TÜRKİYEDEGÖRSEL VE YAZILI MEDYA İLE DEVLETİN BAŞTA YARGI OLMAK ÜZERE ORGANLARINA SIZMIŞ KİŞİLER TÜRK MİLLETİNE VE ONUN ORDUSUNA DEMOKRASİ ADI ALTINDA KOMPLO KURMAKTADIRLAR!
İNGİLİZ THE TİMES YAZIYOR:TÜRK ORDUSUNA DARBE VURAN VE YÜZLERCE TÜRK SUBAYINININ TEPKİSİZCE HAPSE ATILDIKLARI BALYOZ PLANI TAHRİFATLI BİR DÜZMECEDİR!HEDEF TÜRK ORDUSUNDAKİ TÜRK MİLLİYETÇİLERİDİR!
BURADA RESMİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ KİŞİ TÜRK ORDUSUNA AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN DÜZMECE BALYOZ PLANINI TESLİM EDEN KİŞİDİR!BU KİŞİNİN SOYUNUN VE SOPUNUN,ETNİK KÖKENİNİN ACABA GÖLE YEZİDİ KÜRTLERİ+ERMENİLERDENDEN OLUP OLMADIĞI,TÜRK MİLLETİNİN ÖZÜ OLAN TÜRK ORDUSUNA NİÇİN BU DENLİ KARŞIT OLDUĞU,BU BELGELERİ KİME VE NİÇİN O KİŞİLERE TESLİM ETTİĞİ,ÖZEL YETKİLİ HAKİM VE SAVCILARLA OLAN İLİŞKİLERİ VE DEDELERİNİN DÜŞMAN İŞBİRLİKÇİSİ Mİ YOKSA KURTULUŞ SAVAŞINA KATILMIŞ OLUP OLMADIKLARI,ARMUDUN DİBİNE DÜŞÜCEĞİ İÇİN TÜRK MİLLETİNCE İYİ BİLİNMESİNİ TÜRK MİLLETİ MERAK EDEREK İSTEMEKTEDİR!
İNGİLTERE’nin prestijli gazetelerinden The Times, Balyoz Davası’ndaki bazı kanıtların tahrif edilmiş (üzerinde oynanmış) belgelerden oluştuğunu öne sürdü. Gazetenin birinci sayfasından da yayımlanan ve İstanbul muhabiri Alexander Christie-Miller’ın imzasını taşıyan haber, Times’ın “bizzat gördüğü belgeler”e dayandırılıyor. 2003 yılındaki darbe hazırlığı iddiasıyla oluşturulduğuna inanılan ve NATO’nun ikinci en büyük ordusundan generaller de dahil, 195 subayın yargılandığı davadaki kanıtların “bariz tutarsızlıklar içerdiğini”, bunun da bazı zanlıların, “komplo”ya uğradığı izlenimi verdiğini savunan gazete, örnek olarak “Darbe planlarına ilişkin 2002 aralık ayı tarihli bir belgede Türk Gençlik Birliği adlı bir derneğin adı yer alıyor. Oysa dernek 2006’da kurulmuş” diye yazdı.
Doğan, 3 yıl önce emekli
Haberde, Balyoz Planı’nın altında, darbenin elebaşı olduğu öne sürülen emekli orgeneral Çetin Doğan’ın adının “imzasız olarak” bulunduğu ve Doğan’ın, belgenin hazırlandığı iddia edilen tarihten üç yıl önce emekli olduğuna dikkat çekiliyor. Yine plan belgelerinin yeraldığı CD’nin de, hazırlandığı tarihte varolmayan hastanelere, kurumlara ve bir NATO üssüne gönderme yapması, gazete tarafından, ortada bir “komplo” olabileceğine ilişkin kanıt olarak gösteriliyor. Ayrıca belgelerin hazırlandığı dönemde, bu hazırlıkların içerisinde yeralan bir başka generalin, İngiltere’de savunma akademisinde görevli olduğunun kanıtlanması; bir başka zanlının, bir CD üzerindeki elyazısının mekanik olarak taklit edilmiş olabileceğine ilişkin bilirkişi raporu alması da, Balyoz davası için yapılan tahrifatın örnekleri olarak sıralanıyor.
Zaman makinesi ya da uydurma
The Times’in haberinde görüşlerine yer verilen Johns Hopkins Üniversitesi’nden Gareth Jenkins, “Ya bu belgeleri yazanların bir zaman makinesi vardı ya da bunlar uydurma” diye konuştu. Jenkins şu görüşlerini dile getirdi: “Amacın, kısmen rakip bir iktidar merkezi olarak görüldüğü için orduyu kurumsal olarak itibarsızlaştırma ve kısmen de geçmişte İslamcılara eziyet ettiği için kendisinden intikam almak olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunduğunu düşünmüyorum.” Haberde ayrıca, Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, Zaman gazetesi yazarı Şahin Alpay gibi isimlerin de konuyla ilgili yorumları yeraldı.
Koşaner’in vedasındaki eleştiri
Gazete, her şeye rağmen davanın çok sayıda savunucusu olmasını, iki nedene bağlıyor. Bunlardan birincisi, Türk Ordusu’nun bugüne dek tam dört kez darbe yapmış olması; ikincisi de, kendi kendisini, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu “seküler siyasi sistemin doğal koruyucusu olarak ilân edip, bu vesileyle kendi halkına merhametsizce davranması” olarak gösterilmiş. Ayrıca geçen ay ordunun komuta kademesinde yaşanan istifaları hükümetle ordu arasındaki güç mücadelesinin de sonu anlamına geldiğine ilişkin bir işaret olarak yorumlayan Times, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner’in veda mesajındaki, “tutuklamaların evrensel hukuk, adalet ve vicdan kurallarıyla bağdaşmadığı” yönündeki eleştirisini de aktarıyor.
MEHMET BARANSU CAHİL Mİ?
Taraf’ın gündeme getirdiği “Balyoz Darbe Planı” iddiaları tartışılmaya devam ediyor. İddiaların merkezindeki E. Org. Çetin Doğan, sürekli olarak çağrı da bulunsa da, Taraf’tan kimse Doğan’ın karşısına çıkmıyor.
Milliyet yazarı Melih Aşık, bakın bu konuyu Taraf Muhabiri Mehmet Baransu’ya hangi soruları yönelterek işledi:
“Taraf gazetesinin ağır suçlamalarına maruz kalan E. Org. Çetin Doğan, önceki gün bu gazetenin mensuplarını ekranda yüzleşmeye davet etmişti. Ancak davet karşılık görmedi. Çetin Doğan dün yaptığı açıklamada “İddiaların sahipleri karşıma çıkmaktan kaçınmışlardır” dedi. Taraf’ın üç mensubu Yasemin Çongar, Mehmet Baransu ve Yıldıray Oğur önceki gece CNN’e çıktılar. Al gülüm ver gülüm şeklinde geçen programda birtakım CD’ler ve metinler ortaya çıkardılar. Mehmet Baransu’nun şu sözleri dikkatimizi çekti: “Bu belgeleri getiren kişide bunların orijinal DVD’leri vardı. DVD’lere ekleme yapmak mümkün değil. Çünkü bu eklemeler elektronik olarak saptanabilir. Süha Tanyeli’nin el yazısı ile yazılmış not defterini gördüm...” “...Çetin Doğan bu ses kayıtlarının arasına ekleme yapıldığını söylemişti. Bu ses kayıtları CD halinde değil, tam 9 tane teyp kaseti. Bunlara ekleme yapılamaz.” Belgeleri getiren kişidekilerin orijinal olduğunu Baransu bir bakışta nasıl anlamış? DVD’lere ekleme yapılmadığını kim söylemiş? O yazının Süha Tanyeli’nin el yazısı olduğunu anında nasıl keşfetmiş? Teyp kasetlerine ekleme yapılmadığını kimden duymuş? Bu tür tespitleri en cahil adamdan duyamazsınız... Hepsi bir yana...Ellerinde bu kadar kesin ve zengin belgeler varken.. Neden bu arkadaşlar suçlamayı pek iyi bildikleri Çetin Doğan’ın karşısına çıkıp onu ekranda mat etmiyorlar? Neden iddialarını ekranda milyonların gözü önünde ispat etmiyorlar? Haklı olan bu görevden kaçar mı?”
Harvard’dan bir ses geldi
PINAR DOĞAN: Balyoz Davası’nın bir numaralı sanığı Çetin Doğan’ın kızı... Harvard Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencilerine mikro ekonomi ve oyun teorisi dersleri veriyor. ? DANI RODRIK: Pınar Doğan’ın eşi. Çetin Doğan’ın damadı... Harvard Üniversitesi’nde profesör. Dünyanın başta gelen iktisatçılarından kabul ediliyor. Ve şimdi de bu iki ismin dünya görüşlerine bakalım: Her ikisi de liberal. Her ikisi de askerin siyasete karışmasına itiraz ediyor. Her ikisi de Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesini istiyor. Her ikisi de Hasan Cemal, Şahin Alpay gibi liberallerle dost. Her ikisi de Ergenekon’u fırsat olarak görmüş. Her ikisi de Ordu’da AK Parti alerjisi olmasını kabul edilemez buluyor. Her ikisi de laik grupların geçmişte hukuksuzluk yaptıklarını söylüyor. Her ikisi de Tayyip Erdoğan’ın şiir okudu diye yargılanmasına karşı. Her ikisi de AK Parti hakkında açılan kapatma davasını onaylamıyor. ¡ ¡ ¡ Ve derken bir gün “Balyoz” skandalı patlıyor. Belgeler manşetlerde: “Asker AK Parti hükümetine darbe yapacaktı, Orgeneral Çetin Doğan da işin elebaşı.” Yani Dani ile Pınar’ın babaları Orgeneral Çetin Doğan, “darbe planlamak” iddiasının bir numaralı sanığı... Pınar Doğan ve Dani Rodrik, hemen harekete geçiyor. “Balyoz İddianamesi”ni kılı kırk yararak incelemeye başlıyorlar. İnceledikleri kanıt ve belgelerde tutarsızlıklar, sonradan eklemeler, sahtecilikler saptıyorlar. Ve sonunda hükümlerini veriyorlar: Sahteci bir çete, bu iddianameye türlü eklemeler yapmış. Bu dava baştan sakat... ¡ ¡ ¡ Yaptıkları ilk iş, medyadaki liberal yazarlarla irtibata geçmek oluyor. Hasan Cemal, Yasemin Çongar, Alper Görmüş, Eyüp Can, Ali Bayramoğlu, Şahin Alpay, Etyen Mahcupyan gibi isimler “Balyoz Davası” ile ilgili yazılar yazdığında, ekte belgeler sunarak “Bu konudaki bulgularımızı sizinle paylaşmak istiyoruz” diyen e-mail’ler gönderiyorlar. Yanıt? Kocaman bir sessizlik... Bir dakika! Hakkını yemeyelim: Bir tek Şahin Alpay dönüyor. O da cevabında “Türkiye hiçbir zaman bu kadar demokratik olmadı” temasını işliyor. Pınar Doğan ve Dani Rodrik şaşırıyorlar. Hem de çok şaşırıyorlar. Ama yılmıyorlar. Yeniden temasa geçiyorlar, yine sessizlik... Yeniden temasa geçiyorlar, yine sessizlik. ¡ ¡ ¡ Ve bu amansız deneyimin ardından Rodrik ve Doğan çifti, şimdi şöyle şeyler söylüyorlar: ? KAN DAVASI: Aylardır binlerce sayfa belge okuyup, hata ve sahtecilik bulgularını somut olarak ortaya koyduk. Bu bir kan davasıdır. Kurumların kan davası. ? ADALET YOK: ‘Asker eskiden darbe yaptığına göre mutlaka bu darbe planını da yapmıştır’ yaklaşımı, bir adalet mantığı değildir. Bu bir intikam ve kan davası mantığıdır. ? ÖNEMSİZ Mİ? Sanıkların hukukunun ve hakkının hiç mi önemi yok? İddianamedeki usulsüzlükler, evrak sahteciliği... Bunların hiç mi önemi yok? ? CEMAL’İN SESSİZLİĞİ: Hasan Cemal’i yakından tanırdık ama onun böyle bir konuda sessiz kalacağını düşünemezdik. Ya da en azından ortaya koyduğumuz bulguya dair bir yanıt vereceğini tahmin ederdik. ? ALPAY’IN YANITI: Şahin Alpay’a ‘bize telefonda 20 dakika ver, sana durumun böyle olmadığını olgular üzerinden izah etmeye çalışalım’ dedik. Geri dönmedi. ? BİLMEK İSTEMEMEK: Gerçekten haberciliklerini yıllar içinde kanıtlamış, kıymetli birçok gazeteci, hiçbir şekilde bu davanın detaylarına girmek istemedi. Hatta bir tanesi ‘Bilmek istemiyoruz’ dedi. ? YÜZLEŞEMEMEK: Hepsinin belirli bir duruşları, pozisyonları var. Maalesef bu pozisyonlarını sarsacak olgu ve bulgularla yüzleşmek istemiyorlar. ? LİBERALLİK BU MU? İnandıkları dava uğruna, her türlü haksızlığı mubah görüyorlar. Karşılaştıkları gerçekleri susarak ört bas ediyorlar. Bulgulara saygıyla yaklaşmıyorlar. Hatta küçümsüyorlar. Şüpheciliklerini yitirmişler. Yani hiçbir şekilde liberallikle bağdaşmayan bir tutum içindeler. ? YETER Kİ: Anlayışları şöyle: Askeri vesayeti ortadan kaldıralım da bu nasıl olursa olsun, arada sahtekârlıklar da olsa, hukuk çiğnense de, şu askeri vesayet gitsin yeter. ? ANLAYAMIYORUZ: Biz de demokratik çeşitlilik gösteren, ordunun siyasete karışmadığı, hukuksuzluğun olmadığı, adil bir hukuk devleti istiyoruz. Amaçlarımızda hemfikiriz. Ama nasıl oluyor da böyle sahteci bir çeteyi örtbas etmeye çalışıyorlar? Bunu anlayamıyoruz. ¡ ¡ ¡ Balyoz Davası’na hâkim değilim. İddianameyi bir dedektif titizliğiyle incelemedim. Dani Rodik ve Pınar Doğan’ın ortaya koyduğu bulguların, ne derece “sağlam” olduğunu ya da davayı ne derece sakatladığını bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Eğer birileri “Gelin size tahrifatı, sahteciliği, eklemeleri gösterelim, kanıtlayalım” diye meydan okuyorsa, bu meydan okumanın muhataplarının, durumu sessizce geçiştirmeyi tercih etmelerinden daha tuhaf bir şey olamaz. Racon şudur: “Balyoz Davası” hakkında ahkâm kesenler, Dani Rodrik ve Pınar Doğan’ın ortaya koydukları bulgular ile esaslı bir hesaplaşmaya gitmezlerse ahkâm kesme haklarını yitirmiş olurlar. Yani sloganımız şu: Ya hesaplaş ya da sus. (NOT: Dani Rodrik ve Pınar Doğan’ın görüşlerini T-24 adlı internet sitesinde Selin Ongun’a verdikleri röportajdan ve her iki ismin kaleme aldığı, bugünlerde piyasaya çıkan “Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler: Balyoz” adlı kitaptan alınmıştır.)
|
|