BİR GÖRÜŞ / BİR DÜŞÜNCE
Bir Partinin has adamı Cumhurbaşkanı oluncu, tüm Milletin / Ulusun Başkomutanı olabilir mi?Türk Bayrağı Partizan bir Cumhurbaşkanının önünde eğilebilir mi?Türkiye çok ciddi bir sürece girdi. Askerden rövanş peşinde koşan ve AB den fonlanan İkinci Cumhuriyetçiler, Bizans ve din istismarcısı medya ve AB-D desteğindeki bölücüler, el ele vermiş burcu ele geçirmeye çalışıyor.Türkiye Cumhuriyeti geri dönüşü olmayan bir yolda.
Önce Bir Partinin Cumhurbaşkanının Türk Devletine, Türk Milletine hangi gözle bakıyor onu sıralayalım.
- Ne mutlu Türküm diyene lafını, tutup her yere yaza yaza ve bunu özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür...
- Türkiyenin bu resmi ideolojisinin tabii karakterleri bu sistemi kuran Atanın partisinin altı sloganı ile ortaya çıktı. Hepinizin bildiği gibi; Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik adı altında bunları özetleyebiliriz. Ama işin ilginç yanı şu ki bu milletin halkı bu millet bir araya gelipte; biz işte devletçi olalım, biz işte laik olalım, diye böyle bir karar vermemişler. Bu ilkeler hep, bu halka, bu coğrafyada bu millete, Türk milletine bir zorlatma şeklinde dayatılmış ve öyle uzun bir süre devam etmiş.
- Bu zorlatma, Türkiyenin birliğini tehlikeli noktaya getirir hale düşmüş.
- Bugün Türkiyede bir sistem bunalımı var. Sistem halkına düşman.
- Milliyetçilik bir nevi bir ırkçılık şeklinde devam etmiştir.
- Türkiyenin bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribatı vermiş olan, sistemin ilkelerinin birisi de laiklik ilkesidir.
Peki böyle düşünen birisi kamu görevi yapabilir miydi? Silahlı kuvvetlerde olsa ne olabilirdi?
Mesela;
* Bir Partinin Cumhurbaşkanı, terfi sırasında bekleyen bir kurmay albay olsa, geçmişi, laiklik karşıtı açıklamaları, düşünceleri, yaşam tarzı ve cemaat bağlantıları nedeniyle Yüksek Askeri Şura onu generalliğe yükseltir mi?
* Bir Partinin Cumhurbaşkanı sıradan bir subay olsa, geçmişi, laiklik ve Türklük karşıtı açıklamaları, yaşam tarzı nedeniyle TSK ile ilişkisi kesilip ordudan ihraç edilir mi?
* Bir Partinin CumhurbaşkanıTürk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde onurlu bir görev, astsubay statüsünde ve en alt kademedeki rütbe olan uzman onbaşı olmak istese; geçmişi, açıklamaları, yargılandığı davaları nedeniyle uzman onbaşı olabilir mi?
Olamaz denilecektir.
Peki o zaman bu kişi nasıl olur da milletin başına cumhurbaşkanı, Türk Silahlı Kuvvetlerine de başkomutan olur?
Türk bayrağı, Türk milletinin tarihi, onuru, namusu ve şerefidir. Yediden yetmişe, her yaştan vatan evlatlarının kanları ile sulanmış toprakların şanlı sancağı, ancak ve ancak cumhuriyet bayramında başkomutanın önünden geçerken eğilir ve saygı gösterir. Türk Milletinin atalarından emanet kalan ay yıldızlı sancağının Ne mutlu Türküm diyene diyemeyen, Türk devletini üniter yapımızı parçalamak isteyenlerin önünde eğilmesini isteyen çıkabilir mi? Sancak hiçbir zaman kılıfa konulup kaldırılmamıştır. Şimdi kaldırılmalı mı?
Yine; milliyetçi olan Osmanlı-Türk bayrağını parti amblemi yapan MHPnin meclise gelerek birdenbire Genelkurmayın tam tersine bir düşünceyle, destek vermesi neyin nesi?
Bir Partinin Cumhurbaşkanı için yıllarca Türkiyeyi yabancılara peşkeş çektin, pazarladın, sattın, Türküm bile diyemiyorsun diyen sözde milliyetçilerin, onu bir günde Meclise saygı tiyatrosu adı altında başkomutan yapması, başta Türk milletine saygısızlıktır ve akıllara durgunluk verecek kadar da vahim bir olaydır...Yoksa 28 Şubat dönemi İç İşleri Bakanı olan ve bir generalin kazığa oturturum dediği, ordudan bilgi çalma operasyonu yaptıran asker karşıtı kadın milletvekilinin TSKdan öç alma politikası mıdır?
Peki Atatürk ne diyor?
Kendilerine bir milletin tarihi bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an bile hatırlarından çıkarmamalıdırlar.
Bu adamlar düşünmelilerdir ki, bir memleketi zabt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hakim olmak için kafi değildir. Bir milletin ruhu zabtolmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hakim olmanın imkanı yoktur. Halbuki asırların getirdiği bir milli
ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez. M. Kemal Atatürk , 1924
Hiçbir iyi devrim, gerçeği görenler dışında, çoğunluğun oyuna baş vurarak yapılamaz. Uysal ve Asyalılara özgü inanışlara bağlı, sinsi ve sindirici batıl inanışlar, köstekleyici yanlış alışkanlıklarla tekelci (inhisar) güçlerin etkisine sürüklenebilecek yığınlarda iyi devrimler için halkoyu yapılamaz.
Mustafa Kemal Atatürk, 11 Nisan 1934, İzmir
BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU
Prof.Dr.Nurullah Aydın
Araştırmacı-Yazar
Öğretim Görevlisi/KÖKTÜRKLER