TÜRK DİKKAT!

Türk Milleti’ne Manifesto!
Yazan:Nurullah AYDIN
Kabul edilse de edilmese de bir gerçek ortaya çıkmıştır. Türkiye artık tam bir psikolojik örtülü savaş ortamına girmiştir. Herkes tarafını açıkça belli etmelidir.
Mevcut siyasi partiler; Türkiye’nin temel sorunlarına dünya gerçekleri ışığında bakamamakta çözüm ortaya koyamamaktadır.
Irki, dini, etnik, mezhep aidiyeti öne çıkartılarak, Türk Milleti’nin ortak dokusu parçalanmaya başlamıştır.
Avrupalıların silahla bir türlü ele geçiremedikleri Anadolu toprakları, silahsız işgalle ele geçirilmiş bulunuyor. Yer altı ve yerüstü kaynakları, yabancılarca ele geçirilmiştir.
Aydınlar, akademisyenler, gazeteciler; yabancı ülkelerin sözcülüğüne soyunmuşlar, zihin kirliliğinde araç haline gelmiştir. Beyinler işgal edilerek Türkiye’de egemenlik kurulmuştur.
Ne yazık ki saf ve temiz inançlı Türklerin oyu ile iktidara gelen etnik kimliklerini İslam kimliği altında gizleyenler eliyle bu gizli ve sinsi ihanet yapılanması başarılmıştır..
Devşirme sistemi devam ediyor. Aynen Osmanlının son döneminde olduğu gibi. Demokrasi oyunuyla iktidar ele geçirildi. Medyası, üniversiteleri, profesör unvanlı kendini bilim adamı sananlar devşirildi. Kafa karıştırıcı zehirli düşünceler, fikirler; gazete manşetlerinde, köşe yazılarında, Tv’lerin ekranlarında akıtılmaya başlandı, devam ediyor.
Bu nedenle; anlatılmayan, eksik ya da yanlış anlatılan geçmiş tarihimize ve yakın tarihimize dair olan bitenleri hatırlamak, hatırlatmak şimdi olan bitenleri doğru anlamak ve geleceğe yönelik niyetleri netleştirmek gerekir…
Olanlar ve olacak olanlar, tüm bilinenleri ile anlatılmalıdır. Bu anlatımlar milletimizi bilinçlendirmenin yanında, birlik ve beraberliğini de güçlendirecektir. Var olan bir bilgi, halka en doğru şekli ile anlatılmazsa, halkın bu alandaki boşlukları ve arayışları yanlış ve çoğu zaman da tehlikeli bilgiler ile doldurulacaktır.
Toplumlar için en tehlikeli yapı, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların görüşleridir.
Bir milleti tek bir hedef doğrultusunda toplamak, vatan birliği ve gelişimi için çalıştırmasını sağlamak ancak ve ancak, vatan için mücadele vermiş kişi ve kuruluşlarla ilgili gerçekçi bilgileri ve vatan için verilen mücadeleleri en doğru şekilde anlatmaktan geçer.
Bu gün; ülkemizin ve milletimizin varlığı için nöbet tutan, güvende yaşamamız için görev başında olan, milleti tek bir hedef ve moral gayede tutmaya çalışan, tarihi şan ve şeref dolu Türk Milleti’nin omurgası olan güvenlik güçlerine yönelik yürütülen acımasız karalamaları milletçe dikkatle takip etmekte; gelişmeleri büyük bir kaygı ile izlemekteyiz.
Devletin ve milletin varlığına ve bekasına yönelik yapılan bu büyük ve çirkin karalamalar karşısında Türk Gençliğinin her an göreve hazır bir şekilde beklediğini, bir gün bu karalamaları yapanlara karşılık vermek için sahneye çıkabileceği unutulmamalıdır.
Gerçekler; Bizans medyasınca, küresel gizli güçlerin medyasınca dile getirilmiyor.
Türk Milleti olan bitenleri öğrenmeye çalışıyor. 
Bastırılmış gizli veya açık örgütler, yeniden hortlatılmıştır.
Vatan, satılırken, ve değerler altüst edilirken tepki göstermemek de,  vatana ve millete ihanetin bir türüdür! Bir çok iyi niyetli kimse bile ihanet içinde olduğunu farkında değildir.
Varolan savaşların teknik sahaları da geliştirilerek psikolojik yönden yıpratma veya bıktırılma yöntemi uygulanmaktadır.
Sloganlar, kavramlar dönemi yerine hareket zamanı gelmiştir.
Bizler değişen ve gelişen düşünceye sahibiz. Dogmaların Türk’ün düşüncesinde yeri yoktur..
Türk Devleti henüz çözülmemiştir. Dimdik ayaktadır, ayakta kalmaya devam edecektir.
Demokrasi içinde, hukuk devleti kurallarına göre hareket edilmelidir.
Okumalı, öğrenmeli, bilmeli ve yapılması gerekene odaklanılmalıdır.
Unutulmasın ki;
Türk'üz, andımız, milletin bekası ve vatan bütünlüğünün korunmasıdır.
Türk’ün yeniden küresel güç olması idealine sahibiz..
Tarihleri biz yazdık, her yerde var olduk var olacağız.
 
Siyasetçiye saygı duymak mı? Peki ama neden?
 
Veya şöyle soralım: Dokunulmaz meclise ve partilere saygı duymak mı gerekir?
10 Kasım gününün anlamı üzerinde yapılan tartışmaları ve sanki başka gün yokmuş gibi inadına aynı gün mecliste görüşmelerin yapılmasını nasıl yorumlamalıyız?
 
Tabi herkesi kendine göre yorumladı, yorumluyor.  Ama biz üzerinde hiç bir güç tanımayız denilen meclise, partilere ve siyasetçilere bir bakalım. Ne yapıyorlar halkın yaşamı için varlıklarının önemi ya da önemsizliği ne?
 
Kimse sorgulamıyor ama biz sorgulayalım.
Bakın; Ülkenin o kadar sorunu var, ama gündem de değil. Peki gündemde ne var, hayali andıçlar mektuplar ve demokratik açılım.. Halkın karnı doyuracak konular bunlar mı?
 
Diğer ülkelerin gündeminde bunlar mı var? Hayır. Ya ne var? Ekonomi, kalkınma, yatırım, istihdam ve hukuk kurallarının işletilmesi.
 
Peki Türkiye’de neyle uğraşılıyor?
550 milletvekili var. Ve görevleri ne? Kanun çıkarmak. Peki, meclis oturumlarına görüşmelerine kaç kişi katılıyor? Kanunlar kaç kişinin oyu ile kabul ediliyor biliyor musunuz?
 
Meclis görüşmelerini meclis TV ‘den seyredin ve utanç verici tabloyu görün.
Gece geç vakitlere kadar sürdürülen toplantı uyuklayan dolgu milletvekilleri. Parti grup sözcülerinin açıklamaları o kadar. Kimsenin ruhu bile duymadan kabul edilen kanunlar.
 
Milletvekilleri ve bulundukları yer de meclis. Demokrasinin vazgeçilmez unsurları diye herkesin ifade ettiği partiler. Doğru, partiler olmalı. Yani her görüş serbestçe özgürce düşüncelerini açıklayabilmeli, savunabilmeli, örgütlenebilmeli. Ve öyle de oluyor zaten.
 
Ancak; Partilerin, milletvekillerinin millete maliyeti nedir? Milyonlarca insan, toplumun seçkinlerine çalışıyor. Millet sadece milletvekiline değil sülalesine de çalışıyor.
 
Zaten fakirin, çığırtgan olmayanın girme şansı olmadığı meclisteki partiler çoğu zengin, parasal güç sahibi kişilerden oluşuyor. Bunlar partiye bağış yapıyorlar, sonra adaylık ücreti yatırıyorlar. Seçilmeleri ile 2 yılı doldurdu mu emeklilik hakkı kazanıyor. Ölünceye kadar emekli maaş alıyorlar. Vatandaş 25 yılını doldurmadan emeklilik hakkı kazanamıyor. Emekli milletvekili maaşı; üç ayda 20 bin YTL, yani ayda 7 bin YTL ye yakın para. Sadece kendileri mi hayır yakınları da aynı haklardan yararlanıyorlar. Çoğu kıyak emekli, yani hem memurluktan ya da sigortadan emekli maaşı alıyor hem de milletvekili maaşı.
 
Sadece bunlar mı hayır birde üstüne üstlük hazineden yardım alıyorlar.
Partilere hazine para akıtıyor. Bu kanunu kim çıkardı yine meclis. Yani kendi kendilerine kıyak olunca akan sular duruyor. Vatandaş ta zannediyor bunlar benim vekilim benim haklarımı koruyacak, benim yararıma kanun çıkartacak düzenleme yapacak!
 
Ne kadar oy o kadar para. Bu yıl Hazine’den, yüzde 46,5 oy alan AKP’ye 46,6 milyon TL, yüzde 20,88 oy alan CHP’ye 21 milyon TL, yüzde 14,2 oy alan MHP’ye 14,3 milyon TL aldı.
 
Tabloya iyi bakın. Ve demokrasi, meclis, parti, milletvekili, özgürlük, ideoloji, din, iman, hak kavramlarını bir kez daha düşünün. Karşılaştırmalı olarak değerlendirin!
 
Peki; Meclis ve o mecliste çoğunluk partisi ve hükümeti ne yapıyor?  Açılım, saçılım.
 
Başka yaptıkları ne? Ülke kaynaklarının yabancılara devri işlemine yasal kılıf uydurmak. Asıl halkın ve ülkenin sorunlarını, gündem dışında tutmak.. 
 
Başka! Brüksel’e, Telaviv’e, Washington’a, IMF’ye kulaklar kabartılmış oradan hazırlanan program uyguluyorlar. Şu kanunu çıkar diyorlar meclis çıkarıyor, şu kanunda değişiklik yap diyorlar peki efendim diyorlar. Böylesine bir meclisin öylesine milletvekillerine ne diyeceğiz?
 
Çıkardığı kanunun  farkında olmayan siyasetçiler.. Milletvekilleri hangi kanunu okuyor da el kaldırıp ülke yararına olduğunu düşünüyor  dersiniz?
 
Tek merci dedikleri onun üzerinde kimseyi tanımayız dedikleri meclis bu. Dokunulmazlık zırhıyla donanan kişilerin yeri yani.
 
İyi görün. Görün de bu siyasetçilere sevgiden ve saygıdan bahsedin.
 
Günün Sözü: Duygusal değil gerçekçi olarak kişilere ve olaylara bakarsan, sonradan hayıflanmazsın.
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER