EY TÜRK KULAK VER ARTIK!

 

BUNLAR MI TÜRKİYEYİ DÜŞÜNENLER NAYLONLAR!                                                                   

 

Ülkede; açılım furyası devam ediyor. Şehit cenazeleri nedeniyle muhalefeti suçlayanlar, teröristlerin 150 bin dolarlık jiplerle törenlerle ülkeye gelişindeki ve karşılanışındaki görüntü konusunda suskun kaldılar! Ne diyelim ki! Türk Milleti, oy verdiklerini ibretle seyrediyor.Bir yandan Trakya’da eyalet haritası, bir yandan ABD’nin yeni Ermenistan’ın doğu bölgesini de içine alan haritası, bir yandan güneydoğu’da yeni eyalet haritaları. Ne oluyor?

 

Neler olacak, nereye gidiliyor sorusu açık değil mi?İnsan farklı etnik kimlikten olabilir. Farklı ideoloji, din ve siyasi görüşte de olabilir. Yaşadığı topluma, devlete, kültüre bakışı da farklı olabilir. Ancak farklı olmaması gereken bir şey var ki o da toplumda ayrışmayı teşvik edecek, husumeti artıracak harekette bulunmamak.Bakın kimler neler demişler neler? Hatırlatmakta yarar var.

'Amerika'nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir.

Bunu başarmamız lazım.'

RTE

*

'Sen ne mutlu Türküm dersen, o da ne mutlu Kürdüm der.

Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir.'

RTE

*

'Cumhuriyetin ilanı İstanbul'un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür'

Kadir Topbaş

*

'Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir'

Leyla Zana

*

'Vatan sevgisi nedir ki?

Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin'

Çetin Altan

*

'Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor.

APO Türklere Allahın bir lütfüdür.

İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir'

Ahmet Altan

*

'Atatürk öldüğünden beri hala zenginlik ve özgürlük üretemiyorsak, sebebi Kemalizm'dir'

Ahmet Altan

*

'Memleketi bir çift kadın memesine satarım'

Ahmet Altan

*

'Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir'

M.Ali Birand

*

'Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim.

Türkiye'de 1 milyon Ermeniyle 30 bin Kürt katledildi'

Orhan Pamuk

*

'Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sırtımızı Amerika'ya dönmeliyiz'

Fethullah Gülen

*

'Boğazlar milletler arası bir komisyona devredilmelidir'

Rahmi Koç

 

Evet siz dünyanın hangi ülkesinde, kendi insanı, bu derece, kendi devletine, ordusuna, halkına tarihi geçmişine ters bakar? Bir düşünün bakalım!

Her ülke yöneticisi, kendi ülkesinin birlik ve beraberliğini, kalkınmasını, ekonomik yönden güçlenmesi için kafa yorarken, Türkiye’yi yönetenlerin uğraştığı ilgilendikleri, çaba gösterdikleri konuya bakın! Bakında ibretle yorumlayın olmaz mı?

Siyasetteki sözleri yazmama gerek var mı ki? Ciltler yetmez. Her gün yeni bir durum var ve yeni üretilen tanımlamalarla halk uyutulmaya devam ediyor.

Eeee.. uyumaya da uyutulmaya da dünden razı olan bir toplumda ne yapılabilir ki başka!

Günün Sözü: Söylediğin söze dikkat et, öldükten sonra da seninledir.

Psikolojik Savaş ve Kontrollü Gerilim Stratejisi

 

Toplum söyleniyor ama söylemiyor.

Aydınlar yorumluyor ama açıklamıyor

Siyasetçiler konuşuyor ama yapmıyor

 

Her değere karşı psikolojik savaşla cevap veren partiler,  gruplar ve örgütler  var..

ABD’nin Obama ile yumuşatılmış Bush doktrini yani Büyük Ortadoğu projesi devam ediyor.

Ampullerin Partisi-PKK anlaşması da bu sürecin devamı. Bakmayın siz, AG ve RTE’nin gösterilere yönelik tepki göstermelerine.. Ne yani! PKK’lılar gösteri yapmasın mı? Tabi yapacaklar. Ampullere tüm şartlarını kabul ettirmişler. Kendileri için tabi ki zafer!Bu nasıl demokrasi ki suçlu kişiler siyasi irade ile serbest bırakılıyor? Ama diğer yandan terörle mücadele etmekle hayatı geçenler ise terör örgütü üyesi suçlamasına maruz bırakılıyor. Bu nasıl demokrasi ki hukukun değil belli güçlerin sözü geçerli. Bakın; Psikolojik savaş yöntemlerinden bir tanesi kontrollü gerilim stratejisidir. Egemenlik duygusu evrensel bir duygudur. Güç odakları bu duygunun etkisi ile ellerindeki kontrolü kaybetmemek için gerilimi artırırlar ve gerilimden çıkar sağlarlar. Potansiyel tehlike olarak algıladıkları tehlikeyi kendi savaş kurallarına çekmeye çalışırlar. Kendi savaş kuralları demokrasi kılıfıdır. Demokrasi ile beslenirler, demokarsiden yararlanırlar. Kontrollü gerilim, güçlü tarafın egemenliğini elinde tutmak için geliştirdiği bir yöntemdir, kısa vadede sonuç verir. Uzun vadede silah geri teper. Uluslararası güç odakları, özellikle silah endüstrisinin kontrollü gerilim stratejisini her zaman kullanmıştır. ABD’nin ülkeler işgal edip, yakıp yıkması, insanları katletmesi, ülkelerin kaynaklarına  el koyması; demokrasi, insan hakları ve özgürlükler adına değil mi?

Derin devlet diye diye Türkiye; dinci çeteleşmiş derin odakların egemenliğine geçmiştir.

Kontrollü gerilim stratejisinde suçlanan taraf kendi savaşını kendi belirlemelidir. Demokratik şiddet, demokratik argümanlarla karşılık vermek saldırgan tarafın orman alanına girmektir. Açık duruş gösteren taraf psikolojik savaşta uzun vadede kazanan taraf olur. Dolayısıyla olan bitenleri yorumlarken, bu gündeme sokulan olayla birlikte ulaşılmak istenen psikolojik savaş hedefinin ne olduğunu da analiz etmek gerekir.Psikolojik savaşın saldırı ve savunma silahı; propaganda, eğitim ve provokasyondur. Cephanesi ise; söz, yazı, resim, broşür ve e–posta şeklindeki bilgidir. Bu savaş tarzının amacı, insanları ikna etmek ve onları değiştirmektir. Yöntemi de beyin yıkamadır. Yani hedef insan beynidir, insan beynine hükmetmektir.Yaşanmakta olan olaylarda açıkça görülmektedir ki, belli kesimlerin etkisinin kırılması nihayet toplumun devletine güveninin sarsılmasını hedef göstermeyi amaçlamıştır. Bu da bu tür olayların, ortak bir psikolojik savaş argümanına sahip oldukları anlamına gelmektedir.Çinli General Sun–tzu, 2500 yıl önce yazdığı ve. Türk devletlerin parçalanması sürecinde kullanılan PS yöntemi, bugün için de geçerliliğini sürdürmektedir. Sun–tzu’nun bazı önerilerine bakmak yararlı olacaktır:

Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz.

Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.

Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız.

Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.

Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz.

Bu öneriler, Türkiye’nin hasımları tarafından başarılı bir şekilde sürdürülmektedir.

Peki! Bizler yani Türk milletinin değerlerinin, varlığının, bekasının emanetçisi aydınlar, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, bürokratlar susup oturacağız mı? Olan bitenler karşısında sadece konuşup duracağız mı? Elbette ki hayır.Unutulmasın ki; bugün ülke ciddi tehdit ve tehlike altında diyenler, yaşanmakta olanlar karşısında duyarsızlıklar sisinin toplumda da dağılmakta olduğunu görmeye başlamışlardır. İşbirlikçi kimliklerin deşifresi açıkça ortaya çıkmaktadır. İşbirlikçiler ve vatanseverler! Evet siyasette yeni ayrım, buna gidiyor.Yarın bügünden daha hızlı gelişmelere gebe. Bazıları;  ne oluyor, neden diye şaşırsa bile!

 Günün Sözü: Oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya konur.

Halkın bilinci köreltiliyor!

 

İnanın geçmişte ve şimdi söylenenlere ve yapılanlara baktıkça, insanın içi kararıyor. Bu kadar çelişkili anlayışa sahip, insan zihnini allak bullak eden yöneticiler olur mu diyorum..Batılı ülke yöneticilerine bakıyorum.. Bu kadar çelişkili açıklama ve uygulamaları yok. Olsa zaten orda durmaz, duramaz. Duyarlı aydın, düşünen-yazan akademisyen, kamuoyunu aydınlatma sorumluluğunda olan gazeteci, bilinçli halk tepkisini koyar.

Ama maalesef Türkiye’de yok yok… Olanlar da zaten ne gazetelerde ne TV’lerde yer bulamıyor.Bakın; RTE’nin en yakını, sırdaşı, ilaçlarını bile takip eden kişi kim? Diyarbakır milletvekili İhsan Aslan. Ne diyor: PKK bu ülkenin gerçeği, Öcalan muhatap alınsın diyor. Peki, ortak paydası ve görüşü olmayan insanlar böylesine yakın dost olabilir mi? Bu ikili çok önceleri Ankara'da ortak bir büro kullandı.Öfke de bir hitabet sanatıdır diyen RTE konu DTP belediye başkanları, DTP'liler, PKK'lılar, AB-D ajanları olunca neden bu kadar hoşgörülüdür?

Çıkardıkları bütün demokratik açılımlar, neden bu avanenin işine yarıyor?

Türk Devleti'nin bütün değerleri niçin tartışılıyor?

ABD Trabzon'da bir yer isterken, geçmişte Trabzon üzerinde oynanan oyunları da düşünürsek, çay ve fındık üzerinde oynanan oyun nedir? Dünya fındık üretiminin %80'ini Türk üreticisi üretirken İtalya ve Yunanistan lehine Türk çiftçisine getirilen sınırlama size ne anlatıyor?Maden yasası, mayın yasası, GDO yasası kimin işine yarıyor?

Bunların ülkeyi yönetme derdi yok, bunların derdi kendi günlük çıkarlarını korumak.Şimdi katil Öcalan muhatap alınacakmış.Dağdakilerin inmesi ile af çıkarılacakmış.Gizli tanıklarını, nasıl tecavüzcü bir PKK'lıdan seçtilerse, koskoca Türk Devleti'ne yol haritası verecek kişi de tecavüzcü bir sapık!İngiltere'nin Kürdistan hayali kaç yüzyılın hayalidir? Kürt açılımı denilen açılım için "iyi şeyler olacak" diyen Gül kim? Cumhurbaşkanı forsu olmaksızın, Türk karasularında olmasına rağmen Türk bayrağı çekmeyen İngiliz Kraliçesi'nin savaş gemisine gidip Kraliçe tarafından nişan takılan zat.Herkesin gözünün önünde ABD, İngiltere, İsrail’in Kürt senaryosu uygulamaya konuldu.. RTE herkese laf yetiştirirken, DTP'lilerin Kürdistan sınırlarını belirledik deme cüretlerine bir tepki verdi mi? Vermedi..! Adam tarafını daha nasıl belli etsin?Adamlar açık oynuyor, daha ne desinler? Daha ne yapsınlar?Bazan 35, bazan 42, 47 etnik gurup diyerek Türk Devleti'nin bütünlük şuurunu parçalamaya giriştiler. Bu tanımların Türk Halkına getirisi, faydası ne diye sormadın?Ülkenin tasfiyesi için tepkisiz halk, etkisiz ordu lazımdı, başarıyorlar. Başörtüsü, din havucu, medya tecavüzü ile halk tepkisizleştirildi, operasyonlarla ordu etkisizleştirilmeye çalışılıyor.Fare kulağını-burnunu yemek istediğinde önce bir salgı ile uyuşturur, sonra yer. Türk halkı da aynı durumda. Farelerin işgalinde, kulağı, burnu, dudağı kalmadı...Şehit Mehmetçiğin ailelerine para verelim demiş PKK sever vekiller. PKK'ya kan parası ödemeye kalkanlar, Mehmedimin şehadetine fiyat biçiyor.Hiçbir ülkede bir devletin varlığı ile böyle oynanmasına izin verilmez. Her devlet basiretsiz siyasiler nedeni ile devletin bekasına gelecek tehlikeyi bertaraf edecek tedbiri alır. O ülkelerde siyasileri eleştirebilirsiniz kimse bir şey demez ama devletin bekası ile ilgili en küçük zaafta yakanıza yapışırlar.Ülkenin uçuruma gidişini engelleyecek mekanizma ne olacak? Başka devletlerle bağlantılı siyasiler nasıl denetlenecek, nasıl engellenecek?

Türkiye'de ortaya çıkan boşluk ve problem budur? Peki halkı, kim nasıl ne şekilde aydınlatacak?

Günün Sözü: Kadere inanacaksın, ancak kaderini kendin yazdığını da unutmayacaksın.

 Açılım, Powell, Gül ve gizli anlaşma!

 

Türkiye İş Kadınları Derneği İstanbul’da Anneler Teröre Karşı konulu konferans düzenliyor ve Kürt açılımının mimarı olan ABD’nin eski Dışişleri Bakanı ve CIA ajanı Colin Powell’ı konuşmacı olarak davet ediyor...  Tam da teröristlerin dağdan indiği gün...Gül’le Powell protokol imzalıyor. Bugüne kadar yalanlanmayan protokol, üniter devlet yapısının terk edilerek federasyona geçilmesini gerektiriyor.Abdullah Gül, gizli anlaşmayı itiraf etmişti.

24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde Sedat Sertoğlu’na açıklamalarda bulunan Gül,  bir soru üzerine şunları kaydetmişti: “Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (eliyle koltuğa vurarak) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell, Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var.”  Bu açıklamaların hemen sonrasında 9 maddelik mutabakat basına sızmıştı. Mutabakatta şu maddeler yer alıyordu:

ABD müdahale edebilir

1- Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, aşamalı olarak Türkiye sınırları içine çekilecek.  Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtlarda bulunmayacak.

2- PKK/KADEK’e karşı Türkiye devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına haber ve bilgi verilecek, izin alınacak. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD Hükümeti, uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askeri yaptırımları saklı tutacak.

 Pentagon’a üs verilecek

3- Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek.

4- Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek, özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak.

Kürdistan tanınacak

5- Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve ’Kürdistan’adı verilen devlet resmen ilan edildikten sonra Türkiye tarafından da resmen tanınacak.

6- Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak.

Eyaletleşmenin önü açılacak

7- Kamu Reformu Yasası ve Yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek. Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona geçecek.

8- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ’Arafat modeli’ denen uygulamayla devre dışı bırakılacak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak.

9- Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek, sınır ticaretinde Ermeniler lehinde düzenlemeler yapılacak.

 

ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyaretinde, Türkiye’nin iç ve dış sorunlarıyla ilgili önerilerini de hatırlarsak değişen bir şeyin olmadığını görürüz.Yani! Yanisi şu; Okyanus ötesinin planları aynı, değişmiyor. Ampullerin Partisi bir program çerçevesinde taleplere uygun icraatlarda bulunmaya devam ediyorlar.Bunun gibi Ampullerin yetkilileri, 7 yıllık süre içinde acaba ABD ile daha başka hangi gizli anlaşmaları imzalamıştı? Bilen var mı?

Dönemin Gn.Kur.Bşk. Org. Büyükanıt’la Dolmabahçe gizli görüşmesi gibi Baykal’la da görüşmek istemesi neyin ürünü? Gizli görüşme ısrarının nedeni açık değil mi?Şimdi; Ampullerin iktidarda kalmak uğruna, devletin bekasını Milletin varlığını tehlikeye atan hangi gizli anlaşmalar yaptı diye sorular, akla gelmiyor mu?

Günün Sözü: Devlet adamı; ülkesinin yararını ve halkın esenliğini her şeyin üzerinde tutan kişidir.

Halk uyanmayacak mı?

Bu kadar duyarsızlığın hakim olduğu ülkede daha ne diyelim ne yazalım ki?

Sözler havada kayboluyor, yazılar kağıtlarda kararıyor.. Vicdanları kararmış, kalpleri mühürlü, kulakları sağır, gözleri kör olanlar için ne deseniz, ne yazsanız boş!..Kin ve nefret ruhları satın almış, bedenler hareket ettiriliyor..

 Bakın; ilk icraatları Türk adıyla birlikte Türk Telekom'u Arap'a "aslında İngiliz'e" sattılar, anlamadınız. Adı Türk, kendi İngiliz+Arap olan Türk Telekom'da İngiliz ajanı 3 kişi tespit edildi.! Uyanmadınız!Yunan televizyonlarından birinde Finansbank'ı almaya çalışan kilise bankasının yetkilisine Türkiye'den neden bir banka satın almak istedikleri soruldu. Cevap çok çarpıcıydı: "Biz Türkiye'den toprak alacağız(!)" Soran basın mensubu bu sefer de:"Türkiye'de toprak satışı zaten serbest. Neden böyle bir yolu deniyorsunuz?" Cevap:" Yarın başka bir hükümet gelir toprak satışını yasaklar ama bankanın el koyduğu yere bir işlem yapılamaz(!)". Yani adamlar niyetlerini saklamadı ama Türkiye'de hükümet edenler için bu niyetlerin bir önemi yoktu. Finansbank'ı Yunanistan'a sattılar. Düşünmediniz!

Şimdi Polatlı'dan bir çığlık geliyor: "Yunanistan savaşarak alamadığını para ile alıyor. Çiftçiler kredilerini ödeyemeyeceği için tarlasına el konuyor..!" Bu banka Trakya'da tarlalarda kredi dağıttı. Ortada duyarlı yetkili yok.!

 Van Akdamar adası, Ermenilerin Türk kadınlarını götürüp tecavüz ettikleri için  "Tecavüz adası" olarak da anılan adada bulunan Ermeni kilisesi bu fakir halkın cebinden onarıldı. Kiliseyi onarıp açmaları neyin rövanşıdır demediniz! Adamlar daha ne yapsın!

Türk askerinin başına çuval geçirilmesi karşısında biri mantı yemeye devam ediyor, diğeri nota verecek misiniz sorusuna dalga geçerek müzik notası mı diye cevap vermişti!Kuzey Irak da öldürülen Türkmenlerin Alevi olduğunu öğrendiğinde,ne olmuş ki,öldüren kürtler sünni imiş bizdenlermiş diyen zihniyet!

Şehit babasını, RTE dava etti. Şehit annesi için "ben o kadını mı dinleyeceğim" dedi. Şehit cenazelerine yasak geldi.Şimdi de şehitlerimize kan bedeli fiyat biçeceklermiş. Tıpkı Menderes hükümeti döneminde Kore'ye giden Mehmetçiğe ABD'nin biçtiği 23 Sent gibi.

              ...

Türkiye' de askerlik yapma konusunda ayrım yoktu. Herkes askerliğini yapardı, şöyle veya böyle. Paralı askerlik yapılmasının önünü açanlar askerliği parası olmayanların sırtına yıktı.

Yani milli gelirden en az pay alanların sırtına.

 Yandaş medyada yazan bazı soysuzlar bir gazimizi hedef yaptı. Ampullerinn kadrolu elemanları, ülkesi uğruna 2 bacağını vermiş, tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş bir gazimizi.abdestini aldıktan sonra şakağına silahı dayayıp tetiğe basınca, biraz olsun utanmak yerine "tutuklanacağını düşündüğünden kendini vurmuş olabilir" dediler..

Bu adamlar köşe yazacak, bu millet aydınlanacak öyle mi? Bu trajik ölüm karşısında bile ne siyasetin başındakiler, ne de yandaş medyası vicdani bir duyarlılık göstermedi.

Kahramanına sahip çıkamayan bir millet ülkesine sahip çıkabilir mi?

Yıllardı bu köşe de gelişmelere bakarak diyorum ki; Milli duygular bilerek kışkırtılıyor. Türkiye'nin bağımsız iç dinamiklerinin, tepkisel gücünün ölçüsü alınıyor. Bu ölçüye göre bir deli gömleği dikiliyor, kolları da AG’e ve RTE'ye bağlatılıyor!" DB’liye bağlatıldığı gibi! Adam ananı da al git diyor. Adam bu millete marabalığı layık görüyor. Ulus devlet, Üniter devlet, Türk Milleti diyenler faşistlikle, gericilikle suçlanıyor.  Sen fakirleştikçe onlar zenginleşti. Türk kadınları vesika alabilmek için sıraya girerken onlar uçak-ev beğenmedi. Daha ne yapsınlar?Muhalif her ses bir yolla etkisizleştirilip susturuldukça, ne kadar ajan, provakatör, dış ülkenin maaşlı yazarları varsa sınırsız hoşgörü ile taltif ediliyor.Herkesin tarafı belli, bunu saklama gereği duymuyorlar. Anlamayan sensin ey Türk Halkı.

Günün Sözü: Akıl gururdan üstündür, unutma!

 İş adamı, siyasetçi ve siyasi linç!                                  

 

Cem Uzan’ın Fransa’dan iltica talebinde bulunması gerçekten hüzün verici!  Hakkındaki davalar nedeniyle ülkesini terk etmek, bir vatandaşa, hele hele bir iş adamına, bir parti genel başkanına yakışmıyor! Kendi ülkesine kendi yargısına güvenmeyen birinin kısa süre öncesine kadar ülke yönetimine talip olmasındaki garabet de ayrı bir konu!Cem Uzan grubuna ve Aydın doğan Grubuna yönelik mali operasyon devam ederken, korunan ve kollanan iş dünyasının önde gelen kesimlerini hatırlatmakta yarar var.Daha bir süre önce; Faruk Süren, Turgut Yılmaz, Mehmet Emin Cankurtaran ve Yahya Murat Demirel'in de bulunduğu 106 işadamı, hayali fatura, belge ve hayali ihracat işlemleriyle yaklaşık 1.7 milyar dolarlık kaçakçılık yaptıkları iddiasıyla yargılandıkları dava zamanaşımına uğramıştı!Mahkeme heyeti de zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ortadan kaldırılmasına karar vermişti.

 Listede 106 işadamı vardı. İddianamede ismi geçenlere dikkat edin. İki büyük spor klubü başkanından, Eski başbakan’ın kardeşine, Eski Cumhurbaşkanının yeğenine, hemen herkes var. Var da nasıl oluyor da yıllar sonra zamanaşımından paçayı yırtıyorlar.Böyle devlet böyle hukuk böyle yargı olur mu diyeceğiz şimdi? Ne yazık ki evet. Ancak bir şeyi belirtmek gerekir. Bu kanunu kim çıkardı neden çıkardı ne zaman çıkardı, neden çıkardı kimler için çıkardı sorularını sorarak açıklayabiliriz.Bakın Kanunu kim gündeme getirip çıkarıyor. Hazırlayan siyasetçiler, kim hukukçular yani meclisteki hukukçular. Kararı kim veriyor Meclis yani siyasetçiler. Peki meclisteki milletvekillerinin büyük çoğunluğu kim? İş adamı.Peki Yargı ne yapacak? İstese de istemezse de kanunu uygulayacak. Kanun da böyle olursa şimdi biz yargıyı mı suçlayacağız? Hayır Yargı önündeki uygula denilen kanunu uyguluyor. Ve böylesine garabet ortaya çıkıyor.Hatırlarsanız, hayali ihracat furyası Turgut Özal dönemi rezaletiydi. Ve Demirel’de bu hayali ihracatlardan hesap sormayan namerttir diyerek tekrar iktidara gelmişti. Gelmişti de unutmuştu vaadini. Sonra mı, sonra cumhurbaşkanı da oldu. 7 yıl boyunca hayali ihracat kelimesini ağzında duyan olmadı. Şimdi de ortalarda dolaşıp konuşuyor. Kim ciddiye alır.Dikkat edin dönemin hayali ihracatçıları Ampulleri destekledi, destekliyor. İstedikleri gibi kanunlar çıkartıyorlar. Zavallı oy veren halk da zannediyor ki Ampuller bizden. Hiç düşünemiyorlar ki değiştik dediklerinde, gömlek çıkardık dediklerinde her şeyi söylemişlerdi. Ama zavallı halk ne anlayacaktı ki söylenenlerden!Bakın bu satırların yazarı, savcı iken hayali ihracat davalarını soruşturduğu ve kapatmadığı için birçok yere sürgün edilmişti ve istifaya zorlanmıştı..

Yorum sizin! Bunlar nasıl oluyor demeyin. Başbakanlığa gelir gelmez oğlu 2.5 milyon dolarlık gemi almamış mıydı? Cumhurbaşkanın oğlundan tutun da  maliye bakanına, enerji bakanına, ulaştırma bakanına varıncaya kadar 25 yaşını doldurmamış oğullar, Özal dönemi gibi birden zenginleşmemişler miydi? Değişen ne? 

Ya Deniz Feneri davası! Almanya yüzyılın dolandırıcılık davası diye açıklarken Türkiye’de ne durumda bir karşılaştırma yapmak gerekmiyor mu?Tabi tüm bu gerçekler yanında halk demokratik açılım adıyla meşgul ediliyor. Şaşırtıcı olan demokratik açılım adıyla yüzyıllardır bir ve beraber yaşayan insanların temiz vatanseverlik ve kardeşlik duygularını kim neden niçin istismar ederek gündemi meşgul ediyor, düşünün.! Düşünün ki gerçeği görebilesiniz.Ve nereden nereye!.

Hatırlatıyorum:  İnanmayın sorgulayın diye. Sorgulayın. Neyi mi her şeyi, herkesi!Göreceksiniz, aldanmayacaksınız, aldatılan olmayacaksınız, sağlığınızı koruyacaksınız.

Siyaset, din, ahlak, para, zenginlik, şöhret hemen hepsi illizyonist bir görüntüden başka bir şey değil. Önemli olan inandığını anlamak, hissetmek, yaşamak!

Gerisi mi çene yoran avuntu. Ötesi yok.

Günün Sözü: Arkadaşlık hoşlandığın bir meyvedir. Hem tatlandırır, hem soldurur, sonra mı, neden dedirtir.

 

Prof.Dr.Nurullah AYDIN

KÖKTÜRKLER