TÜRKÇÜ-MİLLİYETÇİ KEMALİST SİSTEM OLUŞUMU

ATATÜRK DÖNEMİNDE OLDUĞU GİBİ  YENİDEN OLUŞARAK , İÇERDE VE DIŞARDAKİ TÜRK,ATATÜRK,TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ  VE YÜCE TÜRK MİLLETİ/ULUSU DÜŞMANLARINA KARŞI  KARARLI VE DİK DURUŞU ARTIK BAŞLAMIŞTIR.............
DOST VE DÜŞMANA DUYURULUR!
TÜRKO
TÜRK MİLLETİNİN ÖZÜNDEN-BAĞRINDAN ÇIKAN DÜŞÜNCE
Türkçü–Milliyetçi  Kemalist  Sistem Oluşumu!
                                        
Türkçü – Milliyetçi Kemalist  Düşünce Sistemi ,Türk milletinin 12.000 yıllık tarihinin zenginliğinin ,kültür ve yaşam biçiminin özüdür. Bu tarihsel süreç içerisinde Türk milleti kendi töresi gereği milleti, ordusu ve milli imece ekonomisini sentezleyerek kendine özgün bir  Asker-Millet- Mili Ekonomik yardımlaşma düzeni adıyla tarif edebileceğimiz bir sistem yaratmıştır. Bu sistem aynı zamanda Türk milletinin her daim  tarihin her evresinde uyguladığı bir yaşam kültürü olmuştur.   
Tarihte kurulmuş olan tüm Türk devletlerinde Yönetici konumundaki Hakan, milletin babası ve yaradan tek tanrının yeryüzündeki temsilcisi ve ülke topraklarının milleti adına sahibi sayılmıştır.Hakan lar Türk töresi gereği bu güçlerini hiçbir zaman kötüye kullanmamışlar, aksine birleştirici ve bütünleştirici yönde milletlerine gurur ve fedakarlıkla hizmet etmişlerdir.Oğullarına da aynı vasiyeti bırakmışlardır.
Türk Hakanları hiçbir zaman,zamandaşları  Avrupalılar gibi diktatör, derebeyi ve tiran olmamışlardır.Onlar inançları ve töreleri  gereği Türk boylarının yol göstericileri olduklarına bilerek inanmışlar ve öyle yaşam düzenlerini kurmuşlardır.Bu anlamda başta Hazar Kağanlığında açıkça İbni – Fadlanın ile Hun Türklerini ziyaret eden Vatikan rahiplerinin anlattıkları gibi, Türk Hakan ı payitahtında ortada şatafatsız bir kıyafetle, solunda Hakan ın  kız kardeşleri, sağında ise Hakan ın karısı ve Hakan ın tam arkasında ise biraz yüksek bir yerde Hakan ın annesi oturmaktaydı.Payitahtın sol yönünde Türk ülkesinde var olan her çeşit inancın üçer temsilcisi ve sağ cephede ise 12 kişilik yaşlı alim ve ulemalardan oluşan aksakallılar meclisi bulunmaktaydı.
Bütün bunlardan Türk Hakanlarının Tiran ve zalim yönetici olmadıkları apacık olarak tespit edilebilmektedir.Bu gelenek bütün Türk boylarında yüzyılların içinden günümüze gelen örnek teşkil edecek bir demokrasi ve insan hakları örneğidir.Bugünki Avrupalıların ve kendini medeni sanan milletlerin birbirlerini çiğ veya pişirerek yedikleri tarih dönemlerinde; işte Türk boyları böyle bir meclis ve danışma kuruluyla insanlarının yaşamına  yön vermekteydi. Türk Hakanlıkları aynı şekilde kurdukları Tarım,sulu ve susuz ziraat,meracılık, büyük ve küçükbaş hayvancılığı ve madenlerin işlenmesinin ekonomik boyutunda yine Asker- Millet - Milli Ekonomi bilinçiyle hareket etmişler; at, at arabası ve madenlerin işletilmesini sürekli olarak kendi kağanlıklarının ana üretim biçimi olarak şekillendirmişlerdir. Bunun bir zaman sonrasında elde ettikleri toprakları bir anlamda milletin temsilcisi kağanlığa, yani devlete bağlayarak onların başına getirdikleri kişilerden asker, at ve toprağın ürününün belli bir kısmını almışlardır. Bu tımar sistemi M.Ö 3 binlerdeki Sümerlerden  12.yydan Osmanlının son dönemi olan 19. yüzyıla kadar devam etmiştir                                                  .
