TÜRK'E VE MİLLİYETÇİ-KEMALİZME KARŞI KRİPTI DÖNME VE ÜMMETÇİ DEVŞİRMELERİN ANTİTÜRKÇÜ TEZGAHLAR!
Kemalizm ve Milli/Ulus Devletin sonu mu?
Asıl sıkıntı burada: Kemalizmin ve ulus devletin sonuna mı gelindi?
Kemalizm modernizm ve bilimle, çağdaşlık sloganları ile başladığı büyük yürüyüşünü; gerici, muhafazakâr ve bilim dışı dogmalarla iktidara gelen Ampul Anlayışı ile noktalıyor mu?. İktidar zenginleşmesi ile sermaye edinen Din istismarcısı kesimin, simgesel ikonları ile başlattığı mücadele, resmi ideolojiyi dinleştirmeye dönüştürürken diğer yandan çıkarcı ideolojinin bizzat kendisi dinleştirilmiştir...
Şimdi kimlik erozyonu devam ediyor. Cumhuriyet ideolojisi ile yeniden Türk kimliği üzerine inşa edilen yapı, sarsılıyor.. Kemalizmi de, sadece Mustafa Kemal’in şahsı, fikirleri ile sınırlı olarak değil, Türk Milleti’nin savaşlarla bitap olmuş, ruh halinin dirilişi olarak görmek gerekir. Kuşkusuz belli merkezlerin ürettiği siyasi ideolojilerle Atatürk’ün özlem ve hedefleri tersyüz edilmeye çalışılmıştır...
Yozlaşma; daha işin başında başladı.. Atatürk’ün akıl-bilim rehberliğinde yeni dünya algılaması da, materyalist ve batıcı anlayışla örtülmeye çalışıldı. Bu durum ise din istismarcılarının kullandığı bir tez oldu. Halkın bilinçlendirilmesi süreci durdu. Düşüncede, söylemde geçmişin hurafelerine, menkibelerine dayananlar, örgütlendiler. Kapitalist tüketim çılgınlığına dayanan her şey mübah anlayışı-YANİ MAKYEVELİZM ne ilginçtir ki, yobazların yaşam biçimi oldu. Öylesine ki dinin reddettiği tüm yaşam anlayışı, davranışı din adına kitlelere sunuluyor. Temsilcilerinin yaşam biçimi, dinin reddettiği yaşam oldu.
Türk Milleti’nin yeniden tarihi kimliğini bulma iradesi böylece felç ediliyor. Bir milletin dirilişi, batılı emperyalistleri ürkütüyor. Osmanlıyı batırmakta kullandıkları din motifini tekrar kullanmaya başladılar.
Türkiye’nin asıl sorunu, terör, irtica, yoksulluk değilse nedir.? Tabii ki çağın gerçekliği olan kitleleri sürü olmaktan kurtaran anlayıştır. Biat-kulluk kültürü yeniden hakim olmaya başladı.. Filizlenen yobazlık, Türkiye’yi; ABD’nin, AB’nin ya Arap dünyasının isteklerine hapsetmeyi, bununla yetinmeyi ön görüyor..
Tarihi sorumluluğun getirdiği politik bir miras sahibiyiz. Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Ortak hafızamız ve ortak tecrübeler birikimimizdir. coğrafyanın bize yüklediği sorumluluklar vardır...
“Türkiye Türklerindir” cümlesinden alerji duyanların dini, dini değerleri kullanması şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan Türk Milleti’nin mensuplarını azınlık kesimin dinci refleksine sessiz kalması ve destek vermesidir.. Din adına, dini kullanmaya devam edenlere destek verilmesi Türkiye’nin en büyük sorunudur..
Irmak şimdi kendi yatağına dönmektedir. Tarihin akışı kendi yatağını aramaktadır..
Bugün gelinen noktada dinci yobazlığın bütün değerleri dışladığı şikâyeti her kesimden gelmektedir. Sağ, sol, liberal, herkes bu görüşte birleşiyor. .
Türkiye uluslararası bir güçtür.. Tarihin ona yüklediği rol, misyon, sorumluluk, ne derseniz deyin çok farklıdır.. Türk Milleti’ni, Fransız, Ermeni, Rum, Yahudi karşısında aciz gibi göstermeye kimsenin hakkı yok.. Türk Milleti fındık faresinden korkan fil gibi gösterilemez!
Türk Milliyetçiliğinin/ulusçuluğunun temelinde akılcılık, bilim ve din vardır.
Türk Devleti sadece bölgesel değil, evrensel bir misyona sahiptir..
Asıl sorun; derin yapıların Türkiye’yi sürekli kaos ile bu tarihi rolünü oynamasına imkan vermeyen şartlardan kaynaklanmaktadır.. Onun için ekonomik kriz ve işsizlik bir politika olarak bize dayatılmaktadır. Çünkü bu halkı kontrol etmenin başka bir yolu yoktur.
Bu hedefe ulaşmak için, dine baskı, yoksulluk, cahillik, ahlaksızlık, tefrika bir siyasi enstrüman olarak kullanılmaya çalışılmaktadır.. Dincilik, mezhepçilik, cemaatçilik, esasen İslâm dünyasını bölmek için en etkin bir ideoloji olarak işlevsel bir rol üslenmiştir...
Batılılar bu konuda iki taraflı oynamış, tavşana kaç - tazıya tut demişler. Bizi bize kırdırarak, bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmeye çalışmışlardır. İşte Dinci yobazlık böyle bir planının ürünü olarak önümüzde durmaktadır..
Türk Milleti yerine çok kimlikli toplum diyen zihniyet, Osmanlıyı batırmış, parçalamış, işgal edilmesine neden olmuştu. Aynı zihniyet bugün de Türkiye’nin de parçalanmasına dağılmasına yol açan girişimlerde bulunmaktadır.
Peki ne yapılmalı, nasıl yapmalı sorusu boşlukta mı kalacak? Hayır. Türk Milleti engin feraseti ile sağduyulu düşünce anlayışı ile bu kangrenleşmeye başlayan sorunu çözecektir.
Günün Sözü: Gerçeklere gözünü, kulağını, kalbini kapatma. Gör, duy, anla ve kendine gel.
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER