TÜRK DÜŞMANLIĞININ ANA KAYNAĞI!

BATI’DA TÜRK DÜŞMANLIĞI VE TÜRKİYE ENDİŞESİ!

Yazan:Prof.Dr.Nurullah AYDIN/KÖKTÜRKLER
Batı’da rüzgar tersine döndü, el üstünde tutanlar şimdi yerden yere vuruyor!AKP’yi el üstünde tutan ve politikaların demokratikleşen Türkiye’yi bölgesel süper güç haline getirdiğini savunan batı basını İran ve Gazze konusunda yaşananlar nedeniyle çark etti. 

THE NEW YOK TIMES: “Türkiye’yi nasıl hizaya getiririz” diye soruluyor.Türkiye giderek artan bir şekilde Washington’da, “Ortadoğu’da büyük güçlerin istekleriyle çatışan şeyler yapan bir ülke” olarak görülüyor.Onlarca yıldır Amerika için en uysal müttefik olan Türkiye şimdi dikene döndü. Kendi çıkarları doğrultusundaki Ortadoğu politikalarıyla Amerika’yı provoke ediyor. Türkiye’nin bu yeni politikaları Erdoğan’ı Arap dünyasından bir kahraman haline getirirken Council on Foreign Relations’tan Steven Cook’a göre Türkiye giderek artan bir şekilde Washington’da, “Ortadoğu’da büyük güçlerin istekleriyle çatışan şeyler yapan bir ülke” olarak görülüyor. Cook’a göre şimdi ABD’de, “Türkiye’yi nasıl hizaya getiririz?” sorusu sorulmaya başladı. Davutoğlu’nun vizyonu Washington ile çatışma yaratıyor. Özellikle İran konusunda...!Bir Amerikalı yetkili, “Evet hedefleri var ve bu onlara dünya arenasında önemli bir rol veriyor. Ama Amerikalılar’ın Türkler’in yaptığını kabul etmeme ihtimali var ve bu da ABD-Türkiye ilişkilerini etkiler” diyor. Pragmatik bir kişi olmasına rağmen dindar bir Müslüman olan Erdoğan, bir sokak kavgacısı fiyakasıyla krizlerde çok daha sesini çıkartan bir kişiliğe sahip. Hilal ve yıldız kitabının yazarı olan Amerikalı Türk uzmanı Stephen Kinzer’a göre “Türkler Amerika’ya soğuk savaş bitti artık daha işbirlikçi bir yaklaşım sergilemeniz gerekiyor. Biz de size yardım edebiliriz” diyor. Ancak Kinzer’a göre “Amerika bu teklifi kabul etmeye hazır değil.” Türk ve Amerikalı yetkililer aralarındaki farklılıkları önemsiz göstermeye çalışıyor. Ancak özellikle Hamas ve İsrail’in güvenliği konusundaki kaygılar aşılamaz engeller olarak görülüyor ve bazı Amerikalı yetkililer Türk devletinin gerçekleri görmediğini söylüyor. 

THE GUARDIAN: Kimse Türkiye’nin böyle davranmasını beklemezdi. Türkiye stratejik olarak ABD ile yarış halinde. Şu an Amerika’nın düşmanı değil ama “dost-düşman” arasında bir yerde duruyor. 

Arap dünyasında Türkiye’ye destek tüm zamanların zirvesinde. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı sultanına ve halifesine bağlı olan kişilerin Türk bayraklarıyla Ortadoğu’da yürümesinin ardından ilk kez Ortadoğu halkı Türk bayraklarıyla yürüyor. O zaman halife cihad ilan etmişti. Şimdi yüzünü doğuya dönen Erdoğan, İsrail’le ilişkileri feda edip İsrail’e karşı cihad ilan ederek Arap dünyasının en popüler lideri haline geldi. Erdoğan ve Davutoğlu sınrı tanımıyor. Erdoğan’ın kavgacı vaazları aklın hayalin ötesinde. ABD dünya liderliğine oynayıp Erdoğan gibi liderleri desteklemekten vazgeçmedi, ama Türkiye’nin bu şekilde davranacağını kimse beklemezdi. Türkiye için hala umut var. Belki eski çeşit Kemalizmin değişmesi gerekir ama bunu yapacak olan kişi Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Türkiye şimdi bir kez daha Müslüman dünyasında liderlik ediyor ancak bir yandan da medeniyetler çatışmasını teşvik ediyor. Stratejik olarak ABD ile yarış halinde. Şu an Amerika’nın düşmanı değil ama “dost-düşman” arasında bir yerde. 

THE WASHINGTON POST: Erdoğan konusunda artık endişelenme zamanı geldi. 6 Haziran sayısında Türkiye’nin Washingon Büyük elçisi Namık Tan’a bir makale yazdıran Washington Post gazetesi aynı günkü sayısında Türk hükümetine ve Erdoğan’a yönelik bir başyazıyla cevap vermişti. Batılı ülkelerin İsrail’in yardım gemilerine yaptığı saldırıdan endişelenmelerinin haklı olduğuna vurgu yapılan başyazıda, “Ancak batılı ülkeler aynı zamanda bir haftadır islamcı militanlara destek vererek NATO üyesi bir ülkeye yakışmayan tavırlar sergileyen Erdoğan Hükümeti hakkında da endişe etmelidir” yorumunda bulundu. Başyazıda şu görüşlere yer verildi:  

* Bir karşı sayfada Türk diplomat Namık Tan, Yardım gemisinde masum insanlara saldırıldığını bunlar arasında Nobel ödüllü ve soykırımdan kurtulan insanların da bulunduğunu dile getirdi. Ancak gemideki bu insanlara hiç dokunulmadı bile.

 

* Tüm çatışma Mavi Marmara’nın güvertesinde yaşandı. Ölenlerin hepsi İslamcı “yardım” kuruluşu IHH üyesiydi.

 

* IHH ile Erdoğan arasındaki ilişki yapılacak soruşturma kapsamında dikkate alınmalıdır.

 

*Bu vakıf 2008 yılında ABD tarafından terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ilan edilmiş olan “Union of God” koalisyonu üyesidir.

 

* Erdoğan İsrail’e karşı saldırı sonrasında çok ağır sözler sarfetmiştir. Ancak geçen yıl İran’daki muhalifler öldürüldüğünde hiç sesi bile çıkmadı.

 

*Erdoğan gitti Ahmedinecad’la bir olarak BM yaptırımlarını baltaladı. Obama yönetiminden PKK konusunda Ermeniler konusunda taleplerde bulundu. Ama şimdi İsrail’e saldırarak Amerikan çıkarlarını tehlikeye atıyor. Erdoğan’ın bu davranışının bir bedeli olmayacak mı?

 

FT: Türkiye-ABD ilişkisi kırılma noktasında. Washington ile Ankara arasındaki ilişkiler geçen hafta İsrail’in Gazze’ye yardım gemisine yönelik saldırısında dokuz kişinin ölmesi nedeniyle gerildi ama ilişkiler, asıl İran oylaması nedeniyle gerilecek. Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler İran yaptırımları oylaması nedeniyle kırılma noktasında. Amerikalı yetkililer, yaptırım taslağı konusunda Ankara’nın en fazla çekimser oy kullanmasını bekleyebileceklerini söylüyor ama bu bile Washington’un İran karşısında uluslararası bir söz birliğinin altını çizme çabasını zorlaştıracak. Türkiye ile böylesine kritik bir konuda ihtilaf yaşanması ise Obama’nın geçen yılki ifadesiyle “model bir ortaklığa” darbe vurabilir. O zamandan bu yana Amerika, Başbakan Erdoğan’ın güzergâhından rahatsız. İran’la ilişkileri güçlendiren Erdoğan, bu ülkenin Amerikan dış politikasına ilişkin bazı görüşlerini de aksettirdi. Erdoğan, Amerikan karşıtlığının Pakistan’la kıyaslanacak hale geldiği bir ülkeye liderlik ediyor. Ancak Amerika’nın eski güvenlik danışmanlarından Zbigniew Brzezinski ise genel anlamda bölgede Türkiye’nin daha aktif bir rol oynamasının, son derece yapıcı olabileceği yorumunu yaptı.

 

Mavi Marmara operasyonunun ardından Filistin sokaklarında Türk bayrakları değişmeyen bir sembol haline geldi. Mısır’ın başkenti Kahire’de, kendi hükümetlerini eleştiren Mısırlılar, “Bizim siyasetçilerimiz otururken, Türkler Gazze kuşatmasının kaldırılması gerektiğine dair daha çok şey yaptı” dedi. Suudi Arabistan’ın önde gelen yazarı ve analisti Halid el Dakhil’in, “Arap sokaklarında Türk hükümetinin popülaritesinin arttığına şüphe yok. Bu Arap hükümetlerinin güçsüzlüğü göz önünde bulundurulduğunda, doğal bir şey” ifadesini kullandı.

 

GüNüN SöZü: Öven insandan uzak dur, yanıltır.

CESUR VE AHMAK!

 

Bir milletvekili, “Cesur olmakla, ahmak olmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Cesur olmak; Don Kişot olmak anlamına gelmez” demişti. Çok doğru bir söz!.

 

Kabadayı,  cesur, ahmak her toplumda vardır. Gerçekte ise her canlı türünde böylesine davranış sergileyenler olabilir.

 

Cahil cesareti denir. Ya da kof kabadayı. Türk sinemasında kabadayı tiplemeleri yer almıştı.

 

Türkiye’de ciddi anlamda zihinler karışık,. Ülke bölünmüş durumda. Her iki tarafta kıyasıya bir diğerini hırpalıyor. Akla hayale gelmeyen yöntemlerle etkisizleştirme için entrikalar düşünüyor ve uyguluyor.

 

Sessiz çoğunluk ise ibretle ve dehşetle izliyor.

 

Herkes konuşuyor. Ama nedense devletin zirvelerinde yer alanlar bazı ikili üçlü görüşmelerini mezara kadar götürmek niyetinde! Önceki genelkurmay başkanları, başbakanlar suskun.

 

Şimdi ise Türkiye’de birbirinden gayet memnun olduklarını söyleyen iki kişi var.

Biri Başbakan...Diğeri Genelkurmay Başkanı.

 

Hiç kimsenin memnun olmadığı ise cumhurbaşkanı! İlginç değil mi?

 

Başbakan işi o kadar ileriye götürüyor ki...

Uyumluyuz...Anlaşıyoruz...Devleti ahenkle yönetiyoruz, demiyor.

Ya ne diyor? Futbol terimi ile cevap veriyor...“Paslaşıyoruz.”

 

Merak edilen paslaşmaları iyi de, gol kime atılıyor?

 

Bakın MHP’li Oktay Vural Başbakan’a teşhis koyuyor, ve diyor ki: Dunning-Kruger sendromu.Yani cahil cesareti hastalığı.

 

Aslında ifade edilmesi gereken teşhis şu olmalı: Şark kurnazı sendromu.

Yoksa koskoca generalleri nasıl yönetebilirdi?

 

Genelkurmay Başkanı bir TV kanalına yaptığı açıklamada ne demişti? “Sabrımızı taşarsa bildiklerimiz halkla paylaşmaya başlayacağız.” Sonra bu sözlerine açıklık getirmişti...

“Hukuk yoluna gideceğiz. Hakkımızı arayacağız.”

 

Oysa; hukuk yollarını aramak için sabra gerek var mı? Ya da sabrın sona ermesi için daha kaç albayın intiharı gerekiyor?

 

Aslında bu söyleşinin en önemli sözleri şunlardı:

“Biz bütün bu olayların ve yapılanların arka planını biliyoruz. Birileri gerekeni yapar diye susuyoruz.”

Daha çok beklersiniz sayın general!

O birileri bizzat işin içindekiler çünkü! bitirmek için her türlü asimetrik psikolojik savaş tekniklerini uygulayanlar pusuda bekliyor.

 

Size düşen sahib-i aslinize, yani Türk Milleti’ne dönmek ve bildikleriniz açıklamak.

Dağıtılmakta olan bir devletin ve milletin evlâdı olan devlet adamının görevi budur!

Sevenleriyle paylaşmak...

 

Tüp sıkıldı, macun çıktı.

Bu aşamadan sonra bildiklerinizi açıklamazsanız eğer, bitersiniz sayın general, biteriz hep birlikte.

 

En iyisi fıkra ile yorumlayalım.

Avcılar, Temel'in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük bir delik çıkmış. Temel:

"- Yatın, tavşan deliği" demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış. Avlayıp yola devam etmişler. Yolda bakmışlar, daha büyük bir delik...

 

Temel: " Yatın tilki deliği" demiş. Yatmışlar. Tilki çıkmış, vurmuşlar. Sonra delik büyümüş:

" Yatın ayı ini" diye bağırmış Temel... Ayıyı da avlamışlar.

Temel'in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar... Bir süre sonra kocaman bir delik çıkmış karşılarına... Temel'e bakmışlar.

Temel:" Uşaklar" demiş, "...ne çikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne çikarsa bahtumuza!"

Ertesi gün gazetelerde şu haber varmış: "Dört avcı, tren altında kaldı."

 

GüNün Sözü: Bilmekle bildiğini ifade etmek ve bildiğini uygulamak cesaret ister.

HANGİ YÜZLE HALKA GİDECEKLER!

 

AKP genel başkanı  “Hangi yüzle milletin karşısına gidecekler’ diyor.

 

Evet acaba kim hangi yüzle halkın karşına gidecek bakalım!

 

Muhalefet için bu söz geçerli mi hayır! Neden? Çünkü; ülkeyi muhalefet yönetmiyor.

Peki; Ülkeyi sekiz yıldır yöneten AKP’lilerin icraatları ne? Yaptıkları ile ülkeyi nasıl bir duruma sokmuşlar bakalım!

 

Bu ülkenin; Halka anlatacakları gerçekte kendi kendilerini inkar ettiği şeyler olacak.

- Ülkenin tüm değerlerini alt üst ettiler.

- Nasıl lekeledikleri ortada. Kendi lekelerini nasıl aklayacaklar merak ediyorum.

 

Ne diyorlar; Yılın ilk çeyreğinde yüzde 11.7 büyüyen ekonomimiz, borç batağına saplanmış

Avrupa'nın dev ülkelerine fark attı. Türkiye OECD'de şampiyon, G20'de ikinci oldu

 

İlginç olan ise; Büyüdükçe Türkiye;

- Daha çok işyeri kapanıyor.

- Daha çok çalışan insan issiz kalıyor.

- Her gün her şey zamlanıyor...

- İşçi perişan! Esnaf perişan! Köylü perişan!

- Hırsızlık, yoksulluk, sefalet, fuhuş, cinayet artıyor.

- Bunlar arttıkça Türkiye büyüyor.

- Türkiye büyüdükçe çarpıklık artıyor,.

 

Peki; Hangi Türkiye büyüyor? Dünya itibar sıralamasında kaçıncıyız?…

 

G-20 zirvesinden “Zirvenin yıldızı Türkiye” haberleri gelmişti..

Ama ilk 20’ye giren bir yerimiz yok…

Türkiye kişi başına milli gelirde; 54’üncü…

Milli gelir dağılımında; 55’inci…

Refahta; 92’nci…

 

Peki; Türkiye niye G-20 arasında, diyebilirsiniz…

Belki de ilk sıralarda yer aldığı diğer başarılarından dolayıdır:

Türkiye; yabancı sermayeye yüksek faizde 1’inci…

En pahalı benzinde 1’inci…

Cep telefonu kullanmakta 4’üncü…

Borçlanmada 5’inci…

Armut üretiminde 1’inci…

Katır sayısında 6’ncı…

 

Obama maç seyrederken bir saat bekletmesine rağmen yandaş gazeteler farklı yansıtıyordu: “Obama’ya önemli mesajlar…”yani bir de yalakalıkta birincilik…

 

Türkiye, itibar sıralamasında dünya kaçıncısı acaba!..

 

Bakın 8 yıllık AKP iktidarında kimler kazandı kimler kaybetti:

Kazananlar;

- Çokuluslu başta altın ve değerli metal madencileri,

- Bunların yerli işbirlikçileri, yandaş ve paydaşları,

- Borsa spekülatörleri,

- Kimya sanayii (siyanür, sülfürik asit),

- Otomotiv, petrol, lastik sanayii,

- Alkol, uyuşturucu ve beyaz kadın ticareti,

- Termik ve Nükleer santrallar, enerji şirketleri,

- Rehabilitasyon(!) şirketleri,

- Rüşvet ve aracı şirket organizasyonları,

- Sigorta şirketleri,

- Ormanları kesen kereste endüstrisi,

- Diğer benzer bağlaşıkları...

 

Kaybedenler;

- Başta Türkiye’nin bütün halkı,

- Hukuk ve adalet sistemi, hukuk devleti,

- Doğa, ormanlar, akarsular, yeraltı su kaynakları,

- Tarihi, kültürel, etnografik ve sosyal değerler,

- Siyasal-ekonomik bağımlılıklar, uluslararası güç kaybı, teslimiyet.

 

Şimdi böyle bir tablo ile halkın karşısına, anayasa değişiklik paketi ile çıkacaklar. Yandaş iş adamları, ahlaksız hırsız siyasetçiler, beşinci sınıf yeteneksiz bürokratlar, şarlatan  akademisyenler olabildiğince destek verecek, gazete sayfaları Tv ekranları, illizyonist gösteriye dönüşecek. Peki halk ne diyecek?

 

GüNüN SöZü: Sen gerçekleri anlat, inanılsın veya inanılmasın sorumluğunu yerine getirmiş olursun.

AB-İLE HAİNLİK DERECESİNDE İŞBİRLİĞİNDE OLAN VE KAYITSIZ TESLİMİYETİ TÜRK MİLLETİNE DAYATANLAR, ACİL ÖNERİMİZ OLARAK KURULUCAK "TÜRK HALK MAHKEMELERİNDE"EN AĞIR CEZA İLE YARGILANMALIDIRLAR!
KÖKTÜRKLER