ERDAL İNÖNÜ

ERDAL İNÖNÜ
Bugün toprağa verilen Erdal İnönü’nün iki ayrı kimliği bulunmaktaydı.
• Bilim adamı, fizik profesörü Erdal İnönü.
• Siyasetçi, devlet adamı Erdal İnönü.
Bilim Adamı Prof. Dr. Erdal İnönü
Bilim adamı, fizik profesörü Erdal İnönü, arkasında bıraktığı yapıtlarıyla ve yetiştirdiği öğrencileriyle anılacaktır.
Bilim adamı, fizik profesörü Erdal İnönü, 11.09.1970-09.03.1971 döneminde Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)de rektör olarak görev yaptı.
ODTÜ de öğrenim dili İngilizcedir. Ne Amerikada ne de Avrupada, anadili dışında yabancı bir dilde eğitim ve öğrenim veren bir üniversite vardır. Emperyalistler, yani sömürgeciler, boyunduruğu altına aldıkları ülkelerde, halka anadillerini unutturma, kullandırmama yoluna gitmişlerdir. Bu gerçeği çok iyi bilmesi gereken Rektör Prof. Dr. Erdal İnönü, ODTÜ de İngilizce eğitime karşı çıkmamıştır. Yabancı dilde eğitim ve öğrenimin, ancak sömürge ülkelerinde uygulandığını unutmaması gereken Prof. Dr. Erdal İnönü, *Türkiye bir sömürge ülkesi değildir, üniversitelerimizde Türkçeden başka bir dilde eğitim yapılamaz* dememiş, diyememiştir.
Devlet Adamı Erdal İnönü
Siyasetçi, devlet adamı Erdal İnönünün dosyası daha kabarıktır.
1986 daki ara seçimlerde İzmir Milletvekili olarak TBMM ne giren Erdal İnönü, 1987 ve 1991 genel seçimlerinde yeniden aynı ilden milletvekili seçilmiştir.
Erdal İnönü, DYP-SHP Koalisyon Hükümetinde, 20 Kasım 1991-12 Eylül 1993 döneminde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı olarak görev yapmıştır.
Erdal İnönü, 27 Mart 1995-6 Ekim 1995 döneminde de Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olmuştur.
Şimdi, bu önemli görevlerde bulunan siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü’nün yaptıklarına, daha doğrusu yapmadıklarına kısaca bir göz atalım.
• 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivasta, Aznavur çetelerinin devamı olan şeriatçı kara yobaz çeteleri, Atatürkün cumhuriyet düzenini yıkıp yerine  şeriata dayalı bir düzen kurmaya yönelik büyük bir ayaklanma başlattılar.Atatürkün ve Pir Sultan Abdalın anıtlarına saldırıp yıktılar, Türkiye Cumhuriyeti valisini makamından çıkamayacak duruma soktular, Pir Sultan Abdal Şenliği için Sivasa gelmiş aydınların kaldığı Madımak Otelini ateşe verdiler ve 37  insanımızı diri diri yakarak öldürdüler.    Tarihimize kara bir leke olarak geçen bu barbarlık yaşanırken, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, sessiz ve etkisiz kalmış, vahşeti önlemeye yönelik hiçbir girişimde bulunmamıştır.
• Her iki dünya savaşı öncesi ve sonrasında Avrupa devletlerine borç para vermiş olan, temellerini attığı bankerlik kurumu sonradan bir dünya finans imparatorluğuna dönüşen Mayer Amschel Rothschild (1743-1829), herkesin kulağına küpe olması gereken şu sözleri söylemişti:                                  *Bir ulusun parasının denetimini bana verin, orada yasaları kimin çıkardığı umurumda bile olmaz*                                                                            Türkiyeyi yönetenler, Türk ulusunun parasının yönetimini ve denetimini IMFye teslim edip borç batağına battıktan sonra, Türkiyeda yasa yaparken de dışarıya bağımlı duruma düşmüşlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, IMFye karşı çıkmamış, IMF nin Türkiyede alçakça dayattığı sömürgeci politkalara direnmemiş, direnememiştir.
• Özelleştirme adı altında fabrikalarımız, işletmelerimiz, yeraltı ve yer üstü madenlerimiz ve tarım topraklarımız yabancılara peşkeş çekilirken, siyasetçi ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü karşı tavır almamış, özelleştirme demek, sömürgeleştirme demektir, Türkiye asla bir sömürge ülkesi olmayacaktır, dememiş, diyememiştir.
• Avrupa Birliği (AB) projesinin temel amacı ve hedefi, ulusal devletleri yıkmak ve ulusların egemenliklerini ellerinden almaktır. Bu nedenle, AB’den yana olmak demek, ulusal egemenliği Brüksele devretmeye razı ve hazır olmak demektir. Nitekim, 21 Nisan 2004 tarihinde, Çek Cumhuriyeti Başkanı Vaclav Klaus, on gün sonra AB üyeliği kesinleşecek olan kendi halkına şu tarihi açıklamayı yapmıştı:                                                                                                                    *Herkesin bildiği gibi, birkaç gün içinde, Devletimizin bağımsız ve egemen varlığı sona erecektir*                                                                              AB projesinin Türkiyeye dönük hedefinde, Türk vatanının ve Türk ulusunun bölünüp parçalanmasının da bulunduğu, ABnin Türkiye’ye vermiş olduğu belgelerde açıkça yazılmıştır.                                                            İşte tüm bu korkunç gerçekler göz önünde dururken, siyaset ve devlet adamı, Türkiye Cumhurieti Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, AB den yana olduğunu açıkça duyurmaktan çekinmemiştir.                                           1991 genel seçimlerinden önce, SHP adına konuk olduğu bir televizyon programında, AB konusu konuşulurken Erdal İnönü şöyle der:                             *Şayet gerekli demokratik açılımları yaparsak, AB bizi kendi aralarına almaya layık görece*                                                                                             Siyasetçi, devlet adamı Erdal İnönü’nün bu sözleri, yalnız ateşli bir AB yanlılığının değil, Avrupalılar karşısında duyulan *aşağılık duygusunun* da bir dışa vurumudur.                                                                                               AB yanlısı olan siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü, ulusal egemenliğimizin Hıristiyan AB’ye devredilmesinde hiçbir sakınca görmemiştir. Peki, Okan Üniversitesi’nde gençlere Atatürkün *Nutukunu okumasını öneren Erdal İnönü, Nutukun tamamının Ulusal Egemenlik Savaşımızın tarihi bir dökümü olduğunu bilmiyor muydu? Yoksa, siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü, ABye girmekle Ulusal Egemenliğimizin elden gideceğinden habersiz miydi? Eski İtalya Başbakanı ve AB Anayasasını hazırlayan komisyonun başkan yardımcısı    Prof. Dr. Guiliano Amato, AB projesiyle ulusal egemenliklerin ortadan kaldırılacağını vurguladıktan sonra şunları söyler:                                                     *Gerçek şudur ki, ulus devletlerin elinden alınacak egemenlik gücü, buharlaşıp kaybolacaktır. Artık, açıkça tanımlanabilir egemenlikler kalmayacaktır.*                                                                                                         Siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü’nün bu gerçeklerden habersiz olduğunu kabul etmemiz mümkün değildir.                                                             AB Mandacısı işbirlikçiler, halkımızı aldatıp kandırmak amacıyla propaganda yaparlarken türlü yalanlar uydurmaktan çekinmiyorlar. Çok satan gazetelerin  omurgasız aydın  türünden bazı köşe yazarları, ahlaksızlığı daha büyük boyutlara taşıyıp, Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürkün adını da hayasız AB propagandalarında araç olarak kullanmaya kalkışmışlar, Atatürk yaşasaydı, AB den yana olurdur diyebilmişlerdir. Çok acıdır, siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü de, tüm Türkçü –Milliyetçi Kemalistleri derinden yaralayacak bu çirkin yakıştırmadan yararlanmak istemiştir. İşte, Kabataş Lisesinde Erdal İnönünün söyledikleri:                                                                                                             *Atatürk yaşasaydı AB’ye girmemiz için çaba gösterirdi. Şimdiki siyasetçiler istese de istemese de bir gün mutlaka AB’ye gireceğiz. Bizler tarih, coğrafya ve kültür bakımından zaten Avrupa’nın bir parçasıyız*                                                                                                           Türkçü- MilliyetçiKemalistler, Atatürke böylesine hakaret eden siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü’yü asla bağışlamayacaklardır.                                                           Avrupa kültürü, Hıristiyan dini üzerine kurulmuştur. Bizim kültürümüz nasıl olur da böyle bir kültürün parçası olabilir?                                                 Avrupa’nın beş yüz yıllık tarihinin temel taşlarından biri, Türk ve Müslüman düşmanlığıdır. Bizim tarihimizin, böyle bir tarihin parçası olduğunu söylemek çılgınlık değil de ya nedir?                                                      Bu akıl almaz söylemleriyle bir AB Mandacısı olduğunu ilân eden siyasetçi ve devlet adamı Erdal İnönü’yü Türkçü -Milliyetçi Kemalistlerin saygıyla anması asla mümkün olmayacaktır.
Yaygın Medyada Erdal İnönü
Erdal İnönü toprağa verilirken, yaygın medyada şunlar yazıldı.
• En nazik siyasetçi. Bilge kişi. Mütevazi. Esprili. Uygar. Saygın. Dürüst. Hoşgörülü. Güler yüzlü. Zarif. Centilmen. Bilim adamı. Seviyeli. Erdemli. Kucaklayıcı. Uyumlu. Entelektüel. Vatanperver. Sözde değil özde demokrat. Koltuğunu bırakabilen. Konuşmaktan çok dinleyen. Fizik problemleri çözen lider.
• Bilgiliydi. Akla ve bilme inanıyordu. Alçakgönüllüydü. Hoşgörülüydü. Uzlaşmacıydı. Güler yüzlüydü. İnsan sevgisiyle doluydu. Kavgacı değil, barışçıydı. Bölücü değil, birleştiriciydi.
• Çok boyutlu bir insandı. Bilim adamı. Mizahçı. Siyasetçi. Yazar. Artık onun gibi biri bir daha yetişmez. Erdal İnönü Efsaneleşti.
Ben de geleneklerimize uyarak, Erdal İnönü için, Allah günahlarını affetsin diyor, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum…
Yılmaz Dikbaş

KÖKTÜRKLER