Bu sistemde görüldüğü gibi ürün veren maden, yerüstü kaynakları ve tarım arazilerinin büyük bir kısmı milleti temsil eden kağanlığın yani devletindir.Devlet bunları milletine bahşetmek zorundadır. Tarihsel süreçte sürekli hareket halinde olan Türk boyları  bilindiği gibi ,M.Ö. 4000 li yıllarda Tuna havzasına, İtalya ile Anadolu ya inmişler ve buralarda Etrüsk adıyla tanınmışlardır. O yörelerin otoktan halklarının mağaralarda taş devrini yaşadıkları göz önünde bulundurulursa Etrüskler yani Saka Türkleri bu insanlara ekip biçmeyi, at ve at arabasını, devlet sistemini, kültür ve sanatı, madenciliği, hayvanları ehlileştirmeyi, giyim kuşam ve barınmayı, alfabeyi, konuşmayı ve yazmayı, tek yaradan tanrı inancını, Türk mitolojisini, dişi kurt Asena inancını,yaradılışı,türeyişi yani kısacası insanlığı öğretmişlerdir.
Diğer bir Türk boyu olan Turukkular ise M.Ö. 3500 lü yıllarda Kafkaslardan ve güney Hazardan geçerek, Mezopotamya ve Orta doğuya yayılmışlardır. Bunlarda diğer Türk boyları gibi aynen gittikleri yerlerde, mağaralarda yaşayan Otokton halklara tarımı,sulu ve susuz ziraati, madenciliği, demiri, at ve at arabasını, yazıyı, Türk mitolojisini, yaradan tek tanrı inancını ve doğayla mücadele etmeyi, yani  yine bu topraklara da insan olmayı öğretmiştir ve bu anlamda Sümer, Elam, Mitanni, Kasit, Messaget, Med, Babil ve onlarca tarihte kaybolmuş devletlerin temelini atmışlardır.
Bu Türk boyları Avrasya da ki diğer kardeşleri gibi aynı şekilde Asker- Millet-Milli Ekonomi sistemini uygulamışlar; Mezopotamya nın Fırat ve Dicle kenarındaki verimli topraklarını tamamen devletlerinin kamu yönetimine vererek elde edilen ürünlerin millete eşit bir şekilde paylaşılmasını sağlamışlardır. Orta Asya da ve Avrasya da kurulan bütün Türk boylarının devletlerinin ortak özelliği 
Asker – Millet – Ekonomi üçlü sistemine dayanmasıdır.
Bu nedenle Türk devletleri başarılı olmuşlar; ülkelerine bağlı ve ülkelerini, milletlerini geliştirmek için çalışmışlardır. Bu yönde kurulan Türk devletlerinin en büyüklerinden olan 19. yüzyılın ortalarına kadar gelen Osmanlı imparatorluğu, kripto dönmeler ve ümmetçı devşirmeler sisteminin ortaya çıkardığı dönme paşa, sadrazam, beylerbeyi ve yöneticilerinin tarif edilemez derecedeki  hainlikleri dolayısıyla 1923 yılında tarihin sayfalarına gömülmüştür. Bu imparatorluğu paramparça eden sayısız faktörlerin en başında devletin ordu – millet – ekonomi üçleminden ayrılması olmuştur.
Tanzimat adı verilen bu tarihin saçma sapan naylon hareketleri! tamamen Osmanlı içindeki kripto dönme, ümmetçi devşirmeler ve birtakım Siyonist işbirlikçisi masonun  özel zaferidir.Türk Milletini Avrupalı yani Latino-Cermen  yapacaklarmış.Yani kırk yıllık Kani yi bir günde Yani yapacaklar.Tam bir Düzmece Siyonist senaryosu!Malesef az sayıdaki Türk kökenliler ise hürriyet safsatalarıyla bu yolda  kandırılmışlardır.
Bu dönemde 33. derece mason olan ve dünya Siyonistlerinin adamı olan Mithat paşa -Kanuni Esasi- adıyla ilk anayasayı hazırlamış ve böylece devletin yok olmasına önderlik etmiştir. Bu kişinin esas amacı Türklüğü ve Türk etnik unsurunu imparatorluk içerisinden tasfiye etmekti. Buna göre hazırladığı anayasa da devletin dili Türkçe diye yazmamış ve Türk adından hiç bahsetmemiştir. Aynı günümüzde bazı mihrakların yapmak istedikleri gibi.GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ TARİH AYNI BENZERLİKLERLE TEKERRÜR ETMEKTEDİR.!
Avrupalıların Tanzimat denen saçmalığa bakışı çok açık bir şekildedir
Bu kaos ortamında çıkış çareleri de ilginçtir. Buna göre 1789 Fransız İhtilalinin ortaya çıkardığı sonuçta Reform ve Rönesans adıyla dünya nın bankerlik, borsa, ticaret, madenler, siyasi düşünce ve Avrupa ülkelerindeki yönetimleri ele geçiren Yahudi ve Masonlarının başta Mithat Paşa gibilerin de marifetiyle Avrupalı olmak -medenileşmek adı altında - Tanzimat ilan ederek günümüzdekine benzer bir takım şartlar dayatmışlardır. Anadoludaki TÜRK Halkı aynen bugün olduğu gibi olan biteni şaşkınlık ile izlemiştir.
Mithat Paşa adındaki bu Mason ve Dönme zat,neden devletin resmi dili Türkçe-Osmanlıca yazmıyor itirazları üzerine, kendi ana dili olan  Arap-Yahudi Sami dilini  resmi dil olarak Osmanlı anayasasına Arapça yazdırmak istemişse de, önerisi kabul edilmemiştir. Günümüzdeki bazı odakların Türk milleti üzerindeki etnik özrü ve ümmetçi devşirmelik düşünceleriyle saldırıya geçmeleri tarihin tekerrürü olsa gerek………………

SONUNDA OLAN OLDU  VE YİNE BİR SİYONİST-ETNİK ÖZÜRLÜ KARŞI HAREKETLE İKİNCİ MEŞRUTİYET İLAN EDİLEREK AVRUPALI OLUNACAĞI SANILDI VE BU KARŞILIKSIZ AVRUPA AŞKI İNTİHAR VE YIKIMLA SONUÇLANDI.
KENDİLERİ GİBİ OLUNMAK İSTENEN AVRUPALILAR SONUNDA ÜLKEYİ  7 KOLDAN İŞGAL EDEREK TÜRK MİLLETİNE ,SADECE TÜRK İNSANINA KAN KUSTURMUŞLAR,DİĞER ETNİK UNSURLARI ,YANİ BİZİM ETNİK ÖZÜRLÜ DEDİĞİMİZ KİŞİLERİ HİMAYE ETMİŞLERDİR……..ÜLKE KAN AĞLAMAKTA VE TÜRK MİLLETİNİN ÜZERİNDE KARA BULUTLAR DOLAŞMAKTAYDI.
İŞTE O AN YARADAN TEK TANRI BU KUTLU MİLLETE TEKRAR BİR GÜÇ VE Ö MUSTAFA KEMAL ATATÜRK GİBİ BİR ÖNDER VEREREK ONUN 19 MAYIS 1919 DA SAMSUNA ÇIKMASINA olanak vererek yine TÜRK milletinin kaderini değiştirtmiştir.M.Kemal Atatürk bilerek hem de çok iyi bir analiz sonucu bilinçli olarak , Türk, Karapapak Türkü, Terekeme, Çepni Türkleri, Saltukoğlu Türkleri ve diğer Türk boylarının %98 i gibi bir yoğunlukta bulunduğu Samsun, Merzifon, Giresun , Ordu, Trabzon , Çorum, Yozgat, Tokat, Ankara , Nevşehir, Tunceli, Sivas, Erzincan, Erzurum, Iğdır, Kars ve Gürcistan üzerinden Azerbaycan a girip Hazar denizi ve Dağıstan kıyılarına uzanan tüm güney Kafkasya ile kuzey doğu ve orta Anadolu yu içine alan bölgede Kurtuluş  Ateşini yakmıştır.Yani M.Kemal Türklerle bu Kurtuluş savaşının yapılabileceğini çok iyi bilmekteydi.
Yoğunluğu Türk olan bu bölgenin insanları sonuna kadar büyük Türk önderinin yanında durmuşlar, milyonlara yaklaşan şehit vererek Emperyalist Avrupa ordularını ,Rusları ve onların piyonları Ermenileri bozguna uğratmışlardır. Bu güney Kafkasya ve Anadolu Türk Boylarının ortak  simgesi olan kalpak (papak) takan M. Kemal ile arkadaşları  ve Türk ordusunun  tüm subaylarına jest olarak sınırların ötesinde Azerbaycan –Gürcistnda kalan aynı Boyun akrabaları olan Türkler  -Hoş Gelişler Ola- Mustafa Kemal paşa marşını besteleyerek altın ve silah yardımında bulunmuşlardır.
