TÜRK SAVCILARININ DİKKATİNE!
TÜRK SAVCILARI,NAYLON ERMENİSTAN DEVLETİNİN KATİL VE SOYKIRIMCI BAŞKANI SERJ SARKİSYANI TÜRKİYEYE GİRER GİRMEZ "SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ"İŞLEDİĞİ İÇİN HEMEN TUTUKLAMALI VE ONU BOSNA KATİLLERİNİN YARGILANDIĞI 'LAHEY SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMESİNE SEVKETMELİDİR...!!!!!!!!!!!!BU ,TÜRK MİLLETİNİN TÜM BOYLARININ ARZUSU OLUP BİR İNSANLIK,ETİK,VİCDAN VE SOY BORCUDUR!
TARİH:15.EKİM.2009 VE SONUÇ:***YAZILARA ,İSPATLARA,SUÇ DUYURULARINA RAĞMEN,VİCDANLARININ SESİNİ DİNLEMEYEREK,ELİNİ KOLUNU TÜRKLER İÇİN KIPIRDATMAYANLARA YAZIKLAR OLSUN!TÜRK MİLLETİNİN ŞANLI TARİHİ İLERDE ELBET SİZLERİ DE YARGILAYACAKTIR!!!!!!
Türk Milletinin daha iyi tanıması ve "Eli bile sıkılamayacak bir katil ermeni olduğunu iyi anlaması"açısından Sarkisyanın geçmişine bir göz atmak yeterlidir.Ayrıca biz "KANI ÇEKEN VE KENDİNE YAKIN HİSSEDENLERİN BU KATİLİN ELİNİ SIKMASINA"DA BİRŞEY DİYECEK DURUMDA DEĞİLİZ:::!!!!BUNA EN İYİ TÜRK MİLLETİ KARAR VERİR.!!!!!!!!!!!!
LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUNUZ!!!!!!!!SERJ SARKİSYAN'IN BİYOGRAFİSİ:
Katil ve Soykırımcı Sarkisyan, 30 haziran 1954’te Azerbaycan’a bağlı dağlık karabağ bölgesinde doğmuştur.Çocukluğunda ve gençliğinde Sovyet teşkilatları içinde birlikte çalışmasına rağmen Azeri ve diğer Türk boylarından hep nefret etmiştir.Bunda dedesi ve nenesinin Van göçmeni oluşları ve sahte soykırım iddiaları ile büyüyüp kinlenmiş olması yatmaktadır.Akrabalarının bir kısmı Lübnanda diğer bir kısmı da Fransadadır.Karabağ ve Erivandaki orta öğrenimden sonra 1976 yılında Erivan devlet üniversitesi’nden mezun olmuştur.Erivandaki okul yıllarında Erivanın banliyösündeki yezidi Kürtlerle olan iyi ilişkisi dikkati çekmektedir.Üniversite yıllarında ise Yezidilerin Ermenistandaki örgütü olan 'Dange Yezdia' ile ilişki kurmuş ve Yezidilerin gazete çıkarmalarına yardımcı olup onlara destek vermiştir.İlerdeki yıllarda ise bu yezidi ilişkisinin faydasını görmüş ve PKK Yezidileri ile Ermeni terör örgütlerinin illegal işleri,onlara yezidi asker sağlama,silah ve Türklere karşı eylemlerinde bu ilişkiyi iyi kullanmıştır.Yani kendi verdikleri desteğin karşılığını ,dünyanın dört bir yanında yapılan sözde ermeni soykırımı yürüyüşlerinde ve lobilerinde pkk lı Kürtlerden tam destek görmelerini sağlamıştır.Yani al gülüm ver gülüm ilişkisini pkk ile ermeni terör örgütleri arasında sağlayan kişi Sarkisyandır.Bütün bu ilişkilerinin ve Türk Karşıtı eylemlerin finans kaynağı ise yine Sarkisyanın iyi ilişkiler içinde olduğu bütün dünyaya yayılmış bir Pislik teşkilatı olan “Ermeni Gülbenkyan vakfı”dır.1979–1988 yılları arasında dağlık karabağ bölgesinin hankendi kenti belediyesinde çeşitli kademelerde çalışmış ve burada Azeri Türklerinin gayrimenkullerinin Ermenilerin ele geçmesi için Türklere sürekli zorluklar çıkarmıştır.Bu yolla ellerinden bir şey gelmeyen Azeri Türkleri taşınmaz mallarını Ermenilere satmıştır.Hankentinde bu yolla alınan tüm gayrimenkullerden komisyon aldığı hala söylenmektedir.Menfaatinin ve kariyerinin ermeni Milliyetçiliğinde olduğunu gören Sarkisyan zenginliği ve kariyerini kullanarak 1989–1993 yılları arasında ayrılıkçı dağlık karabağ bölgesi silahlı kuvvetlerinin başına geçmiştir.Bundan önce Karabağ Ermenilerini temsilen PKK ile Ermeni Terör örgütlerinin başta Asala,Taşnak,Geko,Ermeni Kurtuluş Hareketi,Ermenistan Gizli Ordusu,Pan Armenian,Ara ve JCAG olmak üzere birlikte Lübnanda yaptıkları ortak toplantılara katılmıştır.Bu toplantılarda şu kararlar alınmıştır; 1. PKK ve ASALA terör örgütlerinin artık ortak yönetilecektir.2. Türkiye'de güvenlik kuvvetlerine yönelik eylemlerde istihbaratı Ermeniler yapacak 3. Muhtemel devrimden sonra elde edilen topraklar eşit olarak bölüşülecek.4. Kamp masraflarının % 75'ini Ermeniler karşılayacak.5. Türkiye'deki metropol şehirlerde eylemler yapılacaktır.Nitekim kendisi ve emrindeki ermeni bilahlı örgütleri,1992 Ekim ayından itibaren Kuzey Irak'ta üslenen terör örgütü PKK'ya karşı gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda örgütün büyük darbeler alması ve barınma imkanlarını kaybetmesi üzerine bir kısım örgüt mensuplarının İran ve Ermenistan'a geçmeleri ile PKK terör örgütünün Ermenistan'daki aktif faaliyetleri başlamasını sağlamıştır.PKK terör örgütünün Avrupa temsilcilerinden bir grubun Ermenistan'a giderek, PKK terör örgütü mensuplarının Kars bölgesinden Ermenistan'a rahatça girip çıkmaları için anlaşma yaptıkları toplantıyı bizzat organize etmiştir. Sovyet Rusya'nın dağılması ile Ermenistan'ın bağımsızlığına kavuşması sonucu PKK terör örgütünün Ermenistan'da Kürt yerleşim birimlerinde barınma imkanı bularak burada örgüte maddi-manevi destek sağlayıp, faaliyetlerini sürdürdüğü ayrıca, 19-20 Mayıs 1992 tarihlerinde bir grup PKK terör örgütü mensubunun Ermenilerle beraber Azeri Türklerine karşı savaşmak için 3 araçla Urumiye'den Ermenistan'a hareket ettiği bilinmektedir.Bu kişilere silah ve araç sağlanması emrini Sarkisyanın verdiği bilinmektedir.*** 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklanmış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulması istenmiştir.Ermenistanda konuşlu bulunan ve katliama destek verdiği bilinen sabık SSCB nin 366.Motorize Piyade Alayı bu görevi yerine getirirken Azeri ve Ahıskalı Türklerin silahlarını almış ve Ermenilerinkini ise bırakmıştır.Sarkisyanını 366.ncı Alay ile beraber eski Sovyet silahlarını illegal yollardan Kafkaslara,Çeçenlere ve başta PKK olmak üzere dünyanın diğer Terör Örgütlerine sattığı ve onlarla işbirliği içinde olduğu bilinmekteydi.PKK katil Örgütü ile ilişkilerini Erivandaki Yezidi Teşkilatı ile sağlamaktaydı.Ayrıca Sarkisyanın yanında eski Asala katillerinden Markar Molkenyan,Molte Molkenyan ve V.Karabetyan ile yüzlercesidir.Bu ilişkinin sonucu gerçekleşen Azeri Türklerinin silahlarının toplanması tabiî ki beraberinde katliamı getirmiştir.Amacı Karabağdaki tarımsal ve gayrimenkul zenginliğinden en yüksek payı almak ve böylece maddi gücünün kullanarak Ermenistana kendisini kabul ettirmekdi.Bu nedenle tüm Karabağda sabık Koçeryan ve Katilbaşı Davidian ile çeteleşerek kendisini Karabağ milletvekili olarak seçtirmiştir.Büyük bir mafiavari tören ve gövde gösterisi ile aynı yıl ermenistan parlamentosuna milletvekili olarak girmiştir.Böylece maddi gücünün yanı sıra siyasi güç de elde etmiştir.Hem Rusya hem de Fransa ile ticari ve ailevi ilişkileri olan Sarkisyan onların desteği ile 1993–1995 yılları arasında ermenistan savunma bakanlığı görevine getirilmiştir.Sarkisyanın yanında devamlı Fransız gizli servisi SDECE elemanları bulunmaktadır.Akıl hocalığını Fransa yapmaktadır.Sarkisyan bu ilişkisi ile de tamamen SDECE ye bağlı olarak 1996–1999 yılları arasında milli güvenlik bakanlığı, 1999–2000 yıllarında ise milli güvenlik konseyi sekreterliği ve 2000 yılından itibaren de bu görevinin yanı sıra savunma bakanlığı görevini üstlenmiştir.Ermenistan istihbaratı bu dönemde Fransızlar tarafından eğitilmiş ve teçhizatla donatılmıştır.Savunma bakanlığı döneminde Rusya ve Fransadan çok sayıda silah almıştır.Daha sonraları ABD şirketlerinin özellikle de Petrol işlerinde Ermenistandaki çeşitli distrübütörlüklerini alması ve yatırımlarının büyük kısmını ABD de yapması üzerine CIA ile yakınlaşmış ve 2005 den sonra tamamen ABD nin kontrolüne girmiştir.Burnada Koçeryan ile ters düşmüştür.Çünkü diğer katil Koçeryan Rusya yanlısı olarak kalmış ve Putin’in emrinden çıkmamıştır.Sarkisyan’ın ermenistan’da ticaret ve özellikle de petrol konularına hâkim ender kişilerden biri olduğu biliniyor.ABD ve Fransadaki diaspora ermenileri ile iyi ilişkiler içinde olan karabağlı sarkisyan’ın, dağlık karabağ savaşı ve hocalı katliamları’nda önemli rol aldığı, ayrıca tutucu ve sertlik yanlısı politikaları ile öne çıktığı, ülkede özellikle polis ve orduyla olan iyi ilişkilerini kullanarak halen menfaat sağlamaya devam ettiği ve Cumhurbaşkanlığının onun için göstermelik olduğu bilinmektedir.Ermeni sorunları söz konusu olduğunda çeşitli atraksiyonlar sergileyen Sarkisyan Karabağ konusunda, “bağımsızlık karabağ halkının seçimidir. uluslararası hukuk dahi bu konuda farklı yaklaşım ortaya koyamaz.” diye buyurarak dünyaya da meydan okumuştur.Türkiyeyi suçlayan naylon soykırıma verdiği sürekli destek ile bilinmekte olup,toprak ve tazminat talebinin de akıl hocalarından biridir.Türkiye ile ilişkileri kendi menfaatine kullanan bu tüccar ve özünde katil sözde devlet başkanı, Türkiye için, "ülkemde insanlar açlıktan ölseler de önemli değil yeter ki türkiye'ye muhtaç kalmayalım”diyecek kadar sahtekar ve ikiyüzlüdür.******Şimdi de Sarkisyan'ın organizesi ve korumasındaki Ermenilerin yaptıkları saldırılara bir göz atalım; 11 Eylül 2001’de Amerika’ya karşı El Kaide tarafından düzenlendiği iddia edilen terör saldırısı sonrasında ABD’yi dost veya düşman olarak gören bütün devletler terörü kınayan mesajlar yayınlamış, saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve Amerikan halkına başsağlığı dilemiştir. 12 Eylül 2001’de Ermenistan Dışişleri Bakanı Vardan Oskanyan da Amerika’ya taziyelerini sunarak ‘Bu yalnızca ABD’ye yapılan saldırı değil, bu demokrasiye ve uygarlığa karşı yapılan bir saldırıdır’ ifadesini kullanmıştır. Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan da ülkesi adına ABD’ye taziyelerini bildirmiştir. Önemli olan bir konu Taşnaksutyun Partisi’nin de (Ermeni Devrimci Federasyonu) saldırının hemen ardından ABD’ye başsağlığı vermesidir. Bütün bunlar diplomasi gereği Ermenistan yetkilileri tarafından yapılan açıklamalardır. Acaba gerçekten de Ermenistan Devlet Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Taşnaksutyun Partisi terörle mücadele ve terörü kınama konusunda ABD ve bütün dünya kamuoyuna karşı samimi olmuş mudur? Bu konuya açıklık getirmek için Ermenistan tarafından 1989-1994 yılları arasında Azerbaycan’a karşı gerçekleştirilen terör eylemlerinin bazılarının kısaca hatırlanması yeterlidir.-1989-1994 yılları arasında Dağlık Karabağ’da Ermeniler tarafından 29 terör eylemi yapılmış, iki sivil helikopter ve iki yolcu uçağı düşürülmüştür.
-16 Eylül 1989’da Tiflis-Bakü seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 5 kişi ölmüş, 25 kişi yaralanmıştır.
-16 Şubat 1990’da Şuşa-Bakü seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 2 kişi ölmüş, 13 kişi yaralanmıştır.
-Türk diplomatlarına karşı saldırı eylemlerinde bulunan ABD vatandaşı Monte Melkonyan 1990’da Erivan’a gelmiş ve daha sonra Dağlık Karabağ’a yerleşmiştir. Azerbaycan ordusu ile çatışmalar esnasında Melkonyan 1993’te öldürülmüştür. Mekonyan’ın cenaze törenine Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan da katılmış, Melkonyan’a ölümünden sonra Ermenistan Milli Kahramanı unvanı verilmiştir.
-10 Ağustos 1990’da Tiflis-Ağdam seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 20 kişi ölmüş, 30 kişi yaralanmıştır.
-9 Ocak 1991’de Laçın-Şuşa yolunda yapılan silahlı saldırı sonucunda Azerbaycan Gençleri gazetesi muhabiri Salatın Esgerova ve üç Rus subay öldürülmüştür.
-30 Mayıs 1991 yılında Ermeni teröristler tarafından Moskova-Bakü seferini yapan trenin Dağıstan’ın Hasavyurt istasyonunda bombalanması sonucunda 11 kişi ölmüş 22 kişi yaralanmıştır.
-31 Haziran 1991’de Dağıstan’ın Temirtau istasyonunda Bakü’ye gelen yolcu terinin bombalanması sonucunda 16 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmıştır.
-1981’de Türkiye’nin Paris Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıya katılan terörist Vazgen Sisliyan 1992’de Erivan’a gelerek buradan Dağlık Karabağ Savaşı’na katılmıştır. Sisliyan, Rusya’nın Moskovskie Novosti gazetesine verdiği bir demeçte dünya kamuoyunun dikkatini Ermeni meselesi üzerinde yoğunlaşmasında şiddet politikasının büyük önem taşıdığını ifade etmiştir.
-20 Kasım 1991’de Ermeni teröristler tarafından ısıya duyarlı roketle düşürülen helikopterde barış görüşmelerinin başlatılması için Karabağ’a giden, Azerbaycan Devlet Bakanı İsmayılov T, Başbakan Yardımcısı Haciyev Z, İçişleri Bakanı Esedov M, Başsavcı Gayıbov İ, millet vekilleri Caferov V, Mehmetov V, Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mirzeyev O, Devlet Bakanı Namazaliyev G, Dağlık Karabağ Başsavcısı Plavskiy İ, Dağlık Karabağ İstihbarat Örgütü Başkan Yardımcısı İvanov S, Dağlık Karabağ İçişleri Bakanı Tüğgeneral Kovalev V, Dağlık Karabağ Olağanüstü hal Komutanı Jilkin N, Devlet Başkanı Danışmanı Yardımcısı Mehmetov R, Azerbaycan Devlet Televizyon Komitesinde çalışan Mustafayev A, Hüseynzade A, Şahbazov F, Rusya temsilcileri Tüğgeneral Lukaşov İ, Albay Koçarov V. ve Kazakistan İçişleri Bakanı Birinci Yardımcısı Tüğgeneral Serikov S. hayatını kaybetmiştir.
-28 Ocak 1992’de Ağdam-Şuşa seferini yapan helikopterin düşürülmesi sonucunda 41 sivil hayatını kaybetmiştir.
-22 Şubat 1993’te Kislovodsk-Bakü seferini yapan yolcu trenine Çeçenistan’ın Gudermes istasyonunda yapılan bombalı saldırı sonucunda 11 kişi ölmüş, 18 kişi yaralanmıştır.
-26 Şubat 1992’de Ermeniler tarafından Hocalı kentine düzenlenen saldırı sonucunda 450 sivil öldürülmüş, 400 kişi yaralanmış, 80 kişi kaybolmuş ve 800 kişi çeşitli biçimde zarar görmüştür.
-1 Şubat 1994’te Bakü demir yolu istasyonunda Kislovodsk-Bakü seferini yapan yolcu trenine yapılan bombalı saldırı sonucunda 3 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmıştır.
-13 Nisan 1994’te Rusya’nın Dağıstan Alevi istasyonunda Moskova-Bakü seferini yapan yolcu trenine yapılan bombalı saldırı sonucunda 6 kişi ölmüş, 3 kişi yaralanmıştır.
Ermenistan yetkilileri ABD’ye başsağlığı dileğinde bulunmadan önce, Mayıs ayında Ermenistan’da düzenlenen basın toplantısını büyük bir heyecanla bekleyen gazeteciler basın açıklaması yapacak kişi içeri girerken, basın bürosuna toplanmalarının nedenini bir anda unutarak uzun bir süre onu alkışlamaktan kendilerini alıkoyamamıştır. Bu kişi diplomat, siyaset adamı, sporcu veya dünyaca tanınmış bir sanatçı değildir. Bu kişi 1983 yılında Fransa’nın Orly hava alanında bombalı saldırını gerçekleştiren Ermenistan Gizli Ordusu ASALA mensubu Varujan Karapetyan’dır. Bu örgüt 1980’li yılların başlarından itibaren Avrupa ülkelerinde Türk diplomatlara karşı terör eylemleri düzenleyen ve köken itibarıyla Taşnaksutyun Partisine dayanan bir terör örgütüdür. ASALA’nın aktif üyelerinden olan Karapetyan’ın, 1983 yılında Orli hava alanına düzenlediği bombalı saldırı sonucunda sekiz kişi hayatını kaybetmiştir. Karapetyan Fransız polisi tarafından yakalanmış ve 3 Mart 1985 yılında Fransa mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.
Karapetyan’ın Fransa ceza evinden çıkarılması için Ermenistan hükümetinin desteği ile Eçmiadzin kilisesinin önderliğinde imza kampanyası başlatılmış ve yaklaşık bir milyon imza toplanmıştır. Fransa ‘ADALET’ sisteminde 1985 yılından itibaren ciddi ‘gelişmeler’ olmuş ve imza kampanyası sonucunda 23 Nisan 2001 (24 Nisan’ın Ermeniler tarafından sözde soykırımı anma günü olarak ilan edilmesini göz önünde bulundurulduğunda, Fransa Mahkemesinin bu tarihten bir gün önce Karapetyanı serbest bırakması dikkat çekicidir) tarihinde Fransa İstinaf Mahkemesi Fransa sınırlarını en kısa sürede terk etmesi şartıyla Karapetyan’ı affetmiştir. Mahkeme kararında Erivan Belediye Başkanının Karapetyan’a ev ve iş, Ermenistan hükümetinin ise sığınma hakkı (?) vereceği özellikle vurgulanmıştır. Varujan Karapetyan’ı daha sonra Ermenistan Başbakanı Andranik Margaryan kabul etmiş, Başbakan, Karapetyan’ı överek vatanı için yaptığı kahramanca mücadeleden memnuniyet duyduğunu bildirmiş, Sağlık Bakanından Karapetyan’ın sağlık durumu ile özel olarak ilgilenmesini talep etmiştir. Koçaryan iktidarı, 1996 yılında Ermenistan Başsavcısı tarafından terör eylemlerine karışması nedeniyle faaliyeti yasaklanmış olan Taşnaksutyun Partisinin 1998 yılında yeniden faaliyetine izin verdikleri ve üst düzey parti yöneticilerini ceza evinden salıverdikleri bir dönemde Fransız hükümetine müracaat ederek Karapetyan’ın affedilerek Ermenistan’a iade edilmesini istemiştir. 1991 yılında Ermenistan’da faaliyetine izin verilmiş Taşnaksutyun Partisi sadece siyasi parti değildir; ismi bir çok terör eylemlerine karışmış, Ermenistan’ı perde arakasından yöneten ve kendi oyun kurallarını kabul ettiren bir güçtür. Terörizm ise Ermenistan’ın resmi ideolojisidir. Ermenistan ciddi bir şekilde Suriye, Lübnan, İran ve PKK terör örgütü ile ilişkilerini geliştirmektedir. Terörizmle mücadelede kendi yanlarında olmayanları karşılarında göreceklerini ifade eden ABD ise Ermenistan’ı yanında mı yoksa karşısında mı gördüğüne henüz karar verememiştir. Acaba terörizmle mücadelede Ermenistan’ı yanında görmesini sağlamak için her zaman olduğu gibi Ermeni diasporasının ABD hükümetine baskısı mı vardır? Yoksa Senato ve Başkanlık seçimlerinde ABD’de yaşayan yaklaşık bir milyon Ermeninin oyu ABD’nin ulusal güvenliğinden ve terörle mücadele azminden daha mı önemlidir? Ermenistan’ın Hıristiyan bir devlet olmasının özel bir anlamı mı vardır? Ermenistan’ın Rusya ile sıkı ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğine rağmen, ABD’nin Güney Kafkasya’daki şımarık çocuğu mudur? ABD, Ermenistan’ı terörizmi destekleyen devletlerle ekonomik ve siyasi işbirliğini geliştirdiği için mi 1991 yılından günümüze kadar bu ülkeye yaklaşık 1 milyar 200 milyon Dolar yardım yaparak ödüllendirmiştir?
ABD, Ermenistan’ı teröre verdiği destek ve teröre destek veren ülkelerle işbirliğini geliştirmesine karşı çıkarak, Ermenistan’ın İran ile imzaladığı doğalgaz anlaşmasının iptal edilmesini (ABD, Türkiye’nin İran ile imzaladığı doğalgaz anlaşmasının iptal edilmesini istemiştir) talep edecek midir? Türkiye-Ermenistan sınırlarının açılması için zaman zaman Türkiye’ye baskı uygulayan ABD, Ermenistan’dan sözde soykırım propagandasını durdurması, toprak ve tazminat talebini geri alması için Ermenistan’a da aynı baskıyı uygulayacak mıdır? ABD, Ermeni diasporasının kendi eyaletlerinde ve Avrupa’da sözde soykırım propagandasını durdurması için girişimlerde bulunacak mıdır? El Kaide teröristlerinin Amerika’ya Ermenistan pasaportu ile giriş yaptıkları için İran, Irak ve Suriye’ye uyguladığı ekonomik ambargoyu Ermenistan için de uygulayacak mıdır?ABD, Ermenistan ordusu tarafından işgal edilmiş Azerbaycan topraklarının geri alınması konusunda Azerbaycan’ın haklı mücadelesini destekleyecek veya hiç değilse tarafsız kalacak mıdır? ABD, Hazar havzası enerji kaynakları ve boru hatlarının güvenliği açısından bölge istikrarı ve güvenliğini tehdit eden Ermenistan’ı barışa zorlayacak mıdır? İran’ın nükleer silah yapımı çalışmalarına yardımcı olan Ermenistan’ı serseri devletler listesine alacak mıdır? Rusya’nın Güney Kafkasya’daki askeri üssü durumunda olan Ermenistan’a Rus askeri üslerinin çıkarılması için baskı uygulayacak mıdır? Ermenistan yönetimini demokrasinin temel prensipleri olan insan hakları, basın ve yayın özgürlüklerini kısıtlaması nedeniyle ciddi bir şekilde uyaracak mıdır?
ABD, eski Sovyet Cumhuriyetlerine yardım edilmesi için Bağımsızlığın Desteklenmesi Kanunu (Freedom Support Act) kabul ederken Ermeni diasporasının baskıları sonucunda Azerbaycan’ın Ermenistan’ı ‘ekonomik ablukaya’ aldığı gerekçesi ile bu kanunda Azerbaycan’a yardımı yasaklayan 907 sayılı ek maddeyi kabul etmiştir. Eğer ABD gerçekten demokrasi ve insan haklarının koruyucusu rolünü üslenmişse, 907 sayılı ek madde Azerbaycan’a değil, Ermenistan’a uygulanmalıdır. ABD’nin Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda hangi ülkenin saldırgan, hangi ülkenin ise savunma pozisyonunda olduğunu bilmemesi veya bilmek istememesi utanç vericidir. Günümüz konjonktüründen bakarak bu sorulara cevap aradığımız zaman, ABD’nin yukarıda belirtilen konularda Ermenistan’a baskı uygulamayacağı söylenebilir. Çünkü her şeyden önce ABD’ye göre Ermenistan Güney Kafkasya’da dar bir alana sıkışmış ve Müslüman devletlerle kuşatılmış (Gürcistan hariç) bir Hıristiyan devlettir. Ermenistan’ın sözde Ermeni soykırımı propagandasına başarılı bir şekilde devam etmesi ve Türkiye’den toprak ve tazminat talebinde bulunması ise ABD’yi rahatsız etmemektedir.Yaklaşık 20 yıldan fazladır her yıl 24 Nisan öncesi ABD’deki Ermeni diasporasının sözde soykırım yasa tasarısının Kongrede gündeme getirmesi ve/veya ABD Başkanının ‘Ermeni soykırımı’ kelimesini kullanması için girişimlerde bulunduğu zaman ABD Türkiye’ye karşı bir argüman elde etmektedir. Hem de bu fırsat Ermeniler tarafından altın tepside ABD’ye sunulmaktadır. Her yeni yılın ilk dört ayı boyunca Türkiye’nin ABD politikasında büyük bir canlılık yaşanmaktadır. Senato ve Kongre’de lobi faaliyetlerini yoğunlaştıran Türkiye, soykırım konusunu kendine gelir kaynağı olarak gören bazı gruplara milyonlarca Dolar para harcamaktadır. Zaten bu nedenle de ‘Ermeni soykırımının’ kabul edilmesi veya tamamen gündemden düşmesi bu grupların işine gelmemektedir. Bu gruplar Türkiye’nin çıkarlarını korumaktan daha çok Senatonun ‘Ermeni soykırımını’ tanıdıktan sonra Türkiye’nin lobi faaliyetleri için harcadığı paranın kesileceğini bilmektedirler. Aynı zamanda ‘Ermeni soykırımının’ tamamen gündemden düşmesini de yukarıda ifade edilen duygusal nedenlerden dolayı istememektedirler. Türkiye ve Azerbaycan, ellerinde Ermenistan’ın son 15 yıllık sicilinde bu kadar çok kanlı sayfanın olduğunu kanıtlama imkanı olmasına rağmen, her zaman savunma pozisyonunda kalmaya zorlanmışlardır. Türkiye ve Azerbaycan artık savunma pozisyonundan çıkmalı ve Ermeni terörünün gerçeklerini dünya kamu oyuna anlatmak için daha atak davranmalıdır. Aksi taktirde mağlubiyet çemberinden çıkmak mümkün olmayacaktır.
AZERBAYCAN TÜRK'ÜNÜN DRAMI HOCALI KATLİAMI:Yıl 1992 .Soğuk bir şubat ayının 25’ini 26’ya bağlayan gecesi …Vahşetin , acının , kederin , yalnızlığın , korkunun , dramın , insanlık dışı her türlü hareketin temsilcisi olan o kara gece…Öyle bir zifiri karanlık ki , o gece Hocalı dışarıdan bakan hiçbir devlet tarafından görülmedi.Öyle bir zifiri karanlık ki ermeni gönüllülerini hiçbir medeni (?!) devlet göremedi.Halbuki ; Dağlık Karabağ meclisinin bağımsızlığını ilan ettikten sonra çekilen Rus askerlerinin yerine, Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar çoktan Karabağ’a yerleşmişlerdi. Gorbaçov’un 25 Temmuz 1990’da yayımladığı kanunla birlikte, silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz şekilde saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu şekilde Azerbaycan’daki bütün bölgelerde tüm silahlar toplanmış ve adeta ileri zamanlar için hazırlık yapılmıştır. Böylelikle herhangi bir saldırı anında Azerbaycan halkı kendilerini müdafaa edemeyeceklerdi .Öyle de oldu o karanlık gecede. Rus ordusunun 366. alayının yardımları ile hocalıya bir gecede karabasan gibi çöktü Ermeniler. Şehri abluka altına alıp , dış dünya ile iletişimini kestiler , havaalanlarını bombaladılar…O gece bir hocalılar vardı Allah’a yakaran , bir Ermeniler vardı insanlıklarını çoktan terk etmiş bulunan ve bir de her şeyi izleyen Allah vardı .Hocalı o gece yanıyordu , yakılıyordu,bitiyordu o gece , avazı çıktığınca bağırıyordu ama ; kimse duymuyordu.Duymak istemiyorlardı çünkü.Gözleri görenlerin gözleri görmez oldu o gece , kulakları duyanlar duymaz oldu , sözleri olanlar söylemez oldu o gece.Velhasıl kimsesi yoktu Hocalı’nın o gece.Tek başınaydı , öksüz ve korumasızdı.Çaresizdi yapılanlara karşı.Dört bir yandan giren Ermenilere karşı koymak bir yana , şehirden kaçmak bile imkansızdı.Öyle planlı bir saldırıydı ki , yemin etmişlerdi Ermeniler o gece , herkese ibret olsun istiyorlardı öyle ki Hocalılıların kaçabileceği yollarda dahi pusu kurmuşlar ve kaçanları da oracıkta katletmişlerdi hem de insan aklının alamayacağı şekilde yöntemler kullanarak.
Doğum yapmış kadınların göğüsleri dilim dilim kesilip , kundaktaki bebeklerine bir kasatura ile saplanıyordu. Hamile olanların üzerinde bahisler oynanıyor , kız mı erkek mi öğrenebilmek için bir hamlede kadınların karınları deşiliyor ve daha dünyaya gelmemiş bebekleri oracıkta vahşice öldürüyorlardı.Kadın , erkek , yaşlı , genç , bebek demeden öldürüyorlardı.Yemin edilmişti bir kere ; “Tek bir canlı kalmayacaktı Hocalı’da.” Canları sıkıldığında kadınların kafalarını kesip kale direği yaparken , top için ise yeni traş olmuş bir çocuğun kafasını hiç acımadan oracıkta gövdesinden ayırarak kanlar içinde futbol oynuyorlardı.Bu yaşananlar bir vahşetin en büyük göstergesinin yanında , yüzyılda yaşanan son soykırımın da ismiydi. Yaşananları kelimelere dahi dökerken insanın zorlandığı o anların gerçek tanıklarının beyanatları, bu olanları da doğrulamaktadır. Anlatıldığında insanın inanamayacağı bu dramın; fotoğraf ve videolar ile belgelenmiş olması , anlatılanlarda herhangi bir abartının olmadığının kanıtıdır.Zira o anı yaşayan yabancı gazetecilerin söyledikleri ise durumun vahametini gayet iyi açıklamaktadır.
Katliamın hemen ardından katliam bölgesini gezen yabancı gazetecilerden Fransız Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söylemiş olduğu sözler bize durumu bir nebze olsun tasavvur etme şansı verebilmektedir: “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz.” Vahşeti yaşayan ve sonra Beyrut'a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, For the Sake of Cross (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında şu satırları aktarmaktadır:“...Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hálá yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”Yaşananlar tam anlamıyla bir vahşet, bir insanlık dramıdır. Belki de vahşet kelimesi dile gelse o gece yaşananlar için kendisinin bile anlamsız kaldığını söyleyecektir. Sonuçta 10.000 nüfuslu Hocalı’da yaşayan 3000 Azeri Türk’ünün : 25-26 Şubat 1992 tarihinde resmi makamlara göre 613’ü yaşamlarını yitirdi.Resmi olmayan rakamlar ise toplam 1300 kişinin öldüğünü kayıt etmektedir.1200 kişiden daha fazlası ise yaralı olarak hayatta kalabilmeyi başarmıştır.Bu alçak saldırı sonrasında 56 hamile kadın , karnı yarılmış bir şekilde bulunmuştur.700’den fazla çocuk ya annesini yada babasını kaybetmiştir.Çocuklar , daha savaş ne demek bilemeden , bilmedikleri o şeyin kurbanı olan o çocuklar…Hem de bir anda gelen bir ölüm ile değil , saatlerce süren işkencelerle nihayet bulan yaşamlara tanık olan yada bizzat yaşayan çocuklar…Onların diğer yaşıtları gibi yaşam hakları yoktu , yaşam hakkı bir yana şerefli bir ölüm hakları dahi yoktu.Hepsi kalleşçe ,kahpece öldürüldüler.Onlar Filistinli çocuklar kadar bile şanslı değildiler , beklemedikleri anda gökten inen bir bomba ile bir anda değil , bitmek bilmez saatler süren işkencelerin sonunda hayatlarını onurlu bir şekilde verdiler.Onlar onurlu ve şerefliydiler ancak onları öldürenler ve ölüm şekilleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil.. O çocuklar ki ; Kimisinin gözü önünde annesine ya da ablasına tecavüz edilip , insafsızca işkencelerle öldürüldüler , kimisinin gözü önünde ata bildiği babasını kuşuna dizdiler ,kimisi ise bizzat kendisi zulmün uğradığı adres olarak canlarını teslim ettiler.Kimisinin kafa derisi canlı canlı yüzülmüş , kimisinin bakan gözleri canlı canlı oyulmuş , kimisinin hareket eden kol ve bacakları testere ile kesilmiş , kimisinin ağzı jiletle doğranmış, kimisinin dilleri koparılmış , kimisinin ise başları gövdesinden ayrılmış .Çığlıklarını kimsenin duymak istemediği bir şehrin insanı olan bu çocuklar,hiçbir zaman hocalıdan , karabağdan vazgeçmemiştir .Şiirler , türküler yazmışlardır.Bugün 17 yaşında olan Pervane Namık Kızı isimli bir Türk kız çocuğunun üç tane kitabı bulunmaktadır .Doğup da göremediği topraklar için , vatan dediği topraklarda “bağımsız” yaşayacağı günler için vatan hasreti ile yazılmış üç kitap…Bu kitaplardan bir tanesindeki şiirin birkaç mısrasını okuduğunuzda ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır sanırım…!!!!!!!Hocalı bizim için çok şey ifade etmek zorundadır , her yönüyle anlamlı ve önemli bir olaydır tüm insanlık tarihinde ve özellikle Türk Tarihinde.Hocalı öksüzlüğün , yalnızlığın , kimsesizliğin ve çaresizliğin resmidir tüm dünya için.Bir utançtır Hocalı…Dünyanın gözü önünde yapılan bir soykırıma karşı çıkmamanın bir utancıdır.İki yüzlülüğün ayyuka çıktığı en acı olaydır Hocalı…Bir millete uygulanan soykırımın insanlık tarihi için kabul edilemez olduğu Avrupa Birliği Parlementerleri , Birleşmiş Milletler Üyeleri tarafından ısrarla dile getirilirken; Hocalıda olanlar karşısında hepsi ketum olmuşlardır.Sadece onlar değil biz de yanımızda olan bir insanlık dramına şahit olup , gereken tepkiyi yeterince ortaya koyamamışızdır bu dram bizim öz kardeşlerimizin dramı olsa bile…Öyle bir dram öyle bir vahşet ki diri diri yakılan yaralı çocukların çığlıkları , Ankara’dan duyulmuştur.Ancak duymazdan gelmeyi , görmezden gelmeyi , vicdanlarına yedirebilmişlerdir.BUGÜNE KADAR SON 80 YILDA ERMENİLER KARABAĞDA TOPLAM 40.000 AZERİ TÜRK’ÜNÜ SOYKIRIMA TABİ TUTARAK KATLETMİŞLERDİR.SONUÇ OLARAK Yukarı Karabağ'da Hankendi'ne komşu Hocalı, bölgede konuşlanmış Rus güçlerinin de iş birliği yaptığı VE BAŞINDA KOÇERYAN,DAVİDİAN VE SARKİSYANIN BULUNDUĞU Ermeni silahlı güçlerince 25 Şubat 1992'de kuşatıldı. Çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan yaklaşık 2 bin 500 kişi, kuşatmacı askeri güçlerin uzun süreli bombardımanına tutuldu. Büyük bölümü alevler içinde kalan yerleşim birimindeki halk, işgal güçlerince açık olduğu bildirilen tek yönden Ağdam'a gitmek için şehri terk etti. Ancak kısa bir süre sonra bu yolun da açık olmadığı ve pusu kurulduğu anlaşıldı.Ermeni ve Rus güçlerinin yolun iki tarafından açtığı ateş sonucu ve daha önceki saldırılarda Hocalı'da 106'sı kadın, 63'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri Türk’ü katledildi. Kenti işgal eden Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, 150 kişi de kayboldu.1.5 milyon Azeri Türkünün topraklarına ve evlerine el konularak mülteci olarak Azerbaycana sürülmüştür.Bütün bunların sorumlusu Serj Sarkisyan ve arkadaşları olup onun LAHEY SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMESİNDE “SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇ’DAN”YARGILANMASINI TALEP EDİYORUZ.BUNUN İLK AŞAMASINI YANİ TUTUKLANIP İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE İLK ADIMI TÜRK SAVCILARINDAN BEKLİYORUZ.AYNI SIRP MİLOSEVİÇ,KARADJİÇ VE ROMANYADA KATLİAM EMRİ VEREN VE YARGILANAN MİLİS KUVVETLERİ GENERALİ VİCTOR STANCELESCU VE YÜZLERCE DİĞERLERİNİN YARGILANDIĞI GİBİ, DÜNYADAKİ TÜM TÜRK BOYLARI BU AZILITÜRK DÜŞMANININ YARGILANMASINI İSTEMEKTEDİR!!!!!
 (İKİSİDE BİZİM)
****KİMSE BİR TÜRK DEVLETİNİN BAYRAĞINI,HELE HELE DE AZERBAYCAN TÜRK DEVLETİNİN BAYRAĞINI HİÇBİR YERDE VE HİÇBİR MEKANDA YASAKLAYAMAZ.BUNU YASAKLADIĞINI SANANLAR ANCAK VE ANCAK DEDELERİ VE NENELERİ ERMENİ OLAN KRİPTO ERMENİ DÖNMELERİDİRLER VE TÜRK MİLLETİ ONLARI İYİ BELLER****
SONUÇ VE ÖNERİ : YANİ KISACASI YAPILANLARA VE DEVAM EDEN SALDIRILARA BAKILARAK ,ÖNYARGISIZ VE HİÇ AMA HİÇ ŞOVENİSTCE OLMAYAN "KEDİ'DEN POST,ERMENİDEN DOST OLAMAYACAĞI" GERÇEĞİDİR.::!!!!
TÜRK MİLLETİ'NİN TÜM BOYLARININ CAN DÜŞMANI OLAN KATİL ERMENİLER, HER TÜRLÜ AYAK OYUNU İLE ÜLKEMİZE GÖZ DİKMEKTE, TOPRAKLARIMIZI ELİMİZDEN ALMAK İÇİN EMPERYALİSTLERDEN YARDIM ALMAKTADIRLAR. KENDİ İHANETLERİNİN SONUCU OLAN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAKİ YİTİKLERİ İÇİN SAHTEKARCA "SOYKIRIM" YALANINI ÜRETEN BU SAHTEKAR İNSAN TOPLULUĞU HİÇBİR ZAMAN PİSLİKLERİNDEN VAZGEÇMEYECEKTİR. TÜRKLERİ HER FIRSATTA KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK İSTEYİP TAZMİNAT VE TOPRAK TALEP EDECEKLERDİR. BUNU YAPARKEN TÜRKİYE İÇİNDEKİ ERMENİ DÖNMELERİNİ KULLANACAKLARDIR. ERMENİLER İFLAH OLMAZ BİR TÜRK DÜŞMANLIĞI HASTALIĞINA TUTULMUŞLARDIR. BUNUN TEK ÇARESİ VARDIR. O DA ONLARIN ANLAYACAĞI DİLDEN KONUŞMAKTIR. BU NEDENLE AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN ATA TOPRAKLARI OLAN VE 4000 YILDIR MESKET-İ TÜRKLERİNİN TOPRAĞI OLAN VE ÜZERİNDE OĞUZLARIN REVAN HANLIĞININ KURULDUĞU BUGÜNKÜ NAYLON DEVLET ERMENİSTANINI BULUNDUĞU TOPRAKLAR HEM TÜRKİYE HEM DE AZERBAYCAN TARAFINDAN BİR HAREKAT İLE TEKRAR TÜRK YURDU HALİNE GETİRİLMELİDİR. BURADAKİ 3 MİLYON ERMENİ KENDİLERİNE AİT OLMAYAN BU TOPRAKLARDAN SÖKÜLEREK AKRABALARININ VE DESTEKÇİLRİNİN BULUNDUĞU RUSYA, LÜBNAN, FRANSA, BELÇİKA, KANADA, ABD VE GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİNE GİTMELERİ SAĞLANMALIDIR. BÖYLECE TÜRKİYE , GÜRCİSTAN VE AZERBAYCAN BİR HİLAL ŞEKLİNDE KARADENİZ İLE HAZAR DENİZİ ARASINDA ÇELİK BİR SET OLUŞTURMALIDIR. BUNDAN BÖYLE GÜNEY KAFKASYA DA ARTIK HİÇ BİR SORUN ÇIKMAYACAKTIR. YANİ KISACASI ÇIBAN PATLATILARAK İÇİNDEKİ İRİN AKITILMALIDIR. ERMENİSTAN YOK EDİLEREK İÇİNDEKİ İNSAN CERAHATI BÖLGEDEN UZAKLAŞTIRILARAK AKRABALARININ VE SOYDAŞLARININ YANINA GÖNDERİLMELİDİR. TEK ÇIKAR YOL BUDUR......!!!!!!
KÖKTÜRKLER
|
|