Türk Milleti kimdir!
KÖKTÜRKLER Diyor ki;"Kendini Türkiyeli olarak tanıtan ve bunda ısrarlı olanlar,araştırın bakın kesinlikle kendi ailesinin özürlü etnik kökeninden rahatsızlık duyan,sahte demokrat ve naylon aydınlardır"
Son günlerde kökleri belli olan ya da olmayanlar ısrarla Türklük üzerine tartışma çıkarıyorlar. Öylesine çıkarıyorlar ki sanki bu ülkede Türkler azınlıktaymış aldatmacası yaparak!Kripto Dönme ve ümmetçi devşirmelerden oluşan bu güruh’un Türkiyelilık iddiaları tam bir fiyasko!ÇünküTürkiyede yaşayan insanların yüzde 87 si Türk olan bu ülke gerçeğini herkesin ama herkesin Artık çok iyi bilmesi, anlaması gerekir.
Bu nedenle; yeni bir umudu içinizde yeşertmesi açısından, çevremizde dönüp duran hainlerin, sizlerin zihinlerinde kötü etkiler bırakmaması için, fayda sağlayacağı düşüncesi ve inancıyla yakın geçmişte tarihte iz bırakmış olan devlet adamlarının yorumlarından Türk Milleti'nin nasıl tanındığına dair bilgileri sizlerle paylaşmak istiyoruz.
“İnsanları yücelten iki meziyet vardır. Birincisi erkeğin cesur, ikincisi ise kadının namuslu olmasıdır. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği hem de kadını şereflendiren bir meziyet daha vardır. Oda icabında canını tereddütsüz feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmaktır. İşte Türkler bu meziyetlere ve faziletlere sahip kahramandırlar. Bundan dolayıdır ki; Türkler öldürülebilir lakin mağlup edilemezler.” Fransız İmparatoru Napoleon Bonaparte
“Türklerden bahsediyorum...Düşmanına saldırırken amansız bir kasırga, korkunç bir denize, insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk, dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür.” İtalyan şair Tasso
“Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yanlızca Türklerdir.” William Martin
“Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yapılan kavimlerin en asili ve en başta gelenidir.” Fransız yazar Lamartine
“Türkler kadar alicenap, asil, nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar huzur veriyor.” İsveç Kralı Demirbas Sarl
“Türkler ölmeyi biliyorlar, hemde iyi biliyorlar. Ben ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.” Avusturyalı General Monteccuccoli
“Türkler, eşsiz bir vatana yaraşan eşsiz insanlardır.” Fransız General Conte de Bonnoval
“Türk, asillerin asilidir. Yapmacık olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet, ona tabiatın bir hediyesidir.” Pierre Loti
“Türklerin yanlız sonsuz cesareti değil, iradeleri de sersemleştiren birde zekaları vardır.” Rus Komutan Carnayev
“Silahlı bir milletin en can alıcı timsali Türklerdir. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür. '' Moltke
''Türkler bir ırk ve millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.”Fransız yazar Lamartine
“Türk kadınlarının en büyük süsleri Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takmazlar. Çünkü her Türk kadını canlı birer inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.” Wortley Montagu
“Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler fakat kazanç verirler.”Çek bilgini Comenius
“Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.” İngiliz devlet adamı William Pitt
“Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır.” Alman eski Genelkurmay başkanı Feldmaresal von Moltke
Bu yorumları çoğaltmak mümkün!
İnsanların karşısına çıkan sorunlar veya engeller karşısında motive olma şekli çok farklıdır, her insan farklı şekilde veya şekillerde kimliğine karşı hareket edenlere karşı motive olur. Benim de motive olmamda yardımcı olan etkenlerden biri bu tür sözlerdi.Bizleri millet olarak tarihimizden,soyumuzdan,Alt Boy ve Oymaklarımızdan,Ergenekon gibi VAROLUŞ DESTANLARIMIZDAN, yani ecdadımızdan öylesine koparmak istediler ve istiyorlar ki, bizlere kendi içimizdeki vatan hainleri bizlere ne olduğumuzu bile unutturmak, bizi kendimize, ecdadımıza, tarihimize ve hatta yaşadıklarımıza bile yabancılaştırmak, bizi bizden ayrıştırmak, kopartmak, bölmek ve bunun sonucunda da yutmak ve yok etmek istiyorlar.
Bir Roma atasözü: “Sadece şimdiye değil, aynı zamanda gelecekte ki gelişmeleri de açık bir şekilde öngörebilen kimse bilge kişiliğe sahiptir.”
Günün Sözü: Kim olduğunu bil ki yok edilmeyesin.
Türk olmak!
Türk olmak; Öncelikle kendinden olanı suçlamaktır, beğenmemektir, kıyasıya eleştirmektir. Aslında çok şeydir, Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova'da ve Bosna'da, Kerkük’de,Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak; Balkanlarda,Kafkasyada,,Kırım’da,Yemen ellerinde ve Arap Çöllerinde,Kıbrıs'ta, Karabağ Hocalı'da ve yakın tarihlerde Sincan-Uygur’da,Kerkük’de,Telaferde,Afganistanda soykırıma uğramak,ama kendisinin karşılığında yapmadığı Naylon soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak; Lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve kendini ve derdini anlatamamaktır.Aslında dilinin kökeninin bu Avrnupalı Cermenlerin dilene neler verdiğini ve onlara alfabeyi öğrettiğini bilmemektir.
Avrupa'da hor görülmektir. Ataları İtalyada Etrüsk Uygarlığını kurup bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir. Sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için.
Türk olmak; Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Türk olmak; Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; Troya'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda,12 bin yıldır bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Türk olmak; Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir,Bakü de Ateşgah,Kafkaslarda ve Orta Asyada Dede Korkut ve Köroğlu,Ergenekonda Asana,Türkistanda Yesevi Dergahı, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak; Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Türk olmak; Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak; Harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak; Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak; Annenin şehit oğlunun ardından; “Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim” demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken; “Vatan sağ olsun” demesidir.
Türk olmak; Ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.Yerde bulunan bir ekmeği nimet bilerek öpüpü başına koyarak bir kenara kaldırmaktır.
Türk olmak; Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak; Yunus'u bilmektir, Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak, Saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine 'nasip', vermediklerine 'kısmet' demektir. Her işin 'hayırlısına' inanmaktır ve 'feleğe' küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak; Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı yaratandan ötürü sevmektir.
Türk olmak; en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her olumsuzluğun bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak, kan, vahşet ve kargaşa bölgesi Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya bölgesinin ortasında medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.
Türk Olmak; Yeniden Küresel Güç olmak için hareket etmektir.
Günün Sözü: Kendini, atanı, ötekileri bilirsen, sen sen olursun ve değerlerinle hareket edersin.
Türk Bayrağı!
Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin; varlığı, bağımsızlığı sembollerle ifade edilmiştir.İslamiyet’ten önceki Türklerde Tuğ adı verilen bayrak veya semboller kullanılmıştır. Siyahtan kırmızıya kadar; mavi, sarı, yeşil, beyaz gibi çeşitli renklerde semboller kullanmış olan eski Türkler, bir mızrağın ucuna bağladıkları, umumiyetle ipekten yapılmış bu alametlere batrak, badruk, bayrak gibi isimler vermişlerdir.Dokuzuncu asırdan itibaren kitleler halinde Müslümanlığı kabul eden Türkler de çeşitli bayraklar kullandılar. Bu bayraktaki en büyük özellik, İslami motif ve unsurların ön plana geçmesiyle birlikte, milli motif ve sembollere de yer verilmesi idi.
Gazneliler’in bayraklarında, yeşil zemin üzerinde beyaz hilal ve kuş resimleri vardı.Karahanlılar’ın bayraklarında al renk üzerinde dokuz tuğ resmi bulunuyordu.Büyük Selçuklu Devleti'nin ilk yıllarında mavi zemin üstüne beyaz çift kartal sembolü ve siyah çizgili gerilmiş yay ve ok resimleri varken, daha sonra siyah renkli bayrak kullandılar.Bu bayrak Anadolu Selçukluları tarafından da benimsenmişti. Selçuklularda hanedan rengi olarak kabul edilen al renkli bayraklar da vardı.Osmanlılarda bayrak; padişahı, dolayısıyla devleti temsil ederdi. Osmanoğullarının hanedan rengi kırmızı daha doğrusu al idi. Al renk; Selçuklularda da hanedan rengi olarak kabul ediliyordu. Osmanoğulları, Selçukoğullarının meşru varisleri olarak bu rengi devralmışlardır. Bu husus al renge tamamen bir milli karakter vermiştir ki, bugün de devam etmektedir. Selçuklularda bu rengi selefleri olan Karahanlılardan almışlardı. Kırmızıyı süsleyen ayin menşei ise destanlar dönemine kadar dayanır. Yıldız ise daha sonraki devirlerde konulmuştur.Osmanlıların ilk bayrağı, Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Mes'üd tarafından Osman Bey'e Tuğ’la birlikte beyaz renkli bayrak gönderilmiştir..14.yy. dan itibaren çeşitli renk ve şekilde bayraklar kullanıldı. Kamüs-ül-a'lam'a göre; Osmanlı sancağının rengini ve (bugünkü ayyildızlı Türk bayrağının) şeklini tayin eden, Birinci Murad ve Yıldırım Bayezîd devirlerinde yaşayan Tîmürtas Paşa’dır. Bu asırda Osmanlı donanmasında ve azap kıtalarında kırmızı; yeniçeri kıt'alarında beyaz bayraklar kullanılmıştır. Tarihçi Türsün Bey ve Asıkpasazade’in kayıtlarında yer alır.Osmanlılar kuruluştan itibaren diğer İslam ve Türk devletlerinde olduğu gibi, çeşitli bayraklar kullandılar. 15.yy.da yeniçerilere ak, sipahilere kırmızı, silahdar bölüğüne sarı, orta ve aşağı bölüklere alaca renkli olarak verilen bayraklar bu birliklere verilen sancak mahiyetinde idi. Çünkü Osman Gazi'den itibaren Kanuni Devri de dahil olmak üzere padişahlara mahsus olan bayrak beyaz renkli idi. Yavuz Selim’in Çaldıran ve Mısır seferlerinde, otağının önüne hakimiyet alameti olan beyaz ve kırmızı renkli bayraklar dikilmişti. Ayrıca Yavuz Selim zamanında, bugün Topkapı Sarayı mukaddes emanetler dairesinde bulunan, Hz. Peygambere ait olan Sancak-ı Şerif Osmanlılara geçti.Yavuz Selim; Çaldıran seferinde ilk defa yeşil renkli bayrak, kullanılmış ve bu devam etmiştir. Osmanlılar; hilafete de sahip olduklarını göstermek için kullandıkları yeşil renkli sancak, Barbaros Hayreddîn Pasa ve Utul Ali Reis'in donanmalarında da kullanıldı Sultan I. Mahmut devrinde donanma bayrağı olarak kabul edildi.Kanuni Süleyman devrinde de beyaz, alaca, kırmızı ve sarı bayraklara siyah ve yeşil renkliler ilave edildi. Macaristan seferine çıkan ve orduya kumandan tayin edilen Sadrazam İbrahim Paşa’ya; beyaz, yeşil ve sarı renkte üç sancakla iki kırmızı, iki de alaca bayrak verilir. Süvarinin yukarısı yeşil, aşağısı kırmızı renkte olmak üzere iki renkli bayrağı vardı.III. Selim zamanında ordu ve donanmada yapılan yeni düzenlemeler esnasında bayraklar üzerindeki hilal şekline, sekiz köşeli yıldız ilave edildi.II. Mahmut zamanında da bayrak şekilleri hemen hemen aynı devam etti. Ancak bu devirde kalelere ve hükümet binalarına ayyıldızlı al sancak çekildiği görülmektedir.Kırmızı zemin üzerine hilal ve yıldız bulunan bayrak, Osmanlılarda İlk defa 1793'de devletin resmi bayrağı olarak kabul edildi. Ancak bu bayraktaki yıldız, sekiz köşeli idi. Bu bayrak Osmanlı Devleti'nin resmi sembolü olarak kullanıldı. I. Abdülmecit zamanında 1842'de yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı ve Osmanlı bayrağının şekli kesinleşti.Kasım 1922’de saltanatın ilgası üzerine yalnız milli bayrak ve hilafet bayrağı bırakılmış, hükümdarlık bayrağı kaldırılmıştır.
M. Kemal Atatürk; Cumhuriyet kurulmasıyla birlikte ayyıldızlı bayrağı aynen devam ettirir.
Günün Sözü: Duygularını ve heyecanı denetimde tut, aksi halde zarar görürsün.
Türklük neden tartışılıyor?
Son günlerde yine Türklük tartışılmaya başlandı. Siyasetçisi, akademisyeni, gazetecisi, azınlıkları ülkenin gerçek sahibi imiş gibi anlatıyor, yazıyor, çiziyorlar. Yüzde 87’lik Türkler ise ne yazık ki kendilerini ifade edecek cesur temsilcilerinin özlemini yaşıyor.2007 yılının başında ABD derin devleti bağlantılı düşünce kuruluşları, uzun süreli bir hazırlıktan sonra, Türkiye’de basın üzerinden Türk diye bir ırk yoktur kampanyası başlattı!The Wall Street Journal gazetesinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında, Huge Pope, Batı’nın stratejik bakışını şöyle sergiliyordu:“Roma İmparatorluğu, ‘Anadolu’ ve ‘Küçük Asya’ adlarıyla da bilinen, bugünkü Türkiye’yi içine alıyordu. 70 milyon nüfuslu modern Türkiye isim ve dil açısından Türk olabilir ancak genetik açıdan o kadar safkan değil. Orta Asyalı Türklerin Türkiye’ye gelişleri, esasen 13. yüzyılda sona ermiştir. Anadolu’daki eski nüfusa toplamda yaklaşık yüzde 10 katkıları olmuş gibi görünmektedir.” İşte bu düşünceyi sözde bilimsel verilerle desteklemek için önce Boğaziçi Üniversitesi’nde bir anket yaptırıldı. Newsweek dergisinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında Owen Matthews bu araştırmayı yazısında kullandı ve Türkiye’de Türk oranını yüzde 20 olarak gösterdi! Halbuki bu iddiaların tamamı uydurmaydı!.
Fakat bu uydurmalarla birlikte, önce Niyazi Öktem, sonra Özdemir İnce, Ertuğrul Özkök ve İsmet Berkan, Türk diye bir ırkın olmadığını iddia eden yazılar yazdılar! Huge Pope’un iddiasını tekrar ettiler.Son olarak da benzer iddiaları, ABD’de Kaliforniya Üniversitesi’nde yetiştirilmiş İTÜ’lü Timuçin Binder, Sabah gazetesinde gündeme getirdi. Oysa; Türkiye’de Türk oranı asgari yüzde 87’dir.Binder, Anadolu’nun 1071 sonrasında Türkleştiği savına karşı çıkıyor, Anadolu’nun 1071’den sonra Türkleştiği iddiası gerçekten doğru değildir. Çünkü Türkler 40 bin yıl denilemese bile en az 8 bin yıldır Anadolu’dadır. Oğuzlar’ın göçünden önce İskitler, Kimmerler, Peçenekler, Kumanlar Anadolu’da yerleşik hayata geçmişlerdir. Birkaç gündür açıkladığımız Hakkari-Bişkek kaya resimleri benzerliği de Orta Asya Türkleri ile Türkiye Türkleri arasında en az 8 bin yıllık birlikteliğin fotoğrafıdır.Timuçin Binder’in Orta Asya’dan gelenlerin yüzde 10-15 civarında olduğu iddiası, Huge Pope’un iddiaları ile; yani Amerikan derin devletinin Türkiye operasyonu ile örtüşüyor. Halbuki gelenlerin saf Türkler olduğunu, Anadolu’ya vurdukları 24 Oğuz boyunun damgaları ve halen yaşayan isimleri ile biliyoruz. Üstelik 13. asırda Süryani tarihçi Mihael, göçleri anlatırken, Yeryüzü Türkleri taşımaya yetmiyordu, der. Bugün de ezici çoğunlukturlar.Türklüğün bir geni olmadığı iddia edilemez ama aynı zamanda bir kültürel kimlik olduğu doğrudur. Öyle ki başlangıçta Türklük, Kök Tengri’ye inananların ortak adı idi. Sonradan etnosun adı haline geldi. Tabii bu binlerce yıl önce cereyan etti.Türkiye Türkleri, ağırlıklı olarak Azerbaycan, İran ve Türkmenistan Türkleri ile ortak kan bağına sahiptir. Çünkü hepsi Oğuz kökenlidir. Yunanlılar, Ürdünlüler, İranlılar, Süryaniler ile akrabalık tezi ise ispatlanmaya muhtaçtır. Türklerle en çok karışan Kürtler’in, İranlılardan ve Yunanlılardan bile uzak sayılmasının da hiçbir bilimsel temeli yoktur. Bölücü emellere uydurma bilimsel veri üretmek anlamını taşır. Üstelik Kürtlerin büyük kısmı zaten Kürtleşmiş Türkmenlerdir.Bu ispatlanmış en müthiş bir gerçektir. Karakeçililer gibi! Karakeçilililer Kayı boyundandır.
Çünkü bu araştırmalar, istihbarat servislerinin güdümündedir. Siyasi projeye göre veri üretilmektedir.
Türklerin bir ortak geni olduğunu, bunun da Oğuz Kağan’a kadar dayandığını destekleyen bilimsel veriler de vardır ama bütün bu araştırmaları namusuna güvendiğimiz Türk bilim adamları yapana kadar şüphe ile karşılamalıyız. Dikkat ederseniz, bize ırkçılık suçlaması yöneltenler, Türklüğün genetik yapısı veya DNA’sı ile uğraşmaktadır! Yanlış verilerle, Anadolu’nun Türk vatanı olmadığını ispatlamaya çalışmaktadırlar. Çünkü asıl ırkçı kendileridir.
Günün Sözü: Cehalet kötü arkadaş, bilgi ise en vefalı yoldaştır
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER