TÜRK'LERE DEĞİL,TÜRKİYELİLERE AÇILIM !

AÇILIM SAFSATASI,
SİZİ KİM AFFEDECEK ACABA!
TÜRKLER  BÖYLE KATİL AÇILIMINI ONAYLAMAZ.
SİZ BUNLARI SİZİN GİBİ TÜRKİYELİ OLANLARA YEDİRİN!
SİSLER DAĞILIRKEN!

Son aylarda inanılmaz bir şekilde akıl tutulması yaşandı. Demokratik
açılım, Ümraniye davası, darbe iddiaları gündemde tutuluyor.Bu köşede
günlerdir açıklıyoruz.Bunlar bir şeyleri örtüyor diye. Ekonomide,
tarımda, enerjide işsizlikte yaşananları unutturmak için. Ya Kuzey Irak
operasyonu, ya şehit edilen Mehmetçikler konusu. Hepsi gündem dışına
itilmişti.
Oysa Bakın; 5 Kasım 2007 Bush-RTE mutabakat metni son geziyle bir kez daha  teyid edilmiş.
Model ülke Türkiye’den Obama’nın isteği açık;
Heybeliada ruhban okulunun açılması,
Ermenistan  protokollerinin uygulanması,
İran’a yönelik operasyonda destek,
Afganistan’a asker isteniyor..
Obama boşuna Türkiye’ye dost ülke, RTE’a arkadaşım demiyor. Baba Bush ‘da
Saddam’ı kardeş ilan etmişti. Gün geldi kullandı. İran’a saldırttı.
Sonrasında ise ülkesini işgal etti, kendisini de çocuklarıyla birlikte
öldürdü. Irak yağmalandı, yakıldı, yıkıldı.
Yandaş işbirlikçi medya, ziyareti zafer edasıyla veriyor. Oysa ABD’nin
görünen talepleri yanında kamufle edilmiş talepleri her zaman olur.
Bu ne demek? Saddam Irak’ gibi, RTE Türkiyesi olarak görme var. Övgüler,
ilgiler boşuna değil.Umraniye davasının yeni versiyonları ile devam edeceği demek.
Yani; ABD karşıtı tüm millici, ulusalcı unsurların tümüyle etkisiz hale
getirilmesi talebi. Tabi birlikte operasyonlar planlanıp uygulanacak
demektir!
Önümüzdeki günlerde yeni dalgalar hem de süpriz isimlerle oluşursa kimse
şaşırmasın.
Yine; Terörist Öcalan’ın yönlendirmesi dışında bir siyasal sürecin
başlaması. PKK’nın dağdan indirilmesi ve izolasyonu. DTP’nin Türkiye’nin
birliğinde bir siyasi çizgiye gelmesi.
Barzani’nin PKK’yla olan bağlarını kesmesi. Türkiye’deki Kürt kökenlilerin
Türkiye siyaseti için çalışmaya başlaması.
Türkiye’nin Kuzey Irak’taki yerel Kürdistan yönetimiyle ilişkilerini
kontrollü olarak geliştirmesi. Barzani’nin muhatap olarak kabul edilmesi.
Türkiye’de bazı siyasal açılımların sağlanması.
PKK’nın orta vadede dağdan indirilerek lider kadrosunun başka ülkelere
gönderilmesi.
Bu arada Türkiye’nin Kuzey Irak’ta otonom bir Kürt Devleti modeline sıcak
bakmasının sağlanması...
Evet, planın bütün aşamaları belki bundan ibaret değil. Ancak Öcalan bunu
sezmiş olacak ki, DTP’de ani bir değişiklik oluyor. Genel Başkanı
teröriste halk önderi diyerek inisiyatifin tümüyle onda olduğunu
gösteriyor.
DTP içinde keskinler öne çıkıyor. Böylece PKK’nın izolasyonuna karşı bir
direnç oluşturuluyor.
Hükümet DTP’nin keskin yönetimiyle muhalefetin keskin basıncı arasında bir
plan uygulamakta zorlanıyor.
Tek çözümün askeri olmadığını söylüyor, ancak açılımlar konusunda elini
kaldıramıyor.
Kapatma davası ile bir kez daha taşlar yerinden oynatılacak. Sıcak bir kış
