MİLLETE HİZMET Mİ EDİYORLAR YOKSA!
Ne diyor; Ya arkadaş ben ülkeme, insanıma düşmanmıyım ya? Biz bu millete efendi olarak gelmedik. Hizmetkar olarak geldik.
Acaba kimin hizmetkarı? Bakın Türk halkı ırgatlaşma sürecinde. 80 yıllık tüm ekonomik kazanımlar birer birer el değiştirdi. Osmanlının son dönemindeki duruma düştük.
Bakın Nasıl bir Türkiye fotografı var? Kimsenin umurunda mı?
Bir kesime göre ahlaksızlık, cinsel saldırılar artıyor.
Diğer kesime göre halkın inancına göre yaşaması kısıtlanamaz.
Bir kesime göre; kriz var, yoksullaşıyoruz.
Diğer kesime göre; ihracatımız artıyor.
Bir kesime göre; gelir dengesizliği artıyor
Diğer kesime göre; ekonomi iyi yolda.
Bir kesime göre; faşist din devletine gidiyoruz.
Diğer kesime göre; halk iktidardan memnun.
Bir kesime göre; yeraltı ve yerüstü kaynakları yabancılara peşkeş çekildi.
Diğer kesime göre; Türkiye özgürlükler ülkesi olmalı.
Bir kesime göre; Türkiye kimliksizleştiriliyor.
Diğer kesime göre; Türkiye Türklerin değil.
Bir kesime göre; bağımsızlık ve egemenlik devrediliyor.
Diğer kesime göre; Türkiye Avrupa Birliği hedefine kilitlenmiştir.
Bir kesime göre; PKK mecliste.
Diğer kesime göre; PKK’lı da olsalar meşru yolla seçilmişlerdir.
Bir kesime göre; hukuk katlediliyor, anayasa çiğneniyor, kurallar ihlal ediliyor.
Diğer kesime göre; milli irade ne ise o esastır.
Türkiye kamplaşıyor, Kimsenin umurunda mı?
Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim Siyonist İngiliz'in.
Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
Araç muayene işi Haçlı Alman'ın.
Başak Sigorta Eremin diasporasının dostu Fransız'ın.
Adabank Sapkın ve ingiliz ajanı Kuveytli'nin.
İETT Garajı Osmanlı düşmanı Dubaili'nin.
Avea Sözde Ermeni soykırımının hareretli destekçisi Lübnanlı'nın.
Petkim? Ermeni'nin evet ERMENİ'nin.
Rakı , İslam ve Türk düşmanı Amerikalı'nın.
Finansbank Sahte Pontus soykırımı tezgahçısı Yunanlı'nın...
Oyakbank Türk düşmanı Hollandalı'nın.
Denizbank Dev-Sol destekçisi Belçikalı'nın.
Türkiye Finans Osmanlı düşmanı Kuveytli'nin.
TEB Eremin vakfı finansörü Fransız'ın.
Cbank İsrailli'nin.
MNG Bank Osmanlı zamamınıda tehcir edilmiş Türk düşmanı Lübnanlı'nın.
Alternatif Bank Batı Trakyada Türk lider A.Sadık'ın katili Yunanlı'nın.
Dışbank Siyonist Hollandalı'nın.
Şekerbank Kazakistanda yerleşmiş eski KGB li bir Ermeni pisliğin
Yapı Kredi'nin yarısı Aponun ve PKK nın homo arkadaşı İtalyan'ın.
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
Beymen'in yarısı Türkiye karşıtı Amerikalı'nın.
Enerjisa'nın yarısı Nazi subayının kurduğu bir şirket olan Avusturyalı'nın.
Garanti'nin yarısı Türk düşmanı siyonist Amerikalı'nın.
Eczacıbaşı İlaç pornocu Çek'in.
İzocam,Ermeni katil örgütü Asala destekçisi Fransız'ın.
TGRT(Fox) Türk düşmanı siyonist Amerikalı'nın.
Demirdöküm BND ile bağlantılı Alman'ın.
Döktaş Ermeni dostu Fransız'ın.
Süper FM Türk düşmanı ve ermeni yandaşı Kanadalı'nın.
Hepsi bu ülkenin insanlarına aitti. Sadece 7 yıl önce. Ya şimdi?
BOŞVERİN BUNLARI YENİ BİR AMPUL ANAYASA HAZIRLAYALIM OLUP BİTSİN!
ANAYASA; 1808'den 2010'a!
Anayasa tartışmaları devam ediyor. Hukukçu olanlar olmayanlar, yorumlar yapıyor. Siyasetçilerin büyük çoğunluğu suskun. Siyasi partiler kanununun getirdiği genel başkan iradesi onları suskun yapıyor. Verilen emre uygun el kaldırıp oy verecekler. Başkaca görevleri yok, Salla başı, al maaşı. Milletvekili kimliği ile ayrıcalıklardan yararlan, yan gel yat.
Meslek kuruluşları sivil toplum örgütleri başta olmak üzere toplumun duyarlı kesimleri ise hareket halinde. Ama dinleyen de yok, ciddiye alan da!
