VAHŞİ EMPERYALİZMİN KARŞISINDAKİ TÜRK İSTİHBARATI!
Türkiye’de ciddi anlamda istihbarat zafiyeti var mı yok mu tartışmaları yapılmaktadır. Bunda MİT, Emniyet ve askeri istihbarat yapılanmasının ayrı birer kurumsal statüde olmalarının önemli rolü vardır.
Türk istihbaratı bir noktada siyasal iktidarın denetimine yürümekle beraber siyasi amaçla manüple edilebilmekte bu da güvenlik alanında ciddi sorunlar doğurmaktadır.
Birçok ülkede siyasi iktidar muhaliflerini etkisizleştirmek üzere istihbarat örgütlerini kullanır. Devlet ciddiyeti içinde olan ülkelerde siyasi iktidarların, istihbarat örgütleriyle oyun oynamalarına izin verilmez. Her şey millet iradesidir diyip devlet kurumlarını her gün eleştiren zihniyet, iktidarda ise güvenlik ve istihbarat zafiyeti kaçınılmazdır.
AKP; Yargıyla kavgalı, Silahlı kuvvetlerle kavgalı, ve istihbarat örgütleriyle ise uyum içinde . Bu nasıl demeyin. Asıl garabet burada zaten..
Bakın; İngiliz, Amerikan ve Türk İstihbarat Sistemleri'nin karşılaştırılması yapıldığında farklı sonuçlar çıkıyor.. Bilgi çağında diplomasi; artık istihbarat faaliyetlerinin çok yönlü kapsamlı oluşu ile yürümektedir. Antlaşmaların doğrulanmasında enformasyon teknolojilerinin kullanımı konusunda bir çok görüş var.
Dış İstihbarat yeterli donanımda değildir.
Türkiye'de MİT'in dışında Emniyet, Jandarma ve Askeri istihbarat birimleri de var. Teknik ve dış istihbarat toplanması alanında ayrı kurumlar yok. Dış istihbaratın MİT'in içindeki bir birim ve profesyonel olmayan Dışişleri bakanlığı ile yapılmaktadır.
Türkiye'de bütün istihbarat faaliyetleri tek bir kurum çatısı altında yapılmaktadır. Bütün istihbarat türlerinin analizi ve toplanmasında MİT sorumludur. Doğal olarak da bu dış istihbaratın gereklilikleriyle, gerçek ihtiyaçlar arasında büyük bir açığa neden olmaktadır.
Eğer ayrı bir dış istihbarat örgütü olsaydı, Türk dış politikasının uygulanması ve oluşturulmasında daha başarılı olunurdu. İç tehditler MİT'in birinci önceliğini güvenlik istihbaratına ağırlık vermesini gerektiriyor. Dış politikada, politik, ekonomik, teknolojik istihbarat ve değerlendirmesi yapacak birim eksikliği boşluk doğurmaktadır.
Türkiye'nin, dış, ekonomik ve askeri politikalarını belirlemek ve uygulamak için, gerekli istihbaratı sağlayacak bir istihbarat teşkilatına ihtiyacı vardır. Soğuk Savaş dönemindeki cömert istihbarat paylaşımı artık beklenemez. Türk istihbarat sisteminin, güçlü bir dış istihbarat teşkilatına ihtiyacı vardır. MİT ve diğer istihbarat kuruluşları güvenlik konusunda kendi görevlerini sürdürmeye devam edebilirler. Ancak, bunlar, dış istihbarat ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamazlar. MİT'in güvenlikle birlikte dış/stratejik istihbarat da ürettiği düşünülür. Aslında, MİT, ABD'nin FBI, Britanya'nın M5'i gibi bir iç güvenlik istihbaratı haline dönüşmüştür. Bunlar genellikle kendi ülkeler içinde operasyonlar düzenleyen kuruluşlardır.
Ulusal Çıkarlar için...
Türkiye'de dört istihbarat birimi vardır; ancak yalnızca MİT'in bir kolu dış istihbarat toplar. Hatta bu da güvenlik endişeleriyle toplanır. Türkiye'nin, yakın çevresiyle ilgilenmek, yurtdışındaki Türklerin haklarını korumak, ulusal çıkarlara karşı yükselen tehditleri erken saptamak, dünyanın her yerindeki Türk yatırımlarını ve işadamlarını korumak ve Türk dış politikasının planlanması için güçlü ve kesin istihbarat sağlamak için güçlü bir dış istihbarat ajansına ihtiyacı vardır.
Dışarıdan ve bağımsız bir denetleme ve performans gözetimi geleneği, Türk sistemi içinde başlatılmalıdır. Bu yalnızca, cumhuriyetin değil; güçlü ulusal güvenlik yapısının korunması için de gereklidir. Türk sistemi içinde yer almayan, modern istihbarat yapıları için önemli bir başka element de ayrı bir elektronik istihbarat toplama teşkilatıdır. ABD'de NSA, Britanya'da, GCHQ, Kanada'da CSE, bunların örnekleridir.
Kısaca; Türk istihbarat sistemi
- Türk diplomasisine destek
- Anlaşma ve sözleşmelerin izlenmesi
- Savunma planlamalarının yapılabilmesi
- Ekonomik istihbarat yapılması
- Türkiye'nin çıkarları aleyhindeki dış tehditlerle mücadele
- İlgili kurumların desteklenmesi
- Çevresel bilgilerin toplanması ve analizi
- Bilgi savaşı konusunda destek
konularında yeniden yapılanmalıdır. ABD’NİN YENİ KONVANSİYONEL SİLAHLARI!
ABD en son teknoloji ürünü bir silah sistemi için düğmeye bastı. Proje, dünyanın herhangi bir yerindeki hedefi bir saatten daha az sürede vurmayı hedefliyor.
ABD Başkanı Obama, yakın zamanda ABD’den dünyanın her bölgesini nokta atışı ile bir saatin altında bir zamana vurabilecek yüksek vuruş gücüne sahip yeni sınıf silahların konuşlandırıp konuşlandırılmaması üzerinde karar verecek.
Bu önemli karar; ABD’nin nükleer silahlara olan bağımlılığını ciddi ölçüde azaltacak bir teknolojiye kapıları açabilir. Konvansiyonel silahların yüksek hızla kullanılmasını hedefleyen yeni sisteme yönelik endişeler de var. Rusya; Pentagon tarafından konuşlandırılan her bir konvansiyonel silah karşılığında bir nükleer füzenin devre dışı bırakılmasını talep ediyor.
Beyaz Saray, ABD ile Rusya arasında iki hafta önce imzalanan Nükleer Silahsızlanma Anlaşması kapsamında bu talebe yönelik hükmün yer aldığını açıklıyor...
Prompt Global Strike adı verilen yeni silah sistemi, Usame Bin Ladin gibi hedefleri saklandığı mağarada vurmak gibi görevler için düşünülüyor. Kuzey Kore’nin nükleer füzelerini veya İran’ın nükleer tesislerini de vurmaya yarayacak sistemin özelliği, ABD’yi nükleer cephaneliğinden bağımsız kılabilecek olması.
Teorik olarak ise, kullanılacak yeni silahlar sahip oldukları hız ve nokta isabet özelliğiyle bir nükleer bomba kadar etkili olacak.
İlk olarak eski Başkan George Bush döneminde ortaya atılan fikir, Rusya’nın bir nükleer savaşın tetiklenebileceği itirazıyla karşılaşmıştı. Ruslar, kullanılacak yeni silahlarda nükleer mi yoksa geleneksel savaş başlıkları mı kullanıldığının anlaşılamayacağını öne sürmüş ve silahın nükleer savaşa neden olabileceğini savunmuştu.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Bush hükümetiyle bir yere varmayan projeye Obama yönetimi tarafından kucak açıldığını belirtti. Başkan Obama kısa zaman önce New York Times’a, yeni silah sisteminin nükleer silahlara olan bağımlılığını azaltacağını ifade etmişti.
Beyaz Saray, sistemin en son teknolojiyle kullanılması için Kongre’ye gelecek yıl 250 milyon dolar araştırma parası talebinde bulundu.
Kongre üyeleri, bu teknolojinin üretilmesi için gereken son maliyetin çok yüksek olacağına inandıkları gibi, sistemin çok önemli bir o kadar da kritik olduğunu savunuyor. Yeni silah sisteminin ilk olarak ABD’nin Batı (Pasifik) Kıyıları’ndaki Vanderberg Hava Kuvvetleri Üssü’ne konuşlandırılması bekleniyor.
Obama’nın planına göre, Prompt Global Strike savaş başlığı uzun menzilli bir füzeye yerleştirilecek ve hedefe yollanacak. Atmosferdeki yolculuğu esnasında birkaç defa ses hızına erişecek olan savaş başlığı, özel materyalle korunmasını gerektirecek kadar yüksek bir sıcaklığa erişecek.
Hedefe olan yolculuğu boyunca uzaya çıkmayacak olan savaş başlığı, bir balistik füzeye kıyasla çok daha yüksek bir manevra kabiliyetine sahip olacak. Bu sayede tarafsız ülkelerin hava sahalarını ihlal etmeyecek.
Pentagon sistemin erken modellerini 2014 veya 2015’te konuşlandırmayı umuyor. Ancak bazıları sistemin gerektirdiği füzelerin, alıcıların, kontrol sistemleri ve savaş başlıklarının üretilmesinin 2017, hatta 2020’yi bulabileceğini düşünüyor.
Prompt Global Strike planı ABD Stratejik Komutanlığı’nın (STRATCOM) en üst düzey askeri yetkilisi olan ve ABD’nin nükleer cephaneliğini kontrol eden General Kevin Chilton tarafından yönetiliyor.
Chilton, planladıkları projeyle Başkan Obama’ya dünyanın herhangi bir bölgesinde, vurulması 96 saat sürecek bir hedefi 3-5 saatte vurma imkanı sunduğunu, yine de bu sürenin hareket halinde olan El Kaide militanlarını vurmak için yeterli olmayacağını ve her zaman en hızlı müdahalenin nükleer silah olduğunu ifade ediyor.
Önemli olan Çin ve Rusya gibi nükleer güce sahip diğer ülkelerin radarlarında görecekleri füze ateşlemelerini bir nükleer savaş ilanı olarak görmemeleri..
Obama yönetimi, Rusya ve diğer ülkelerin Prompt Global Strike silolarını denetleyerek savaş başlıklarının geleneksel mi yoksa nükleer mi olduğu kontrol etme imkânı verebilir. Konvansiyonel olmayan silahlar uzmanı Gary Samore, “Savaş başlıklarına patlayıcı bile koymayacağımızı nasıl bilebilirler” diyerek denetimlerin işe yaramayacağını savunuyor.
ABD; kimyasal silahları azaltalım çağrısı yaparken kendisi yeni silah üretiyor. Ne diyelim ki; Evet; demokrasi havarisi ABD dünya üstündeki bütün karışıklıkların savaşların baş aktörü..
Günün Sözü: Küçük düşünen liderler devletlerini de küçültür.
AJAN ROBOTLAR!
Terörle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcını yapacak robotlar iş başında. Rusya'da üretilen yeni askeri amaçlı robotlar, bombaları bularak imha ediyor. ABD'nin savunma alanında robot teknolojisini kullanıma başlamasının ardından, Ruslar da yarıştan geri kalmamak için çalışmalarını hızlandırdı. Rusya şimdi de ajan robotlar için düğmeye bastı.
Son bir kaç yıldır pilotsuz uçaklarla keşif yapan ABD, Afganistan ve Irak'ta askeri robot kullanımını başlattı. Robotlar çok erken gelişme aşamasında olmalarına rağmen, büyük potansiyel gösteriyor. Ancak robot çalışmalarını yürüten sadece ABD değil. Dünya genelinde askeri birimler robot teknolojisi üzerinde araştırmalarını sürdürüyor.
Moskova Bauman Teknik Üniversitesi'nde bilim adamlarından oluşan ekip yakın zamanlarda ordunun bir parçası haline gelecek prototipler üzerinde çalışmalarına hızla devam ediyor. Ekibin ilk icadı bomba tespit robotu oldu. Robot, önce şüpheli paketi inceliyor, ardından yüksek basınçlı özel sıvı ile patlayıcı imha ediyor.
İlk icatlarının başarılı olması ile birlikte ekip yeni askeri casus robot üzerinde çalışmalarına başlandı. Robot üzerinde bulundurduğu kameralarla köşelerin etrafına bakabiliyor, birinci katın penceresine kadar uzatılabilen kameralar bulunduruyor. Sadece ses değil, görüntü kaydı da yapabiliyor.
Düşmana ateş edilmesi gerekiyorsa robot MRK-27 BT tipi robota yardım çağrısında bulunuyor. MRK-27 BT makineli tüfek, iki adet bomba atar ve iki roketatar ile donatılmış bir robot.
1938 yılında ilk Rus tank robotun icat edildiğini anlatan robot gelişim uzmanı Anatoly Dmitriyeviç, "Bu robotlar Rus-Fin savaşının bir parçası oldu. Sığınak içinde saklanan asker, düğmelere basarak robotu kontrol edebiliyordu." diye konuştu.
Bauman Teknik Üniversitesi ekibi Rusya'nın ABD seviyesini yakalayacağından emin. Ancak icat ettikleri robotların Rus ordusu tarafından kullanıp kullanılmayacağı konusundan emin değil. Robot tasarımcısı İlya Laverçev diyor ki; "Kesin cevap veremem, en azında şu ana kadar yaptığımız modeller olmaz. Ancak daha geliştirilmiş, değiştirilmiş ve modernize edilmiş robotların kullanılacağı konusunda umutluyum."
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nce bu yıl yedincisini düzenlenen “Uluslararası Robot Günleri”nde siyasi ve cemaat robotlarını çağrıştıran görüntüler vardı.
ODTÜ Robot Günleri’nde en yeni robot teknolojileri sergilenmişti. Çizgi izleyen, sumo ve mini sumo, serbest, merdiven çıkan, çöp toplayan, slalom yapan, çoklu mini sumo dallarının yanı sıra bu yıl ilk defa “triatlon” kategorisi de yarışmaya eklenmişti. Triatlon kategorisinde robotlardan, pistte sırayla çizgi izlemesi, labirentte yol bulması ve slalom yaparak pistin sonundaki engelleri geçmesi istenmiş.
Örneklerde görüldüğü gibi robotlar, insan davranışları örnek alınarak geliştiriliyor. Bir de bunun tam tersi var. Robot davranışları esas alınarak geliştirilen insanlar var!
Hukuk devleti deyince, sadece kendi siyasi emellerini hayata geçirmeye hizmet eden bir adalet mekanizması kurmayı anlayanlar, Anayasa değişiklikleriyle robot savcı, robot hakim geliştirmek istiyor. Öyle ki ağır bir suç işlediklerinde yargılanacakları Yüce Divan üyelerini bile kendileri seçmek istiyor.
İslâm deyince, araştırmayan, soruşturmayan, tarikat veya cemaat önderi ne derse robot gibi uygulayan insanlar sürüsüne karışmayı algılayanlar, bunun dışında görüş ileri sürenleri tekfir ediyor, yani kâfir olmakla suçluyor. Oysa İslâm’ta taklidi iman değil, tahkiki iman esastır.
Bırakın Parti genel başkanını üzmeyi, onun yolunda gidenleri üzmeyi bile Allah’ı üzmek olarak gören bu kesimin siyasi kanadı, siyasette her türlü labirentten geçip her türlü slalomu yaptıktan; papaz elbisesi giydikten hatta Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınmak gibi bir çizgiyi takip ettikten sonra, 72 milyon insanı robotlaştırmak için artık son hamlelerini yapıyor.
Gerçi ABD, aynı uygulamayı bütün insanlık için planlıyor. Türkiye’deki robotlaştırma da zaten küreselleşme dedikleri bu robotlaştırmanın bir parçası.
Robotlaştırma sadece AKP veya tarikat-cemaat gibi oluşumlarda yok. Siyasi partilerin tamamında kendilerine özgü bir robotlaştırma var. Çizgi dışına çıkana, biraz aklını çalıştırana hemen hain deniliyor ki kötü örnek olmasın!
Çözüm, insanları robotlaşmaktan kurtarmak için çalışmaktır.
Günün Sözü: Kerizler yaşadıkça uyanıklar ölmez.
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER