaştırma alanında işbirliğinin genişletilmesi için
imkanlar hazırlayacakları ifade edilmiş, ekonomideki yolsuzluklara, uyuşturucunun yasadışı
dolaşımına ve diğer organize suçlara karşı mücadelede güvenlik kuvvetleri arasında işbirliği
yapılacağı belirtilmiştir.
İran
İran ile olan 1600 km uzunluğundaki ortak sınır, bu ülkede yaşayan iki milyon civarındaki
Türkmen kökenli nüfus ve İranın Türkmenistanın Türkiye üzerinden Avrupaya ve güneyde
denize açılan koridoru olmak durumundaki coğrafi konumu gibi etkenler, Türkmenistanın
İran ile ilişkilerinde de ayrı bir özen sarf etmesini gerekli kılmaktadır.
İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi 29-30 Mayıs 1998 tarihlerinde Aşkabatı ziyaret etmiştir.
Türkmenbaşı ile görüşmesinden sonra basına bir açıklama yapan Harrazi, iki ülke arasındaki
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri ÖİK Raporu
ilişkilerin diğer ülkelere örnek olacak nitelikte olduğunu vurgulamış, ülkesinin
Türkmenistanın bağımsızlık ve tarafsızlık siyasetini desteklediğini, ekonomik ve siyasi
reformların gerçekleştirilmesi için Türkmenistana yardımcı olmaya hazır olduklarını
kaydetmiştir.
OAC Devletleri
Türkmenistan, diğer OAC devletleriyle dengeli bir politika sürdürmeye gayret etmekte, öte
yandan Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistanın oluşturduğu Orta Asya Birliğine
katılmama yönündeki tutumunu sürdürmektedir.
Rusya Federasyonu
Türkmenistanın dış politikasında özel önem ve dikkat atfettiği ülkelerin başında Rusya
Federasyonu gelmektedir. Türkmenistan yönetimi, RF ile ilişkilere verdiği önemi ve bu
ülkenin Türkmenistanın başlıca siyasi ve ekonomik partneri olduğunu çeşitli vesilelerle
vurgularken, RFna ilişkin ihtiyatlı ve mesafeli tutumunu da fırsat buldukça ortaya
koymaktadır.
RF Başbakanı Çernomirdin 13-14 Ocak 1998 tarihlerinde Türkmenistana resmi bir ziyarette
bulunmuştur. Ziyaretin ilk günü Türkmenbaşı ile Çernomirdin baş başa görüşmüşler daha
sonra heyetler arası müzakereler yapılmıştır. Ziyaret sırasında iki ülke arasında çifte
vergilendirmenin önlenmesi anlaşması imzalanmıştır.
Ziyaret sonrasında Türkmenbaşı, diplomatik misyon şeflerine yaptığı açıklamada, görüşülen
konuların başında gelen, RFnun SSCB döneminden kalma 107 milyon dolarlık borcunun
ödenmesi hususunda bir gelişme sağlanamadığını, öte yandan, Türkmen doğal gazının Rusya
üzerinden Ukraynaya sevkine RF tarafından konan engelin kaldırılabilmesi imkanları
üzerinde durulduğunu, ancak fiyat konusunda bir anlaşma sağlanamadığını belirtmiştir.
Türkmenbaşı görüşmeler sırasında ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusunun da ele
alındığını ve çeşitli konularda çalışma grupları kurulmasına karar verildiğini söylemiştir.
Rusya Federasyonunda 1998 sonbaharında yaşanan ekonomik ve siyasi krizin Türkmenistan
üzerindeki etkileri sınırlı kalmıştır. Zira, Türkmenistan ekonomisi gerek yapısal gerek
konjonktürel nedenlerle çapı dar, oldukça içe kapalı, dış dünyadaki gelişmelere duyarlılığının
asgaride bulunduğu bir dönemdedir.
Diğer yandan, Türkmen yönetimi, çoğulcu demokratik rejim ve serbest piyasaya geçiş
yönünde oldukça tedbirli, toplum alışkanlıklarını sarsmayan, bağımsızlıklarını yeni kazanmış
diğer cumhuriyetlere oranla daha yavaş tempoyla gelişen bir reform süreci benimsemiş ve
batılı ülkelerin eleştirilerine rağmen bu alandaki tutumunu değiştirmemiştir.
Rusyadaki kriz Türkmen yönetimi için benimsediği tutumun haklılığını ortaya koymak
açısından önemli bir fırsat teşkil etmiştir.
Türkiye İle İlişkileri
Türkiye Cumhuriyeti 16 Aralık 1991 tarihinde Türkmenistanın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke
olmuş, 29 Şubat 1992 tarihinde de diplomatik ilişkiler tesis etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, Türkmenistanın tanınması, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara
katılması veya işbirliğinin pekiştirilmesi, üçüncü ülkelerin ve uluslararası kuruluşların destek
ve yardımlarının sağlanması gibi konularda girişimlerde bulunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan arasında, bağımsızlıktan sonra başta Cumhurbaşkanı,
Başbakan ve Bakan düzeyinde olmak üzere çeşitli düzeylerde karşılıklı ziyaretler yapılmıştır.
Tarihi:
İlk kez VIII. yyda bir Sogut mektubunda geçen, X. yydan itibaren genel bir adlandırma olarak yerleşik hayata geçmiş Türkler için, ağırlıklı olarak da Müslüman Oğuz boyları için kullanılmaya başlanılan Türkmen adı bugün dar manada Türkmenistan Cumhuriyetinde yaşayan Türkmenler ile Irak, İran, Suriye ve Anadoludaki Türkmen boylarına mensup olanlar için kullanılmaktadır.
Bu adın etimolojisi üzerine en tutarlı görüş Kuman, Karaman, Ataman, Kölemen, Köğmen gibi kelimelerde de görülen -man, -men ekinin Türk kelimesine eklenmesiyle oluştuğu görüşüdür. Türkmen Türkçesi Azerbaycan, Türkiye ve Horasan Türkçeleriyle birlikte Türk dilinin Oğuz Türkçesi grubunu oluşturur.
Safevî Türk hükümdarı Nadir Şahdan sonra, İranlılar ile Hivelilerin hücumlarına maruz kalan Türkmenler, 1835den itibaren Merv bölgesine doğru yayılmağa başlamışlardır. Oraz Hanın başkanlığında Tecend Derya kenarında Oraz Kalesi inşa edilmiş, fakat Farslar ve Hivelilerin ani baskınlarıyla karşılaşmışlardır.
ÇARLIK RUSYA DÖNEMİNDE
XIX. yy.lın ikinci yarısına kadar Çarlık Rusyası Türkistan ile ticaretini Astrahan merkez olmak üzere iki güzergahtan yapmıştır: 1) Astrahandan kalkan ticaret kervanları Aralın kuzeyindeki Kazak topraklarından geçerek Orta asya kentlerine ulaşıyorlardı. Fakat XVIII. yüzyılın başlarından itibaren Ruslar tarafından Kazak topraklarının işgali başlayınca Kazakların kervanlara saldırması nedeniyle bu güzergah tehlikeli olmuştur. 2) Astrahandan kalkan ticaret kervanları kayıklarla Hazarın kuzey kısmını geçerek Mangışlaka ulaşıp, buradan Hiveye ve oradan da diğer kentlere ulaşıyorlardı.
Çarlık Rusyası, Kafkasyayı Hazar üstünden Orta Asyaya ve İrana bağlayan stratejik, ticari yolun Türkmen topraklarından geçmesi ve bağımsız Türkmenistanın diğer Türkistan Hanlıklarının bağımsızlık isteklerini kamçıladığı düşüncesiyle Türkmenistanın egemenlikleri altına alınmasını planlamıştır.
Böylece 1858-1860 yılları arasında ordusunu reforme eden Çarlık Rusyası, Orta Asyayı 1864-1873 yılları arasında parça parça işgal etmiştir.İran sınırına ulaşmaya çalışan Çarlık Rusyasının Türkmenistan ve Türkmenlerin ne durumda olduğu hakkındaki çalışmaları Kırım Savaşından önce 1820 ve 1830lu yıllarda başlamıştır.Yüzbaşı Muravyev, Türkmenistan ve Hiveyi 1858de Kont İgnatiev Orta Asyayı gezerek ayrıntılı raporlar vermişlerdir. 1859da Türkmenistana gelen Binbaşı Dandavillede Kızılsunun Çarlık Rusyasının Türkmenistana girişini sağlayacak askeri ve ticari bir kale olarak kullanılması gerektiği üzerine rapor vermiştir.
Çarlık Rusyası hükümeti edindiği raporlar üzerine Kızılsunun işgal edilerek bir askeri üs olarak kullanılmasına karar vermiş, Türkmenlere de burasının ticaret merkezi olarak kullanılacağı şeklinde haber verilmesini istemiştir. Rusların asıl gayesi Hazarın doğusundaki Kızılsuya askeri yığınak yaparak Hokand ve Buharadan sonra işgal etmeyi planladıkları Hiveyi ele geçirmekti.Çarlık Rusyası kuvvetleri Kızılsuya çıktıktan sonra stratejik bir konumda olan Kopetdağına uzanan yoldaki Daş-Avrat ve Molla Karayı işgal etti. 1871 baharında Yamud Türkmenlerinin önemli yerleşim yerlerinden biri olan Hazarın güneydoğu kısıyısındaki Çekişler de Albay Stoletovun komutasındaki Rus kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. Albay Stoletov bir müddet sonra Kafkasyaya çağrılarak yerine sert mizaçlı Albay Markozov tayin edilmiştir. 1871 Eylülünde başlatılan bir dizi seferle Kızılsu-Hive arasındaki bütün Türkmen köyleri, kaleleri ve önemli yerleşim yerlerinden Gözlü-Ata, Çagil, Kam Şebşen, Uzun Kuyu, Sarıkamış ele geçirilmiştir.
Çarlık Rusyasının Hokand ve Buharayı ele geçirdikten sonra Hazarın doğu kıyısından hızla içeri bölgelere doğru gösterdikleri ilerleme Türkmen lideri Nur Verdi Hanın Hive Hanı Seyyid Muhammed Rahim ile Hivede görüşmesine yol açmıştır. Bu görüşmeden sonra Hive Hanı Orenburg ve Tiflisdeki Rus karargalarına dostluk mesajlarını içeren birer elçi göndermiştir. Rus yetkililer elçilere Çarın kardeşi Grand Duke Michailin ültimatonunu iletmişlerdir: 1) Hive Hanı bir ferman ile Rus Hükümeti ile dost olduğunu ilan edecektir, 2) Bütün Rus rehineler serbest bırakılacaktır, 3) Türkistan Genel Valisi General Kaufmanın daha önce yazdığı mektuba niçin cevap verilmediği açıklanacak ve özür dilenecektir.
Sözkonusu bu gelişmelerden sonra Albay Markozov, Tiflisde Grand Duke Michailden yeni direktifler aldıktan sonra Haziran 1872de Çekişlere geri dönmüştür. Aldığı emirlere göre, 1872 yazında ve sonbaharında Hazarın doğusunda Rus nüfuzunu, yayılmasını tamamlayacak ve böylece Hive Hanlığı üzerindeki baskıyı arttıracaktı. Böylece ahalisini Türkmen ve Özbeklerin oluşturduğu Hive Hanlığı 1873 Nisan ve Mayısında Çarlık Rusyası kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen kuşatmaya dayanamamış ve teslim olmuştur. Hivelilerin bir kısmı Rusyanın egemenliğini kabul ederken bir kısmı da Karakum çölünü aşarak diğer Türkmen kabilelerin arasına katılmışlardır.
Çarlık Rusyası 1874 yılında Kafkasya Askeri Valiliğine bağlı olarak Hazar Ötesi Bölgesi Valiliğini kurmuştur. Böylece açık olarak Türkmenistanın işgal edileceği gösterilmiştir. Nitekim sözkonusu Valilik Türkmenlerin iç işlerine karışmaya başlayınca 1874 Haziran sonlarında Nur Verdi Han başkanlığında toplanan geleneksel Türkmen Meclisi Ruslara karşı takip edilecek siyaset konusunda genel bir toplantı yapmıştır. Bu toplantı sonucu Ruslara karşı bağımsızlığın savunulması genel olarak kabul görmüştür. Toplantı sonrası Türkmenler, İngiliz şemsiyesinin korumasına girmek için Büyük Britanya egemenliğindeki Afganistan Emirliğine bir heyet göndererek Afgan hakimiyetine girmeğe hazır olduklarını bildirdiler. Ancak Ruslarla aralarındaki ilişkilerin bozulmasını uygun bulmayan İngilizler Türkmenlerin bu talebini olumsuz karşılamışlardır. İngilizlerin olumsuz yaklaşımları nedeniyle 1876 baharında bir Türkmen heyeti Tahrana giderek İrandan yardım talebinde bulunmuşlardır. Bunun üzerine Çarlık Rusyası Büyükelçisi Zinovyev İrana bir nota vererek yapılacak bir anlaşmanın hükümeti tarafından tanınmayacağını bildirmiş, Türkmen köylerine de baskınlar bu devirde arttırılmıştır.
Çarlık Rusyası Türkmenleri egemenlikleri altına almak için 1877 bahasında General Lomakin komutasında büyük bir askeri harekata giriştiler. Rus kuvvetlerin hareketlenmesini zamanında haber alan Türkmenler Bami, Burma, Kızıl-Arvat gibi sınır kasabalarını boşaltarak Gök-Tepe müstahkem kalesine çekildiler. Rus kuvvetleri 7 Mayıs 1877 tarihinde Kızıl-Arvata girdi, 12 Mayıs 1877 tarihinde de Nur Verdi Han komutasındaki Türmenlerle Kızıl-Arvatda ilk ciddi çatışma oldu ve Türkmenler üstün ateş gücü karşısında yenilgiye uğradı. Ancak Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusyası arasında başlayan 1877-78 Savaşı (93 Harbi) nedeniyle Haziran 1877de Türkmen topraklarındaki Rus birliklerinin önemli bir kısmı ve General Lomakin Kafkasyaya geri çağrıldı.
Rus birliklerinin geri çekilmesi Türkmenleri rahatlatsa da bu birlikler 1878 sonlarında Hazarın doğu kıyısına tekrar dönmeye başladılar. Osmanlı Devletine karşı kazanılan zaferinde etkisiyle Çarlık Rusyası 2 Şubat 1879 tarihinde Türkmenistanın işgaline karar verdi. 1879 baharında yapılacak olan seferin komutanlığına Osmanlı Devletine ve İmam Şamile karşı yürüttüğü savaşlardaki sertliği ile tanınan Kafkasya Ordusu I. Kolordu Komutanı Genaral Lazaryev getirildi. Lazaryev, General Kont Brochu piyade birlikleri komutanlığına, General Prens Witgensteini süvari birlikleri komutanlığına, Albay Dolgorukovu öncü birlikleri komutanlığına, Hazar Ötesi Askeri Valisi General Prens Lomakini danışman olarak tayin edip 1879 Mart başlarında hazırlıklara başladı ve Türkmen kuvvetlerini ikiye bölmek için Türkistan Genel Valisi General Kaufmana telgraf çekelerek Amu-Derya tarafından Merve hücum edilecek gibi davranılmasını istedi.
Mervde toplanan geleneksel Türkmen Meclisi, Rusları doğuda -Merv kalesinde- Nur Verdi Hanın, batıda -Gök-Tepe kalesinde- ise oğlu Berdi Murad Hanın karşılamasına karar verdi. General Lazaryevin 26 Ağustos 1879 tarihinde kan zehirlenmesi sonucu ölmesinden sonra komutayı General Lomakin aldı. Rus kuvvetlerinin 9 Eylül 1979da Gök-Tepe kalesine karşı giriştiği saldırı top, mitralyöz ve modern tüfeklerden oluşan üstün ateş gücüne rağmen Türkmenler tarafından -Rusların 185 kaybına karşılık içlerinde Berdi Murad Hanın da olduğu yaklaşık 4000 can verilerek- geri püstürtülmüştür.
Gök-Tepenin ele geçirilmemesi karşısında General Lomakin görevden alınarak yerine 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Plevnede Osman Paşaya karşı savaşan ünlü General M. D. Skobelev komutan olarak tayin edilmiştir.
General M. D. Skobelev, 1880 yılında maneviyatı bozulan birlikleri yenileri ile değiştirmiş, Hazarın doğusundan Gök-Tepeye doğru uzanan bir demiryolu hattının yapımına başlamıştır ve Nisan 1880de hazırlıklarını tamamlayarak Türkmen topraklarına girmiştir. Nur Verdi Hanın 5 Mayıs 1880 tarihinde aniden hastalanarak ölmesi üzerine Türkmenler Hanın küçük oğlu Mahdum Kuluyu Han seçip, Tıkma Serdar ile birlikte üç kişilik bir danışmanlar heyeti tayin ederek Rus kuvvetlerine karşı savunma hazırlıklarına devam etmişlerdir. Ancak Genearal M. D. Skobelev, top ve mitralyöze dayanan üstün ateş gücü, mayınlama ve disiplinli ordusu ile Gök-Tepe kalesini 1 Ocak 1881de başlayan ve 25 Ocakda biten -Ruslardan 289, Türkmenlerden ise kadın ve çocuklarında bulunduğu 34.500 canın verildiği- savaş sonucunda ele geçirmiştir. Başlatılan harekat devam ettirilerek 30 Ocak 1881 tarihine kadar Aşgabata kadar olan Türkmen toprakları da ele geçirilmiş, Nisan 1881de Tıkma Serdar ve birkaç ay sonra Mahdum Kulu Han Ruslara teslim olmuştur. İngilizlerden umutsuzca yardım isteyen ve Büyük Britanyanın Tahran Büyükelçisi tarafından yardım talepleri reddedilen Merv bölgesi Türkmenleri de Rus ordusunda yüzbaşı olan Alihanovun çalışmaları sonucunda Nur Verdi Hanın dul eşi Gülcemal Hanımın başkanlığında Ocak 1884 tarihinde Ruslara teslim olmuşlardır. Böylece 1860da başlatılan Türkmenistanın işgali 1884de tamamlanmıştır.
Çarlık Rusyası devrinde yönetim kademesi, bürokrasi Ruslardan oluşturulmuş, süistimal ve yolsuzluklarla dolu bir baskı dönemi yaşanmıştır. Nitekim 1905 Rus-Japon savaşı sonrası Türkistana gönderilen Alman asıllı Kont K. K. Pahlen başkanlığındaki heyet Türkistandaki en büyük yolsuzlukların Türkmenistanda olduğunu tespit ederek bu ülkede görevli subay ve bürokratların üçte ikisinin hırsızlık, rüşvet, sahtekarlık, cinayet suçlarından mahkeme önüne çıkmasına neden olmuştur.
SSCB Döneminde Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
Sovyetlere ve onların maşası durumundaki Hive Hanlığına karşı ilk ayaklanma Cüneyd Han önderliğinde Yamud Türkmenleri tarafından başlatılmış, ancak başarılı olunamamıştır. Cüneyd Han bağımsızlık mücadelesini 1927 yılında Türkmenistanı terk etmek zorunda kalmasından sonra 1938 yılında ölümüne kadar Afganistanda sürdürmüştür.
Türkistan Genel Valiliği yerine, 30 Nisan 1918 tarihinde Rusya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC)ne bağlı Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti TÖSSC kurulmuştur. 14 Ekim 1924 tarihinde Özbek ve Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkmen SSC. Hazar kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan Türkmen topraklarını, Buhara Cumhuriyetinin Türkmenlerin bölgeleri olan Kerki, Çarcevi, Harezm Cumhuriyetinin Türkmenlerin bölgeleri olan Daşhovuz, İlyali, Parsu, Köneurgenç, Mangıt, Ambar-Mamak, Sadavar, Dargan-Ata ve Hocelinin bir bölümünü kapsamıştır.
Türkmen SSC.nin kuruluşundan yaklaşık yedi ay sonra 13 Mayıs 1925 tarihinde Türkmen Komünist Partisi (TKP) kurulmuştur. TKPnin tamamen Moskova güdümünde olmaması parti liderlerinin milliyetçilik ile suçlanmalarına neden olmuş ve 1937-38 yıllarında Türkmen Yüksek Sovyetinin Başkanı Nedirbay Aykatov, Devlet Başkanı Gaygısız Atabay ile birlikte birçok Türkmen aydını sürgüne gönderilmiştir. Türkmenlerin Sovyetleşmeye ve Türkmen köylülerinin, göçebelerinin kolhozlarda toplanmaya karşı direnmelerinin 1948 yılında hala devam ettiği TKP Birinci Sekteteri Batırov tarafından da açıkça ifade edilmiştir. 1950li yıllarda TKP Birinci Sekreteri Suhan Babayev, Merkez Komitesi Kültür ve İdeoloji Bölümü Başkanı Nurcemal Burdiyeva ile arkadaşları Burjuva milliyetçiliği yapmak suçlaması ile partiden atılmışlardır.
Türkmen SSC.yi Sovyetleştirme kılıfı içerisinde Ruslaştırma hareketleri 1960 ve 1970li yıllarda bütün hızıyla devam etmiştir. Bu yıllarda TKPnin başına Mahammednazar Gapurov gibi Moskovaya sadık, milliyetçi hareketlere ve aydın çevrelere baskı uygulayan yöneticiler gelmiştir.
Türkmenistanda 1917de yaklaşık 500 camii bulunurken SSCB döneminde ülkedeki camiler kapatılmış, sünnet ve cenazelerin kaldırılmasında bile islami tören yapılması yasaklanmıştır.
II. Dünya Savaşı sıralarından itibaren SSCB geneline tamamen egemen olan Rus şövenizminden çekinilmesinden dolayı Türkmenistan SSCde birçok kentli Türkmen aydın ve bürokrat çocuklarına resmi ad olarak bir Rus adı takmak zorunda kalmıştır. Ancak her çocuğun aile ve akraba çevresinde kullanılan Türkmen Türkçesi veya islam kökenli adı da bulunuyordu. Türkmenistanın bağımsızlığı sonrası resmi Rus adlar hızla terk edilmiş ve aile içi kullanılan Türkmen veya islam kökenli adlar resmi ad olmuştur. Türkmenistan SSC döneminde Rus şövenizminin etkileri evliliklere de yansımıştı. Türkmen bürokratlar arasında Türkmenistan Komünist Partisinde veya Türkmenistan SSC bürokrasisinde hızlı yükselebilmek, başkent Aşgabatda beklemeden lojman bulabilmek gibi nedenlerle Slavlarla (Rus, Ukraynalı, Beyazrus, Kossak) evliliği tercih edenler veya çocuklarını evlendirenler azımsanmayacak kadar çoktu.
1985 yılında M. Gorbaçovun Açıklık (Glasnost) ve Yeniden Yapılanma (Perestroyka) politikası sonucu SSCBde düzenin yüksek sesle eleştirilmeye başlanması sonrasında TKPnin Moskova yönetimini küstürmeden halka daha yumuşak davrandığı görülmüştür. Bu yumuşama içinde 1989 yılında Türkmenistan hükümeti aldığı kararla Türkmen dilini Rusça ile birlikte cumhuriyetin resmi dili haline getirmiştir. Bu karar Türkmen Türkçesinin devlet dili olması için atılan ilk adım olmasından dolayı büyük önem taşımaktadır.
Türkmenistanın bağımsızlık yıllarına damgasını vuracak olan Saparmurat Niyazov (Türkmenbaşı) da Parti içinde 1980-1984 yıllar arasında Aşgabat Kenti Komitesi Birinci Sekreterliğine, 1985 yılında Bakanlar Komitesi Başkanlığına ve aynı yılın Aralık ayında Türmenistan Komünist Partisi Birinci Sekreterliğine, 13 Ocak 1990 tarihinde de Türkmenistan SSCnin Devlet Başkanlığına seçilmiştir.
Bağımsızlık Döneminde Türkmenistan Cumhuriyeti
Türkmenistan SSC, 22 Ağustos 1990 tarihinde Türkmenistan Meclisi Türkmenistan Devletinin egemenliğini ilan etmiş ve 27 Ekim 1990 tarihinde yapılan açık oy esasına dayalı genel seçim ile oyların %98,3ünü alan Saparmurat Niyazov Türkmenistan SSCnin seçimle başa gelen ilk Devlet Başkanı olmuştur. Türkmenistan SSC, 27 Ekim 1991 tarihinde yapılan referandum sonucu bağımsızlığını ilan etmiştir.
18 Mayıs 1992 tarihinde Türkmenistan Meclisinin oy birliği ile bağımsız Türkmenistanın yeni Anayasasının kabul edilmesi nedeniyle, 21 Haziran 1992 tarihinde Devlet Başkanlığı seçimleri yenilenmiş ve Saparmurat Niyazov seçmenlerin %99,5inin oyunu alarak Türkmenistanın Devlet Başkanı olarak tekrar seçilmiştir. Yeni Anayasa Başkanlık sistemini öngörmekte ve Devlet Başkanı, ileride Meclisin onayına sunmak şartıyla yasa yapmak hakkına sahiptir.
Devlet Başkanı Yardımcıları, Bakanlar, Hakimler (Belediye Başkanı + Vali), Yüksek Mahkeme Başkanı Devlet Başkanı tarafından atanmaktadır. Bakanlar Kabinesine başkanlık da yapan Devlet Başkanı, gerekli gördüğü hallerde Meclisi feshetme hakkına sahiptir.