Akademik çevrelere yani üniversitelere gelince; başta hukuk fakülteleri olmak üzere siyasi bilimler fakülteleri, iktisadi ve idari bilimle fakülteleri suskun. Onlar izleyici konumunda. Etliye sütlüye karışmadan izliyor dört duvar arasında kendi kendilerine yorumlar yapıyorlar.
Konuşanlar ise gazeteciler. Her konuda uzman olan gazeteciler ise yorumu da analizi de başkalarına bırakmıyorlar. Hele bir de sürekli çanta gibi ekranlara gazete sayfalarına taşıdıkları bazı tipler var ki onlarla birlikte sağırlar diyalogu içinde konuşuyorlar. Kendileri söylüyor kendileri dinliyorlar. Halk ne dediklerini anlamıyor.
Peki ama bu anayasa değişikliği, Türkiye gündeminde hiçbir ülkede olmayacak şekilde her zaman gündemde olmasının sebebi ne?
İsterseniz tarihsel süreç içerisindeki gelişime bir bakalım. Sonra bugünü yorumlayalım.
Bakın; 1808 önemli bir tarihtir. 1808 neyin başlangıcıdır? 29 Eylül 1808 tarihli Sened-i İttifak anlaşması tarihidir. 1908 ise İkinci Meşrutiyet'in ilanıdır.
Devlet otoritesinin ortadan kalktığı dönemdi. Kabakçı Mustafa isyanıyla 3. Selim tahttan indirilmiş, yerine 4. Mustafa geçirilmişti. Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa isyanı bastırmak için İstanbul'a yürümüş, bunun üstüne 3'üncü Selim öldürülmüştü. Alemdar tahta 2. Mahmut'u geçirmiş, kendi de sadrazamlığı üstlenmişti.
İstanbul'da düzeni oturtan Paşa, taşraya da devlet otoritesini kabul ettirmek için Rumeli ve Anadolu'da başlarına buyruk yönetimler ve özel ordular kuran ayanları başkente çağırdı. Onlarla Sened-i İttifak adı verilen anlaşma imzaladı. Buna göre ayanlar, padişahın devletin temeli olduğunu tanıyor, sadrazamdan gelen emirleri padişah iradesi kabul edeceklerini ve vergide adalet sağlayacaklarını taahhüt ediyorlardı. Sened-i İttifak'ın sürekliliği için sadrazam ve şeyhülislamların göreve başlarken, bu belgeyi imzalamaları öngörülüyordu. 23 yaşındaki Padişah 2. Mahmut da, uygulamayı bizzat denetleme güvencesi veriyordu.
Fermanlardaki vaatler: Mutlak monarşiden meşruti yönetime geçişin ilk adımı, yani Osmanlı'nın hukuk devletine dönüşmesi sürecinin başlangıcı diye değerlendirilen Senedi İttifak sadece bir yıl uygulanabildi.
İkinci adım 2. Mahmut'un oğlu 1.Abdülmecit döneminde.3 Kasım 1839'da Tanzimat Fermanı ilanıyla atıldı. Hariciye Vekili Mustafa Reşit Paşa'nın açıkladığı bu ferman da can ve mal güvenliği, açık yargılama, adil vergi güvencesi getiriyordu, Hiçbiri tutulmadı.
Sonra Abdülmecit, 1845'te Meclisi Vala'da (Danışma Meclisi) Tanzimat Fermanı ilkelerine ve Osmanlı tebaasının hak ve özgürlüklerine saygı göstereceği sözü verdi. Kâğıt üstünde kaldı.
Ardından 1853'te Tanzimat Fermanı ilkelerini uygulamak için Meclis-i Ali-i Tanzimat kuruldu. Sonuç alınamayınca 18 Şubat 1856'da Islahat Fermanı yayınlandı. Yine Osmanlı halkına can ve mal güvenliği, adalet, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi güvencesi verildi. 1861'de 1. Abdülmecit'in yerine geçen kardeşi Abdülaziz, Tanzimat ve Islahat fermanlarına bağlı kalacağını taahhüt etti. Uygulama değişmedi.
Daha sonra 23 Aralık 1876'da 2. Abdülhamit'le Kanun-i Esasi ilan edildi. Yani Osmanlı'nın ilk anayasası. 2. Abdülhamit bir yıl sonra askıya aldı. Ancak 1908'de, İttihat ve Terakki'nin önderliğinde İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra yeniden yürürlüğe konulabildi.
İhsandan çağdaş haklara; 1808'den 1908'e kadar, yüz yıl boyunca Osmanlı'nın hukuk devleti ve reform girişimleri sonuç ver(e)medi. Çünkü gerek fermanlardaki, gerekse Teşkilatı Esasi'deki hak ve özgürlüklere aslında halka lütufları, yani ihsan gözüyle bakıyorlardı.
Halkın egemenliğin, yetkinin, hak ve özgürlüklerin tek kaynağı olması, TBMM'nin 20 Ocak 1921'de kabul ettiği Teşkilatı Esasiye Kanunu ile başladı.
Yeniden lütuf veya ihsan ve de icazet dönemine dönüş hazırlığı yapılıyor.
GünÜn SözÜ: Çok konuşan, az düşünen çok hata yapar.
Anayasa değişiklik paketi ile tartışılan ne?
Türkiye’nin ve dünya’nın gündeminde olan konular, çok farklı! Öylesine ki gerek ülkeleri yönetenlerin dillendirdiği konular gerekse gazetelerde ve televizyonlarda yer alan haberler, ele alınan konular insanı düşündürtüyor..
Çelişki Türkiye’de mi yoksa başka ülkelerde mi?
Anayasa değişiklik paketi Meclise sunulurken, gündem tartışmaları da bu konuda sürüyor.
Yüzyıl öncesini yani Osmanlı dönemindeki anayasa tartışmalarını düşündüm. O dönemde de Avrupa ülkeleri Türk yetkilileri teşvik ediyordu. Şu reformu yapın, bu düzenlemeyi yapın diye telkin üzerine telkin yapıyorlardı.
Şimdi bakıyorum da yine Avrupa Birliği yetkilileri tavsiye üzerine tavsiye yapıyor..
Birçok medya da bu görüşleri manşetlere taşıyor.
Oysa; o dönemde yapılan ıslahat ve tanzimat reformlarıyla, birinci ve ikinci meşrutiyet ilanıyla, imparatorluk etnik kimlik bazında ayrışmalara yönelmiş ve nihayet Avrupa öldürücü darbeyi indirerek, birinci dünya savaşında Osmanlıyı tasfiye etmiş, Anadolu topraklarını işgal etmişti. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de ne yazık ki 80 yıl sonra benzeri akibeti yaşıyor. Tartışmalar aynı konular aynı, istenenler aynı. Bir diğer aynı olan ise işbirlikçiler! Yani kurtuluşu Avrupa değerlerini kabul etmek ve tavsiyelerini yerine getirmekte gören gaflet dalalet ve hıyanet içinde olanlar.
Kimi iyi niyetli kimi ise sinsi sözcüler başrol oynuyor..
Anayasa değişikliği paketi, meclise sevk edilmeden önce yapılan tartışmaların odağında savunanlar ve eleştirenler kendi siyasi düşünceleri ve bağlı oldukları merkezler adına yorumlar analizler yaptılar. Paketin sunulmasıyla birlikte yine aynı tipler yine belli odaklarının beklentilerine göre yorum yapıyorlar, yapacaklar.
Oysa bakın; bu anayasa kabul edildiğinden itibaren sürekli değişikliğe uğratıldı.. Şimdi yeni değişiklikler. Peki değişen ne?
Kanunlar, Avrupa birliği üyeliği sürecinde topyekün değiştirildi. Yeni kanunların maddelerinde sürekli değişikliler yapılıyor. Bu süreçte anayasa değişikliği ne getirecek ne götürecek? Ülkenin kalınmasına, refahına, zenginleşmesine, katkısı ne olacak, işsizliğe, zengin fakir uçurumu sorununa çözüm getirecek mi getirmeyecek mi konusu asıl tartışma konusu.
Yoksa sorun, çağdaş bir anayasa, çağdaş bir devlet yönetimi, sağlıklı bürokrasi değil. Zaten öyle olmuş olsa, halkın gerçek sorunları, gündemde yer alır. Ne üniversite mezunlarının iş sorunu, ne yeraltı yerüstü kaynakların yabancıların eline geçişi, AKP için önemli de değil gerekli değil.
İktidar yanlılarının, tuzu kuru kesim haline gelmesi, zenginleşmeleri, iktidar nimetlerinden yararlanma kararlılığı ister istemez, halkın gözünden bazı temel sorunları kaçırma, gizleme, örtbas etme olarak da görülüyor..
Yapılması düşünülen değişiklikler belli konularda.
Anayasa değişikliği teklifi, 26 asıl 3 geçici madde ile birlikte toplam 29 maddeden oluşurken Anayasa değişiklik teklifine 4 yeni madde ekleniyor. Anayasa'nın 51., 54., 166. ve 148. maddelerinde değişiklik öngörülüyor.
215 imzayla verilen teklifte, Anayasa'nın 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 159. ve 166. maddelerinde değişiklik öngörülüyor. Teklifle, geçici 15. madde yürürlükten kaldırılması da yer alıyor. Geçici 15. maddenin kaldırılması 1982 darbesini yapanlara yargı yolunu açacak.
Anayasa değişikliği teklifinin yürürlük maddesinde, halkoyuna gidilmesi durumunda teklifin tümüyle oylanması öngörülüyor.
Ne diyelim ki?
Paket; mecliste ve milletvekillerinde. Evirip çevirip inceleyecekler. Paket kimilerinin hoşuna gidecek kimilerini kokutacak kimileri hoş gözlerle bakacak kimileri de ürkecek..
Kimi gerçek niyetine göre yorumlayacak, kimi kuşkuyla bakacak!
GüNüN SöZü; Her ihtimale göre hazırlıklı ol. Her an her şey olabilir.