PKKnın saldırısı karşısında barış çağrısı yapanların gerçek amacı ne?
Kime hizmet ediyorlar?
Demokratik çözüm dedikleri ne?
BAKIN HELE ŞU TOPLUM ÖRGÜTLERİNE!KİME HİZMET EDİYORLAR?RİYAKARLIK VE TAKİYYE DİZ BOYU......DÜŞMANLARI İYİ BELLE!
YÜCE TÜRK MİLLETİ/ULUSU ARTIK KARAR SENİN !
Hakkaride yaşanan çatışmaların ardından emek örgütleri (!) ve meslek odaları yaptıkları açıklamalarla barış çağrısı yaptı. Yapılan yazılı açıklamalarda barış için örgütlerin kararlı çabasının devam edeceği vurgusu yer alıyor.
Yıllardır bu örgütlere her vesile ile soruyoruz:
• Atılmasını istediğiniz demokratik adımlar nelerdir? Bunları tek-tek açıklayınız.
• Her türlü şiddeti reddediyoruz derken, Türkiyenin kendisini savunmak için PKK teröristlerine karşı şiddet kullanmasını da reddediyor musunuz?
• Kardeşçe yaşamı savunuyoruz derken, bin yıldır herkesin kardeşçe yaşadığını inkar mı ediyorsunuz? Halkımızı niçin suçluyorsunuz?
• kürt sorununun barışçıl zeminde çözülmesi ne demektir? ABnin isteklerinin kabul edilmesi midir? Bunu niçin açıklamıyorsunuz?
İşte o çağrılar…
(Çağrı metinlerini kısaltmadan, aynen aktarıyorum. (Bazı cümlelerin altını ben çizdim)
EMEP
Türkiyenin sağduyuya ihtiyacı var
Türkiye, çok tehlikeli bir biçimde, toplumsal gerginlik ve çatışma ortamına sürükleniyor. Son olarak Hakkârideki çatışmada yaşanan kayıplar büyük bir sarsıntıya yol açarken, kan ve şiddet üzerinden politika yapan kimi fırsatçılar istismarı ayyuka çıkarmış bulunuyor.
Oysa sınır ötesi operasyonlar için tezkerenin çıkarıldığı daha ilk günlerde yaşanan kayıplar, olası sınır ötesi operasyonlarda yaşanacak kayıp ve acıların düzeyini göstermektedir.
Ancak ne yazık ki devlet çevrelerinden ve bazı parti merkezlerinden yapılan açıklamalar ve medyanın kışkırtıcı tutumu da gidişatı hepten tehlikeye sokacak, Türkiyeyi uçuruma sürükleyecek mahiyettedir.
Hala sorunun adı konulmamakta, sorun terörle mücadele, vatan için canını seve seve verme yaklaşımlarıyla toplumsal çatışma düzeyine çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Oysa hayatın gösterdiği; cumhuriyet tarihi boyunca sorun olmaktan çıkarılamayan ve 1984 yılından bu yana silahlı çatışmalarla başka bir boyut kazanan Kürt sorunu, artık diyalog ve demokratik çözüm yoluyla ele alınmalıdır.
Kürt sorununa bir türlü demokratik bir çözüm yolu bulunamamasının faturasını Türküyle, Kürdüyle bu ülke insanı ödemeye devam ediyor. Adına ne denirse densin, çatışmada yaşamını yitiren Türk ve Kürt gençlerinin ocaklarına ateş düşmüş, acılar dayanılmaz düzeye varmıştır.
Evet, karşı karşıya bulunduğumuz, büyük acı ve üzüntü veren bir olaydır. Ancak ne var ki, böylesi bir ortamda ülkece en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin toplumsal sağduyu olduğu da açıktır. Unutulmasın ki, bugüne kadar kanı kan ile yıkamanın, kimseye bir faydası olmamıştır . Bu yüzden, herkesin, özellikle de ülke yönetiminde sorumluluk taşıyanların gelişmelere sağduyu ile yaklaşmasının büyük önemi vardır.
Herkesi sorumluluğa ve sağduyuya davet ediyoruz
DTPye saldırılara müsamaha gösterenler, büyüyen ateşin dönüp kendilerini de yakabileceğini düşünmelidir. DTP binalarına yönelik saldırılar ve milletvekillerine yönelik baskılarda bizzat meclis çatısı altında bulunan siyasi partilerin kullandıkları kışkırtıcı söylemlerin yönlendirici bir etkide bulunduğunu ibretle görmekte ve bundan büyük kaygı duymaktayız.
Daha büyük acılar yaşanmak istenmiyorsa, öncelikle yapılması gereken, toplumsal gerginliklere yol açan tansiyonun düşürülmesidir. Sokağı kışkırtmaktan vazgeçmektir. Diyalog yolunu açmaktır. Ardından, uluslararası boyutları da olan, Kürt sorununun en sağlıklı biçimde tartışılarak, ülkenin ve Türküyle, Kürdüyle halkların çıkarına olan yegâne çözüm yolu olan eşit haklara dayalı demokratik çözüm yolunu açacak adımların atılması gelmelidir.
Sınır ötesi operasyonu da içerecek askeri çözüm yöntemleri, sorunu ve yaşanan acıları daha da ağırlaştıracak, telafisi mümkün olmayacak kayıplara neden olacaktır. Kürt sorununda barışa şans tanınmalıdır.
Bu vesileyle yaşamını yitirenlerin yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz.
EMEK PARTİSİ
GENEL MERKEZİ
TMMOB
Artık Yeter! Saldırıları Şiddetle Kınıyoruz. Silahlar Sussun!
Yıllardır ölümden, acıdan ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyen çatışma, saldırı ve gerilimler son günlerde giderek tırmandırılmaktadır. Bu saldırılarda yaşamını kaybedenlerin acısını yüreğimizde hissediyor ve ailelerine başsağlığı diliyoruz.
Bölgede barış, Türkiyede barış ve dünyada barışı savunan biz mühendis ve mimarlar silahların konuştuğu yerde defalarca barışın sesinin duyulamayacağını dile getirdik. Bir kez daha yineliyoruz ki; sıkılan her kurşun, atılan her bomba, patlayan her mayın ülkemizdeki barış içinde bir arada yaşama umuduna vurulan bir darbedir. Her türlü çözüm için öncelikle PKK koşulsuz silahları bırakmalıdır. Siyasi iktidarca bir arada kardeşçe yaşamı mümkün kılacak demokratik adımlar atılmalı, ülkemize barış iklimi getirilmelidir.
TMMOB bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu konudaki duyarlılığını ve çabasını inatla sürdürecektir.
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
KESK
Silahlar Sussun, Yeni Ölümler Olmasın!
Yıllardır ölümden, acıdan ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyen çatışma ve gerilimler son dönemde giderek tırmandırılmaktadır. Bu çatışma ve saldırılarda geçtiğimiz günlerde yaşamını kaybedenlerin acısını yüreğimizde hissediyor ve ailelerine başsağlığı diliyoruz.
Türkiyede barıştan ve birarada yaşamdan yana olan bizler, defalarca, silahların konuştuğu yerde barışın sesinin duyulamayacağını dile getirdik. Şunu bir kez daha vurgulamak isteriz ki, sıkılan her kurşun, atılan her bomba, patlayan her mayın ülkemizdeki barış içinde birarada yaşama umuduna vurulan bir darbedir. Dolayısıyla sorunlarımıza barışçıl ve demokratik çözümler bulabilmenin ön koşulu derhal silahların susmasıdır.
Kürt Sorununun çözümü Türkiye sınırları içindedir. Çözüm için öncelikle silahlar susmalı ve birarada kardeşçe yaşamı mümkün kılacak demokratik adımlar atılmalıdır.
Şurası açık ki, Türkiye hızla, emperyalist odaklar (ABD ve ABnin adı niçin anılmıyor?) tarafından Ortadoğuda yaratılan bataklığın içine çekilmeye, toplum ayrıştırılmaya çalışılıyor. Türkiye bu oyuna gelmemeli! Savaş ve işgal nedeniyle akan kanların adeta bataklığa çevirdiği bu topraklara girmek, Türkiyeye her gün yeni acılar, yeni cenazeler yaşatacaktır.
Türkiye toplumu, barış içinde, kardeşçe birarada yaşama her zamankinden daha fazla gereksinim duymaktadır. Bunun sağlanması toplumun tüm kesimlerinin çabası ile olacaktır. Bizler KESK olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da duyarlılığımızı ve çabamızı sürdüreceğiz. Toplumun tüm kesimlerinden de bu çaba ve duyarlılığı beliyoruz.
İsmail H. TOMBUL
Genel Başkan
DİSK-TTB-TDB
Barışın diline şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var!
Son günlerde hepimizi derinden sarsan, ölümlerle dolu günler yaşıyoruz. Patlayan bomba ve mayınların, minibüslerde kurşunlanan insanların ardından gencecik yaşlarında sevenlerinden koparılan onlarca askerimizin acısı, toplumsal vicdanımızda onarılması güç yaralar açıyor.
Türkiyenin içinden geçtiği süreçte, bölge halkının kendi temsilcilerini çözümün bir parçası olmaları için Meclise gönderdiği günümüz koşullarında , terör ve şiddetin tırmandırılmasının hiçbir haklı ve meşru gerekçesi yoktur. Bu tehlikeli bir oyundur. Patlayan her mayın, her bomba, PKKnın aldığı her can, şovenizmin, düşmanlığın, ırkçı bir gelişmenin tohumlarını atmakta, ateşin bütün ülkeye yayılmasına yol açmaktadır.
Yaşam hakkının kutsallığına inanan biz emek ve meslek örgütleri; kaybettiğimiz askerlerimizin ailelerine başsağlığı diliyor, insanlarımızı derinden yaralayan ve sorun çözme aracı olarak kullanılan şiddet eylemlerinin kin ve nefrete dönüşüp, barış ve kardeşlik umutlarını azaltmasına izin vermeyeceğimizi yineliyoruz.
Emperyal devletlerin işgal ve katliamlar üzerine kurmaya çalıştığı Yeni Ortadoğu Düzeni ülkemizi bölgesel savaşın figüranı yapmaya çalışıyor. Bütün bu gelişmelerin yansıması olarak ülkemizde demokrasi dışı eğilimlerin güçlenmesi ve kardeş kavgasının körüklenmesi geleceğimizin karartılmasından başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Her türlü şiddetten arınmış, barış ve demokrasinin egemen olduğu bir ülkede yaşama umudumuzu diri tutabilmek için; daha önce onlarca kez denenmiş soruna çözüm olmadığı bilinen yöntemler ve ölümler üzerine kurulmaya çalışılan siyaset arenası yerine, kardeşçe bir arada yaşamı savunan barışın diline şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
DİSK – Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu
TTB – Türk Tabipleri Birliği
TDB – Türk Dişhekimleri Birliği
İHD-TİHV
Silahlar Sussun Sorunlara Politik Çözüm Bulunsun
Bugün bir kez daha Hakkari Dağlıcada çıkan çatışmada, şu an itibari ile 16 askerin ölü, 16 askerin yaralı ve 10un üzerinde de kayıp olduğu, bir başka olayda ise mayın patlaması sonucu bir minibüste 14 yurttaşın yaralandığı haberleri ile sarsıldık.
Ailelerin acılarını paylaşıyor, bu kanlı eylemleri şiddetle kınıyoruz.
İnsan hakları savunucuları olarak tekrar ediyoruz;
Silahlı yöntemler sorunların çözülmesine çare olamaz.
PKKyi derhal silah bırakmaya,
Hükümeti de ayrımcı politikaları terk etmeye, Kürt sorununda politik çözümlere olanak sağlayacak önlemleri almaya davet ediyoruz.
Ancak, sıkılan her kurşunun, patlayan her mayının Türkiyeyi bir iç savaş ve çatışma ortamına doğru sürüklemesinden büyük kaygı duyuyoruz.
Barış taleplerimiz savaş ve şiddetten medet umanların yüreklerinde ve vicdanlarında artık yankı bulsun, canlar yitmesin, analar ağlamasın diyoruz.
İHD - Genel Başkanı Hüsnü Öndül
TİHV – Yavuz Önen
TMMOB ÇMO
Silahlar Sussun!
Son günlerde Şırnakta, Licede, Hakkâride ardı ardına yaşanan ve hiçbir meşru tarafı olmayan, toplumdaki gerginliği artıran, şiddet eğilimi ve kutuplaşmayı tırmandıran, çözümsüzlüğü dayatan saldırıları kınıyor, hayatını kaybeden askerlerimizin, yaralanan askerlerimizin ve tüm yurttaşlarımızın ailelerinin ve yakınlarının acısını yürekten paylaşıyoruz. Yitirdiklerimize rahmet ve başsağlığı, yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Silahlar Bırakılmalıdır
PKK silahlı saldırılarla, mayınlarla, bombalarla sorunun barışçıl çözümünü imkansız hale getirmektedir. Tırmandırılan bu şiddetin ve PKK terör eylemlerinin hiçbir haklı ve meşru gerekçesi olamaz. Patlayan her mayın, atılan her bomba, PKKnın aldığı her can, şovenizmin, düşmanlığın, ırkçılığın gelişmesine hizmet etmekte toplumun tüm kesimlerinin canını acıtmaktadır. Bu eylemler birer kışkırtmadır ve sonuçları ağır bir şekilde yaşanmaya başlamıştır.
Diğer taraftan çatışma ve savaş ortamı devam etmekte, onlarca vatandaşımız acılara mahkum edilmektedir.
Son günlerde özellikle sınır bölgelerimizde artan olaylar bunların en somut göstergesidir.
Yıllarca izlenen yanlış politikalar göstermiştir ki sorunun bu yollarla çözülemeyeceği son derece açıktır. Sorununun çözümü ise, demokratik yollarda aranmalı, geliştirilecek sosyal önlemlerle toplumda barışın tesis edilmesine bağlıdır.
Tezkere ve Çatışma Çözüm Değildir
Diğer taraftan AKP Hükümeti Kuzey Iraka sınır ötesi operasyon yapılması ile ilgili tezkereyi Mecliste kabul etti. Türkiyenin ve Ortadoğunun bugünkü ortamında, Kuzey Iraka müdahale için tezkere çıkararak, sonu belirsiz bir maceraya, kan dökülmesine devam etmeye evet dedi.
Böylece, bölgemizde ABDnin yarattığı savaş bataklığına bile bile ülkemizin de saplanmasının önü açılmış oldu. Bizler bu kararın daha çok ölüm, daha çok acı, daha fazla kan getireceğini bugünden görüyoruz.
Tezkere ile savaşa ortak olma çabasında olan Hükümetin, askeri amaçlı harcamalara ayrılan devasa bütçesi ile eğitim, sağlık, doğal afetler, çevre ve altyapı yatırımları için ayrılan bütçesinin karşılaştırılamayacak oranlarda olduğu bilinmektedir.
Acil Çözüm İstiyoruz
Bugün ülkemizde, ne PKKnın silahlı terör eylemleri içinde olması ne de devletin çatışma ortamına girmesi çözüm olarak görünmemektedir. PKK derhal silah bırakmalı, saldırılarına ve eylemlerine bir an önce son vermelidir. Hükümet ise kürt sorununun barışçıl zeminde çözülmesi için acil ve akılcı bir tavır göstermelidir.
Türkiyede demokrasiden, barıştan, eşit koşullarda bir arada yaşamaktan ve adaletten yana olan herkesi; meslek örgütleri, sendikalar, aydınlar, yurttaş girişimleri, demokratik kurum ve kuruluşlar yükseltilmeye çalışılan ırkçı yönelimlere karşı barışa ve demokrasiye sahip çıkmalıdır.
•Silahlar artık susmalı, şiddet, terör ve çatışma ortamına son verilmelidir.
• Şiddete başvurulmadan siyasal ve sosyal çözümler üretilmelidir.
•Toplumda iç barış sağlanmalı, farklı kültürlerin kardeşçe bir arada yaşaması geliştirilmelidir.
•Serinkanlı olunmalı, sorunun demokratik çözümü için toplumun tüm kesimleri ve siyasilerce çaba harcanmalıdır.
•Siyasi iktidarca şiddet ve çatışma kültürüne hizmet edilmemeli, toplumda gerginlikleri arttırıcı politikalar izlememeli, toplum içi çatışma ortamını geliştirmemelidir.
• Kimler tarafından yapılırsa yapılsın her türlü şiddete karşı olunmalıdır.
•İnatla sürdürülen ve yaşamı yok eden savaş ve ekonomisine artık dur denilmelidir.
Barışın Sesi Yükselsin!
Son günlerde artan ve ülkemizin, insanımızın, bugünümüzün, yarınımızın geleceğini karartmak isteyen saldırıları ve terörü bir kez daha kınıyoruz. Bir an önce kardeşliğin, dostluğun, dayanışmanın, adaletin, demokrasinin ve BARIŞIN sesi yükselsin istiyoruz.
Bölgemizin ve ülkemizin şiddete, çatışmaya, saldırıya, teröre değil barışa ihtiyacı olduğunu vurguluyoruz.
Bizler barış ve kardeşlik için, yaşanabilir bir dünya ve aydınlık bir Türkiye için mücadele ve dayanışma içinde olacağımızı kamuoyuyla bir kez daha paylaşıyoruz.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
Aktaran
Yılmaz Örmeci
KÖKTÜRKLER