bekliyor ülkeyi!
Al gülüm ver gülüm gündemde. Şimdi ise ver gülüm olacak Yani karşılığı;
PKK konundaki destek karşılığı, Afganistan’a asker, Barzani devletinin
korunması ile İran’a yönelik harekatta Türkiye’nin desteği!
Ermenistan açılımı, PKK’nın sivilleştirilmesi, İran’a müşterek operasyon,
Umraniye örgütünün daha kapsamlı etkisizleştirilmesi operasyonu ile iç
çatışma ortamının artması önümüzdeki günlerin habercisi.
Hükümet iki arada bir derede!
Açılımla, Ümraniye davasıyla, darbe iddialarıyla örtülmek istenilen
gerçekler acımasız yüzünü önümüzdeki günlerde gösterecek. Sisler
dağılıyor.
Günün Sözü: Anlamaya çalış, öğrenir hata yapmazsın.
Peki;
Çankayanın Gül’üne demişti: İyi şeyler olacak.
Ya Recep Erdoğan ne demişti: şehitlere kelle, terörist başına sayın...
Evet kendileri için birşeyler  ama ya Türk Milleti için?
Genç kızın İstanbul'da, 7 Mehmetçiğin ise Tokatta hain katli konusunda,
açıklamalar birbirini kovalıyor. Her zaman olduğu gibi. Sonuç ne?
 - Ateşle oynuyorlar
- Azılım süreci
- Terör ortamında açılımın zorlukları
- Serap Eser’le Aydın Erdem’e yazık, barışa giden yol böyle açılmaz!
- İç savaş senaryosu
- “Bizim yeni çocuklar” gibi başlıklarla Tokat’taki katliam üzerine
görüşler açıklandı, yazılar yazıldı, konuşmalar yapıldı..
Peki siyasilerin gündeminde neler vardı?
Baykal: Hükümet TSK'ya karşı yürütülen psikolojik savaşın parçası
Erdoğan: kimin terörün taşeronu olduğu ortaya çıktı
 Ya İçişleri bakanı Atalay! O da : Açılımı baltalamak isteyenleri millet
affetmeyecek  demiş. Peki ama sizi kim affedecek acaba!
Atalay diyor ki; "Büyük sorunların çözümü sancılı olur. Hiç kimsenin on
yılların sorununun sihirli bir değnekle çözmemizi beklemesin. Zaten bu
mümkün de değil. Köklü sorunları bizzat bu sorunlardan beklenen çok büyük
bir sektör olduğu ve sektörün aktörlerinin de çözüme direndiğini tarih
boyunca gördük"
"Küçük siyasi hesaplar peşinde değiliz. Tek amacımız memleketimizin
sorunlarını çözmek ve varsa acılarını dindirmektir. Siyaseti hizmet
etmenini yolu olarak gördük. Siyaset anlayışımızda kavga ve çatışmaya
değil mutabakata dayanıyor. Başından beri de bu mutabakatı sağlamak için
her çabayı gösterdik. Ancak birleştirici ve bütünleştirici yaklaşımımız
maalesef başta muhalefette gerekli karşılığı bulmadı. Katılımı
sağlanamadı. Bu onların tercihi. Ancak sudan bahanelerle ve küçük siyasi
hesaplarla bu süreci tıkamaya çalışanları negatif siyaset anlayışla süreci
sabote etmeye çalışanları milletimiz biliyor ve affetmeyecek."
 
Açılım sürecini sadece milletle muhatap olarak başlattıklarını ifade eden
Atalay, "Her türlü engellemelere rağmen devam etmekte. Açılımın sona
erdiğini ilan etmede birbiriyle yarışanlara bazı soruları sormak
istiyorum. Sizin öneriniz nedir? Terörü sonlandırmak için başlattığımız
proje karşısında alternatif olarak geliştirdiğiniz düşünce görüş nedir?"
 
"Muhalefetin görevi sorunları çözmek için başlatılan süreci kapatmak
mıdır? Muhalefetin işlevi başlatılan olumlu süreci mantıksız şekilde
engellemeye çalışmak mıdır? Onlar bu soruların cevabını düşünürken biz tüm
gücümüzle açılımın başarıya ulaşması için çalışmalara devam ediyoruz.
Doğru bildiğimiz yolda milletimizin desteğiyle yürüyoruz. Yolun dikensiz
olmadığını biliyoruz. Bu yolda karşımıza çıkan dikenleri tek tek
ayıklayarak yürümeye devam edeceğiz, diyor.
 
Oysa unutulan bir gerçek var. Esas açılım diye bu ülkeyi kutuplaştırmaya
götürenleri, toplumun çivisini çıkaranları millet affetmeyecek.
 
Ampullerin iktidar oluş yılında PKK'nın marjinal seviyeye indikten sonra,
PKK'nın tırmanışının bugünlerde ki durumunu görmek gerekir. Neydi?
Nerelere kadar geldi? Muhalefete yanlışları yükleme yolları deneniyor. Bir
de açılım dedikoduları gündeme getirildikten sonraki bugüne bakmak
gerekir. Yanlışları orada daha iyi görmek mümkün. Sonucu paylaşacak
birileri aranıyor. Başarısızlıkları başkalarıyla bölüşmekten ziyade
zararın neresinden dönülürse dönün, kalanı kardır yine de!
 
Kısaca; hangi açılımdan bahsediliyor anlamak mümkün değil. Açılım
girişimi, batırım'dan başka bir şey değil. Zeminini iç ve dış ihanet
merkezlerinin hazırladığı olaylar gittikçe artma eğiliminde. Ok yaydan
çıktı mı? Çıkacak mı?
 
Terörle mücadele ancak terörün anladığı dille yapılır.
Türk Milleti geçmiş yıllarda kendisini kaosa iten her türlü planları boşa
çıkardı. Bu kez de yine sağduyu hakim olacaktır. Türk Milleti doğulusu,
batılısı, kuzeylisi, güneylisi ile birlik ve beraberlik için huzur ve
barış içinde yaşayacaktır..
 
Millet iş istiyor, aş istiyor, kalkınma istiyor, refah istiyor. Bırakın
açılım maçılım safsatasını.
Bazıları gölge etmesin ihsan istemez.
 
Şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa, Türk Milleti’ne
başsağlığı diliyoruz.
 
SİYASİ HESAPLAŞMA, PEKİ AMA NEDEN?
 
Türkiye’nin önümüzdeki günlerde canlanacak kritik sorunları yavaş yavaş su
üzerine çıkıyor. Türk Milleti’nin suskunluğu devam ediyor.
 
Duyarlı kesim Ne mutlu Türküm sözünün yasaklandığını, Türk sözcüğünün
anayasadan çıkarılacağını söyleyen milletvekilini, 523 suç dosyalı
meclisin koltuklarının değiştirilmesini konuşuyor. Yine ülke dışında
içinde Türk devletine yönelik konuşan konuşana.
 
İşte 7 yıllık iktidarı süresince gündemde tutulan darbe iddiaları.  Bu
konuda gazeteler ve TV’lar, yorum ve analiz panayırına döndü.
 
İnsanlar giderek daha pratik, pragmatik, realist, rasyonel, esnek,
oportünist oluyorlar!.. Bunlar, din, ideoloji, küresel düzen, piyasa
ekonomisi, batı standardı, rejim, merkez denen nice ölçünün buluştuğu ve
dayattığı değerlerdir.
 
Siyasetçi, oportünisttir; oportünizm odağıdır. Duruma göre davranış
değiştirerek, ortayı, ortalamayı yakalamak, fırsata dönüştürmek,
tehlikeyi, zararı atlatmak, amaca ulaşmak.
 
