GLOBAL SİYONİST OLİGARŞİK EMPERYALİZMİN EXODUS TERÖR ÖRGÜTÜ!
TÜRK MİLLETİ DİKKAT!
AVDETİLER ve GLOBAL EMPERYALİST EVANJELİST/SİYONİST OLİGARŞİNİN EXODUS TERÖR ÖRGÜTÜ
***......HERKES ,HERŞEYİ,''VURUN ABALIYA" ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ ÜFÜRÜKTEN ERGENEKONA BAĞLAYADURSUN...VE HATTA "MERYEM'İ HAMİLE BIRAKIP,İSA'YI ÇARMIHA GERENİN BİLE ERGENEKON OLDUĞUNU İDDİA ETSİN''ELİN EVANJELİST/SİYONİST OĞLUNUN KÜRESEL TERÖR KATİL ÖRGÜTÜ İLE ONUN ÜLKEDEKİ UZANTISI F-TİPİ TERÖR ÇETESİ BAKIN NELER YAPIYOR!***
***DÜNYAYI BÜTÜNÜYLE ELE GEÇİRMEK İSTEYEN VE BUNUN İÇİN TÜRKİYE DAHİL HER ÜLKEDE KRİPTO DÖNME VE DEVŞİRMELERİ KULLANAN DÜNYA NIN EN ESKİ KÜRESEL EVANJELİST/SİYONİST GİZLİ KATİL ÇETESİ EXODÜSTÜR.DÜNYADAKİ TÜM STRATEJİK CİNAYET VE KATLİAMLARIN ARKASINDA EXODÜS TERÖR ÖRGÜTÜ VE TÜRKİYEDEKİ TÜM SİYASETCİ,BİLİM ADAMI,GAZETECİ VE VATANSEVERLERİN CİNAYETLERİ İLE ,SIVAS,MARAŞ VE ÇORUM KATLİAMLARININ ARKASINDA İSE ONUN BU TOPRAKLARDAKİ TAŞERONU OLAN HER YERE SIZMIŞ F-TİPİ TERÖR ÖRGÜTÜ VARDIR!!!!
***EXSODUS KÜRESEL TERÖR ÖRGÜTÜ***
Semavi Musevi dininin kutsal kitabı Tevrat da 32.ci Bap da yazan ***Exsodus= Çıkış ***anlatısı, İsrailoğlu kavminin Musa önderliğinde Mısırdaki tutsaklıktan ,yani firavunun zulmünden kaçarken Kızıldenizin ortadan açılıp sadece İsrailoğullarının Sina yarımadasına çıkışı ve kurtuluşu ile arkasındaki firavun ordularının yok oluşunu içeren bir destandır.Yani bu destan İsrailoğulları nın Varoluş ve yeniden Yaradılış destanıdır.AYNI TÜRKLERİN VAROLUŞ DESTANI ***ERGENEKON***gibi…….!!.
Tarihsel kronolojide yer alan iddialara göre,M.Ö 14. yy da Kıpti Halkının egemen olduğu Mısır da tutsak edilerek köleleştirilmiş Yahudilere,günün birinde Nil ırmağında firavunun karısının bir sepet içerisinde bularak büyüttüğü ve Firavun un kendi oğlu sandığı Musa,onların tutsaklık şartlarına fazla dayanamayarak içinden gelen İsrailoğlu kanının sesiyle yardım etmiş ve onları Sinaya kaçırarak hürriyetlerini kavuşmalarını sağlamıştır.Mısırdaki yahudilerin tutsaklık günlerinde,onlardan biri gibi olarak yaşamaya başlayan Musa, güya oğlunun Yahudilere yardım etmesine dayanamayan Firavundan gördüğü kötülükler üzerine Tanrıdan yardım istemiş ve Tanrı da bunun üzerine Mısır ın üzerine felaketler göndermiştir. Kısacası bu felaketlerden sonra Yahudi kavmini alarak Sina yarımadasına ve sonra da vaad edilmiş kutsal topraklarına götürmesine izin verilen Musa,Kızıldeniz e yaklaştıklarında arkalarında kendilerini yok etmek isteyen Firavun un askerlerinin takibinden kurtulmak için denize doğru kaçmaya başlamışlardır. İnanışa göre,bu çaresiz durum anında Musa elindeki asayı Kızıldenize atmış ve güya koca Kızıldeniz, Yahudilerin karşı kıyıya kaçması için ordadan ikiye ayrılmıştır.Böylece Musa nın kavmi kendisi ile birlikte karşı kıyıya çıkarak firavunun askerlerinin imhasından kurtulmuşlardır.Musa yı takip etmek isteyen Firavun ve askerleri ise,Yahudileri takip için açılan sulardan geçmeye çalışırken ,ne tesadüftür ki,suların tekrar kapanması üzerine boğularak helak olmuşlardır.! Bu kurtuluşa varış ve yaşam destanına yani Varolma mitosuna Yahudi inanışında ***Exsodus=Çıkış*** adı verilmektedir. Size de çok ilginç gelecektir ki, Avrasya nın asıl milleti olan Türklerin Varoluş destanının, yani demir dağlarla çevrili bir vadiden çıkış destanının adı da Ergenekon dur. Her ikisi arasında da bir kavmin sıkıntılar ve yok olmaktan yeniden Varoluşu anlamında ve Kurtuluşu bağlamında bir paralellik göze çarpmaktadır.Bu arada Yahudilerin destanı Exsodus a baktığımızda böyle önemli bir tarihsel olayın hiçbir gerçek tarihi kayıtta bulunmadığını ve Musa adında bir insanın Mısır da hiç ama hiç yaşamadığını görmekteyiz. Mısırlıların bulunan hiçbir kaydında, Musa isimli bir sepet içinde bir nehirde bulunan bir çocuğun ülkeye kral olduğuna dair hiçbir delil ve anlatısının olmadığı gibi böyle bir iddianın bir destanı da hiç yoktur. Ancak Mısırlılarla hemen hemen aynı dönemde yaşamış Asur İmparatorluğunda, Asi Irmağına bırakılan bir sepet içerisinde Kralın karısı tarafından bulunup yetiştirilen ve sonra da Asur İmparatorluğunun başına geçen Sargon II nin bunun tıpkının aynısı bir destanı bulunmakta ve bu destanda aynısının tıpkısı anlatılmaktadır. Yani Asi Irmağında sepet içerisindeki Sargon II nin hikayesi ,iddialara göre Yahudiler tarafından çalınıp, kendilerine uyarlamaları ve Musa adıyla dünyaya yutturulmasından başka bir şey değildir.Esas burada ilginç olan Sina Çölüne çıkan ve 80 km lik küçük bir coğrafyada Musa ve Yahudi kavminin, 40 yıl dolaştığı şeklindeki akıldışı saçmalıktır. Bununla da bitmeyen yalanlar dizisinde, güya Musa, Tur Dağına çıkmış ve Tanrı dan aldığı 10 emiri aşağıda bekleyen kavmine getirdiğinde onların Boğa başı şeklinde bir heykel yapmalarına sinirlendiği ve 10 emri yere atarak dağa geri döndüğü uydurmacasıdır. Burada Musa nın neden dağa geri dönüp kaybolduğu ve halkını terk ettiği aslında tamamen yutturmaca olan hikaye için çok doğaldır. Aslında tüm hikayenin en mantıklı yeri de budur. Çünkü uydurma olan Mısırdan çıkış= Exsodus hikayesinin var olmayan kahramanını hikayenin var olmayan bir bölümünde, var olmayan bir sona giderek bitirilmesi gerekmektedir. Eğer Musa kavmi ile Kudüse ve Vaad edilmiş topraklara gitmiş olsa ,bunun tarihsel kayıtlarla ispat edilmesi gerekecekti. Var olmayan bir kişi bu nedenle var olmayan bir son ile sahneden silinmiştir. Bu gerçekten kurnazca bir bitiriş eylemidir.Musa nın bu hikayesine çok gülen ve onu makaraya alan VE TÜRK MİTOLOJİSİNİ KOPYA EDENLERETürk Halk ozanları şu dörtlükle iyi bir yanıt vermişlerdir….! Musa ile Tur benem,Cennet ile Hur benem,İki benem bir benem,Bin kainat bendedir……..!!!!!!!!
Daha sonra Kızıldeniz ile İskenderun körfezi arasındaki topraklarda yayılan ve nihayetinde buradaki Sami Oğulları, Asuriler, Kenaniler ile Filistinliler gibi onlarca kavmin egemenliği altında yaşayan Yahudiler,Babilde tutuldukları esaretten Pers Kralı Kiros tarafından kurtarılan ve hayatları bağışlanan Yahudiler, M.Ö 6 cı yy a kadar olan süreçte bir dönem de olsa kendi Yahuda Krallığını kurmuşlardır. Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Mezapotamya ya hakim olan ve büyük bir kültür düzeyine kavuşmuş olan Asurluların = Süryanilerin kültürel etkisi altında bulunan Yahudiler, bir çok Samioğlu boyu gibi Süryani kültürel ve inançsal değerlerini kendi inançlarına katarak harmanlamışlardır. Hatta bazılarını kendilerinin ürünü imişcesine sahiplenmişlerdir. Bu değerlerin neredeyse tamamı aslında M.Ö .3000 li yıllardan itibaren Mezopotamya ya hakim olan Öntürk boylarından Sümerlerin Asya dan getirdikleri değerleridirler. Dolayısıyla Sümerlerin ana boyu olan Turukkuların, Ur ve Uruktaki kazılarda ortaya çıkarılan tabletlerinde yazdığı ve M.İlmiye Çığ isimli dünyaca ünlü Sümerologun da okuduğu üzere, Sümerler Altaylar bölgesinin Üçsümerler bölgesinden önce Kuzey Kafkasya steplerine ve oradan da Derbent üzerinden sulak topraklar olan Mezopotamya ya inmişlerdir.Bunun için de Tengir/Tanrıya dua etmişlerdir.Yahudi inancında bulunan tek Tanrı inancı,mitoslar, güç ve kudretin göstergesi İki boynuzlu Boğa kültü yani Oğuzhan betimlemesi ile Tufan realitesi Yahudilere Sümerlerden geçmiştir.Semavi dinlerin tüm kutsal kitaplarında, Ortadoğu milletlerinin ve Peygamberlerinin Atası olduğuna inanılan ve kuzeyden yani Transkafkasya /Türk Topraklarından gelip Harran a yerleşmiş olan İbrahim Peygamber den bahsedilmektedir. Unutulmaması gereken İbrahim Peygamber in babasının adının Türkçe ***Azer ***olmasıdır. Ayrıca İbrahim Peygamber in hem Harran da hem Kenan Ülkesinde, hem de Mekke de kullandığı Mühr-ü Tamgası yani Süleymanın Mührü olarak anılan iç içe geçmiş iki ters üçgenin altı köşeli yıldızı Köktürk Tamgasıdır. Daha sonra bu Tamga hem Hazar Türk İmparatorluğunda ,hem de Türklerin Dodurga boyunda kullanılmıştır.
Ayrıca Kutsal Kitapta İbrahim in ve ailesinin Sami dili dışında bir dil(Protoköktürkçe ?) konuştuklarını söylemektedir ki bunun da Öntürkçe olması gerekmektedir. Görüldüğü gibi Yahudiler yani kendilerine Tanrı ile yenişemeyip berabere kalan bir kavim ismini layık gören Yakup torunu İsrailoğulları adı verilen güruh, her şeyi ile kopyacı ve düzmece bir kavimdir.Kutsal kitapları olan Tevrat da güya Tanrı ile yenişemeyen ataları Yakup u ballandırarak anlatan İsrailoğulları, yine aynı Bab ın sonunda Tanrı nın kendilerine yeryüzü ve yeryüzündeki tüm insan kavimlerinin hâkimi olma hakkını verdiğine inanmaktadırlar. YANİ KENDİLERİNE YARADAN TEK TANRININ ***DÜNYA YÜZÜNDE TEK VE HAKİM YAHUDA İMPARATORLUĞU KURULMASI HAKKI VERDİĞİNE*** inanmışlardır.BUNLAR DÜNYA MİLLETLERİ İÇİN KÜRESEL BİR TEHDİTTİR.SİYONİZM ASLINDA BİR İNANÇ FAŞİZMİDİR.
 Bu yolda binlerce yıldır ilerlemekte ve tüm planlarını ve stratejilerine buna göre yapmaktadırlar.Bu tek Dünya Devleti Yahudayı kurmak için önce Anglo- sakson kilisesini,sonra ABD deki Evanjelistleri,Sapkın güya Müslüman Arap devlet ve Emirliklerini ve sonunda ise Vatikanı teslim almışlardır.Bunlarla bir tek Filistinliler ve Millet/Ulus devletlerin bazıları mücadele etmektedirler. Tüm bu inançların devletleri başta ABD olmak üzere sadece Siyonistlerin YAHUDA Devletinin hakimiyetinin kurulması için mücadele etmektedirler.Bu nedenle tarih sahnesine çıktıkları günden beri binlerce yıldır bu isteği gerçekleştirmek üzer dünyanın bütün coğrafyalarında çalışmaktadırlar. Bu isteye giden her hareketi ve her davranışı mubah görmektedirler. Aslında bilindiği gibi bu düşünce tarzı Yaradan ın yaradılış ve var oluş ilkesine tamamen zıttır. Çünkü YARADAN her dinde anlatıldığı gibi apaçık olarak BÜTÜN İNSANLAR YANİ BÜTÜN KULLARIM BENİM İÇİN EŞİTTİR. HATTA BUNA PEYGAMBERLER BİLE DÂHİLDİR demiş ve BENİM KARŞIMA ÖTEKİ DÜNYAYA KUL HAKKI İLE GELMEYİN diye buyurmuştur. İnsanlık tarihinin binlerce yıllık emperyal ve baskıcı düşüncesi olan bu Yahudi olma ayrıcalığı-Siyonizm ona inananları daima diğer kavimlerle anlaşmazlık halinde tutmuştur. Nitekim M.Ö. 12 -6 yy arasında defalarca hem topraklarını işgal etmek ve hem de sömürmek istedikleri Filistinliler ve Kenaniler tarafından cezalandırılmışlardır. Binlerce yıllık süreçte Asuriler/Süryaniler hiçbir şekilde Yahudilerle yakın ilişkiye girmedikleri gibi kurdukları ticaret merkezleri olan bazı Karumlarda Yahudi tüccarların ticaret yapmasını yasaklamışlardır. Sümerler, onların en büyük boyu Turukkular, Süryanilerin bir boyu olan Kaldeliler, Babilliler, Kassidler, Medler, Persler, Urartular ve diğer kavimler de gerçek anlamda İsrailoğullarını ciddiye almamışlar ve onların düşüncelerini bildikleri için daima gözetim altında tutmuşlardır. En son Babil Kralı Nabukadnezar M.Ö 586 da Kudüs ve Yahuda Krallığını tarihten silip ve bazı Yahudileri tutsak ederek Babil e getirmiştir. Bu yok edilişten sonra İsrailoğulları , Avrasya, Kuzey Afrika ile birlikte eski dünyanın tüm coğrafyalarına dağılmışlardır. Gittikleri her coğrafya ve ülkede kutsal kitaplarının güya kendilerine bahşettiği üstün ve hakim olma haklarını hiçbir zaman unutmamışlardır. Onları hakim kılmak için bulundukları ülkelerde özellikle ticaret, para ve altın piyasalarında faaliyet göstermişlerdir. Böylece paranın gücü ile o ülkelerin siyasi hayatına da etki yapmaya başlamışlardır. Gittikleri ülkelerde ve coğrafyalarda İsrailoğullarının birbirleri ile olan irtibatlarını ***Exsodus= Çıkış*** felsefesinin Örgütü etrafında ikinci bir çıkış olarak biçimlenmiş ve kendilerine vaad edilen Mezapotamya topraklarına gidiş ile DÜNYA HAKİMİ YAHUDA KRALLIĞININ KURULMASINI bir hedef olarak belirlemişlerdir.
Etrafında hararetle ve hasretle birleştikleri Exsodus=Çıkış yani bir önder felsefe ile Yahudilerin –Sina Yarımadasına çıkış ve kutsal topraklara yürüyüş mizanseni ölümsüz olarak binlerce yıl Yahudiler arasında yaşamıştır.Süreç bu düşünceyi bir Terör ve Cinayet Örgütü haline sokmuştur. Tarihin geçmişinde örneğin Romalıların ısrarla Kudüs ve Ortadoğu yu tutmalarında ve buradaki Hıristiyanlara zulüm etmelerinin altında Exsodus Yahudilerinin kışkırtmaları vardır. Aynı şekilde Hıristiyanların arenalarda aslanlara atılmasının ardında yine Exsodus Yahudileri rol alarak hiristiyanların katledilmelerine tezgah oluşturmuşlardır. Exsodus Yahudileri M.S 4-9 yy lar arasında İspanya, Fransa, Portekiz, Belçika, Hollanda gibi ülkeler ile Britanya nın tamamını ele geçirmişlerdir. Bu ülkelerin krallıkları borsa, ticaret ve altın piyasaları tamamen Yahudilerin kontrolündeydi. Bu dönemde Musevi inancını hariçten bir uygulamayla sadece Tevrat olarak kabul eden Hazar Türk İmparatorluğu bu Exsodus Yahudilerini çok heyecanlandırmış ve bu İmparatorluğun insanlığının İsrailoğullarının kaybolduğuna inanılan 13.ncü kabilesi olduğu sanılmıştır. Astrahandan İspanya Yahudilerine gönderdiği mesajda kendilerinin yani Hazar Türk İmparatorluğunun Oğuz Türklerinin Dodurga Boyundan geldiğini ifade eden Aslan Buğra Han, o dönemde Exsodus Yahudilerinin ümidini büyük ölçüde yok etmiştir. M.S 10 cu yy dan itibaren Kudüs e yapılan çoğu Haçlı Seferinin provakasyonunda Exsodus Yahudileri rol oynamışlardır. Exsodus Yahudileri Hıristiyan Katoliklerle Müslümanların birbirlerini yok etmesini ve böylece Kudüs ile vaad edilen toprakların kendilerine kalacağını sanmışlardı. Kuzey Karadeniz steplerindeki Kırım Türk-Tatar Hanlığı nın Kazan Hanlığının, Altınordu Devletinin yıkılmasında Exsodus Yahudileri Ortodoks Slavlara maddi ve manevi destek vermişler ve bu TÜRK DEVLETLERİ YIKILDIKTAN SONRA kurulan Moskova ve Kiev Knezlikleri içerisinde önemli roller almışlardır. Daha sonra kurulan Rusya devletinin yönetim kadrosu SSCB dahil yüzde 90 itibari ile İsrailoğullarından, kalanı ise Slavlardan oluşmuştur. Aynı durum Orta ve Yakın Çağ Avrupa sı için de geçerlidir. Başta İngiltere olmak üzere bütün Britanya, Hollanda, Belçika, Portekiz ve İtalya ile 14. yy la kadar İspanya 1940 yılına kadar ise Almanya nın borsa, altın ve değerli taşlar, ekonomi, ticaret ve bunların etkisindeki siyasi hayatları İsrailoğulları nın elindeydi.Ortaçağ Avrupa ülkelerinin önemli yönetim mevkilerini ele geçiren Yahudiler,Cermenlerin kendi içlerindeki anlaşmazlıklarını sürekli gündemde tutmuşlar ve kendi menfaatlerini bu şekilde korumuşlardır.Aynı zamanda haris ve maceracı Kralların Güney Amerika ve Afrikadaki zenginliklerin yağmalanmasını tezgahlamışlar ve sonra bunları birbirlerine düşürerek zenginliklere ve madenlere kendileri sahip olmuşlardır.Bunun en güzel örneği G.Afrikada İngilizlerin 150 bin Hollandalıyı katletmesi ve Güney Amerikada ise İspanyolların Portekizlileri Peru ve Bolivyada katletmeleri sayılabilir.YANİ DÜNYADAKİ TÜM BARIŞ GÜVERCİNLERİNİN KATİLİ EXODUS TERÖR ÖRGÜTÜDÜR. İsrailoğullarının en büyük özelliği bulundukları coğrafyadaki milletlerin isim ve soyadlarını almaktaydılar. İkincil İsrailoğlu isimlerini ise kendi cemaatleri içinde kullanmaktaydılar. Bu nedenle iyi kamufle oluyor ve istediklerini yaptırabiliyorlardı. Aynı günümüzdeki gibi değişen hiçbir şey yoktur. Yeni çağdaki Hıristiyanlar arasındaki yüzyıl savaşları olarak adlandırılan mezhep savaşlarının ve Hıristiyan mezhepleri arasındaki bölünme ile düşmanlıkların temeli Avrupa ***Exsodus Yahudileri*** tarafından atılıp organize edilmiştir. Yahudi inanışı içinde önemli bir rol oynayan kabalacılar, yeni çağa girerken yaptıkları Amsterdam toplantısında şu kararları almışlardır.
 -Protestan Mezhebinin Kurulması (Martin Luther) -Reform/Rönasans Hareketleri -Avrupadaki Dine Dayalı Düzenin Yıkılıp Yeni Seküler(Din Dışı) Düzenin Kurulması -Amerika Kıtasının Keşfi ve ABD devletinin kurularak bunun üzerinden dünya hakimiyetini gerçekleştirmek (K.Kolomb -aslen yahudi bir kabalacı-) -Bir Tek Yahudinin Bulunmadı İngiltere yi evanjelistleşitirip siyonistleştirmek (Püritenler) -Amerika Devletinin Evanjelis inançlı olarak Kurulması -Osmanlının Yıkılması (Kutsal Toprakları –Kudüsü ele geçirmek-Türkleri Rumeli ve Anadolu dan Orta Asya ve Kafkasya ya doğru sürmek)-Siyonist İsrail in Kurulması-Filistin ve Lübnan a hakim olmak-Vaad edilmiş toprakları kurmak ve YAHUDA KRALLIĞININ KURULMASI ile dünya hakimiyeti için her ülkenin borsa,altın,para ve doğal kaynaklarını ele geçirmek.-Bu hakimiyet için EXODÜS Terör örgütünün alt birimleri olarak Hagana'ydı. Irgun ve Lahome Herut adlı örgütler ile Musevi Savunma Birliği (en:Jewish Defense League),Kahane Chai İsrail, isimli alt birimler kurulmuştur.1789 daki Fransız devriminin önderleri Yahudi asıllı olup amaçları demokrasi, hürriyet, insan hakları, eşitlik gibi kavramları kullanarak Yahudiliğe ve Siyonizme ortam hazırlamaktı. Bunun ilk farkına varan İspanya Kraliçesi İzabel olmuş ve ülkesini ele geçirmek üzere olan İsrailoğullarını, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere Kuzey Afrika ve diğer coğrafyalara sürmüştür. Bu dönemden sonra Osmanlı İmparatorluğu içerisinde özellikle Selanik te güçlü bir Yahudi lobisi oluşmuş ve İstanbul daki padişah ve saray zamanla acizane bir şekilde Galata yı mesken tutan Yahudi bankerlerin eline düşmüştür. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde Exsodus Yahudileri ilk Mason Locasını 1921 yılında kurmuşlardır. Osmanlıda ki 1. ve 2. Meşrutiyetin azınlıklara getirdiği fırsatları yakalamak isteyen bu Yahudiler her türlü provokasyonu denemişler ancak kendileri hep perde arkasında kalmışlardır.***EXSODUS TERÖR ÖRGÜTÜ*** 1897 YILINDA İSVİÇRENİN BASEL ŞEHRİNDE YAPILAN VE BAŞKANLIĞINI TEODOR HERZL İSİMLİ AVUSTURYA SİYONİST FAŞİSTİNİN YAPTIĞI BÜYÜK SİYONİST KONGREDE AÇIKLANMIŞTIR. Binlerce yıl çeşitli coğrafyalarda Siyonist Yahudileri bir arada tutmak için yani cemaatleşmek amacı ile var olan gizli ve yeraltında uyuyan ***Exsodus Siyonist Terör Örgütü*** bu birinci Siyonist kongrede artık gerçek ve birincil görevi olarak İsrail Devletinin kurulması için her yolu deneyebileceği amacıyla dünya Yahudilerine tebliğ edilmiştir. Exsodus Terör Örgütünün ikincil görevi İsrail Devleti kurulduktan sonra vaad edilmiş toprakların sınırlarına kadar bu devletin genişletilmesidir. Üçüncül ve son görevi ise Tevrat ın Bab 4 tekvim bölümünde gösterildiği gibi İsrailoğlu yani Siyonist Yahudi kavminin yeryüzü ile diğer kavimlere hâkim olarak ***Yahuda Dünya İmparatorluğunu *** kurup ,barışcı Yahudileri tasfiye ve yok ederek hedefte Mesih i beklemesidir.KAYNAKLARA GÖRE, EXSODUS TERÖR ÖRGÜTÜ 19.YY DA AÇIKLANDIKTAN SONRA İLK HAMLESİNİ SARAYBOSNA DA GERÇEKLEŞTİRMİŞ VE BİRLEŞTİRİCİLİK VE BARIŞ GÖREVİ YAPAN VELİAHT FERDİNAND, 28 HAZİRAN 1914 DE BU ÖRGÜTÜN KİRALIK KATİLİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR. 19. YY IN SÖMÜRGE VE SÖMÜRGE TOPRAKLARI PAYLAŞIMINDAKİ ÇÖZÜMSÜZLÜKLER DE EN ÖNEMLİ ROLÜ EXSODUS TERÖR ÖRGÜTÜ OYNAMIŞTIR. Bu örgüt kendi Siyonist çıkarlarına göre Afrika, Ortadoğu, Güney ve Uzak Asya ile Amerika Kıtasındaki sömürge zenginliklerinin çeşitli ülkelerde güç kazanmış Siyonist Yahudilerin elinde toplanması için politikalar üretmiştir. Kendisine karşı gelen her devlete ve her krallığa ve hatta imparatorluklara kafa tutan bu örgüt, Osmanlı İmparatorluğu sınırlarında da faaliyet göstermiştir. Bu faaliyetlerinin başlıcaları Balkanlardaki isyanlar, Doğu daki Ermeni isyanları, Taşnak ve Hınçak Ermenilerinin Ermeni örgütlerinin örgütlenmeleri ve bunlara yapılan yardımlardır. Exsodus Terör Örgütünün Osmanlı Toprağındaki ilk önemli suikastı 21 Temmuz 1905 tarihinde Ermeni Komitecilerin Sultan Abdülhamit e yaptıkları suikasttır. Bu suikast sonucunda yakalanan Ermeni Komitacıları dönemin Exsodus Terör Örgütü üyesi olan İngiliz elçisi tarafından hapisten alınmış ve hiçbir ceza almaksızın Belçika ya gönderilmişlerdir. Exsodus Terör Örgütünün, 1915 deki en önemli dünya çapındaki faaliyeti ise, yönetimlerine hâkim olduğu Fransa, İngiltere ve Rusya nın Siyonist Bankerlere olan tonlarca altın değerindeki borcunu sürekli erteleyip ödemeyen Prusya ya/ Almanya ya açtıkları savaştır. Dünya tarihine Birinci Büyük Dünya Savaşı olarak geçen bu sömürge savaşının başrol oyuncusu olan Siyonistlerin Exsodus Terör Örgütüdür.Bu yolda insanca davranan ve Siyon Faşizmine karşı çıkan diğer masum Yahudiler de öldürmüşlerdir. Galata Bankerleri vasıtasıyla borçlu olan Osmanlı da savaşa sokularak parçalanma yoluna sokulmuştur. Örgüt, Osmanlının yıkılmasıyla hem İsrailoğulları için kutsal olan Kudüs ü alacak İsrail i ve vaad edilmiş toprakları ele geçirmeyi ve hem de dünya nın petrol kaynaklarına sahip olmayı hedef olarak belirlemişti. Örgüt, bu düşüncesinde de başarılı olmuştur. Ancak Mezopotamya ve Arabistan ı Türklerin hâkimiyetinden çıkarmak için Exsodus Terör Örgütü çok iyi eğitip yetiştirdiği Lawrens isimli bir elemanını kullanmıştır. Ayrıca bu örgüt Doğu da Arşak, Antranik, Muradyan gibi Ermeni katil başları ile ilişkiye geçerek onlara ayaklandırıp Doğu ve Güneydoğu Anadolu daki Türk ve Kürtlerin yok edilmesini arzulamıştır. Exsodus Terör Örgütü ,1914 yılının Mayıs ayında Taşnak ve Hınçak Ermeni çeteleri ile birlikte Sofyada da bir toplantı yaparak mutabakat imzalamıştır. Bu mutabakata göre Çarlık Rusya sının kanatlarında vur kaç katliamları yapacak olan Ermeni çeteleri Van, Erzurum, Hakkâri, Urfa, Diyarbakır, Elazığ, Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil bölgelerindeki Türk ve Kürt Emmoğlularının tüm boylarını buralardan çıkartacaklar, bölgede tek bir Türk ve Kürt kalmayacaktır. Bunun için tüm istihbarat bilgisi altın, para ve silah Exsodus Terör Örgütü tarafından Ermenilere ulaştırılacaktır. Ancak sadece Hakkâri de Keldaniler, Mardin de ise sadece dini bir merkez olarak Süryaniler bırakılacaktır. Onun dışındaki bütün topraklar Kudüs başkent olmak üzere kurulacak İsrail Devletinin olacaktı. Görüldüğü gibi bu İsrail Devletinin sınırları Elazığ dan Kuzeyde Van a kadar Güneyde ise Erbil e kadar uzanmakta olup bütün Kuzey Mezopotamya yı kapsamaktadır. Doğudaki anlaşmaya göre doğu vilayetlerinde kurulacak Ermenistan devleti de Yahudiler tarafından hemen tanınıp kendilerine her türlü maddi ve siyasi destek verilecektir. Mezopotamya ve Arabistan daki operasyonları ile Kuzey Afrika daki propagandaları ile Balkanlardaki tahrikleri ile başarılı olan Exsodus Terör Örgütü hesapları çok iyi yapmıştı, ancak bir tek MUSTAFA KEMAL ATATÜRK FAKTÖRÜNÜ HİÇ AMA HİÇ DÜŞÜNEMEMİŞTİ. 30 Ekim 1918 tarihinde yapılan ve Osmanlı Ordusunun silahını bırakarak tasfiyesini ön gören anlaşma ile tamamen Osmanlı Devletinin topraklarına çöken örgüt gayrı Türk etnik kökenlilerden çok büyük kitleler halinde elemanlar oluşturmuştur. Kahire, Trablusgarp, Batum, Varna, Şam, Bağdat, İstanbul, İzmir, Antalya, Amman, Kudüs gibi vilayetlerde istasyonlar oluşturmuş, yerli halkı örgüt adına organize etmiştir. Bunu yaparken bölgesel, töresel, etniksel, mezhepsel ve aşiretler arası çelişkileri kullanmıştır. Bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ile Osmanlı apoletlerini söken Teşkilat-ı Mahsusanın düzensiz birliklerinin başarılı çalışmaları, Exsodus Terör Örgütünü oldukça rahatsız etmiştir. Batum şehrinin İngilizler tarafından işgalini o dönemde açıkça teşvik eden ve Karadeniz deki İngiliz askerinin Batum u işgal etmesini isteyen K. Leviaşvili isimli Exsodus Batum temsilciliği başkanı bunda başarılı olmuştur. Ancak Teşkilat-ı Mahsusa/TM nin gayrı nizami birlikleri cephe savaşı ile Batumu kurtarmışlar ve bu Exsodus Terör Örgütü lideri K.Leviaşvili yi rıhtımda kurşuna dizmişlerdir. Bu olay Exsodus Terör Örgütünün Türklerden yediği ilk tokattır. Ayrıca Trans Kafkasya Türk ordularının Teşkilat-ı Mahsusa düzensiz birlikleri ile beraber Bakü yü kurtarmak üzere Gence üzerinden Semahı ya geldiklerinde Exsodus Örgütü nün teşvik ve tahriki ile Ermenilere Rus birlikleri yardım etmiş, çetin savaşlardan sonra Ermeniler yenilmiş ve Türkler Bakü ye girmişlerdir. Ancak bu tezgâhın tahrikçisi olan Exsodus Terör Çetesi 1800 Osmanlı askerinin şehit olmasına sebebiyet vermiştir. Yukarda bahsettiğimiz şehirlerde kurdukları istasyonlarla yerel yöneticiler sonradan Müslüman olmuş dönme ve devşirmeler ile rüşvet ve çıkarcı devlet görevlilerini hedef seçen Exsodus Terör Örgütü bu şehirlerde devletin alttan alta içini oymaya başlamıştır.AYNI GÜNÜMÜZDE OLDUĞU GİBİ…!!!!Para ile kendisine sürekli yandaş bulan örgüt, Mustafa Kemal ve Türk Milli güçlerinin Anadolu da kazandıkları başarılar ve Ermenilerin kesin yenilgileri ile Fransızların Çukurova dan kaçmaları üzerine Anadolu ya yayılmış örgüt üyelerinin hepsini İstanbul a çekmiştir. İstanbul da zaten neredeyse tamamı Yahudi olan İngiliz işgal kuvvetleri yöneticilerinin bulunması örgütün çok rahat çalışmasını sağlamıştır. İngilizlerden aldıkları izinle Meclis-i Mebusan daki dönme ve devşirme milletvekillerini, Eşref Kuşçubaşı gibi bır kısım hain Çerkezler, Ruslar ve saltanat için çok yönlü çalışan ajanları, Ali Kemal gibi Çerkezcilik yapan gazetecileri, gayrı Türk Şeyhüslam, kadı ve devlet memurlarını para ile satın alarak Milliyetçi Atatürk yandaşı Türklere karşı beyanatta bulunmalarını sağlamıştır.AYNI GÜNÜMÜZDE OLDUĞU GİBİ…..!!!! Sonunda Yunanlıların kesin yenilgisi ve Türklerin İstanbul a girmesi ile örgüt üyeleri hemen perdeleme sistemi ile kendilerini kamufle etmişlerdir. 24 Temmuz 1923 tarihinde son bir hamle ile Yahudilerin Amerika kıtasında kurdukları devlet olan ABD yi söz sahibi kılmak isteyen Exsodus Terör Örgütü bunda da başarılı olamamıştır. Mustafa Kemal Atatürk kesin bir kararla ABD denilen devleti müdahil olarak Lozan da masaya oturtmamıştır. Bunun üzerine örgütün önemli üyeleri arasında yer alan ABD Devlet başkanı Wilson büyük öfkeye kapılarak ***.... O sarı yeleli çakır gözlü Bozkurt a günün birinde bunun hesabını soracağız!!!!!*** demiştir. Exsodus Terör Örgütü her yöne çalışan ve Çerkezcilik yapan ve de sonunda Yunan istihbaratı tarafına kaçan Ethem ve Eşref Kuşçubaşı isimli Çerkezcinin ülkede arda kalan yandaşları vasıtası ile ilk önce Karakol Cemiyeti içinden 1920 yılında bir başarısız suikast girişiminde bulundurtmuştur. Bu başarısız suikasttan sonra Sarı Bozkurt Mustafa Kemal Atatürk e 1926 da yani Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İzmir de yine Exsodus Terör örgütünün kucağındaki Çerkezlere düzenletmek istediği suikastın tüm planlarını Exsodus Törör Örgütü yapmış ancak bu suikast da başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bundan sonra 1927 yılında İstanbul a Tokatlıyan Oteline gelmek isteyen Atatürk e ,Exsodüsün maaşlı elamanı olan Mercan Altunyan başkanlığında bir çete, önce gizlice Sofya da eğitilmişler ve Exsodus Terör Örgütü tarafından işadamı kimliği ile İstanbul a getirilip suikastı düzenleyecekleri sırada bomba atacakken çıkan çatışmada öldürülmüşlerdir. Atatürk e yani Türklerin büyük Sarı Bozkurt una yaşamı boyunca 41 suikast yapılmış, bunun 39 tanesi Exsodus Terör Örgütünün desteği ve planlaması ile yapılmıştır.Atatürk bu örgütün varlığını iyi bildiği ve dünya ülkelerindeki yapılanmasını iyi analiz ettiği için Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduktan sonra hiçbir ülkeye yurtdışı gezisi yapmamıştır.Kralları dahi kendi ayağına getirtmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleşen ülkedeki reformları ve bağımsız millileştirme/Ulasallaşma ekonomik devrimlerine tahammül edemeyen ABD ve Avrupa ülkelerinin isteği ile Exsodus Terör Örgütü, Şeyh Said, Ağrı, Hakkari,Keldani, Nasturi ve bir sıra iç isyanı da örgütlemiş ancak her seferinde başarısız kalmıştır. Bu anti Türk hareketlerin ve isyanların arkasında Exsodus Terör Örgütünün bulunduğunu bilen Mustafa Kemal Atatürk örgütün görünürdeki buz dağı parçası olan Mason Locasını 10 Ekim 1935 yılında kapatmıştır. Bunun üzerine Belçika nın Antwerpen şehrinde toplanan dünya Siyonistleri oligarşisi, Siyonist örgütler ve Exsodus Terör Örgütü yaptıkları toplantıda Atatürk ün öldürülmesine karar vermişler ve bunu uygulamak için Avusturya istasyon şefliğini görevlendirmişlerdir. Bu dönemde Atatürk ün hastalanmasını fırsat belleyen Avusturya Viyana Örgüt Başkanlığı Atatürk ü tedavi için 1937 yılında 10 Kasım 1938 tarihine kadar olan sürede 3 Yahudi asıllı Profesörü göndermiştir. Bunlar Prof Dr N. Fissenger, Prof Dr Von Bergman ile Prof Dr H. Eppinger dir. Bunlar Salyrgan ( Civalı bir karışım ) isimli karışımı Atatürk e yavaş yavaş zerk ederek Onu öldürmüşlerdir. Bu Yahudi Profesörlerin Salyrgan isimli ilacı getirdikleri Paris teki 54 REU FAUBORRG SAİND HONERE deki ilaç deposu şirketi Paris teki ***Exsodus Terör Örgütü*** nün Lideri olan kişinin ilaç deposudur.Türklerin Ulu Önderini öldürten Exsodus Terör Örgütü diğer yandan Birinci Dünya Savaşı yıllarında Filistin deki toprakları ile uğraşmaktaydı. 1915-16 yıllarında İngilizler ile işbirliği yapan Araplar Osmanlıya hainlik etmişler ve İngilizlerin kendilerine bağımsızlık vereceğine inanmışlardı. Osmanlı Devletinin Arap topraklarından çekilmesi ile tüm meydan İngiltere ye kalmış, onlar da Arapları birbirlerinden cetvel ile harita üzerinde ayırmışlardır. Tamamına yakını Yahudilerden oluşan İngiltere devleti bilindiği gibi bir zamanlar kendi adını İsrail olarak bile değiştirmeyi kabul etmişti. Ancak Avam Kamarasının tepkilerinden çekinen İngiltere bunu gerçekleştirmemişti. 1917 yılında Balfour Bildirisi ile Yahudilerin Milli bir Vatan kurmalarını isteyen İngiltere yi Fransa ve İtalya da desteklemiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrası 1918 yılında San Remo anlaşması ile savaş galibi olarak İngiltere ye bırakılan Filistin de bu amacına kavuşan Yahudilerin 16.500 kişilik ilk kafilesi Filistin e ulaşmıştır. Bu 16.500 kişiyi Filistin e taşıyan ve orda barınmasını sağlayan güç Exsodus Terör Örgütünün ta kendisidir. 1938 lerde Hollanda, Fransa, Belçika, İsviçre, Avusturya, İsveç ve Almanya daki zengin Yahudiler rahatları yerinde olduğundan Filistin e gitmek istemiyorlardı. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Almanya Yahudi bankerlerden aldığı inanılmaz borçlar ve onların faizleri ile ekonomisini tamamen çökertmişti. Hem parasını tahsil edemeyen Siyonist Oligarşi hem de yeni kurulan İsrail e gitmek istemeyen zengin Yahudilerin imdadına Adolf Hitler ve Naziler yetişti. Avrupa daki on binlerce Yahudi servetleri ile birlikte İsrail e akmaya başladılar. Bu göç İkinci Dünya Savaşı yılları ve sonrasında en yüksek noktaya ulaşmıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletler kurulu kararı ile 1947 de Filistin toprakları ikiye bölünmüş ve 14 Mayıs 1948 de İsrail Devleti kurulmuştur. Böylece 2534 yıl sonra Exsodus Örgütünün birincil isteği olan İsrail Devleti nin kuruluşu gerçekleşmiştir. İsrail in kuruluşunun ardından ikincil amacı olan yeryüzüne hâkim olmak ve diğer kavimleri kendine bağlı kılmak olan ve kutsal İsrail i Tevrat daki vaad edilmiş olan topraklara kadar genişletmek için Exsodus Terör Örgütü her alanda çalışmalarına başlamıştır. İsrail devletini teknoloji, istihbarat, strateji ve operasyonel aktivitelerde üstün duruma getirmek için çalışmışlardır. 1950 yılından itibaren İsrail bu özelliklerini defalarca göstermiştir.Bu arada dünya düzenini kurmak ve bunu kendi menfaatine kullanmak isteyen Siyonistlerin karşısına hiç ummadık bir zamanda ve umulmadık bir aileden Kennedy isimli bir Anglosakson milliyetçisi ve sıkı bir evanjelist olan J.F.Kennedy ,Siyonistlere karşı mesafeli durup,evanjelizmi ve Anglosakson milliyetçiliğini öne çıkarınca Yahudilerin tepkisini çekti.Bir de bunun üstüne Texas daki petrol rezervi olan toprakların Anglosaksonlara dağıtılmasını isteyince Siyonistler için artık katli vacip olarak nitelenmiştir.Bunun üzerine SSCB den göçmüş bir rus yahudisi, Exodus Terör Örgütü tarafından eğitilerek ve ailesine maddi yardım yapılarak suikastçı olarak seçilmiş ve bu kişi 22.kasım.1963 günü Dallas da Kennedyi öldürmüştür.Böylece Anglosaksonlara unutamayacakları bir ders verilerek onların sadece Siyonistlere hizmet etmek zorunda oldukları hatırlatılmıştır.Aynı şekilde Müslüman ABD li zenci liderleri olan ve 21 Şubat 1965 de yine Exodus Terör Örgütü tarafından öldürülen Malcom X ile Elijah Muhammed ve 4.Nisan.1968 de öldürülen Martin Luther King, ABD de örgütün öldürdüğü en önemli kişilerdir.1983 yılına kadar yakın çevresi ve yakın komşuları ile ilgilenen Siyonist Oligarşi ve onun destekçisi olan Exsodus Terör Örgütü 1983 ten sonra Türkiye de aktif elemanlar bulmuş ve aktif olarak operasyonlara tekrar başlamıştır. Atatürk ün ölümünden 1983 yılına kadar örgüt sadece ABD deki görünürdeki İMF, Dünya Bankası ve FR gibi kurumlar ile Siyonist sivil teşkilatlanmalar aracılığı ile Türkiye ye sızmıştır. Önce eski bir ABD Mandacısı ve hayranı olan İnönü ile ilk ikili anlaşma 23 Şubat 1945 de , ikincisi ise askeri olarak 12 Temmuz 1947 de yapılarak ABD ye bağlanılmış dolayısıyla dünya Siyonist oligarşisinin dümenine girilmiştir. Bunu bir dizi ekonomik, askeri, kültürel ve çeşitli alanlarda anlaşmalar imzalanarak Atatürk ün bağımsızlık ilkesinden sapılmıştır. ABD ye çok sayıda üs verilmiş ve bu üslerde genelde Siyonist ABD li ler görevlendirilmiş ve bunlar ülkede önemli mevkilerdeki bazı kişileri para ile kendilerine bağlamışlardır.Türk Diplomatlarına yapılan tüm dünyadaki suikastların arkasındaki planlayıcı ve koruyucu güç Exodüs Terör Örgütüdür.Diplomatlarımız şehit edilirken hiçbir katilin gerçek anlamda yakalanamaması Siyonist Örgütün o ülkedeki güçünün göstergesidir.Exsodus Terör Örgütünün Ekonomik kanadı olan IMF nin eline geçen ve 70 Cente muhtaç günlere giren 1970 li yılların Türkiyesinde,Örgüt Türk gençlerini gürcü yahudisi M.Çayan,Tikko'lu Orhan Bakır(Ohannes Bakırcıyan ve sayısız çerkez,gürcü,kürt,abhaz dönmesinin lider oldukları sol örgütler ile ikiye bölmüş ve birbirine kırdırmıştır.Bunu hem asli görevi olanlar hem de işbirlikçi sermaya sadece seyretmiştir.Exodus Terör Çetesi sadece Türkiyede değil,tüm dünya ülkelerindeki barışsever insanları da tehdit etmiş ve İsveç Başbakanı barışcı Olaf Palme gibi liderleri sadece Filistini tanıdıkları ve Arafatı bir devlet başkanı gibi ağırladığı için PKK lı piyonlarına öldürtmüştür.1983 yılında Dr Haim Lunia başkanlığında Moses Hes, M. Monte Fiore ve Rotschird ile örgüt kendisine bölgesinde BOP isimli bir proje belirlemiştir.ABD yi Irak petrollerine sahip olmak için Irak a sokan Siyonist oligarşi bölgede Körfez Savaşından sonra çalışmalarını doruğa çıkarmıştır. BOP Projesinde en tehlikeli ülke olarak Türkiye yi seçen Exsodus Terör Örgütü Türkiye de her mevkide her kurumda ve her meslekte binlerce insanı kendine bağlamış ve bunların büyük bir kısmını maaşa bağlayarak çocuklarını Avrupa ülkeleri ve ABD de eğitime göndermiştir........90 lı yılların başlarında örgütün çekiç güç, glocal forum ve BOP ile sevr tezgâhlarını çözen milliyetçi, kemalist, atatürkçü Türkler tepkilerini ortaya koymaya başlamışlardır. Bunların ilki yurtsever kişiliği ile tanınan kemalist araştırmacı yazar Uğur Mumcuydu. Exsodus terör örgütü 24 ocak 1993 tarihinde Uğur Mumcu yu bombalı bir saldırıyla öldürdü. Bu suikastta medya da satın aldığı yandaşları ile müthiş bir dezenformasyon faaliyet göstererek tüm şüpheleri İran üzerine çektirmeyi başarmıştır. Exsodus terör örgütü 17 ocak 1993 te Eşref Bitlis gibi vatansever jandarma genel komutanı ve kurmay subaylarını, örgütün jusmat ve çekiç güçteki Kuzey Irak ile ilgili çalışmalarını tespit ettiği için helikopterine yaptığı bir bombalı tertibat ile öldürmüştür. Türkiye de büyük bir hızla katliamlara ve suikastlara girişen Exsodus terör örgütü jitem in kurucusu kahraman A. Cem Ersever i ise 4 kasım 1993 de katletmiş ve cesedini Kırıkkale yakınlarına atmıştır. Exsodus terör örgütü nün yardım ettiği ve ondan maaş alan ve çocuklarını bu örgütün maddi yardımlarıyla Avrupa ve ABD de okutan devlet içine sızmış işbirlikçi hainlerin sadece Ankara da 5000 kişisini tespit eden Necip Hablemitoğlu, yine bu Exsodus terör örgütü tarafından 21 ekim 1999 da silahlı saldırı ile öldürülmüştür.Yahudi Kürtlerin yavşaklıkları ile Güneydoğuda Serhildan başkaldırıları düzenletmiş ve bu kürtleri paraya boğmuştur.Vaad edilmiş toprakların orta yerinde bulunan Irak ı ve su ile diğer yeraltı kaynaklarını ele geçirmek isteyen Siyonist Oligarşi ,Irak ı düzmece su ve petrol kaynakları belgeleri ile birlikte kendine tabi kılabilmek için sudan bahanelerle ABD yi buraya işgal için görevlendirmiştir.Bazı kaynakların iddialarına göre, bunu yapmadan önce Türkiyede Irak Türkmeneli ne sahip çıkacak ve onlara yardım edebilecek olan kişileri önceden belirlemişlerdir. Bunlardan Türk Milliyetçisi bir partinin başında bulunan ve Başbuğ olarak nitelendirilip taçlandırılan Alpaslan Türkeş, sağlığında gizli çerkezcilik yapanlar tarafından Partinin başından tasfiye edilmek istenmiş ancak başarılamamıştır. Exsodus terör örgütü hazırladığı bir plan ile kendisine özel civalı bir karışım katılmış olan şeftali suyu ile 4 nisan 1997 de öldürmüştür. O günden beri Türk milliyetçileri ve Türk Ülkücüleri bu Rahmetli Başbuğları için ağlamaktadırlar.Exodüs Terör örgütünün Türkiye ve Ortadoğu şefi M.Abromowitz o dönemde bulunan R.P.içinde kendi yandaşlarını belirlemekte ve gelecekte onların Türkiyede söz sahibi olmalarının projelerini Siyonist Kurula sunmaktaydı.Aynı işi Fuller,Wolfiwitz ve Siyonist şef Alon Liel ile Wohlstetter de devam ettirmiştir.Bunlar artık TÜRKÇÜ-KEMALİST Devletin yıkılması ve ABD-AB eksenli parçalanmış bir Türkiye istemekteydiler.Bunun için 199 da Siyonist Kurula verilen raporda,Türkiyedeki Vatansever,Yurtsever,Ulusalcı ve Türkçüler ya öldürülmeli ya da Sızıntı örgütlenmesi tamamlanınca**Türk Çetesi***isimli bir suni Çete yaratılarak tutuklanıp derdest edilmelerini önermişlerdir.Bu raporda örgütlenme biçiminde 1933 yılının ABD sindeki seri tutuklamalar örnek verilerek işin çok kolay olacağını belirtmişlerdir.Ancak sırada bulunan TSK ya
saldırı başlayınca çok itinalı ve sistemli hareket edilmesi tavsiye edilerek,Sızıntı F_Tipi Çetenin Görsel ve Yazılı Medyasının çok iyi ajitasyon yaparak halkı kandırıp TSK ya düşman olmaları sağlanmalıdır denilmektedir.Bütün bu rapor özetinin iyi belletilmesi aşaması sürereken ve TÜRKÇÜ Lider A.TÜRKŞ halihazırda öldürülmüşken,diğer bir nostaljik milliyetçi olan Bülent Ecevit ,Exsodus terör örgütünün F-Tipi ülke örgütlenmesi tarafından defalarca öldürülmek istenmiş ancak her defasında karısının aşırı titizliği neticesinde kurtulmuştur. Ancak kendisi ve partisi ABD deki siyonist merkezden gönderilen arnavut yahudisi K. Derviş tarafı ve GATA ya alınarak canı kurtulmuştur.Ancak zamanla tasfiye edilmiş ve görevini tamamlayan Derviş ABD ye geri dönmüştür. Yine atatürkçü kemalist bir gazeteci olan A. Taner Kışlalı ,siyonistlerin Kuzey Irak kürtlerine olan ilgisini defalarca gazetesinde yazdığı için yine Exsodus terör örgütü nün elemanları tarafından 18 aralık 2002 tarihinde bombalı bir saldırı ile öldürülmüştür. Diğer son ve kesin iddialara göre,Exsodus terör örgütü operasyonu Türkiye nin uzun yıllar siyasi hayatında bulunan N. Erbakan a yapılmıştır. Milli görüş isimli milliyetçi ve müslüman bir siyasi görüşe sahip olan erbakan bu milli tavrından dolayı ve her defasında halkı siyonizme karşı ve siyonizmin oyunlarına karşı uyarmaya çalıştığı için en büyük darbeyi yemiştir.Bazı iddialara göre , Partisinin içindeki Türk etnik kimliği tartışmalı olan bir grup ve defalarca atamalarda veto yiyen birtakım kişilerin ayrılmasıyla, Milliyetçi Müslüman Erbakan ın partisi içten çökertilmiştir. Bu ayrılanlar Milli Görüş yani Milliyetçi Müslüman kimliklerini üstlerinden attıklarını dolayısıyla değişime uğradıklarını iddia ederek kurdukları bir parti ile iktidara gelmişlerdir. Bunların iktidar döneminde, rahmetli başbuğ A.Türkeş in partisinin yönetimi, her nedense her fırsatta bu partiye destek vermişlerdir.Bu yaptıklarını ise kamuoyuna uzlaşı olarak açıklamışlardır.Bunlar seçimden iki gün sonra bu partinin Cumhurbaşkanı adayına hayır demeyeceklerini bir hızır gibi yetişerek beyan etmişlerdir. Ülke her yerden saldırı altındayken Türklük ve Türk adı ile Türkçe dili ve hatta Türkiye isminin kaldırılması istenirken, Türkçü lider Türkeş in bugünkü parti yönetiminden neden ses çıkarmadığı merak edilmektedir. Katil ve Soykırımcı Devlet Ermenistan ile olan ilişkilerde sesleri çıkmamakta, Telafer de ve Türkmenelinde öldürülen Türkler için bir şey yapılmamaktadır.Doğu Türkistan Türklerinin idamına seyirci kalmaktadırlar. Adı Türk milliyetçisi olan partinin başındaki yönetim, maalesef Türk soy dil kurultayları, Türk Ergenekon kurultayları, Erciyes Türk şenliği gibi organizasyonları iptal etmiştir.Bazı kaynakların görüşüne göre,sanki Türklük tasfiyesine seyirci kalınılmaktadır. Bu insanlar ocakları kapatmakta ve 3 mayıs Türkçülük gününü bile Türk adını çıkararak kutlamaktadırlar.Milyonlarca küskün Türk ülkücüsünün iddiasına göre, Türk Başbuğu A.Türkeş in Türk milliyetçisi partisi sanki bir Çerkez işgali altında olup, Türk milliyetçiliği markaja alınmıştır.Başbuğ Türkeş in partisinin ayrıca tabanının hızla küçük şehir, ilçe ve beldelerde yeni kurulan iktidar partisine doğru kaydığı da yapılan iddialar arasındadır. Bazı görüşlere göre,1996 dan itibaren NE nin milliyetçi müslüman kimlikli Milli Görüş siyasetinin büyüdüğünü gören Siyonistler, Türkiye deki örgütlerine alternatif bir yahudi ve hıristiyan düşmanı olmayan ve NE gibi her konuşmasında siyonistlerin tezgahlarını açık etmeyen bir müslüman lider yaratmak istediler. Bunun için en ideal olan kişi olarak hayatında hiç evlenmemiş aslen Bitlisli olup Erzurum da büyümüş hoca efendi isimli kişiyi ön plana çıkardılar.ABD deki Siyonist oligarşinin milyar dolarlık harcamaları ile her branşta Anadolu da örgütlenen, fabrikalar kuran, bedava milyonlarca gazete bastırıp dağıtan, Tv kanalları olan bir oluşum yarattılar. F- tipi bu cemaatci çete oluşumu dünyanın 78 ülkesinde tedrisat dili ingilizce olan okullar açtı. Türkiye de ise öğrenci yurtları ve eğitim masrafları karşılanan yüz binlere yakın doktor, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, hâkim, savcı, avukat, gazeteci, öğretmen ve imam yetiştirdiler. Bunlar her kurum ve kuruluşa sızdılar. F-Tipi cemaat çeteleri yerel yönetimleri-Belediyeleri ele geçirdiler.Kurdukları F-Tipi dayak ve saldırı timleri ile başta büyükşehirler olmak üzere kendilerinden olmayan tüm vatandaşlarımıza saldırmaya başladılar.Büyükşehirlerimizdeki içkili restoranları kapattılar.Böylece şehirlerimizi yasak,baskı ve tacizlerle birlikte Arabistana çevirmişlerdir.Küresel gücün etkisi ve talimatıyla 1986 yılından itibaren TC devletinin temellerine bomba koymaya başlanılmıştır.İşbirlikçilerin kışkırtmaları ile Emniyet-MİT-Jitem arasında suni bir çekişme başlatılmış ve provokatör ajanlar bunu körüklemişlerdir.Bu çekişmeler Emniyetin bazı TSK birimlerini dinlemesi ile ayyuka çıkmıştır.Bu dönemde konu basite indirgenmiş ve şahsi çekişmeymiş gibi yansıtılmıştır.Bu arada Özel Timlerin eğitimi ile ve eğiticileri ile ilgili yalan ve kasdi haberler çıkarılmış ve başarılı olan Eğitmen Binbaşı K. ve ekibi kötülenmeye başlanken aynı anda diğer birimlerin başarılı müdürleri da kötülenmeye başlanarak aralarında suni husumetler körüklenmiştir.Aynı merkezden yönetilen operasyonlarla yeraltı dünyasının dengeleri sarsılmış ve Milliyetçi yeraltı-mafya liderleri tek taraflı olarak tutuklanmış ve yeraltı dünyasının meydanı her yönüyle Kürt Mafyasının eline bırakılmıştır.Amaç Türklere ve Türk Milliyetçilerine ilerde ne sempati duyabilecek ve ne de yardım edecek tek bir unsurun bile kalmamasıydı.Başta Milliyetçi geçmişleri olan A.Çakıcı,S.Peker,H.Özcan,K.Yılmaz,S,Şahin,A.Yasak ve birsürü insan çürütülmek ve tüm çevreleri ile bloke edilmek üzere yok edilip silindiler.Bunda tamamen başarılı oldular.Bugün tüm yeraltındaki tüm işler ve milyarlarca dolarlık kara para sadece Kürt Mafyasının elinde olup bu paranın büyük bir kısmı PKK ya gitmekte ve bunların parası ile alınan silah ve bombalarla Türk gençleri ,askerleri ve polisleri öldürülmektedir.HATTA PKK YA RADAR ALABİLMEKTE VE HELİKOPTER İÇİN PAZARLIK YAPABİLMEKTEDİRLER.GAYRİMEŞRU BİR YERALTI ALEMİNİ VE İLLEGAL BİR DÜNYAYI SAVUNMAK GİBİ BİR NİYETİMİZ YOKTUR VE KESİNLİKLE OLAMAZ DA.HER TÜRLÜ İLLEGALİTEYE VE İNSANLIK DIŞI EYLEMLERE KARŞI OLDUĞUMUZU ÖZELLİKLE BİLDİRMEK İSTERİZ.ANCAK GÖRÜNEN ODUR Kİ VE BAZI ANALİSTLERİN İDDİALARINA GÖRE; KÜRT MAFYASI F-TİPİ ÇETE İLE İÇİÇE OLUP DEVLET İHALELERİNİ ALMAKTA VE TAHSİS ARAZİLERİ ÜZERİNE TURİZM TESİSLERİ İNŞA EDEREK MADDİ OLARAK BÜYÜK GÜÇLERE ULAŞMAKTADIR.AKDENİZ VE EGE SAHİLLERİNDEKİ TAHSİSLİ ARAZİLERİN HEMEN TAMAMI VE TURİSTİK TESİSLERİN %99 U KÜRT MAFYASININ ELİNE GEÇMİŞTİR.BU KÜRT MAFYASI DA TESİSLERE YABANCI ORTAK ALARAK KENDİNİ KAMUFLE ETMİŞTİR.YOL,SU,KÖPRÜ VE KAVŞAK GİBİ DEVLET İHALELERİNİN TAMAMI KÜRT MAFYASI İLE BAĞLANTILI KÜRTÇÜLÜK YAPAN ŞİRKETLERİN ELİNDEDİR.ORMAN ARAZİLERİ,DİNLENME TESİSLERİ,PİKNİK ALANLARI VE BAKANLIKLARA BAĞLI TÜRKİYEDEKİ TÜM TESİSLER KÜRTÇÜLÜK YAPAN KÜRT MAFYASINA VERİLMİŞTİR.ELLERİNDEKİ MAKAMLARI KULLANARAK MİLLİYETÇİ TÜRK VATANDAŞLARININ ELLERİNDEN ÖNCEDEN TAHSİSLİ YERLERİ BİLE ALINMAKTADIR.BUNLAR HEMEN PKK YANDAŞLARI KÜRT MAFYASINA İHALESİZ TESLİM EDİLMEKTEDİR.BUNU TÜM TÜRKİYE SEYRETMEKTEDİR.NE BİR KURUM VEYA NE BİR KURULUŞ BUNA KARŞI ÇIKAMAMAKTADIR.ÜSTELİK KÜRT BAKAN,MİLLETVEKİLİ,BELEDİYE BAŞKANLARI,KÜRT VEYA GAYRİTÜRK ADALET MAKAMI SAHİPLERİ,KÜRTÇÜ BÜROKRATLAR VE MÜDÜRLER,YANİ HERKES BUNLARI DESTEKLEMEKTE VE TÜRK ASILLI OLAN KİŞİLERİN ELLERİNDEN YERLERİNİN ALINIP KÜRT ASILLI MAFYAYA VERİLMESİNE KANUNİ YASAL KILIFLAR HAZIRLAMAKTADIRLAR.HİÇBİR SAVCI VEYA DEVLET GÖREVLİSİ BU GERÇEK HAİN ÇETELERİN ÜSTÜNE GİTMEMEKTE VE BUNLARI ÖRNEĞİN**BERİWAN ÇETESİ***,***MEM-U ZİN ÇETESİ***,***BARZAN ÇETESİ***,***KAWA ÇETESİ**,***ŞEYH SADİ-İ KÜRDİ ÇETESİ***,***SİYASİ FAHİŞE TALABANİ ÇETESİ*** VEYA ***KURMANÇ-İDRİSİ BİTLİSİ ÇETESİ*** GİBİ İSİMLERLE AFİŞE EDEMEMEKTEDİRLER.BİRİLERİ BİZLERİ UÇURUMA DOĞRU İTMEKTEDİR AMA KİMSENİN BUNU ENGELLEYEMEYE GÜCÜ YETMEMEKTEDİR.HERKES GÜNÜ VE K...NI KURTARMAK PEŞİNDEDİR.GÜNÜ KURTARAN KENDİNİ MUTLU SAYACAK KADAR ALCALMIŞTIR.TÜRK MİLLETİ/ULUSU KENDİSİNE BU KADAR DÜŞMAN OLAN VE MAKAMLARI KAPMIŞ YÖNETİCİLERİ ASLA VE ASLA UNUTMAYACAKTIR..TÜRKLER ACİLEN AZINLIK PSİKOLOJİSİ İLE HAREKET ETMEYE BAŞLAYIP ONA GÖRE HER YERDE VE HER ALANDA MİLLİYETÇİ-ATATÜRKÇÜ TEDBİRLERE BAŞVURMALIDIRLAR...AKSİ HALDE TÜRKLER İÇİN YOKSA YARIN ÇOK GEÇ OLACAKTIR.!!!!!!AYNI KAYNAKLARIN İDDİLARINA GÖRE İSE;***ZATEN BEN TÜRKÜM VE ATATÜRKÇÜYÜM DİYEN HERKES BELLİ MAKAMLARDAKİ KİŞİ VE MEDYADAKİ DÖNMELER TARAFINDAN DERHAL DÜŞMAN İLAN EDİLMEKTE VE GLOBAL EXODÜS ÇETESİNİN ÜLKEDEKİ UZANTISI OLAN BELLİ MAKAMLARDAKİ F-TİPİ ÇETE ÜYELERİ KİŞİLER HEMEN TÜRKLERE GÖZALTI YAPMAKTADIRLAR******.YANİ DURUM TÜRKLER İÇİN VAHİMDİR.TÜM TÜRKLERİN AKLINI BAŞINA ALARAK DÜŞÜNMELERİ GEREKMEKTEDİR.BAZI BASINDAKİ İDDİALARA VE SOSYAL ANALİZLERE GÖRE İSE DE ÜLKE TAMAMIYLA PKK-KÜRT MAFYASININ ELİNE DÜŞMÜŞTÜR.BUNA DA KÜRT BAKANLAR,MİLLETVEKİLLERİ,GAYRİTÜRK YÖNETİCİLER,BÜROKRATLAR,BELEDİYE BAŞKANLARI İLE F-TİPİ ÇETECİLER ÇANAK TUTMUŞLARDIR.SORUN AÇIKTIR.MAFYA-YERALTI DÜNYASI VE İLLEGAL İŞLER DÜNYANIN HER YERİNDE VARDIR VE VAR OLACAKTIR.BU BİR DÜNYA DENGESİDİR.ARZ VE TALEP SORUNUDUR.ÖNEMLİ OLAN YERALTI DÜNYASINI DENGEDE VE KONTROL ALTINDA TUTMAKTIR.DÜNYANIN GELİŞMİŞ ÜLKELERİ İŞTE BUNU YAPMAKTADIRLAR. ABD,AVRUPA VE TÜM DÜNYADA BELLİDİR.MAFYA ANALISTLERİNE GÖRE,YERALTI DÜNYASINDAKİ İLLEGAL İŞLERDE BİLE BİR DENGE VARDIR.ZENCİLER,RUSLAR,ÇİNLİLER,İTALYANLAR VE NİCELERİ BU DÜNYANIN İNSANLARIDIRLAR.BİRİNİ TUTUP DİĞERİNİ YOK EDERSENİZ,TÜM DENGELERİNİZE KADAR BU DENGESİZLİK YANSIR.AYNI ANALİSTLER ŞUNLARI DEMEKTEDİR;TÜRK MAFYASINI ÇÖKERTİR VE LİDERLERİNİ YÜZLERCE YILLIK HÜKÜMLERLE İÇERDE TUTAR VE BU DÜNYADAKİ TÜRKLERE NEFES ALDIRMAYIP,MEYDANI KÜRTLERE BIRAKIRSAN,BAŞINDAN PKK GİBİ BELALAR HİÇ EKSİK OLMAZ....!!!!!!DEVLETİNE ÇALIŞTIRDIĞIN ABDULLAH ÇATLININ ÖLÜMÜNÜ BAYRAM GİBİ GÖSTERİP,APOYU VE PARMAKSIZ ZEKİYİ YAŞATIRSAN,BAŞINA GELECEK BELALARA DA ŞİKAYET EDEMEZSİN!!!!!!!!!!DEMEKTEDİRLER.YANİ KISACA TÜRKLERİ,MİLLİYETÇİ ATATÜRKÇÜ TÜRKÇÜLERİ,VATANSEVERLERİ/YURTSEVERLERİ HEM YERALTINDAN HEM DE YERÜSTÜNDEN SİLME OPERASYONLARI İŞBİRLİKÇİLER ELİ İLE HIZLA YÜRÜTÜLMEKTEDİR....!!!!!İDDİALARI HERKESİN DİLİNDEDİR. 28.Ağustos.2008 tarihinde TSK daki devir teslim töreninide bir Kuvvet Komutanımız teşhisi aynen şöyle koymuştur;***.....Küresel güçler tarafından kurgulanan ve ülke içi medya,bazı akademik ve sermaye çevreleri ile sivil toplum içine yuvalanan post-modern bir tabakanın oluşturduğu propaganda ve etki ağı,Ulusal birlik,ulusal değerler ve güvenlik parametrelerinin zayıflatılması ve çözülmesi yönünüdeki gayretlerini sürdürmektedirler......*****Nitekim 2007 yılında F- tipi örgütlenmenin içinde bulunan Tuncay Güney isimli bir örgüt elemanı asıl patronları olan Exodus terör örgütünün inancı olan yahudi dinine girerek kanada ya kaçmıştır. Güya bu sonradan yahudi olan eşcinsel tip ile hiçbir zaman bilinemeyecek ve tanınamayacak ve kimliği açıklanmayacak ne idüğü belirsiz birtakım gizli tanıkların ifadesi ile Türkiye deki vatansever, milliyetçi, Türkçü, Atatürkçü, gazeteci, emekli general, yazarlar, emekli subaylar, profesörler, bilim adamları ve ben Türküm, Atatürkçüyüm diyen toplum önderleri çete suçlamasıyla gözaltına alınmışlardır. Arsız ve hayâsızca Atatürk ü ve Türk milletini seven bu insanlar için hayali bir çete yaratılarak bu çeteye Türklerin Yaradılış ve Varoluş destanı olan ERGENEKON adını vermişlerdir. Türk milleti bu tip bir adi olayda kutsal Ergenekon adını kullananları asla unutmayacaktır.Bu adı ağızlarında aşağılayanları asla affetmeyecektir.Bu ismi sırıtarak kullananların ve Türkiye Devletinin düşmanı Arap milliyetçisi gerici medyaya servis yapılmasını Türk Milleti/Ulusu hayretle izlemektedir. Bunları,kendisinin de web sitesinde açıkladığı üzere,bir zamanların F-Tipi Çetesinin üyesi olan,bugün Kanadaya kaçmış müptezer bir eşcinsel Tuncay Güney yahudi ajanının sözleri ile uygulayan ve bu kişinin şerefli Türk Generalleri ve TSK-Jandarma hakkındaki deli saçması iftiralarını büyük bir zevkle işleme koyan ve bu yolda mevkilerini kullananların,atalarının etnik kökenlerini ,geldikleri ülkeleri,Türk Milletine ve devletine bağlılıklarını,Türk Tarihine ve Türklerin kutsal değerlerine saygı derecelerini ve siyasi-tariki yapıları ile hangi güçlerle bu makamlara geldikleri pek araştırılmamakta ve herzaman olduğu gibi Türk Milleti/Ulusu sonradan bunları değerlendirmek için susma hakkını kullanmaktadır.Bu operasyonlar Türkiyede uygulanırken,Exodus Terör örgütü kendine bağlı ABD saldırı gücünün Kore,wietnam,Afganistan,Somali ve Irak dan sonra Karadeniz ile Kafkasyaya girmesi ve Avrasyadaki enerji hatlarının kontrolünü ele geçirmek için bir dizi karışıklıklar çıkarmıştır.Kimse başlarındaki liderlerin ve onların eşlerinin ve ailelerinin yahudi ajanı olup olmadığına bile bakmamaktadır.Örneğin kimse Saakaşvilinin karısının Hollanda yahudisi,Abhazya cumhurbaşkanının karısının ise bir çufut-yani kafkas yahudisi olduğuna hiç dikkat etmemekte ve bunların dolduruşları ile birbirleriyle savaşmaktadırlar.Sonuçta ABD savaş gemileri boğazları geçerek Karadenize çıkmıştır.Rusya Federasyonu da buna çanak tutmuştur.Aslında birbirleri ile akraba olan kafkasyanın otokton halkları ise,aslında siyonizmin emrindeki ABD ve Rusya arasında bölünmüşler ve salaklığın daniskasını yaparak kendi akrabalarını katletmeye başlamışlardır…..!!!!!!!!!!Yaradan ,salak insanlara ve şapşal milletlere hak ettikleri sonu her zaman vermiştir !ÇÜNKÜ EXODUS TERÖR ÖRGÜTÜ YENİ HEDEFİNİ KARADENİZ VE KAFKASYA OLARAK ARTIK BELİRLEMİŞTİR!BU NEDENLE HAREKETE GEÇMİŞTİR.TÜRK DİNLE VE DÜŞÜN!BUGÜN TÜRKLERE,ATATÜRKE,TÜRK DEVLETİMİZE,GÖZBEBEĞİMİZ TSK VE POLİSİMİZE,TÜRK DEĞERLERİNE,DİLİNE VE TÜM TÜRKLÜĞE KİM NEREDE VE HANGİ MAKAMLARDA OTURMASINA RAĞMEN DÜŞMANDIR?KİM TÜRK'ÜM DEMEKTEN HİCAP DUYMAKTADIR!TÜRKİYEDE KİM VE KİMLER BU KANLI KÜRESEL EXODUS-SİYONİST ÇETESİNE HİZMET ETMEKTEDİR?DÜŞÜN BİRAZ!!!!!!!!!!!KİMLER,HANGİ MEDYA GRUBU VE GAZETELER İLE DÜZMECE KAPİTALİSTLER EXODÜS ÇETESİNİN ÜLKEDEKİ AYAĞI OLAN F-TİPİ ÇETEYİ DALLANIP BUDAKLANDIRMAKTADIR!KİMLER TÜRK ASKERİNE KELLE,ŞEHİTLERİMİZE LEŞ,ERMENİLERE DOST KOMŞUMUZ,KATİL KARABAĞ ERMENİLERİNE İNSAN,AZERBAYCAN TÜRKLERİNE KARIŞTIRICI VE OYUNBOZAN,MECLİSTEKİ PKK LI KATİLLERE MESLEKDAŞ VE *NE MUTLU KÜRDÜM DİYENE *DEMEKTEDİR!!!!!ASLINDA HERŞEY SENİN GÖZÜNÜN ÖNÜNDE OLUYOR!ÇOK GEÇ OLMADAN GÖR ARTIK!LÜTFEN!ATALARININ BAHŞI VE ŞEHİTLERİNİN KANI İÇİN!YİNE TEKRARLIYORUZ!BİR OLALIM,İRİ OLALIM,DİRİ OLALIM! ***BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU***Anlayana!KÖKTÜRKLER
|
|