Türkler de aldığı bu destekle Avrupalı işgalcilerin dersini veren Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin temelini aynı Ataları Alper Tunga, Attila, Turhan Kağan, Boğaç kağan, Bilge Kağan, Tomris Kağan, Cengiz Kağan, Alparslan, Çağrı ve Tuğrul beyler, Melikşah, Timur, Ertuğrul gazi gibi aynı şekilde asker- millet- ekonomi üzerine oturtmuştur.Bu sistemde millet asker, asker ise millettir. Zaruri millet ihtiyaçları hele hele ekmek, şeker, çay hiçbir şekilde yabancı veya yerli kişilerin keyfi üretimine bırakılamaz. Ana kural; devlet milleti için vardır. Ve milletine hizmet etmek onun birinci görevidir. Bu nedenle M. Kemal Atatürk önce dönme ve devşirmelerin Osmanlı döneminde yıprattıkları ve etki altında bırakarak pasifize ettikleri Türk milletine milli bilinç verme çabalarına girişmiştir.
Türk dil kurumunu kurarak Türk dilinin ve alfabesinin, Avrasya da ki alfabelerin temeli olduğunu göstermiştir.Türk mitolojisine değer vermiş, Ergenekon ve Türeyiş destanlarındaki dişi kurt Asena nın resmini kağıt paralara bastırmıştır. Kendisine dünya sarışın kurt adını vermiştir.
Türk tarihinin dünyanın en eski tarihi olduğunun bilinciyle Türk tarihi kurumunu kurmuştur. Millet olmakla ümmet olmak arasındaki farkı iyi anlatabilmek ve gösterebilmek için hilafeti kaldırmış; birbirine saygılı ama birbirinin işine karışmayan din ve devlet işlerini ayrı kulvarlara oturtmuştur.

Sadece dört sesli harfe sahip olan ve bu yüzden yazımında farklı çekilen, fakir bir alfabe olan Arap alfabesinin, sekiz sesli harfe sahip Türkçe ye uymadığını tespit etmiş, 4000 yıl önce İtalya da Etrüsk Türklerinin kullandığı Köktürk alfabesinin ters döndürülmüş şekli olan Latin alfabesini kabul etmiştir. Seferberlik ilan ederek 7 den 77 ye milletiyle bütünleşmiş ve Türkiye nin 1930 lu yıllarının sonunda, dünyanın sayılı ülkelerinden birisi yapmıştır. Onun döneminde dünyada iki ekonomik sistem uygulanmaktaydı.Birincisi proletarya hakimiyetini yönetime mutlak kılan, tarım ve sanayi ile tüm üretim araçlarının devletin olduğu, rekabetin olmadığı ve özel mülkiyet ile özel teşebbüsün bulunmadığı, merkezi kominist sistemdir.
İkincisi ise tüm üretim araçlarının ve tüm ürünlerin kapitalist tröstlerin elinde bulunduğu emperyal ve insanlığa vahşi bir çıkar ilişkisi sunan kapitalist sistemdir. O dönemde D. Avcıoğlu nun anlattığı gibi sömüren ve sömürülen milletler bulunmaktaydı. İşte bu anda ortaya adına -Üçüncü Yol- denilen Kemalist bir sistem çıkmıştı. Bu sisteme göre yukarıdaki anlatılan milli hareketlerin yanı sıra milletin ana ihtiyaç ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılayan üretim araçlarının devlete ait olmasını savunan buğday siloları, şeker, demir, çelik, elektrik, su, çimento gibi ana üretim artellerinin KİT adı altında devletin yönetiminde kalmasını ve böylece spekülasyon yapılmasını önlemeyi amaç edinen milli ekonomik kalkınma sistemini benimseyen Türkçü-Milliyetçi Kemalizm dir.
Kemalizm yalın olarak altı ilkeye sahiptir;
*CUMHURİYETCİLİK;Yönetim Halkın erkindedir.Bu halk TÜRK HALKIDIR.Belirleyici olan yine Türk Halkının kendisidir.
*MİLLİYETCİLİK;Türkçülük temelinde ve tüm Türklüğü ve onun değerlerini kapsayan bir milliyetçilik anlayışı.Dünyaya temele teşkil eden Türk Tarihi,dili ve inançlarıdır.Türkçü-Milliyetçilik ana şiardır.Millet içine sızmış ne idüğü belirsiz Amerika mandacıları,Avrupa sevdalıları ve AB sömürgecileri ile Hayranı oldukları Rus,Fars ve Arap milliyetçilikleri bu anlamda hainlikle eşdeğerdir.
*HALKÇILIK;Bundan Türk Halkı anlaşılır.Etnik özürlüler ve -Ne mutlu TÜRKÜM diyemeyenler-bu anlayışın içine girmezler ve DÜŞMAN kabul edilirler.Herşey Halk içindir.
DEVRİMCİLİK/İNKİLAPÇILIK/YENİLİKCİLİK;Değişmeyen tek şey Değişimdir ilkesiyle ÇAĞDAŞ olmak,İlim ve Bilimin ışığını her dönem yakalayabilmek ve karanlıktan uzak durmak.Bilimsel Yeniliğe açık olmak AR-GE organlarını her konuda açık tutmak.AKIL VE BİLİM MİLLİYETÇİ KEMALİZMİN TEK TAKİP ETTİĞİ YOLDUR.
*DEVLETCİLİK;Devlet Halkı için yani TÜRK HALKI?MİLLETİ/ULUSU için vardır.Devlet varsa Millet vardır.Devlet Milletin zaruri ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır ve hizmet için vardır.TÜRK Milleti/Ulusu için devlet kutlu ve yüce bir olgudur.Devlet,Vatan,Bayrak,Millet,Türk Kimliği,Aile NAMUSTUR YABANCILAR YANINA YAKLAŞTIRILAMAZ.ONLARA PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ.
*LAİKLİK;TÜRK milleti/Ulusu herdaim din ve devlet işlerini birbirine karıştırmamış ve tüm inançlara saygı duymuştur.Milliyetçi Türkçü Kemalizmin özü bu saygıda yatar.
Ancak bütün bunlara ek olarak pratik yaşamda; 
Kemalizm, millet için var olmanın adıdır.
Kemalizm, vatandaşlar arasında bir vatandaşın diğer bir vatandaş üzerinde tahakkümünü kabul etmeyen bir sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm Türkçülüktür, Türk milliyetçiliğidir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm zaruri ekonomik ürünlerin devlet eliyle, milletin en küçük ferdine bile ulaştırılmasını sağlayan sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm,Burjuva diktatörlüğünün vahşi Kapitalizmini ve Kominist -Proleterya Diktatörlüğünün sosyalizmi gibi HER ÇEŞİT EMPERYALİST SİSTEMİ REDDEDER.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm,Herşeyin Türke göre,Türk için ve Türk tarafından ilkesini benimseyen bir sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, Siyonizmi, emperyalizmi,irticayı,meşrutiyeti ve mandacılığı reddeden milli Türk sistemidir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, askerin millet, milletin asker; tek vücut olduğu Türk töresinin 12.000 yıllık felsefesidir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, Türk dilinin, tarihinin, alfabesinin ve mitolojisinin yüceliğine inanan ve onu yükselten sistemdir.
Türçü -Milliyetçi Kemalizm TÜRK TARİHİNİN,TÜRK MİLLETİNİN/ULUSUNUN,TÜRK ALFABESİ,DİLİ VE İNANÇLARININ AVRASYANIN KÖKENİ OLDUĞUNU BENİMSER.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm Avrasyaya ve Dünyaya Kültürün Türk Boylarından yayıldığıını ispat eden Güneş Tarih ve Güneş Dil Teorisinin doğruluğuna inanır.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, Türk milletinin sömürülmesine ve esaretine karşı çıkmaktır.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, onun bunun kapısında yalvaran, dilenen, ağlayan ve yabancılarla iş birliği yapanları reddeden bir sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm Türk Milletinin Köylüsünün herdaim yanında ve onun bilinçlenmesini isteyen sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm Türk Ülkesinin kırsalında Köylünün bilinçlenmesi için yörenin çoğrafi yapısına göre Köy Enstitülerinin kurulmasını isteyen ve bu yolla faydalı insan yetiştiren ve cehalet ile yobazlığa karşı olan bir sistemdir.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm, Türk milletinin şerefi ve namusudur.
Türkçü-Milliyetçi Kemalizm Türk milletinin taa kendisidir
…..
Serhat KUNAR
Tarih Araştırmacısı ve Yazar/Köktürkler