Dünyanın hakim merkezlerinde ve Türkiye'nin egemen odaklarında beklenen
budur:
Mümkün olduğunca az ilke, olabildiğince esneme, ideolojiyi kamufle etmek!.
 
 
Kiminin alkışladığı, kiminin anlamadığı, kiminin takiye dediği değişim
Ankara’da moda kavram. Bazıları, siyasi çizgisini bu değişim rüzgarına
göre terki diyar etmedi mi?
 
Kitleden, küreden, devlet gücünden, iktidar itibarından, dünya nimetinden
etkilenme, batılı liderlerden, burjuvaziye, sıradan insan sevgisinden
pürüz korkusuna kadar bin türlü etkileşimle olur. İstismara açık ne varsa
mübah anlayışı, ne din tanır ne tarikat ne de ideoloji.
 
Amerikan Gladisou bir dönem komünistlere karşı milliyetçileri örgütlemişti
şimdilerde ise ılımlı İslam projesi nedeniyle İslamcıları devşirmiş
örgütlemiş ve faaliyetlerine kaldığı yerden devam ediyor.
- ABD desteği
- Avrupa Birliği desteği
- Mason, Lions, Rotary desteği
- Büyük kulüp desteği
- Ateist desteği
- Kara paracılar desteği
- Dönekler desteği
- İlkesizler desteği
- Omurgasızlar desteği
- Din istismarcılar desteği
ile iktidarda olanlar tarihin en fütursuz icraatlarına devam ediyorlar.
 
Halk desteğini istismar edenler; DP, AP, Anavatan, DYP, DSP nerede
sorusunu bile sormuyorlar. Türk Milleti, kendi değerleri için oy verdiği
ihanet edenleri parti mezarlığına gömmüştür. Unutulmaması gereken budur!
 
Kim, neden, niçin destek veriyor? Kim, neden, niçin karşı sorusunu doğru
ve gerçekçi sormazsak konuşmanın, yazmanın anlamı kalır mı?
 
ABD; Irak’ı silahla, Türkiye’yi ne yazık ki din istismarcıları eliyle
silahsız işgal etti. Güvenlik kuvvetlerini hallaç pamuğu gibi darmadağınık
etti.  Tercih olanağı bırakmadı.
 
CHP’si MHP’si destek arıyor. Peki ama neden ve niçin? Siz değil miydiniz
demokrasi diye diye destek veren. CHP’nin RTE’na milletvekili yolunu açan
icraatını, MHP’nin AG’ün cumhurbaşkanlığına desteğini göz ardı etmek
mümkün mü?
 
Şimdi bunların; halktan, düşünen aydınlardan destek beklemesi mantıksız
değil mi? Oluşturdukları yönetim kadrolarına bakın. Topluma bugüne kadar
ne vermişler bundan sonra ne verecekler?
 
Yine katı olan buharlaşırken, akışkan hale dönüşürken, yakınındaki taşlar
daha ağır gelmeye başlar.
 
Nasıl biteceği de tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bilenler için pek
şaşırtıcı olmayacaktır..
 
Biz yine yola devam diyelim. Aydınlatmaya, bilgilendirmeye devam.
 
MAAŞ ALAN TERÖRİSTLER VE SİYASET!                     
 
Meydanlar, sokaklar, TV ekranları, gazete sayfaları, kin öfke ile dolu. Milli birlik projesi diye demokratik açılım safsatası ile yola çıkanlar gelinen durum konusunda suskunlar.
 
Türkiye’nin yirmi beş yılına, milyarlarca dolar kaynak kaybına, binlerce insanın ölümüne sebep olan teröristin kaldığı yer tartışılıyor. Olacak iş mi bu?
Teröriste; siyasi suçlu, adi suçlu muamelesi yapılması isteniyor.
Dünyanın hiçbir ülkesinde teröriste diğer siyasi, adi suçlular gibi muamele edilmiyor,  edilmez. Ama Türkiye’de anlaşılması zor bir yaklaşım sergileniyor.
 
Peki ne oluyor nereye gidiyoruz?
 
