MAHKEME YETKİSİNİ AŞMIŞ KARAR, KAYGI VERİCİYMİŞ!!!!
Kim diyor bunu ?Meclis başkanı Sn.K.T.
T., türban düzenlemesini iptal eden Anayasa Mahkemesinin kararı sonrası hem nalına hem mıhına bir yaklaşım sergilemeyi tercih etti. Bir yandan Anayasa Mahkemesini yetkisi aşmakla suçlayan Toptan, bir yandan da uygulama şansı bulunmayan senatonun tartışılmasını öneriyor.. Ortamı daha da belirsiz hale getirecek senato önerisinde fayda görüyor.
T. diyor ki; -demokrasiyi hep birlikte korumalıyız-. Doğru, koruyalım ama nasıl neye göre? Hukuka göre mi yoksa keyfiliğe göre mi?
Demokrasi açıklık ve hukuk devleti ile var olan rejimdir. Hırsızın katilin sahtekarın hesap verdiği bir sistemin adıdır. Onursuz haysiyetsiz kişilerin istifa denilen onurlu davranışı sergileme rejimidir.
Siz kaç kişi hatırlarsınız onurla istifa edebilen?. Batılı demokrasilerde yüzlerce örneği var. Batı demokrasisinde; siz hiç yüz kızartıcı suçlarla dolu dosyalarıyla milletvekili seçilen kişi duydunuz mu? Yine siz hiç katilin milletvekili olduğunu duydunuz mu? Ya terörist kişiyi cezaevinden alıp da mecliste oturtup maaş veren meclis işittiniz mi?
Kürsü dokunulmazlığı dışında yüz kızartıcı suçları kapsama alanına alan dokunulmazlık denilen çağdışı, hukuk dışı anlayışın hakim olduğu bir demokratik sistem var mı dünyada acaba!
Neymiş -Anayasa Mahkemesi, yetkisini aşmış….Bu demokrasi için kaygı vericiymiş- Peki meclis yetkisini aştığında kaygı verici durum yok mu yani!
Başka ne diyor; -Erkler arasında zaman zaman belirgin hale gelen bu sorunlar, ülkemizin sürdürmekte olduğu demokratik gelişme sürecine de zarar vermektedir. Erkler, birbirlerinin görev alanlarına girmemelidir.- Yok ya! Peki meclis istediği kanunu çıkarıp Türkiyeyi ırgatlaştırırken, elde avuçta ne var ne yoksa satıp, yabancılara peşkeş çekiyorsa, bu yetki aşımı değil mi? 80 yıllık ekonomik kazanımları yok pahasına devrediliyorsa, müstemleke yönetimi gibi Avrupa Birliğinin istediği her kanunu çıkarıyorsa bu yetki aşımı değil de nedir?.
Başka ne diyor; -Erkler, anayasadan doğan haklarını kullanırken kendilerini başka bir erk yerine koyamaz ve olmayan yetkiyi kullanamaz, başka erkin yetkisini elinden alamaz, o alana müdahale edemez. Bu amaçla norm ihdas edemez- Peki meclis istediği normu koyma yetkisini neye göre kullanacak? İstediği gibi norm koyacak, istediği gibi dokunulmazlıkları erteleyecek, yargının denetim yetkisini eleştirecek, kanun hakimiyetini hukukun üstünlüğünü bir tarafa bırakacak ve ben milletin temsilcisiyim diyecek. Bu anlayış ilkel devlet anlayışıdır.
Meclis başkanı konuşuyor! -Mahkeme yetkisini aştı, karar kaygı verici.- Yapma ya 1 Belki bugün meclis başkanı koltuğunda oturabilirsin. Konumun itibariyle açıklamaların kamuoyuna yansıyor. Ama geçmişinde neler var hafızalarda duruyor. Milli eğitim bakanlığın döneminde öğretmenlerin ev sahibi olma umudu için oluşan vakfın kaynaklarını nasıl kullandın acaba! Hatta Demirel bile -verdimse ben verdim- diye arka çıkmıştı. Şu anda danışmanın olan şahsın eşi de yönetimde olarak paraların iç edilmesinde rol almamış mıydı? DYP genel başkanlığı adaylığın için Antalya toplantının milyarlarca liralık parasını kimlerden almıştın? O dönem Hürriyet gazetesinde manşetten verilen haber üzerine açıklama yapamamış, kenara çekilmiş, insanların yüzüne bakamaz hale gelmiştin.
DYPden Bartın da adayı olmana rağmen kendi ilinde bile kazanamayan sen sonradan AKP ye kapağı atıp ta milletvekili hülyanı gerçekleştikten sonra bir de üstüne üstlük meclis başkanı oldun. Olabilirsin kimler olmadı ki! Mustafa Kalemli de olmuştu. Usulsüzlükten yargılanmıştı. 1960 yılında da meclis başkanı yargılanmıştı
Meclis devlet organlarından birdir. Ve Anayasaya devletin temel felsefesine göre işlemesi, hareket etmesi gerekir. Ben istediğimi yaparım tek güç benim anlayışı ile devlet yönetilir mi?
Dünyanın neresinde böylesine bir mantık var?
Tabi sorun halkın bilinç düzeyinin düşüklüğüdür, maalesef. Okuma özürlüsü olan bir toplumun hafızası da sorgulayıcı yönü de zayıftır.
Halkımız seçimlerde tercihlerini, bilinç dışı yaptığının acı örneklerini, iş işten geçtikten sonra görüyor. Ama neye yarar. Beşinci sınıf insanları seçme lüksünden kurtulmadıkça daha çok çekeceği var. Yazık hem de çok yazık. Bu güzel insanlarımız ve muhteşem ülkemiz bunlara layık değil. Ama karamsarlığa da gerek yok. Her karanlık aydınlığın müjdecisidir.
Türkiyede şanlı uyanışın atılan temelleri insanımıza yansımaya başlamıştır. Heyecanın, arzunun, isteğin, bilinçli yolcuları, ufukta görülmeye başlamıştır.
Günün Sözü: Hayır demesini bilmeyen insanın kişiliği henüz gelişmemiş demektir.
KÖKTÜRKLER
Nurullah AYDIN