TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ !
TÜRK MALINA SAHİP CIKMAK,
TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMAKTIR!
Bilindiği gibi 12-18 Aralık tarihlerini içine alan hafta; Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftasıdır. Yıllar önce tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve Türk Mallarına sahip çıkmanın önemini çok iyi bilen yöneticilerimiz bir hafta boyunca süren kutlamalarla konunun işlenmesini sağlamışlardır. Aklı başında devlet adamları kendi ülkesinin mallarına ve ulusal çıkarlarına sahip çıkar. Ama son yıllarda ne tutumluluk gösteriliyor, ne yatırım yapılıyor ne de Türk Mallarına sahip çıkılıyor. Sürekli borçlanma ile, yabancı yatırım beklentileriyle halk aldatılıyor ve oyalanıyor. Borçlanma demek egemenliğin elden gitmesi demektir. Elin adamları bağımsızlığınızı elinizden almak için size seve seve borç verir. IMF politikalarıyla, Gümrük Birliği oyunuyla ve özelleştirme talanıyla ülkemizin ekonomisi zayıflatılmış ve yabancıların kontrolüne girmiştir. Devlet borç içinde olursa, Millet dert içinde kalır. Artık devletin elinde işletme kalmayınca, şimdi özel şirketler, bankalar, televizyonlar, gazeteler yabancıların eline geçmeye başlamıştır. Yabancılara toprak ve mülk satışının serbest bırakılması tehlikenin hangi boyutlara geldiğini gösteriyor!.. Yeni yeni fabrikalar dikilmezse, tarlalar sulanıp ekilmezse, sadece turizme bel bağlanırsa ekonomiyi tehlikeye ve risklere atarsınız. Dünyanın en istikrarsız bölgesinin yakınında ve içinde olan ülkemizde sağlam bir ulusal ekonomiye dayanmak zorunluluğu vardır. Ekonominin kontrolü bizde değil de başkalarında olursa, istedikleri zaman krizler çıkararak sizi hizaya getirirler!.. Borsanın Türkiye taviz verdikçe neden yükseldiğini, taviz vermediği zamanlarda neden düştüğünü hiç düşündünüz mü? Dışardan kontrollü sıcak para aslında ülkemizin canını yakıyor. Toplumumuz yapay gündemlerle oyalanıp duruyor. Çok renkli, tek sesli televizyonlar ve gazeteler insanları uyuşturup uyutuyor!.. Birbirine benzeyen dizilerle, yararsız, kalitesiz cıvık programlarla, sürekli yapılan futbol tartışmalarıyla ve magazin ile oyalanıp duruyoruz. Çok yakın zamana kadar tütün, şeker pancarı, pamuk üretiyorduk. Şimdilerde bir Orhan Pamuk yetiştirdik, hepsinin yerini aldı. Türkiye dünyanın en zengin kaynaklarına ve olanaklarına sahip bir ülke olduğu halde, yoksul ülkeler arasında yer almayı hak etmiyor. Dünyanın en zengin kaynaklarının ve en bitek topraklarının bulunduğu Mezopotamya’ da insanlar bir dilim ekmek, bir bardak su, bir kutu aspirin bulamıyor!.. Ulus devletler yıpratılarak; yabancılaşmanın, sömürünün, yoksulluğun, çaresizliğin ve sonunda örtülü-örtüsüz işgallerin nedeni emperyalizmin “küreselleşme” kılığına bürünerek ortaya çıkmasıdır. Yabancılar ülkemizi yavaş yavaş örtülü işgale uğratırken, bizim işbirlikçi, teslimiyetçi yöneticilerimiz Milleti başörtüsü ile uğraştırıyorlar!.. Küresel işgallerin ve teslimiyetçilerin artık iplikleri pazara çıkmıştır. Küresel tecavüzcüler ve teslimiyetçiler suçüstü yakalanmışlardır. Yanlış politikalar ve yönlendirmelerle; yabancı mallara, yabancı dillere, yabancı paraya, yabancı kültürlere özenti ve düşkünlük, şaşkınlık noktasına gelmiştir. Üretmeden tüketmek şaşkınlıktır. İnsanların ellerinde kredi kartlarıyla yabancıların açtığı alışveriş merkezlerine adeta hücum etmesi endişe vericidir. Sürekli borçlanma ve tüketmenin sonu nereye varacaktır? Yerli sanayi ve tarım ürünlerini tüketmeye özen gösterelim. Halkımızı ulusal bilinçle, ısrarla ve inatla Türk Malı kullanmaya çağırıyoruz. “ Sadece benim özenli olmamla ne düzelecek” demeden kişisel sorumluluğumuzu yerine getirmenin önemini bilelim. Cola içerek ülkelerin işgal edilmesine, insanların öldürülmesine bizim de destek verdiğimizi bilelim!.. Cola yerine ayran içelim, bir bakıma “katil” olmaktan kurtulalım. Çikita muz yerine yerli muz alalım. Unutmayalım: Büyük sorunlar ufak adımlarla çözülür. Her vatanseverin yapabileceği bir şeyler vardır. Kişisel sorumluluklarımızı,kitlesel sorumluluklara dönüştürelim. Ulusal sermaye eşittir, ulusal bağımsızlık olduğunu bilelim. Denktaş’a dil uzatanların, Papadopulos’a el uzattığını iyi görelim. Değerlerimize, kaynaklarımıza, topraklarımıza bayrağımıza bağımsızlığımıza sahip çıkalım. Çare bizdedir. Çare ülkemizi savunacak iktidardadır. TÜRKİYE YE SAHİP ÇIKALIM Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası içindeyiz. Diyeceksiniz ki; “Yatırım yok!.. Türk Malları yok!.. Tutum (tasarruf) yok!..” Haklısınız. Bunlar yok, hafta var. Bir başka deyişle, adı var,kendi yok!.. Peki Türk Malları başta olmak üzere, yerli yatırımı, tutumlu olma özelliğimizi kimler yok etti? Devleti borç içinde, milleti dert içinde bırakanlar kimler? Borçlanma demek egemenliğin elden gitmesi demektir. Bağımsızlığınızı elinizden almak isteyenler bizi seve seve borçlandırıyor!.. İMF politikalarıyla, Gümrük Birliği ile, özelleştirme talanıyla ülkemizin ekonomisi çökertilmiştir. Şimdi özel şirketlerin, bankaların, televizyonların da yabancıların eline geçmeye başladığı süreci yaşıyoruz. Yabancılara toprak ve mülk satışının serbest bırakılması teslimiyetin hangi boyutlara geldiğini gösteriyor!.. Kıbrıs’da verilen tavizler, adanın Türklerin elinden gitmesine neden olacaktır. Yavruvatanı veren, Anavatanı da verir!.. Denktaş’a dil uzatanlar, kimlere el uzattılar? Bir düşünsenize… Yıllardır uygulanan yanlış politikalar, son iktidar zamanında teslimiyet noktasına gelmiştir!.. Yanlış politikalar ve yönlendirmelerle yabancı mallara, yabancı dillere, yabancı paraya ve yabancı kültüre düşkünlük tehlikeli noktaya gelmiştir. Üretmeden tüketmek şaşkınlıktır. Toplumun kredi kartlarıyla büyük alışveriş merkezlerine adeta hücum etmesi düşüncesizlikle bile izah edilemez. Ulus devletler yıpratılarak; Yabancılaşmanın, sömürünün, yoksulluğun ve örtülü – örtüsüz işgallerin nedeni, emperyalizmin “küreselleşme” kılığında ortaya çıkmasıdır. Bunu iyi görelim. Yerli sanayi ve tarım ürünleri tüketmeye özen göstermeliyiz. Halkımızı ulusal bilinçle, ısrarla ve inatla Türk Malı kullanmaya çağırıyoruz. “Sadece benim özenli olmamla ne düzelecek” demeden, kişisel sorumluluğumuzu yerine getirmenin önemini ve anlamını iyi bilelim. Unutmayalım: Büyük sorunlar ufak adımlarla çözülür. Her vatan severin yapabileceği bir şeyler vardır. Kişisel sorumlulukları, kitlesel sorumluluk durumuna getirmeye çalışıyoruz. Lütfen omuz veriniz, katkı koyunuz. Gelin elele verelim, gerçekleri birlikte görelim, yanlışlara dur diyelim… . MUSTAFA DURNA ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ANTALYA ŞUBE BAŞKANI
|
|