Artık birilerince; vatan savunması, güvenlik, şehitlik, gazilik unutturuluyor
 
Oysa; Gaziler tarihimizin yaşayana kahramanlarıdır. Peki; canını vatan için ortaya koyan,  yaralanan gaziler niye sahipsiz bırakılıyor, unutturulmak isteniyor acaba!
 
Bu arada; cezaevindeki terörist milletvekili yapıldı maaş alıyor. Diğerleri devletten aldıkları milletvekili maaşlarıyla her gün bölgede kışkırtıcı propaganda yapıyor.
 
Şimdi  dikkat edin. ABD’nin mallarına el koyduğunu açıkladığı üç PKK yöneticisinden birine evet Zübeyir Baydar’a Türkiye cumhuriyeti devleti emekli milletvekili maaşı ödüyor.
 
Zamanında TBMM başkanı Bülent Arınç’a sorulduğunda müktesep hak, alacak tabi gibi açıklamalar yapmıştı..
 
Bursa Milletvekili H.Hamit Homriş , Başbakan Erdoğan 'a "11.01.2008 tarih ve 2008/722 sayı ile verdiği soru önergesi vermişti. Ancak bu zamana kadar cevap verilmedi!.
 
PKK terör örgütü ile organik bağı bulunan ve Bağımsız Türk Mahkemeleri tarafından mahkum edilen bir dönem milletvekilliği yapmış Leyla Zana , Selim Sadak , Naif Güneş , Mahmut Kılınç , Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar 'ın devletten her ay milletvekili maaşı ve temsil ödeneği aldıkları basın organlarında zaman zaman yer alıyor.
 
1- PKK terör örgütü ile organik bağı olan ve bu yüzden mahkum olmuş bahse konu kişilere milletvekili maaş ve temsil ödeneği verilmekte midir?
 
2- İlgili şahısların vatana ihanet ve terör örgütüne fiilen destek suçlarından milletvekillikleri düşmüştür. Maaş ve temsil ödeneği veriliyorsa Milletvekilliklerinin düşmesi ile kazandıkları özlük haklarının hala devam etmesi hangi kanuna dayandırılmaktadır?
 
3- Mahmut Kılınç, Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar Emniyet güçlerince aranmakta mıdır? Eğer aranıyorlarsa hangi suçlama ile aranmaktadırlar? Kaçak olmalarına rağmen bu kişiler her ay devletten maaş alıyorlarsa yerleri neden tespit edilememektedir?
 
4- Bölücü terör örgütlerine destek oldukları kamuoyunca bilinen Milletvekillerine ödenen maaş ve temsil ödeneklerinin durdurulması için yasal bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz? "
 
Cevap yok. Olmaz da. Ülkeyi yönetenler büyük işlerle uğraşıyorlar. Onlar uluslararası arenada, ABD ve AB talebi doğrultusunda arabulucu olarak komşuların arasını düzeltmekle meşguller. Ne diyelim ki!
 
Ülkeyi yönetenler, ülkenin gerçeklerini yazanlara çatıyor. Az yazın, milleti uyandırmayın diye. Birkaç dedikodu köşe yazarı var onlar için yeterli. Ekonomi ne durumda, terör ne durumda, sosyal doku parçalanıyor mu gibi konularda dertleri de yok tasaları da.
 
Onlar bölge ülkeleriyle ilgili içte ve dışta açılımlarla meşguller ya. Bu yeter.
Kendileri dışındakiler, iftira atıyormuş!
 
Bakın; hizmetlerden bahsediliyor. Hizmet neymiş duble yollarmış şimdi ise üçlü şeritli yol yapacaklarmış. Başka. Başkalarını da gözü kapalı savunanlara sormak gerekir sanırım.. 
 
Güvenlik mensuplarına kimi uygulamaları için tepki olabilir. Ancak unutulmamalı ki, tehdit altında olunduğunda yine ona başvurmak, ondan yardım istemek durumunda kalınır..
 
GünüN SözÜ: İşbirlikçi olanlar yazıyorsa dikkat et. Kendi çarpık düşüncesini sana aşılar.
 
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER