TÜRK ANLA LÜTFEN ARTIK!!!!!!!!AVRUPA BİRLİĞİ YALANI İLE TÜRK ÜLKESİ YOK EDİLMEK İSTENİYOR!!
Avrupa Birliği Yalanı!
Yıllardır aynı nakaratlar. AB ile yola devam, yeni reform paketleri yolda...
Çankayada oturan Yöneticimiz, ABD başkanı ile görüşmesinde yine AB üyeliği konusunu görüşmüş.İcra başkanımız da ise farklı mı o da aynı. Üretim, yatırım, sanayi teknoloji onun için önemli değil. Ülkenin neyi varsa satmak, demokratikleşme ve AB üyeliği. Kendisini de zaten ülkesini pazarlamakla görevli saymamış mıydı? Şehitlere kelle dememiş miydi ki, şimdi yargı kararı ile kesinleşti. O şimdi, tekel işçilerinin tepkisini polis zoruyla dağıtmak, PKK terörü varken ABD ve İsraili memnun etmek için Hizbullah ve EL Kaide operasyonları yapmakla meşgul.
Bugün geride bıraktığımız yıllarda AB ile yola devam diyenler yola devam demiş. Oysa; Gümrük Birliği varlıklarımızı emerken, vatandaşlarımız yine olmayan Avrupa Birliği projemiz hayaliyle konsolosluk kapılarında ziyan olmuşlar.
Sıcak para tabanlı illüzyondan yani finansal boyunduruktan kurtulup gerçeği görmemiz ve bize pazarlanan yalan Avrupa Birliği projesinden bir an önce kopmamız gerekmiyor mu?
Ortada bile olmayan ülkeler, şartsız tam üye olurken, biz hâlâ kapıda sürünüyoruz.....
İçeride her fırsatta başladığı iddia edilen ama asla başlamayan müzakereler 2007ye girmeden resmi olarak askıya alındı. Hâlâ askıda!
AB ile müzakereler, sözde 2006 başında başladı. Tarama süreci ve müzakere süreci kamuoyunda birbirine karıştı. Hâlâ müzakere edilmiş ve Türkiyenin, AB standartlarına uyduğuna dair onaylanmış tek bir başlık dahi yok!
Askıya alınan başlıklar: malların serbest dolaşımı, taşımacılık, Gümrük Birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı...
Bu başlıkları çıkardığınızda tam üyelik süreci Chiracın ortaya attığı imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Sarkozynin yeni tezi Chiracın projesinden de kötü.
Şöyle bir karar daha alındı: Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmez ise, o başlık kapanmaz. AB aynı kararla Türkiyenin limanlarını açıp açmayacağına dair gözlem süresi koyuyor ve 2007, 2008, 2009 yıllarında rapor yazılacağını belirtiyor. Bunun anlamı çok açık; 3 yıllık bir süre için en azından ilerleme yok.
Bana göre Türkiyenin gerçekten AB süreci yok... Hiçbir zaman olmadı... Ve asla olmayacak... Son 3 yılda yaşananlar ile yokluğu da kesinleşti...
Türkiyenin içine girdiği AB süreci bir devin beynine sıkılan ilaçla uyuşturulmasından başka bir şey değil. Avrupa, Türkiyeden her istediğini alıyor ve karşılığında hiçbir şey vermeden bizi uyuşturuyor... Bir Türk vatandaşı olarak tek bir temennim var; bu ilaçtan bir an önce kurtulmalı ve yeni yılda yeni senaryoları sorgulamalıyız...
Üzerinde yaşadığımız topraklar hiçbir zaman Avrupanın parçası olmadı. Avrupa ile bu topraklar arasında, üzerinde hangi medeniyet olursa olsun, her zaman iktidar kavgası oldu.
M.S. 196 yılında, bölgenin ve Anadolu uzantısının en önemli yönetim merkezi olan bugünün İstanbul coğrafyası, Roma İmparatorluğunun eline geçti. 330 yılında Konstantin, bölgeyi Roma İmparatorluğunun ikinci başkenti ilan etti. 395 yılı ve sonrasına yani Roma yıkılana kadar, İstanbul ve Roma arasında iktidar kavgası devam etti.
Bölge Doğu Romanın değil Roma İmparatorluğunun iki başkentinden biri... Kavga daha sonra din başlığı altında kiliseler arasında devam etti. Romadan gelen Papanın temsilcileri 1054 yılında Ayasofyaya gelerek İstanbul Kilisesini aforoz ettiler. Verdikleri mesaj çok açıktı; yönetim Romadan yapılır...
İstanbul bölgesi ve Anadolu bizim elimize geçtikten sonra da durum değişmedi. Avrupa ile bu topraklar arasındaki mücadele, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde de devam etti... Artık bir detayı anlamalıyız; bu topraklar Avrupanın bir parçası olamaz...Avrupanın ancak ve ancak rakibi, antitezi olabilir.. Türkiyenin kendisi olmaktan başka alternatifi yoktur.
Bakın İsveç ABden çıkmak istiyor. Ülke genelinde yapılan ankete katılanların yüzde 55i, AB üyeliğinden çekilmek istediğini belirtirken, yüzde 37si ABde kalmak istediklerini söyledi. İsveç basını, ABnin uzun süredir İsveçin iç ve dış politikasına karıştığını ve bu durumun halkın tepkisine neden olduğunu belirterek, halkın ABnin ekonomik yardımlarına ihtiyacımız yok dediğini yazıyor.
Ya Türkiye! Devleti, milleti ipotek edenler için halk mı, o bir şeyden anlamaz, o yığın, yaklaşımı var. Kim halka sorar ki! AB üyeliği devlet kararıymış! Hangi devlet kararı?
Bu ülke, bu boyunduruktan kurtulmalı...
(Türkler zincirleri kıracak)
Günün Sözü Zamanın kaybolduğunu bilenler, en çok üzüntü duyanlardır.
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER