İKİ SAVCI İKİ MAHKEME !

İKİ SAVCI,İKİ MAHKEME !  
                                      
                              
Ampulleri kapatma davasını açan savcı da, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı da, ya övülüyor ya da suçlanıyorlar. Kapatma davasının açılmasına karar veren mahkeme de, Ergenekon soruşturması nedeniyle tutuklamaya karar veren mahkeme de bazı kesimlerce hem övülüyor ,hem de bazı diğer kesimlerce suçlanıyorlar.HERKES BAŞIMIZA HUKUKCU KESİLDİ.AĞZI OLAN HERKES KONUŞARAK HUKUKA VE YARGIYA DİL UZATARAK SUÇ İŞLİYOR!
 
Siz hiç böyle bir garabeti hiç duydunuz mu? Ben bir eski kanun adamı olarak ne duydum ne işittim ,ne de bir yerde okudum. Yazarlar, gazeteciler, siyasiler, Mankenler,Komisyoncular,AB ciler,Onlar,Bunlar,Şunlar,iş adamları vs.senfoni orkestrası gibi hep birlikte ya ahkam kesiyor ya övgü ya da eleştiri yapıyorlar!!!!!!!!!!
Türkiyede herkes hukukçu herkes uzman kesildi Milletimizin başına.
Cuma, haftanın hayırlı günüdür. Ama müdahalelerle bazıları için belalı bir gün haline geldi:12 Mart muhtırası bir cuma günü verilmişti. 12 Eylül darbesi yine bir cuma geldi.
Önceki cuma günü ise Yargıtay Başsavcısı laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle APartiye kapatma davası açtı.
Geçen cuma da Ergenekon savcısı, demokrasi karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle sorguladığı örgüt için gözaltı harekâtına girişti.

Son iki cuma hamlesinin birbirinden bağımsız olduğuna insanları inandırmak zordur artık...!
Her adım, bir öncekinin rövanşı, her hamle diğerinin intikamı gibi algılanıyor.
Uzun süredir derinden süren iktidar hesaplaşması da artık su yüzüne çıktı.
Büyük kapışmada kılıçlar çekildi. Ve ne yazık ki ilk kurban, hukuk oldu.
İki önemli davanın iki savcısı, şimdi çatışan tarafların hukuksal temsilcileri gibi gösteriliyorlar.

Hem Baskınlar, hem de gözaltına alınan isimler dolayısıyla, hem alınış biçimleri itibarıyla tam bir darbe havası yarattı.
Biliyorsunuz uyuşturucu müptelaları bazen bilinçle, bazen zevk saikiyle ayarı kaçırıp dozu şaşırırlar; âlemde buna altın vuruş denir; ki dönüşü yoktur.
83 yaşındaki bir başyazarın, bir rektörün, bir parti liderinin sabaha karşı evinden derdest edilip sorguya götürülmesi, tam bir altın vuruştur.
Ampullü Parti, ister iktidarda kalıp direnmeye, isterse de  vuruşarak çekilmeye karar vermiş olsun;Türk Milletinde ve Ülkede yarattıkları  manzaradan ürkmelidir. Çünkü bu gerginlik, dava açanları ya da içeri alınanları değil, nihai sonuçta kendilerini vurur.

Ergenekonla ilgili programlar yapılıyor, kitaplar yazılıyor, belgeler yayımlanıyor.
Türk milleti için VAR OLMAK VE YARADILIŞ İLE YAŞAM ANLAMINA GELEN BU BÜYÜK VE ULU KUTLU KELİME yani büyük anlam ifade eden Ergenekon ne yazık ki naylon şer şekilde illegal olduğu iddia edilen bir yapılanmanın adı haline getirildi.
Türkler için yani 200 MİLYONLUK TÜRK DÜNYASI İÇİN BU KUTLU DESTANIN Mitolojik anlamı tersyüz edildi.Köktürkler yazarlarından Serhat Kunarın geçen haftaki yazısında dediği gibi NEDEN BU TİP İLLEGAL YAPILANMALARA ARAP İSMİ VERİLMİYOR. ÖRNEĞİN EBU KUDEYBE,EMEVİ,ABBASİ,EL ARABİ KURTULUŞ DESTANI İLE MESTANI,LAWRANCE,İBNİ SAHİB EBU MEBU FIŞFIŞ BEDEVİ CAHİLİ DESTANI  EL MİBNİ,ARABİ FAYSAL,MİSVAK,KEFİYE,VS.GİBİ.......!!!!!!!!!
Bu planlı karanlık ilişkiler ağının açığa çıkmasını, sorumluların yakalanıp yargılanmasını istiyoruz.
Ama bugün yapılmaya çalışılanın, derin devleti temizlemek değil, bu bahaneyle Türk Milliyetçilerini ve Atatürkçüler ile tüm muhalifleri tasfiye etmek ve kendi devletini yaratmak olduğunu da görüyoruz.
 
Kimse inanmasın ki ,bütün bu mücadeleler, sanıldığı gibi demokrasi güçleri ile otokrasi güçleri arasında filan değildir. Kavga, birbirine zıt iki gücün devlete hâkim olma kavgasıdır...!Birbirlerini batırmaya çalışanların, itişirken ve kakışırken  tüm gemiyi batırabilecekleri derin bir dalaş bu...!

İtiraf edeyim ki endişe ediyorum artık...!Puslu havada bulanık sulara doğru sürükleniyor Türkiye...!Arayanların arayıp bulamayacağı kadar elverişli bir provokasyon ortamı oluştu artık.
Daha da kötüsü; itidal ve sağduyuyu devreye sokacak, şişeden çıkan cinleri bastıracak, hukuku tartışmanın dışına taşıyacak, aklıselim sahibi bir otorite de görünmüyor ortalıkta...!
Dileriz birileri, ortamı yatıştırmak yerine yangına körükle giden hükmetin başındaki RTE ye, onun göremediği sonucu söylüyordur.
Hükümet tansiyonu düşürmezse, tansiyon hükümeti düşürecek. Ama düşerken, Türkiyeyi de krize sürükleyecek.
Anayasa Mahkemesinin; davayı, oybirliği ile kabulü her şeyin sonu değil, yargı süreci işleyecek. Ancak bu süreç de dikkatli olmak gerekir. Cumhurbaşkanı Gül ün de dava kapsamında kabul edilmesi en önemli durum bana göre.
 
Adalet mülkün temelidir. Ama bugün adalet tartışılıyor, sarsılıyor. Kamu görevleri içinde,   cumhuriyet sözcüğünü taşıyan savcılar Türk Milletinin tasvip etmediği haksız saldırılarla suçlanıyor ve karalanıyorlar. Karar veren hakimler suçlanıyor.TÜRK MİLLETİ CUMHURİYETİN HAKİM VE SAVCILARINA GÜVENİ TAMDIR VE HERZAMAN YANINDADIR!
 
Bu gidiş iyi bir gidiş değil, hayra da alamet değil. Herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir.Yoksa iş işten geçmiş olur!
 
Günün Sözü: Savunma durumunda kalma, yapacağın bir şey için fırsatın olmayabilir.
 
Prof.Dr.Nurullah AYDIN
KÖKTÜRKLER